”Atatürk Bizi İslamdan Uzaklaştırdı” Yalanı ve Atatürk Devrimlerine İslami Açıdan Bakış

1622754_648187625260429_8414684314017769420_n
Yobazın hangi iddiası olursa olsun her iddiasının altında yatan temel düşünce nedir desem ne cevap verirsiniz? Kısaca özetlersek iddialarında temel düşünce şudur: Atatürk bizi islamdan uzaklaştırdı, şeriatı kaldırdı, bizi dinsizleştirdi vs gibi eni boyunu tutmayan saçmasapan düşünceler…. Hiç bir mantıklı tarafı yok bilimselliği yok objektifliği yok. Yıllardır bu yalanları ısıtıp ısıtıp milletin önüne koyuyorlar. Peki bu düşüncelerinde ne kadar haklılar? Atatürk devrimleri gerçekten bizi islamdan uzaklaştırmış mıdır? Cumhuriyetten önceki mi yoksa Cumhuriyetten sonraki  yönetim şeklimiz mi islama daha uygun? Atatürk devrimleri kurana aykırı mıdır? Devrimleri teker teker islami açıdan değerlendirerek inceleyelim.
Saltanatın Kaldırılmasına İslami Açıdan Bakış
Atatürk devrimlerinden ilki ve en önemlilerinden biri saltanatın kaldırılmasıdır. Yobaza göre  Atatürk Osmanlıyı yıkmış Cumhuriyeti kurmuştur. Saltanatı kaldırmıştır. Atatürk’ün bu icraatı islama uygun mudur yoksa yobazın iddiası gibi şeriata aykırı mıdır? Bunu islamın tek kaynağı olan kuranı göz önünde bulundurarak değerlendirelim
Saltanatın kaldırılmasını bir kenara bırakalım saltanatın varlığı bile islama aykırıdır.. Saltanat islamın düşmanı ve yıkılması için müslümanların savaşması gereken bir sistemdir. Kuranda tanımlanan müşriklerin ve kafirlerin hepsi iktidarı elinde bulunduran ve sahip oldukları güce dayanarak insanlara zulmeden krallar, firavunlardır. Peygamberlerin hepsi zulümle savaşmıştır. Her peygamber kralların firavunların ellerinde bulundurdukları dünyevi otoriteye karşı çıkımıştır. Peygamberlerin en temel görevi millete zulmeden dünyevi otoriteyi yok edip ilahi otoriteyi egemen kılmaktır. İlahi otorite de dünya üzerinde yaşayan tüm insanların eşitlenmesidir. 3 büyük dinin de ortak mesajı sadece Allaha kulluk etmektir. Kuran, İncil ve tevrat insanın insana kul olmasına karşı peygamberlerin tebliğ ettiği bir manifestodur.
İslam, kölelerin dini olarak ortaya çıkmıştır. İlk müslümanlardan Zeyd peygamberin kölesidir. İlk ezanı okuyan Bilal Habeşi Etiyopyalı bir köledir. İslamın doğuşunda ilk müslümanlar arasında Mekkenin iktidar sahiplerinden kimse yoktur. Bu açıdan ele alırsak islam mazlumun ezilenin,  iktidar sahiplerine karşı isyanıdır. Yani kendisine müslüman diyen bir insanın her şeyden önce kula kul olmayı emreden saltanata karşı çıkması gerekir. Hz Muhammed’e karşı çıkan müşriklerin karşı çıkmalarındaki en önemli nedenlerden birisi kölelerin kendilerine itaat etmemesidir  Müşrikler, peygambere ”Muhammed, tek ilah Allahtır. Allah katında herkes eşittir diyorsun bizim kölelerimizi kışkırtma düzenimizi bozma” demişlerdir. Hatta bu iddiasından vazgeçmesi için Mekkenin lideri olmasını bile teklif etmiştir. Hz Muhammed ise bu teklife ”Bir elime ayı diğer elime güneşi verseniz yolumdan dönmem” diye cevap vermiştir. Mekke’nin lideri olmak varken kölelerin yanında olmayı tercih eden bir peygamberin dininde saltanat olabilir mi? Bu en başta Hz Muhammed’e ihanettir. Hz. Musa’nın  Firavuna karşı mücadelesine  ihanettir.
