Afyon Zafer Anıtı Nereye Yapıldı ?

10941701_1394219094216227_823215705_n
 
Cumhuriyet tarihi yalanlarının en çok kullanılan öğelerinden biri camilerdir. Atatürk’ün yaşadığı  zamandan bugüne kadar cami her zaman duygu sömürüsü aracı olmuştur. Yüzyıllardır islama gönülden bağlı olmuş bir milleti en kutsal saydığı değerleriyle kandırmaya çalışmak en hafif deyimle terbiyesizliktir. Dinin en kutsal varlıklarını, insanların günde beş vakit Allaha kulluk etmek için gittiği bir mekanı yıllarca sömürdüler, sömürmeye de devam ediyorlar. Cami yalancıların başlıca klasik yalanları şunlardır :
Atatürk camileri yıktırdı
Atatürk camileri ahır yaptırdı
Tek parti zamanında camilerin kapısına zincir vuruldu
Atatürk ezanı yasakladı, camilerden ezan okunmadı
Her biri diğerinden saçma, temelsiz, tamamen insanların beynınde ”Cumhuriyet din düşmanıydı !” algısı yaratmaya yönelik, tarih açısından hiç bir değeri olmayan ideolojik yalanlardır. Bu yalanları temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp dergilerinde, kitaplarında, makalelerinde yazan zavallıların tarih bilimine hizmet etmek gibi bir amacı yoktur. Amaçları sadece sizleri ideolojilerine hizmet eden askerlere dönüştürmek… Bu yalancılara verilen her taviz Cumhuriyetin temeline indirilmiş bir balyoz darbesidir.
Söz konusu Demokrat Parti ve Menderes olunca öve öve yere göğe sığdıramayan, ”ezanı arapçaya çevirdi” diyerek Menderes’e adeta evliya payesi verenler Demokrat parti zamanında 1 yıl içinde 57 caminin yıkıldığını bilmezler daha doğrusu bilirler ama görmezden gelirler. Çünkü cami yıkan Menderes imajı amaçlarına ters… Varsa yoksa Atatürk ve CEHAPE.
Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığının bayraktarlığını yapan malum ”tarihçimizin” cami konusunda yalanları meşhurdur. Ne zaman başı sıkışsa ortaya mutlaka Atatürk ve camiyle alakalı bir yalan ortaya atıyor.. Edebiyat mezunu olmasının verdiği ilhamla da uydurduğu yalanları çok güzel servis etmesini biliyor. Bu kez cami yalanlarına Afyon zafer anıtını alet etmiş… Şaka değil gerçek. Nasıl mı? Gelin beraber okuyalım
”Ders kitaplarımızdan aşinası olduğum farklı bir heykeldi o. Kartal gibi açılmış kollarıyla ayağının altına aldığı düşmanı hınçla eziyordu. Zamanla estetik bakış yerini tarihçi bakışına bıraktı ve fark ettim ki, heykeldeki iki erkek figürü de çırılçıplaktı.”
Estetik açıdan bakınca sorun yok ama tarihçi bakış açısıyla bakınca çırılçıplak. Yazarımız sayesinde bir şey daha öğrendik. Bir tarihçi herhangi bir tarihi anıta ya da heykele bakarken bakacağı ilk yer heykelin cinsel organı olmalı. Heykelin donu varsa sorun yok, tarihi açıdan değerlendirme kriterimiz heykelin çıplak olup olmaması.. Neyse geçelim
Tören oldukça renkli geçmiş olmalı. Başvekil İsmet İnönü heyecanlı bir konuşma yapmış. Oysa nutuk attığı yerin altında bir cami can çekişmekteydi. Afyon’un merkezindeki bu yapı, Milli Mücadele’nin en acılı günlerinde dertli gönüllere sığınak olmuş, avlusuna topladığı müminlerin ruhlarını düşmana karşı kılıç gibi bilemiş, beş vakit okunan ezanlarla garip sineleri yıkamıştı.
İşte edebiyat diye buna derim. Mükemmel bir duygu sömürüsü, harika bir paragraf ama sadece edebi açıdan. Tarih açısından ise kocaman bir yalan. Bir insan yalan üzerinden ekmek yiyorsa uyduracağı yalan da böyle olmalı. Duygu sömürüsü yapmalı ki inandırıcı olsun, İnandırıcı olmalı ki kazandığı paranın hakkını versin.
Bu kadar yalan yeter… Bu adamın yalanlarla dolu yazısından daha fazla alıntı yaparak canınızı sıkmak istemiyorum. Artık gerçekleri yazmaya başlayabiliriz fakat başlamadan önce bir noktaya değinmek istiyorum. Heykele ucube diyen iktidar ile zafer anıtına çıplak diyen kişinin aynı zihniyetin mahsülü olması tesadüf müdür? Hayır. Bu zihniyet için heykeller puttur ve heykellere bakış açıları sadece dış görünüşüdür.  Estetik bakış açıları zerre kadar yok. Heykellere karşı bu kadar olumsuz yaklaşanlar  heykelini yaptıran Abdülaziz için ne düşünüyor çok merak ediyorum. Hani padişahlar evliyaydı ya o açıdan soruyorum. Bu sorudan sonra  zafer anıtıyla ilgili gerçeklere geçebiliriz
