İktidar Yandaşlarının Göremediği Gerçekler

1
Ülkemin her gün biraz daha kutuplaştığını görmek acı veriyor… Ortak değerlerimizi, kültürümüzü, kardeşliğimizi, en önemlisi tarihsel geçmişimizi kaybediyoruz. Neden ? Siyaset için.. Her seçim öncesi ve sonrası insanların birbirlerine düşmanca tepki vermesinin bizi götüreceği tek yer bölünme ve iç savaştır. Biz bu vatanı, sandıkla, siyasetle kurtarmadık. Kanla, gözyaşıyla, savaşla ve yüzbinlerce şehidin canıyla kurtardık. Son 12 yıldır Allahın belası siyaset uğruna yüz yıllık geçmişimizi ne çabuk unuttuk? Çanakkale daha dün gibi.. Hangimizin ailesinde şehit yoktur söyler misiniz? Hangimizin dedesi bu vatan için canını vermedi ? Hangimiz bir diğerimizden daha üstün ? Bana biri çıkıp desin ki benim dedelerim hepinizin dedelerinden daha fazla bu vatan için şehit oldu. Diyebilir mi? Diyemez çünkü yok birbrimizden farkımız…
 
Yıllardır insanların birbirlerine düşmanca saldırdığına tanık oluyorum. En küçük mevzuları tartışırken bile insanlar karşısındakine ölümüne saldırıyor. İdeolojilerimizi silah yaptık savaşıp duruyoruz. Özellikle son yıllarda her seçim sonrası iktidar yandaşlarının muhalif görüşlü insanlara karşı kurtuluş savaşı kazanmış gibi haykırması garip geliyor. Bu öfkenin nedenine anlam veremiyorum. Neyin öfkesi ? Geçmişte hükümetlerin muhafazakar insanlara karşı bazı yanlışlar yapmış olması bugün iktidar yandaşlarının kendileri gibi olmayana öfke duymasına yeterli bir neden midir? Geçmişte başörtünle üniversitede okuyamadıysan öfkeni kapı komşundan çıkarmanın anlamı ne ? Komşun mu seni üniversiteye sokmadı? Bizim en büyük sorunumuz doğru yerde doğru kişiye tepki vermeyi bilmiyoruz. AKP ye oy veren kardeşim şimdi beni iyi dinle gerçek dostun ve düşmanın kim sana anlatacağım.
 
Öncelikle şunu söyleyim ben canavar falan değilim senin gibi bir insanım. Benim de iki gözüm iki kulağım bir burnum bir ağzım var. Hiç bir uzvum senden farklı değil. Sadece boyumuz kilomuz tenimizin rengi farklı o kadar.. İkincisi ben sandığın gibi dış mihrak, ajan, hain de değilim. Senin gibi bu ülkenin vatandaşıyım. Benim de nüfus cüzdanımda aynı devletin ismi yazıyor. Farklı ülkelerde yaşamıyoruz bunu bilmeni isterim.
 
Benim de tıpkı senin gibi sabah uyandığımda gittiğim bir işim ya da okulum var.Hayatımı devam ettirebilmek için çalışıyorum para kazanıyorum vergimi zamanında ödüyorum. Sen nasıl ki akşam işten ya da okuldan eve yorgun geliyorsan ben de yorgun geliyorum. Eve geldiğimde senin gibi kapıyı ailem açıyor onlarla beraber akşam yemeğini yiyorum, sohbet ediyorum, televizyon izliyorum.Yani  sandığın gibi rezidanslarda, saraylarda oturmuyorum. Senin gibi sıradan bir apartman dairesinde kirada ya da kendi evimde oturuyorum. Hakkımda nasıl bir hayat tarzı hayal ediyorsun bilmiyorum ama her gece barlarda eğlenmeye de gitmiyorum. Gitmek istesem de gidemem param yetmez. Evden işe, işten eve klasik bir hayatım var
 
Babamın fabrikatör olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun. Senin baban gibi işçi ya da memur emeklisi kendi halinde bir adam. Senin baban gibi otobüse biniyor yaşlı olduğu için indirimli akbil kullanıyor. Hasta olduğunda sağlık karnesiyle doktora gidiyor. Borcu,sıkıntısı da hiç bitmedi. Her zaman kredi kartı borcu oldu.  Yıllardır ülkesi için çalıştı bedenini zihnini yordu. Karşılığında ne kadar emekli maaşı aldığını biliyorsun söylememe gerek yok.  Bayramlarda senin babanla belki aynı camide bayram namazı kıldı kim bilir… Babalarımızın arasında da fark yok.
 
Soframda her akşam havyar, ıstakoz, somon balığı yok.  Seninle aynı şeyleri yiyorum. Çorba, makarna, pilav, kuru fasulye ve aklına yediğin ne yemek geliyorsa benim soframda da aynısı var. Her akşam soframda yemek olsun diye tüm gün çalışıyorum yoruluyorum. Akşam eve gelirken alış verişimi marketten yapıyorum domatesi, biberi, patatesi pazardan alıyorum, Ne marketler zincirim var, ne yemek yapan hizmetçilerim uşaklarım var, ne de her gün fransız mutfağından yemeklerim var. Kısacası soframıza koyduğumuz yemeklerde de fark yok.
 