Konuya kuran ışığında da yaklaşırsak kuranda iktidar ve saltanat konularının geçtiği her ayette saltanat kötülenmiştir. İslama ters bir kavram olarak gösterilmiştir. Kuranda hiç bir zaman saltanat rejimi savunulmamıştır. Kuranın saltanatı reddettiği ayetlerden biri şöyledir:
Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır. (Taha-131)
Bu ayet ışığında şunu tekrar soralım. Atatürk’ün saltanatı kaldırması islama aykırı mıdır? Yoksa islamın emrettiği bir emir midir? Milletin kendi egemenliğine sahip ve yönetimde herkesin eşit olduğu Cumhuriyet mi islamidir? Yoksa kendilerine zillullah yani Allahın yeryüzündeki gölgesi, halka ise reaya yani koyunlar diyen Osmanlı’nın saltanat rejimi mi islamidir? Sahi Firavun ile Hz Musa arasındaki mesele tam olarak neydi? Firavun halkına ne diyordu? Neyse geçelim Osmanlı padişahları evliyaydı hiç firavun olurlar mı?
Halifeliğin Kaldırılmasına İslami Açıdan Bakış
Yobazın yırtınıp durduğu şikayet ettiği devrimlerden birisi de hilafetin kaldırılmasıdır. Yobaza göre Atatürk hilafeti kaldırıp islam düşmanlığı yapmışitır. Halife müslümanların lideridir. Halife olmazsa müslümanlar başsız kalır … vs. Şimdi de bu iddianın kuranla ilişkisinin gerçekliğine bakalım. Cidden hilafetin kaldırılması islam düşmanlığı mıdır?
Hilafetin islama aykırı olup olmadığını anlamak için hilafetin nasıl ve hangi amaçla ortaya çıktığını bilmek gerekir. Bilindiği gibi halifelik peygamberin ölümünden sonra ortaya çıkmıştır ve ilk halife Hz. Ebubekirdir. O halde hilafet için ”peygamberin ölümünden sonra müslümanların ortaya çıkardığı bir kurum” diyebiliriz. Yani hilafet hakkında bilmemiz gereken ilk şey ”İlahi bir kaynaktan güç alan ve varlığını Allahtan alan bir makam” olmadığıdır. O halde şunu soralım kaynağı ilahi olmayan, gücünü Allahtan almayan bir makamın kaldırılmasının islama aykırılıkla alakası ne?
Hilafetin tarihi gelişim sürecine bakarsak ilk 4 halife müslümanlar tarafından seçilmişken 4 halife sonrası hilafet saltanatların halkı yönetmek için kullandığı siyasi bir güç olmuştur. Hz. Ömerin halifeliğiyle Kanuninin halifeliği aynı mıdır? Hz. Ömer halkının içinde yaşayan sıradan bir insan iken kanuni saraylarda yaşayan ve kendisini Allahın yeryüzündeki gölgesi ilan eden bir padişahtır. Sizce bu iki kişi aynı yolda olabilir mi? Hz. Muhammedte bu gerçeği ümmetinde hilafetin 30 yıl hüküm süreceğini söyleyerek ifade etmiştir:  
Sefine (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: “Hilâfet, ümmetim arasında otuz yıl sürecektir. Bundan sonra saltanat gelecektir.” Said İbnu Cumhân dedi ki: “Sonra ilâve etti: “Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh)’in hilâfetine Hz. Ömer’in hilâfetini, Hz.Osman’ın hilâfetine Hz. Ali’nin hilâfetini (radıyallahu anhüm ecmain) ekle (parmaklarınla say) bak!” dedi. Bunları (sayınca hakikaten) otuz yıl bulduk.” Sefine’ye: “Emevîler, hilâfetin kendilerinde (devam ettiğini) zannederler”denmişti, şu cevabı verdi: “Benî’z-Zerkâ yalan söylüyor. Onlar krallardır, hem de en kötü krallar.” Ebû Dâvud, Sünnet 9 (4648, 4647); Tirmizî,Fiten 48, (2227).