Bilindiği gibi Afyon kurtuluş savaşının kazanıldığı yerdir. 30 Ağustos 1922 de düşman Afyon’da yenilmiş, bağımsızlık yolunda ilk adım burada atılmıştır. Ayrıca Afyon, düşman ordusunun en çok zulüm yaptığı yerlerden biridir. İşte bu iki nedenden dolayı Afyon’un tarihi açıdan değeri ayrıdır. Cumhuriyetin ilanından sonra da değerinden bir şey kaybetmemiştir
Atatürk Cumhuriyetin ilanından sonra anıtlara ve heykellere önem vermiştir. Özellikle kurtuluş savaşının manasını anlatan anıtlar dikilmesini istemiştir. Çünkü anıtlar milletlerin tarihinin resmidir, insanlar anıtlara baktıkça geçmişini hatırlar ve anıtların en önemli özelliklerinden biri milli duyguları canlı tutmasıdır.  Bu sebepten dolayı  Atatürk Afyon’da kurtuluş savaşının kazanıldığı yerde bir anıt dikilmesini istemiştir. Heykelin yapılması için Avusturyalı heykel traş Heinrich Krippeli köşke çağırmış, heykel için poz vermiştir. Krippel heykel için hazırlık yaptıktan sonra yapım için Almanya’ya dönerek çalışmalarına başlamıştır
1
Zafer (Utku) Anıtı Almanyada atölyede yapım aşamasında
Heykelin yapımı 1935 yılında tamamlanmış ve bugün bulunduğu alana yerleştirilmek üzere Afyon’a getirilmiştir. Heykelin bulunduğu yer Afyon kalesinin etekleridir. Heykel sırtını Afyon Kalesine vermiş yüzü ise şehre dönüktür. Konum itibariyle önemli bir yerde bulunmaktadır. 
 1
Zafer (Utku) Anıtının Kaidesi
1935 yılında tamamlanan zafer anıtının açılış tarihi 24 Mart 1936 dır. Başbakan İsmet İnönü, Bayındır, Maliye, İktisat vekilleri, parti umum katibi Recep Peker ve gazeteciler sabah 10:30 da trenle Afyona gelmişlerdir.  Heykelin açılışında ilk konuşmayı halk evleri başkanı yapmış, Valinin konuşmasından sonra İsmet İnönü kurdelayı keserek anıtı açmıştır. Tören İnönü’nün nutkuyla tamamlanmıştır
1
Utku Anıtının Açılışı
1
Cumhuriyet 25 Mart 1936
Anıt, heykel ve kaide olarak iki bölümden oluşur. Heykel bölümünde çıplak iki erkek figürü yer almaktadır. Ellerini  açmış şekilde ayakta duran ve altında yatan erkeği ezercesine üstüne eğilen Türk milletini, yerde yatan  aciz durumda olan erkek ise düşmanı simgelemektedir. Heykelin cinsel organı 1950 li yıllarda ”ahlaka aykırı” görülerek kesilmiştir
Heykelin kaide kısmında birinci yüzünde Atatürk tasvir edilmiştir. İkinci yüzünde Atatürk İnönü ve Fevzi Çakmak bir masa çevresinde savaşın planlarını yaparken tasvir edilmiştir. Üçüncü yüzünde düşmana son darbenin indirilmesi betimlenmiş, dördüncü yüzünde ise elinde bayrak tutan bir asker ile bayrağı öpen kasketli bir erkek kabartması vardır Atatürk 20 Kasım 1937 de Afyon’u ziyaret ettiğinde anıt için ”Zaferi en iyi anlatan anıt” demiştir
1
Atatürk’ün Afyon’a gelişi, Utku (Zafer) Anıtını ziyareti. (20 Kasım 1937)
1
Atatürk’ün Afyon’a gelişi, Utku (Zafer) Anıtını ziyareti. (20 Kasım 1937)
1
Atatürk  Celal Bayar, Şükrü Kaya, Ali Çetinkaya ve Salih Bozok Afyon’da Zafer Anıtı önünde  (20 Kasım 1937)
Şimdi gelelim şu cami meselesine.. Söz konusu cami 1455 yılında yapılan Umurbey camii ya da bilinen adıyla Paşa camidir. Kurtuluş savaşı döneminde direnişin yuvalarından biri olan cami işgal zamanında düşman orduları tarafından büyük hasara uğramış adeta bir harabeye dönmüştür. Yani yıkılan cami, cami olmaktan çıkmış, tamiri mümkün olmayacak şekilde hasar görmüş, tamamen harabeye dönüşmüş bir yapıdır
1
İşgal ordularının hasar verdiği Paşa camii
1
Paşa camii
Eee hasarlı olduğu için yıkılmışsa ne olmuş anıt nereye yapıldı diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Şimdi de anıtın nereye dikildiğine değinelim. Aslında ayakta bile duramayan bir caminin yıkılmasından sonra heykelin nereye dikildiğinin bir önemi yok fakat yine de heykelin tam olarak nereye dikildiğinden bahsedelim.
Heykelin bulunduğu yer hükümet konağının karşısı, Afyon kalesinin eteklerindedir. Paşa cami ise hükümet konağının çaprazında, Zafer anıtından uzaktadır. Bugün Paşa caminin bulunduğu yerde Afyon İl özel idare müdürlüğü vardır. Daha net anlaşılması için caminin ve zafer anıtının bulunduğu yer aşağıdaki fotoğraftaki gibidir
1
Görüldüğü gibi anıtın yapıldığı yer Paşa caminin yeri değil onun yanındaki boş arazidir.  Fotoğraflara bakılacak olursa anıtın boş arazi üzerinde yapıldığı daha net anlaşılacaktır.
 
1
Utku Anıtı ve Çevre Düzenlemesi
Anıtın bulunduğu yer boş bir arazidir. Bırakın camiyi sağında solunda bir kulübe bile yoktur. Ayrıca yukardaki fotoğrafla onun bir üstündeki fotoğrafı yan yana koyup bakarsanız anıtın yapıldığı boş arazi diye işaret edilen yer ile alttaki fotoğrafın aynı yer olduğunu göreceksiniz. Anıtın yerini biraz daha iyi anlamanız için bir fotoğraf daha paylaşacağım
10896902_1394137864224350_1889325982696939733_n
Bu fotoğrafta da net olarak görüldüğü üzere anıtın yapıldığı yer fotoğrafın  sol tarafındaki boş arazidir. Caminin bulunduğu yerle uzaktan yakından alakası yoktur. Bunu uydu fotoğrafları da çok net göstermektedir
 
1
 
10354145_1394142134223923_2310255563568938611_n
Son olarak şunu soralım. Paşa caminin bulunduğu yerde başka cami var mıdır ? Bunun da cevabı tek kelimeyle EVET. Caminin bulunduğu yerin çevresinde çok cami vardır. İşte o camilerden bazıları
1
Ot Pazarı Camii
1
Yonca altı Camii
1
 Mevlevi (Türbe) Camii
1
Sandıklı Ulu Camii
Ülkenin bağımsızlığını sembol eden heykele ”çıplak” diyen, heykelin yapıldığı yer ile yıkılan caminin bulunduğu yeri bilmeyen adamlara tarihçi denilen bir ülkede tarih her zaman böyle yalan uydurma sahnesi olacaktır. Ayakta durmakta bile zorlanan bir caminin yıkılmasına karşı dini duyguları kabaran bu insanlar neden Menderes’in İstanbul’da yol çalışması için yıktığı Murat Paşa,  Süheyl Bey, Nusretiye, Oruç gazi ve diğer camiler için tek kelime laf etmezler? Gerçekler siz ne yaparsanız yapın her zaman suratınıza tokat gibi çarpacaktır
 
TIBBIYELİ HİKMET
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  İlk Meclis'in Vahdettin'e Bakışı ve Saltanat Hakkındaki Tartışmalar

Pin It on Pinterest