Ermeni Soykırımı Yalanı ve Gerçekler

 
11090884_1420686861569450_5044599089072238572_o
Yüzyılın en büyük emperyalist yalanlarından biri şüphesiz Ermeni soykırımı yalanıdır. 1915 olaylarının üstünden 100 yıl geçmesine rağmen hala batının Türkleri köşeye sıkıştırmak için kullandığı en önemli tarihi silahtır.  Hiç bir belgeye dayanmayan, tamamen siyasi nitelikte olan iddialar ile yıllardır Türkiye savaş tazminatı ödemeye zorlanmaktadır. Ermeni meselesi siyasete alet edilmeden , tarihçilerin konuşması gereken bir meseledir. Gerçekte 1915 yılındaki olaylarda ne olmuştu? Ermenilere iddia edildiği gibi soykırım uygulandı mı? Ermeni tehcirinde gerçek amaç neydi? Kaç bin Ermeni tehcire tabi tutuldu? Tüm bu soruların cevabını tamamen tarihi belgelere dayanarak kısaca vereceğim fakat önce Ermeni meselesini anlamak için 19. yüzyılda Osmanlı devletindeki Ermeni sorununu anlamamız gerekiyor.
Ermeniler, Selçuklu’dan beri 850 yıl Türklerle beraber barış içinde yaşamış, Osmanlı döneminde millet-i sadıka yani sadık millet ismini almıştır fakat 1877-78 Osmanlı- Rus savaşı Türklerle Ermeniler arasındaki ilişkide bir dönüm noktası olmuştur. Ayestefanos anlaşmasının 16 maddesi ve Berlin Anlaşmasının 61. maddesinde yer alan Ermeni ıslahatı, ilk kez Ermeni sorununun uluslararası bir kimlik taşımasına neden olmuştur. Bu tarihten sonra Osmanlı tebaasında yaşayan Ermeniler arasında ayrılıkçı çeteler birer birer örgütlenmeye başlamıştır.
1878 yılında Van’da kurulan Kara Haç, 1881 yılında Erzurum’da kurulan Anavatan müdafileri (Pashtpan Haireniats) ve 1885 yılında Van’da kurulan İhtilalci Armenekan partisi ayrılıkçı Ermeni örgütlerinden bir kaçıdır.  Bu örgütlerin ortak özelliği sözde Ermenileri koruma adı altında Ermenileri silahlandırıp isyana hazırlamak, bağımsız büyük Ermenistan’ı kurmaktı.
Bağımsız büyük Ermenistan hayalini kuran sadece Osmanlı yönetimindeki Ermeniler değildi. Yurt dışında da İngiltere, Rusya gibi büyük devletlerden güç alan ayrılıkçı Ermeniler örgütlenmeye başladılar. 1887 yılında Cenevre’de marksist Ermenilerin kurduğu Hınçak partisi, 1890 yılında İhtilalci Hınçak partisi adını almıştır. Partinin amacı Ermenileri isyana teşvik etmek, devlete karşı kışkırtmak, ayrılıkçı propagandalar yapmak suretiyle bağımsız Ermenistan’î kurmaktı.  Hınçak dışında 1890 yılında Tiflis’te Ermeni İhtilal Federasyonu (TaşnakSutyun) kurulmuştur. Bu cemiyetin amacı da Hınçak ile aynıdır. Amaç önce Anadolu’daki Ermenileri bağımsızlığına kavuşturmak, sonra İran ve Rusya Ermenileri ile birleşip ”Büyük Ermenistan” federatif devletini kurmak…
1895 yılındaki Sason isyanı uluslarası boyut kazanan büyük Ermeni isyanıdır fakat bu isyanda Ermeniler tam anlamıyla hayal kırıklığına uğramıştır. Çünkü kurulan uluslararası tahkim komisyonunun 20 Temmuz 1895 yılında yayınladığı raporda Ermeniler suçlu bulunmuştur. Bu isyanda aradığını bulamayan ayrılıkçı Ermeniler ülkenin çeşitli bölgelerinde isyanlar başlatmıştır. İstanbul, Divriği, Trabzon, Eğin, Develi, Akhisar, Erzincan, Gümüşhane, Bitlis, Bayburt, Urfa, Erzurum, Diyarbekir, Siverek, Malatya, Harput, Arapkir, Sivas, Merzifon, Maraş, Muş, Kayseri, Yozgat ve Zeytun ayrılıkçı Ermenilerin isyan çıkardığı yerlerden bazılarıdır.