Onlar krallardır. hem de kötü krallar.. Tarihe baktığımızda ilk 4 halife sonrası gerçekten hilafeti elinde bulunduranlar krallardır. Halkını koyun olarak gören zalimlerdir. Bu gücü elinde bulundurmak için islam devletleriyüzyıllardır birbirleriyle savaşmıştır. Hilafet için müslüman müslümanın canına kıymıştır kan dökmüştür. 1400 yıl saltanatların sahip olmak için milyonlarca insanın kan döktüğü bir sistemin neresi islama uygundur? Hiç bir ilahi vasfı olmadığı halde Allahın yeryüzündeki gölgesi diye kutsallaştırılan, şirke bulaştırılan bir makamın nesi islama uygundur? Böyle bir makamın varlığı şirktir kaldırılması ise Allahın emridir. Çoktan kaldırılması gereken bir kurumu Atatürk kaldırmıştır. İslamın 1400 yıllık putunu yıkmıştır. Bu davranış ise putları yıkan bir peygamberin tebliğ ettği dinin özüne uygundur 
 Şapka Devrimine  İslami Açıdan Bakış
Yobazın islama aykırı olarak gördüğü devrimlerden birisi de şapka devrimidir. Neymiş efendim Atatürk bizi gavurlaştırmış özümüzden koparmış, şapka giymek küfürmüş abuk sabuk laflar. Gerçekten bu iddiayı anlamak zor. Kıyafeti kutsallaştıran bir kesimle karşı karşıyayız. Bunu Mekke müşrikleri bile yapmamıştır. Ebu Cehil çıkıp ”Ey millet sarık giymek dinimize uygundur” demiş olsaydı herhalde millet alay ederdi deli misin sen derlerdi ama maalesef Mekke müşriklerinin bile yapmadığı şeyi müslümanlar yapıyor. Bunu anlamakta kabullenmekte çok zor.
Şapka giymek gavurluktur diyene ilk sorum şudur: Allah kuranda sarık giyin mi diyor? ”Ey inananlar sarık giyin” diye bir ayet var mıdır? Sizden böyle bir ayet göstermenizi rica ediyorum. İkinci sorum Hz Muhammed sarık giyiyordu da da Ebu Cehil fötr şapka mı takıyordu? Bana Bedir savaşında fötr şapka takmış bir müşrik göstermenizi rica ediyorum. Üçüncü sorum  peygamber kutsal olduğu için mi sarık giyiyordu? Peygamberliğin kendisine vahiy edilmediği dönemde başka bir başlık takarken peygamberlikle görevlendirdiği gün ”artık sarık giymeliyim ümmetime de sarık giydirmeliyim” mi demiştir? Bu sorumun da cevabını istiyorum. Dördüncü sorum ”Allah başka ümmetlere benzemeyin” derken ”hepiniz tek tip giyinin, aynı fabrikanın ürünü gibi dolaşın” mı demiştir ?
Bu soruları geçip gerçeklere dönelim. Önce kıyafet nedir başlık nedir onu bilelim. Hiç bir insan doğarken sarıkla doğmaz ve hiç bir insan öldüğünde sarıkla gömülmez. Doğarken de ölürken de çıplağız. Kıyafet dediğimiz şey insan ürünüdür. İlk insan Hz. Adem’in sarığı yoktu, ilkel insanların hayvan kürkünden başka kıyafeti yoktu. Kıyafet tarih boyunca değişim gösteren kültürel bir şeydir. İnsanlık geliştikçe, milletlere ayrıldıkça farklı kültürler ve o kültürlere bağlı olarak farklı giyim çeşitleri ortaya çıkmıştır. Araplar da hem iklim şartları hem de kültürleri yüzünden sarık takıyordu.  O zaman şunu ifade edebiliriz ”Her millet yaşadığı iklimin ve kültürünün etkisine göre giyinir”. Eğer Hz. Muhammed arabistanda değil de kutuplarda yaşamış olsaydı sarık değil kürk giyecekti. Eğer öyle olsaydı hepiniz ”peygamber kürk giymiş biz de giyelim” diye sokaklarda kürkle mi gezecektiniz? Komik olmayın lütfen. Ne şapkanın ne de sarığın dinsel bir kutsallığı yoktur. Bunlar sadece insanların giyiminin parçasıdır. Kuranda dini anlam yüklenen tek şey baş örtüsüdür. Bunun dışında her hangi bir kıyafete dişni anlam yüklemek sapıklıktır.
Harf Devrimine İslami Açıdan Bakış
Yobazın islam adına karşı çıktığı en önemli devrimlerden birisi de harf devrimidir. Atatürk harf devrimi yaparak islam harfleri yerine latin harflerini getirmiş, bizi özümüzden koparmış dedelerimizin mezar taşını okuyamaz olmuşuz. Bu iddiayı duyan da harf devriminden önce milletin kütüphanelerden çıkmadığını zanneder. Madem millet okuyabiliyordu neden bugün ”yahu bu buluş kuranda vardı” dediğiniz buluşları müslümanlar bulmadı? Okumayı biliyorlarsa kurandaki bilimsel buluşların mesajlarını algılayıp elektriği icat etselerdi de biz de övünseydik.Neden yok ? 10-12. yüzyıl arası islamın parlak dönemini öne sürüp ”aha bak bizde de bilim adamları vardı” demekle olmaz bu işler. Bana bugünden bahsedin. Mevlananın da dediği gibi ”dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım”. Son 300 yıldır bir buluşun var mı? YOK. Bugün bilimde biz hariç tüm islam devletleri arap alfabesi kullandığı halde bilimde çok geri kalmış mısın? EVET. O halde harf devrimi bizi cahil bıraktı demeyeceksin. Sen harf devriminden önce de cahildin hala da cahilsin. Bu kafayla gidersen ilelebet cahil kalmaya devam edeceksin.
Konuya başka bir açıdan yaklaşıp şu islam harfleri saçmalığına değinmek istiyorum. İslam alfabesi ne demek? Dinlerin alfabesi mi olur? Örneğin Çin alfabesi Çin dininin mi alfabesidir? Kiril alfabesi kiril dininin mi alfabesidir? Latin alfabesi Latin dininin mi alfabesidir? Her alfabe bir millet ismiyle anılıyorsa neden arapların alfabesi islam alfabesi oluyor?Allah kuranla beraber yanında arap alfabesi mi indirmiştir?. Allah bu andan itibaren hepiniz arap alfabesi kullanacaksınız mı demiştir? Araplar islamdan önce yazıyı bilmiyor muydu? Hangi alfabeyi kullanıyorlardı? Bugün sizin kutsal saydığınız o alfabeyle araplar islam öncesi şirk dolu şiirler yazıyordu. O zaman da arap alfabesi müşriklerin dininin mi alfabesi miydi? Kısa ve net. Arapların alfabesi arap alfabesidir ve her arap doğduğu günden öldüğü güne kadar sadece bu alfabeyi bilir. Bunun islamla din ile alakası yok. Hz. Muhammed yazının icadından önce yaşamıoş olsaydı bugün neyi okuyacaktınız? Allah kurandan önce de başka dillerde başka alfabelerde seslendi. Kuran bu durumu da şöyle açıklıyor:  
(Allah’ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.(İbrahim-4)
Allah her kavme kendi dilinde peygamber gönderdim dediğine göre şunu soruyorum. Tüm müslümanların aynı milletten olmadığı halde tek bir alfabe kullanması kı Allahın emrine uygundur yoksa her milletin kendisine uygun olan alfabeyi kullanması mı? 
Türkçe Ezana İslami Açıdan Bakış
Yobazın sürekli istismar ettiği konulardan birisi de ezanın Türkçeleştirilmesir. Yobaz iddiasına göre Atatürk ezanı Türkçeleştirerek susturmuştur. Sanırsın ki Türkçe konuşurken insanların sesi çıkmıyor kimse duymuyor ama yobazın susturmaktan kastı ezanın arapçasının okunmamasıdır. Çünkü yobaza göre ezan arapçadır. Arapça okunmuyorsa susmuş sayılır. Gerçekler öyle mi bakalım.