Askerliğe gelince bedelli askerlik yapmadım. Seninle beraber askerlik yaptım. Askere yollanırken davul zurnayla, ”En büyük asker bizim asker” diye omuzlarda taşınarak yollandım. Aynı devredeydik.Aynı koğuşta, aynı ranzada yattık seninle… Yemeklerimiz aynıydı. Beraber nöbet tuttuk, çarşı izninde beraber gezdik. Kendimizi yalnız hissettiğimizde dertleştik, ailelerimizi ne kadar çok özlediğimizden bahsettik, teröristlerle yan yana savaştık. Ben senin yanında şehit oldum, sen benim yanımda… Arkamızdan yakılan ağıtlar aynıydı. Kimi Türkçe kimi Kürtçeydi ama annelerimizin döktüğü gözyaşı aynıydı. Arkamızda bıraktıklarımızın hiç biri bizden farklı değildi. Bizim gibiydi.
 
Bayrağımız ve marşımız da farklı değil. İlkokulda her sabah bahçede yan yana istiklal marşını okuduk. Stadlarda yan yana istiklal marşını coşkuyla söyledik. Milli maçlarda gol attığımızda beraber sevindik. Senin de dedelerin kurtuluş savaşında şehit oldu benim de. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da beraberdiler. Şimdi beraber toprağın altında yatıyorlar.Ninem de senin ninenden farklı değil. Seninki gibi köylü, başörtülü,kurtuluş savaşında cepheye silah taşıyanlardan..
 
Peki farklı olanlar kimler? Oy verdiğin adamlar… Yüzlerine, kıyafetlerine, yaşantılarına bak. Bizimle aynı mı? Ne evleri, ne sofraları, ne okudukları okullar bizimle aynı değil. Onların çocuklarının gemicikleri var senin neyin var? Bir sandalın bile yok. Onların çocukları yurt dışında okuyor ya sen? Devlet üniversitesinde okumak için eşek gibi sınavlara çalışıyorsun. Onlar devletin parasıyla 1000 odalı saray yapıyor. senin 1 aylık maaşını bardak olarak kullanıyor ya sen? Kirada oturuyorsun 70 metre kare evin varsa şükrediyorsun. Onların hastaneleri, marketler zincirleri var ya senin? Marketten süt alırken para üstünün hesabını yapıyorsun hastanede muayene olmak için sıraya giriyorsun. Onların kredi kartı borcu var mı? yok. Onların çocukları şehit oldu mu? yok. Sen hiç bir bakan oğlunun şehit olduğunu gördün mü? Ya da hiç havuzlu bir villadan ağıt sesi duydun mu? Onlar Allahın evi denilen camide bile bizimle aynı safta değiller.Kendilerine ayrılan yerde namaz kılıyorlar. Çünkü bizden farklılar. Bunu artık gör…
 
Seni yıllardır dünya devletiyiz diye uyutuyorlar. Osmanlı geri gelecek diye kandırıyorlar. Osmanlı geri gelmeyecek, Geri gelirse bu senin felaketin olur bunu da unutma. Çünkü Osmanlı’da halk zengin değildi, Osmanlı demek saltanat demek. Padişah sarayda yaşarken halkın aç yaşaması demek. Osmanlı demek kula kul olmak demek.  Yani Osmanlı geri gelse sana zerre kadar faydası yok. Ha ben padişahların halifelerin kulu olmak istiyorum diyorsan senin tercihin.. Dünya devleti olduğumuz da yalan. Dünya devletlerinin bizden korktuğu, çekindiği falan yok. Allahını seversen aynada kendine bir bak. Dünya devletinin vatandaşı böyle mi giyinir? Oturduğun eve bak. Dünya devletinin vatandaşı kibrit kutusu kadar evde kirada mı oturur? Biz dünyanın süper gücü olsak sen makarnaya kömüre muhtaç olur muydun? Gökten bereket yağıyor da tek damla senin üstüne düşmüyor mu?
 
Avrupa’nın bir emeklisi sadece bir aylık maaşıyla ülkende tatil yapıyor. Peki sen? Onların ülkesine gitmeyi bırak kendi ülkende bile tatil yapamıyorsun. Hadi gücün yetiyorsa Bodrum’da tatil yap. Bu nasıl dünyanın süper gücünün vatandaşı ? Bir aylık maaşıyla senin gidemediğin Bodrum’da tatil yapan yabancı turist seni niye kıskansın biraz düşün.  Artık gerçek dostunla düşmanını gör. AKP seçimi kazanınca kendin kazanmış gibi sevinip bana saldırma. Kazanan sen değilsin onlar… Ağzına bir parmak bal çalıyorlar, başörtümle okuyabiliyorum Allah razı olsun diyorsun makarnaya kömüre tav oluyorsun sonra verdiğin oyla 4 sene onlara şans veriyorsun. Yol yapması, metro yapması senin karnını doyuruyor mu? Elbette yapacak, AKP den öncekiler yapmadı mı? Demirel yaptığı barajlarla tarihe geçti, Menderes  traktörle tarihe geçti, Özal geniş caddelerle bulvarlarla tarihe geçti. Bu iktidarın da farkı yok. Sen onlara muhtaç değilsin onlar sana muhtaç. Sen oy vermezsen onlar bir hiç. Bu ülke AKP den önce de vardı sonra da var olacak. Onlar gidecek biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Geçmişte barajlar yollar yapıldıysa yarın da yapılacak. Yeter ki bana düşmanca yaklaşmayı bırak. Yoksa bu işin sonu felaket olur… İşte o zaman bizi kimse kurtaramaz…
 