Görüldüğü üzere Ermeni meselesi  1915 yılında birden patlak veren bir mesele değildir. En az 25-30 yıllık geçmişi olan bir meseledir. Bu hususu göz önünde bulundurmadan yapılan her yorum eksik ve hatalıdır. Ermeni meselesini anlamak için öncelikle meselenin tarihsel geçmişini çok iyi analiz etmek gerekiyor. Peki ama Ermenilerin isyan etmiş olması 1915 yılında soykırım olmuşsa bunu haklı gösterir mi dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi meselenin can alıcı noktasına, 1. Dünya savaşındaki Ermeni meselesine göz atalım.
Öncelikle tehcir kelimesinin ne mana ifade ettiğini doğru anlamamız gerekiyor. Tehcir, bugün Ermeni diasporasının ve batının ifade ettiği gibi Ermenilerin yurt dışına sürgünü değildir.  Osmanlı toprakları içinde bir bölgeden başka bir bölgeye zorunlu göçtür. Yani 1915 yılındaki Ermeniler, Osmanlı topraklarından sürgün edilmemiştir. Doğu Anadolu’dan bir başka Osmanlı toprağı olan Suriye’ye tehcir edilmişlerdir. Zira 2. Dünya savaşında da ABD, Japonya ile savaş halindeyken, hiç bir tehlike arz etmemesine rağmen Pasifik kıyısında yaşayan Japonları, Missisipi’ye tehcir etmiştir ve binlerce Japon’un ölmesine neden olmuştur. 1944 yılında Stalin’in Kırım Türklerine uyguladığı tehcir, 20. yüzyılın insanlık adına utancıdır. Söz konusu kendileri olunca uyguladıkları zalimliği görmeyen batı 1915 yılındaki zorunlu tehciri ısrarla soykırım olarak göstermeye çalışmaktadır.
1. DÜNYA SAVAŞINDA ERMENİLER
Osmanlı devletinin 1914 yılının sonlarında Almanya ile aynı safta savaşa girmesinden sonra Rusya, İngiltere ve Fransa, Ermenileri kullanmak istemişlerdir. 30 Kasım 1914’te Tiflis’teki Ermeni bürosunun yayınladığı bildiride Rus ordusuna Ermenilerin gönüllü olarak katıldığı, Rusların yardımıyla Anadolu’da ezilen Ermenilerin bağımsızlığa kavuşacağı, Rus bayrağının Çanakkale ve İstanbul boğazlarında dalgalanacağı vurgulanmıştır
1
Rus ordusundaki Ermeniler
Ermenileri Osmanlı’ya karşı kışkırtan tek devlet Rusya değildir. Fransa’da Ermenileri devlete karşı kışkırtmış, Fransız ordusuna Ermenileri kabul etmiştir. Alman istihbaratının Şubat  1915’teki raporunda 592 Osmanlı Ermenisi ve 11.854 diğer Ermenilerden olmak üzere toplam 12.446 Ermeni’nin Fransız ordusunda yer aldığı bildirilmektedir.
1
Fransızların Anadolu’daki Ermeni Planları
Fransızlar 1914 yılından itibaren Ermenileri sadece ordusuna almakla kalmamış, ayrıca Ermeni çetecileri silahlandırmış, bağımsızlık için haritalar hazırlamış, bağımsız Ermenistanı vaad etmiştir. Örneğin Musa dağı Ermenilerine yardım ederek yaklaşık 5000 Ermeni çetecinin dağlara çekilmesine yardım etmişlerdir. Eygptian gazetesi 21 Ekim 1915 tarihindeki sayısında bu olayı şu şekilde haber yapmıştır
“…Tepenin eteğindeki köylerimizi savunmanın imkânsız olduğunu düşünerek alabildiğimiz kadar yiyecek ve malzeme ile üç saat mesafedeki Musa Dağı’nın Damlacık denilen tepelerine çekildik. Altı Ermeni köyü olarak toplam 5.000 kişi idik. Hayatta kalanlar, 4 yaşın altındaki bebek ve çocuklar 413, 4-14 yaş arası kızlar 505, 4 —14yaş arası oğlanlar 606, 14 yaş üstü kadınlar 1.449, 14 yaş ve üzeri erkekler 1.076 olmak üzere toplam 4.049 kişidir’”
1
Fransızların Musa dağındaki Ermenilere yardım raporu
Fransa ve İngiltere İskenderun’a çıkarma yapmayı kolaylaştırmak için Anadolu’daki Ermenileri silahlandırmış, silah ve para yardımı yapmıştır. 12 Kasım 1914’te İngiltere’nin Kahire’deki diplomatı N. Chetcam Dışişlerine yolladığı raporda Türkiye ile anlaşmaktan umudu kesen Kilikya, Adana çevresinde yaşayan ermenilerin Ermenilerin eğer silahlandırılsa gönüllü olarak müttefik ordularında görev alabilecekleri ifade edilmektedir
1
Yunanistan’ın 15 bin tüfek, 2 milyon mermi yollayacağı 5 Kasım 1914 tarihli belge
1. Dünya savaşında Rusların ve diğer büyük devletlerin  Ermeniler üzerindeki etkisinin hangi boyutta olduğunu Alman ve Avusturya Macaristan imparatorluğu istihbarat raporlarında daha net görüyoruz. Örneğin Trabzon’daki Avusturya Macaristan konsolosu Moricz , 30 Ocak 1914 tarihli raporunda Rusların Ermeniler üzerindeki etkisini şu şekilde ifade etmiştir:
“Ruslar, Ermenileri harekete geçireceklerdir. Bu maksatla çok para harcıyorlar, gizlice âsilerin hizmetine silah sevk ediyorlar ve bir Ermeni ayaklanmasının patlak vermesine aracılık ediyorlar ” (Nejat Göyünç, “Türk Ermeni İlişkileri ve Ermeni Soykırımı İddiaları”, Ermeni Sorunu ve Bursa Ermenileri, Bursa 2000, s. 10)
İstanbul’daki  Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Askerî Ataşesi Joseph Pomiankowski de Ermenilerle Ruslar arasındaki ilişkiyi şu şekilde ifade etmiştir :
“Talat ve Enver Paşa, hemen harp başlar başlamaz, Ermenilerin düşman tarafını tutmaları, bilhassa Osmanlı ordusuna karşı düşmanca girişimlerde bulunmaları halinde şiddetli karşı önlemler alınacağı hususunda kesinlikle uyardı. Buna rağmen Ermeniler, Türklere karşı düşmanca faaliyetlerde bulunmaktan, bilhassa Türk silahlı kuvvetlerine saldırmaktan geri kalmadılar. Başlangıçta çok sayıda Ermeni asker, bazı Ermeni subayları, başlarında bir Ermeni milletvekili olduğu halde kaçıp Rusya’ya gittiler. Bunlar, Rus hududunu geçen Ermenilerle birlikte Ermeni gönüllü alaylarına katıldılar. Rusların safında Türk hududunu geçerek Müslüman halka barbarca saldırılarda bulundular. Ermeni haydud çeteleri Osmanlı ordusunun gerisine, ikmal kuvvetlerine, postalara ve bağımsız birliklere hücum ettiler. Türk hükümeti ve ordusunun ileri gelenleri, Ermenilerin genel bir ayaklanmaya girişecekleri hususunda endişe etmekte haksız değildi. Gerçekten de bu isyan Nisan 1915’te Van’da patlak verdi”(Nejat Göyünç, “Türk Ermeni İlişkileri ve Ermeni Soykırımı İddiaları”, Ermeni Sorunu ve Bursa Ermenileri, Bursa 2000, s. 12)
1. Dünya savaşının başlarında Rusya ve Fransanın silah ve para yardımıyla teşkilatlanan Ermeni çetecileri özellikle Çanakkale savaşının yaşandığı günlerde Anadolu’da büyük bir isyana giriştiler. Van’da gerçekleştirdiği isyanda çoluk çocuk binlerce masum sivil insanı katlettiler. 15 Nisan 1915’te Van , Çatak ve Bitlis’te isyan çıkartıp karakollara ve sivillere saldırmışlar,ve bunun sonucunda 16/17 Mayıs 1915’te Rusların Van’ı ele geçirmelerine neden olmuşlardır. İngiliz Albay Mark Sykes 3 Ağustos 1915’te Kahire’deki İngiliz kuvvetleri komutanı Maxwell’e yolladığı raporda şu ifadelere yer vermiştir :
“Talimatlarınızın gereği olarak, Boghos Paşa’nın sekreteri Malezian ve Hınçak liderlerinden Damadian’la dün görüştüm. Kıbrıs’ta yaklaşık beş bin Ermeni toplanacak ve Kuzey Suriye sahiline bir baskın için Müttefiklerin nezaretinde silahlandırılacak ve hazır bulundurulacaktır. Bu kuvvet, Bulgar ve Türk ordularında hizmet etmiş bin beş yüz kadar kişi ile Amerika Birleşik Devletleri’nde işçi olarak bulunan ve askerî deneyimi yetersiz kişilerden oluşacaktır…. .Suedieh’e kadar uzanacak olan harekat için sekiz yüz kişi kullanılacak ve bu alanın yirmi mil kadar çevresinde isyan çıkarılacaktır. Geriye kalan kuvvetler 50-60 kişiden oluşan küçük birlikler halinde Ayas ile Payas arasındaki noktalara çıkartılacak; Zeytun ve Elbistan istikametinde daha Kuzeyde Makedonya hatlarındaki komiteciler gibi görevlendirilecektir” (UK ARCHIVES FO 371/2485, No. 115866)
İsyanın büyümesi üzerine Osmanlı hükümete harekete geçmiş, isyanın ele başlarını 24 Nisan 1915’te tutuklayıp Çankırı ve Ayaş cezaevlerine yollanmıştır.İşte bugün Ermeniler’in ”soykırım günü” ilan ettiği olay budur. İsyanların gittikçe yaygınlaşması üzerine hükümet Ermenilerin Suriye ve Şehr-i Zor bölgelerine nakledilmeleri kararını almıştır. Tehcirin kolay gerçekleştirilmesi için ana yollar ve tren yolları tercih edilmiş ve 5 ana toplama merkezi saptanmıştır
1
Tehcirdeki 5 ana toplama merkezi
Tehcir uygulanacak kişilere hazır olmaları için 1 hafta süre tanınmış ve 2000 kişilik kafilelerle sevk edilmişlerdir. Ayrıca hükümet kafilelerin tehlikelere karşı korunması için koruma tahsis etmiştir
11076217_1420674294904040_5332929874708483220_n
Kafilelere koruma verildiğini gösteren belge
Osmanlı hükümeti 29 Nisan 1915’te vilayetlere yolladığı talimatnamede tehcirle ilgili şu emri vermiştir :
”Ermenilerin bulundukları mahallerden çıkarılarak tayin edilen mıntakalara şevklerinden hükümetin beklediği gaye, bu unsurun hükümet aleyhine faaliyetlerde bulunmalarını ve bir Ermenistan hükümeti teşkili hakkındaki millî emellerini takib edemiyecek bir hale getirilmelerini temin esasına matuf olup, masum kişi ve şahısların imhası hedeflenmediğinden, sevkiyat esnasında kafilelerin can emniyeti sağlanmalı ve muhacirin tahsisatından sarfiyat yapılarak iaşelerine ait her türlü tedbir alınmalıdır. …Daha önce de tebliğ edildiği üzere asker aileleriyle, ihtiyaç nisbetinde sanatkâr, Protestan ve Katolik Ermenilerin sevkedilmemesi hükümetçe kesin olarak kararlaştırılmıştır. Kafilelere saldırıya ve bilhassa gasb ve hiss-i hayvaniyelerine mağlup olarak ırza geçmeye teşebbüs edenlerle, bunlara ön ayak olan jandarma ve memurlar hakkında gecikmeksizin kanunî tedbir alınarak, şiddetle cezalandırılmalı ve bu gibiler derhal azl edilerek Divan-ı Harblere teslim edilmelidir. Bu gibi olayların tekrarından vilâyet ve sancakların yetkililerinin sorumlu tutulacağı beyan olunur” 
1
Hükümetin 29 Nisan 1915’te Vilayetlere yolladığı talimatname
Talimatnamede görüldüğü gibi tehcirden kasıt Ermenileri yok etmek değildir. 1918 yılında tehcir edilen Ermenilerin yaşadıkları bölgelere geri dönmeleri de tehcirin soykırım amacı taşımadığını göstermektedir. Bu konuda çıkarılan kararnamede geri dönmek istemeyenlere baskı yapılmaması, evlerine dönelere evlerinin geri verilmesi, müslüman olanların tekrar eski dinlerine dönebileceği, vergi borçlarının silinmesinin ifade edilmesi söz konusu uygulamanın soykırım olmadığının açıkça kanıtıdır
1
Ermenilerin Geri dönüş kararnamesi -1
1
Ermenilerin Geri dönüş kararnamesi -2
1
Ermenilerin Geri dönüş kararnamesi -3
Tehcirin son derece dikkatli uygulandığını gösteren diğer bir belgede tehciri bizzat takip eden ABD Mersin konsolosu Edwart Nathan’ın 11 Eylül 1915 tarihli raporudur. ABD konsolosunun raporunda Halep’e binlerce Ermeni’nin yollandığı, Tarsus’tan Adana’ya kadar yolların Ermeni kafilelerle dolu olduğu, Adana’dan sonra yolculuğun bilet alarak devam edildiği ve hükümetin bu işte çok titiz davrandığı ifade edilmektedir.
1
ABD Mersin Konsolosunun raporu
Ermeni tehciri konusunda uydurulan yalanlardan biri de tehcir edilen Ermenilerin sayısıdır. Herkes kafasına göre bir sayı atıyor. Kimisi 1 milyon diyor kimisi 2 milyon.Peki ama gerçekte kaç kişi tehcir edildi? Bunun cevabını da Osmanlı belgelerinde açıkça görüyoruz. Tehcirde göç ettirilen toplam ermebi sayısı 450.000 dir.
1
1915-1920 yılları arasındaki nüfus istatistikleri ve tehcir edilen Ermenilerin sayısı
Boghos Nubar Paşa’nın 1918 yılında Fransa Dışişleri bakanlığına yolladığı telgrafta tehcir edilen toplam Ermeni sayısının 600.000 ile 700.000 arasında olduğu ifade edilmektedir. Bugün 2 milyon Ermeni tehcir edildi diyerek Ermenilerden daha Ermenici olan sözde hümanist aydınlara duyurulur
11091272_1420679881570148_4597953080920554784_n
Boghos Nubar Paşa’nın Fransa Dış işleri Bakanlığına Mektubu
Tehcir edilen Ermenilerin kaçının geri döndüğü konusuna gelirsek bu konuda da belgeler Ermeni soykırımı savunucularının iddialarını kökten çürütmektedir. Bizzat Ermeni Patriğinin hazırladığı çizelgede 644.900 Ermeni’nin evlerine geri döndüğü ifade edilmiştir.
1
Ermeni patriğinin geri dönenlerle ilgili raporu
1
Ermeni patriğinin geri dönenlerle ilgili hazırladığı Çizelge -1
1
Ermeni patriğinin geri dönenlerle ilgili hazırladığı Çizelge -2
1
Ermeni patriğinin geri dönenlerle ilgili hazırladığı Çizelge -3
Ermeni patriğinin hazırladığı rapor dışında İngiltere Karadeniz Ordusu İstihbarat biriminin Savaş Kabinesi’ne sunduğu raporda da 1914-1919 yılları arasında Ermeni nüfusu verilmiştir. Bu raporda verilen rakamlarda batının Ermeni soykırımı yalanını kendi kaynaklarıyla çürütmektedir
1
İngiltere Karadeniz Ordusu İstihbarat biriminin Savaş Kabinesi’ne sunduğu rapor
Yerli ve yabancı tüm kaynaklar Ermeni soykırımı yalanını açıkça ortaya koymaktadır fakat bugün hala gerek Ermeni diasporasının propagandası gerekse içimizdeki sözde aydınların saçma açıklamaları Ermeni meselesi hakkındaki gerçeklerin üstünü örtmektedir. Bu konuda yapılacak tek şey bu meselenin tarihçilerden oluşan büyük bir tarih komisyonu tarafından enine boyuna tartışılmasıdır. Yoksa bu yalan daha uzun yıllar konuşulmaya devam edecektir.
TIBBIYELİ HİKMET
 

Ermeni Soykırımı Yalanı ve Gerçekler” için 2 yorum

  • Ocak 23, 2016 tarihinde, saat 2:53 pm
    Permalink

    Aydınlatıcı,açıklayıcı,belgesel türünde güzel bir çalışma olmuş ,emeğinize,yüreğinize sağlık….

  • Ocak 23, 2016 tarihinde, saat 3:45 pm
    Permalink

    Bu çabanızı takdir ile karşılıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Nasıl bir koca yalndır ki, tam 100 yıl sonra bile, peş peşe batılı mahkemelerce tescil ediliyor. İler tutar yanı yoktur.

Bir cevap yazın