Ezan hakkında bilmemiz gereken ilk şey kutsal bir metin olmadığıdır. Ezan peygamberin müslümanları camide toplamak için bulduğu bir çözümdür. Arap olduğu için de doğal olarak bildiği tek dil de arapçadır. İlk olarak şunu soralım ezanın o günün şartlarında  arapça olması dışında bir ihtimal var mıdır? Bilal habeşi İngilizce biliyordu da arapça mı okudu? Mekkede Oxford vardı da Bilal Habeşi mi okumadı ? Peki o zaman ezanın özünde ne vardır?
Ezanın özünde insan sesi vardır. Ezanın orjinalliğini dil değil insan sesi dışında bir sesin minareden okunması bozar. Çünkü müslümanlar hristiyanların çanına karşılık ”Onların çan sesine karşılık biz insan sesiyle seslenelim’‘ demişlerdir. Bu yüzden 1400 yıldır Hristiyanların sembolü çan sesiyken bizim sembolümüz insan sesidir. Onların kiliselerinden çan sesi duyulur bizim camilerimizden insan sesi duyulur. Minarelerden Allahu Ekber diye seslenilmesinin nedeni ilk ezanı okuyan Bilalin arapça dışında bir dil bilmemesidir. Bilal kendi dilinde okuduysa her millet kendi dilinde okuyabilmelidir. Arabın arap olmayandan üstünlüğü yoksa.neden dünyada ezanı sadece araplar kendi dilinde duyuyor? Neden benim böyle bir hakkım yok? Üstünlük sadece takvadadır diyen bir dinde böyle bir ayrıcalığın yeri olamaz. Her millet ibadete kendi dilinde çağrılmayı hak eder. İnsanın annesi bile evladına kendi dilinde sesleniyorken Allahın kuluna anlamadığı bir dilde seslenmesi düşünülebilir mi?  Türk bir anne babanın evladına ”I love you” diye sevgi göstermesi ne kadar saçmaysa Allahın da yarattığı kullardan biri olan Türklere arapça seslenmesi o kadar saçmadır.
Ezanın farklı dillerde okunması islam birliğini bozar iddiası da tamamen saçmadır. Her milletin kendi ülkesinin sınırları içinde ezanı ana dilinde okumasından kime ne? Benim ülkemde ezanın Türkçe okunması Afrika’da yaşayan müslümanı etkilemez. O ezanı duyacak olan benim.  Namaz vakti geldiğinde camiden Allahu ekber yerine Tanrı uludur diye duyduğunuzda ezan olduğunu anlamayacak kadar salaksanız bu da sizin sorununuz. Ayrıca ezan 1400 yıl arapça okunduğu halde bugün islam ülkeleri arasında bir birlik yoksa ezanın arapçasında bir keramet olmadığının ispatıdır.
Bir yanda yobazın iddiaları diğer yanda islamın gerçekleri.. Sizce Atatürk’ün devrimleri bizi islamdan mı soğutmuştur yoksa Hz Muhammed’in tebliğ ettiği dine mi yaklaştırmıştır? Atatürk’ün kaldırdığı şeriat gerçek islam mıdır yoksa hurafelere batmış bir şirk düzeni midir? Bunları sorgulayın sorgulamaktan zarar gelmez. Kuranda da Allahın emrettiği gibi
Allah ayetlerini düşünesiniz diye böylece açıklamaktadır. (Bakara-242)
TIBBIYELİ HİKMET

”Atatürk Bizi İslamdan Uzaklaştırdı” Yalanı ve Atatürk Devrimlerine İslami Açıdan Bakış” için bir yorum

  • Şubat 5, 2015 tarihinde, saat 2:54 pm
    Permalink

    1400 yılda dinini öğrenemeyen ve öğretemeyen bir islam Dünyası var.Mensuplarını asgari insani ölçülere sahip hale getiremeyn bir inanç sistemi var. Hatta 1400 yıldır orucu ne bozar,ne bozmaz tartışmasını bile bitirememiş bir islam var. Siyasetin ve paranın elinde çürümüş bir dinin mensuplarıyız. Canlı yaşamını hiçe sayan cani ruhlu insan yaratığı oluşturan bir din. Böyle bir din ancak paragözler yaratır,eli kanlı cinayet şebekeleri yaratır. HZ muhammet mümkün olsada şöyle başını kaldırıp bir bakabilseydi Allahtan ilk dileği bu Dünya’yı helak dileği olurdu.

Bir cevap yazın