TIBBIYELİ HİKMET

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Barış Pınarı Hüsranla Bitti...

6 thoughts on “İktidar Yandaşlarının Göremediği Gerçekler

  • 7 Ocak 2015 Çarşamba tarihinde, saat 11:04 pm
    Permalink

    Kutlarım dostum.
    Keşke akp ye oy verenler okusalar.
    Okuma özürlü olmasalar akp ye oy vermezlerdi.

  • 8 Ocak 2015 Perşembe tarihinde, saat 1:50 pm
    Permalink

    Şükür okuma özürlü değilim..akp’ye de oy verdim..keşke okusunlar dediğin yazida yazilanlari okuyabildigin kadar anlayabilsen.. diyorsun ki biziz beraberiz diyorsun sonra okuma özürlü diyorsun..şimdi ben senin neyine inanayim..kardeşim sözüne mi? Hadi ben okuma özürlümde peki sen ?

    • 11 Ocak 2015 Pazar tarihinde, saat 9:38 am
      Permalink

      bunlar boyle iste normal goruntusu vermek istiyor bunu yaparkenbile bizi kucuk goruyor la siz adam olmazsiniz iktidari kaptiriniz iyi gorunmeye calisiyorsunuz ama siritiyorsunuz motor eski yemiyor baska kapiya

      • 11 Ocak 2015 Pazar tarihinde, saat 11:05 am
        Permalink

        Sen bu mantıkla yaşamaya devam et. Sonunda sadece ben kaybetmeyeceğim sen de kaybedeceksin Ali Ekber

  • 29 Haziran 2015 Pazartesi tarihinde, saat 1:27 am
    Permalink

    Ahmet Türk’ün dedeleri de ağaydı, büyük dedeleri de….
    Bu iş 1514 Çaldıran Savaşı’na kadar uzanır…
    Şah İsmail’e karşı savaştılar, Yavuz Sultan Selim’den ağalığı kaptılar…
    Osmanlı toprak kaybetmeye başlayınca, Bedirhanlarla bir olup 1846-1855’te isyan çıkardılar ama bir parça toprak koparmaya güçleri yetmedi…
    Tanzimat ağalığı sözüm ona kaldırınca, Cemaat kurdular, Halidi Cemaati…
    Ağalığın gücünü şeyhlerle şıhlarla güçlendirdiler…
    Bu Cemaat’in ilk halifeleri kim oldu, biliyor musunuz?
    Erbil’den Barzani’nin dedeleri, Süleymaniye’den Talabani’nin dedeleri ile Şemdinli’den Abdulkadir’in dedeleri…
    Bu Cemaat’in şeyhleri ağalarla bir olup 1880’de, 1907’de, 1921’de, 1924’te, 1925’te, 1930’da hem Osmanlı’ya hem de Cumhuriyet’e karşı isyan çıkardılar…
    Amaçları; Anadolu ile Asya arasında bir tampon manda devlet kurabilmekti, İsrail’e müttefik olmak için, Anadolu-Asya bağını koparabilmek için…
    Yine güçleri yetmedi…
    Baktılar ki ne ağalık ne Cemaat gücü Türk Milleti ve Devleti’ne yetmiyor, bu kez siyasete soyundular…
    İstanbul’da Gümüşhanevi Tekkesi’nde siyasetçi yetiştirdiler…
    Kimi PKK’nın yanına geçti, kimi Barzani’nin kimi Talabani’nin, kimi de Asala’nın…
    Ama…
    Bu Cemaat’in müritlerinden bazıları da Türk Devleti’nin başına geçti Özal gibi, Erdoğan gibi, Abdullah Gül gibi…
    İki yüz yıldır isyan siyaseti güdenler, şimdi karşımıza geçip demokrasiden bahsediyor ve isyan siyasetiyle alamadıklarını Türk Devleti’nin gücünü kullanarak masa başında almayı hedefliyor…
    İşte bu Cemaat’in siyasetçileri;
    Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı,
    Erdoğan, Başbakan,
    Barzani, Güney Kürdistan yöneticisi,
    Talabani, Irak Cumhurbaşkanı,
    PKK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu belediye meclis üyeleri,
    Ahmet Türk, Mardin Belediye Başkanı…

Pin It on Pinterest

%d blogcu bunu beğendi: