İslam Kaynaklarına Göre Hz. Muhammed'in Doğum Günü

1
Her yıl çeşitli etkinliklerle kutlanan, son yıllarda ise nerdeyse bir ritüele dönüşen Kutlu doğum haftası, bu yıl da geçmiş yıllardaki kutlamalar gibi kutlamalara sahne olacak… Büyük konferans salonlarında yapılan nutuklar, gösterişli toplantılar mevlidler… vs Peygamberin doğumunun kutlandığı  kutlu doğum haftasının siyasete alet edilmesi bir yana, tarihsel gerçeklere ne kadar uygun? Hz. Peygamber gerçekten Nisan ayında mı doğdu ? Doğum tarihi hakkında kesin bilgiler var mı? Tüm bu soruların cevabını her zaman olduğu gibi tarihi belgelere dayanarak vermeye çalışacağım.
Eğer İslam tarihinden bahsediyorsak en başta bilmemiz gereken şey, islam tarihiyle ilgili temel kaynakların rivayete dayanan kaynaklar olmasıdır. Yani islam tarihi, Osmanlı tarihi gibi çok geniş arşiv belgelerine dayanarak incelenebilecek bir dönem değildir. En büyük kaynak kabul edilen hadisler bile tamamen rivayetlere dayanan, yazılı belgesi olmayan, tartışmalı kaynaklardır. Hangi hadisin sahih, hangi hadisin uydurma olduğu bugün bile tartışılıyorsa islam tarihi  hakkında konuşurken her zaman kesin hükümlerden kaçınmamız gerekiyor. Bu  kısa hatırlatmadan sonra konuya geçebiliriz.
Bilindiği gibi İslam, 7. yüzyılda Arabistan coğrafyasında ortaya çıkmış, son semavi dindir. Hz. Muhammed ise islamın peygamberi, Allahın  son elçisidir. Günümüzden nerdeyse 1400 yıl önce ortaya çıkmış olan İslamın doğduğu toplumsal yapıyı bilmeden ne islamı doğru yorumlayabiliriz ne de Hz. Muhammed’in doğum tarihi hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz. Bu yüzden öncelikle İslamın doğduğu coğrafyanın insanını, yaşam tarzını, inancını bilmek zorundayız.
İslam öncesi Arabistan’da putperestlik inancı hakimdir.  Putperestlik inancına göre putlar, Allah ile kulları arasında bir aracıdır. Yani Araplar, islam öncesinde de Allaha inanıyordu islamdan farkı ise ibadetlerinde putları aracı olarak görmeleriydi. Putperestliğin nasıl ortaya çıktığı tartışmalıdır. Bir rivayete göre putperestlik Mekke’ye Amr b. Luhay tarafından getirilmiştir. Kabe’nin perdedarlığını yapan Huzaa kabilesinden Amr B. Luhay,  bir gün yakalandığı ağır bir hastalığın tedavisi için gittiği Şam’da ki Belka’da halkın putlara taptığını görür ve onlara ne yaptığını sorduğunda ”Biz bu putlara taparak yağmur yağmasını diliyoruz düşmanlarımızdan korunuyoruz” cevabını alır. Bunun üzerine Mekke’ye dönerken bir putu yanına almış ve Kabe’nin yakınına dikmiştir.  Bir başka rivayete göre Mekke’den ayrılan tüccarlar, Kabe’ye bağlılıklarını ifade etmek için yolculuğu çıkarken yanlarına haremden bir taş alıp, gittikleri yerde  taşın etrafında Kabe’yi tavaf eder gibi dönmüşler, zamanla bu ritüel bir inanç şeklini almıştır. Başka bir rivayete göre ise Cürhum kabilesinden İsaf ve Naile isminde bir çift Kabe içinde gayri meşru ilişkiye girdikleri için öldürülmüş, ders alınması için heykelleri Kabe’ye dikilmiştir. Zaman içinde bu heykeller, tavaf edilen bir put haline gelmiş ve putperestlik inancı yayılmıştır.
Putperestliğin nasıl ortaya çıktığı kesin olarak bilinmiyor fakat Arapların putperestlik inancını aynı zamanda bir ticari malzemeye dönüştürdüğü gerçektir. Mekke, hem Kabe’nin bulunmasından dolayı dini bir merkez, hem de Arabistan’ın en zengin kabilelerinin  yaşadığı yer olmasından dolayı ticaret şehridir. Her yıl hac zamanında Araplar Kabe’de dini vazifelerini yerine getirmek için toplanırken, diğer yandan yoğun bir ticari hareketlilik yaşanırdı. Ticaretle uğraşan bir toplum olan Araplar, İslamın doğuşuna kadar yaşadıkları olayları kayıt altına almayı düşünmemişlerdir daha doğru ifade etmek gerekirse buna ihtiyaç duymamışlardır.
Doğuşundan kısa bir süre sonra gerçekleştirilen büyük fetihlerle yayılan islamın güçlenmesiyle fıkıh, hadis ve tefsir alanında uğraşanlar, tarihi bilgilere ihtiyaç duymuşlardır. İran, Hind, Türk, Kebt, Roma kültürleriyle temasa geçilmesi, Arap olmayan milletlerin islamiyeti kabul etmesi, ticari ilişkilerin artması sonucunda büyük islam şehirlerinin kurulması sonucunda Hz. Ömer döneminde takvimin ortaya çıkmasına ve tarih merakı duygusunun gelişmesine neden olmuştur. Her ne kadar olaylar kronolik olarak verilmiş olsa da bilgilerin rivayete dayalı olması ve hicri takvimin , Peygamberin Medine’ye hicretiyle başlatılması nedeniyle islam öncesi yaşanan olayların tarihi hakkında net bilgiye ulaşmak nerdeyse imkansızdır.
Araplar, tarihi olaylardan bahsederken, takvim yerine yaşanılan büyük olayları orjin kabul ederek filan olaydan önce ya da sonra diye konuşurlardı. Örneğin Peygamberin, risaletinden hicretine kadar olan döneme ”Bi’set” tarih olarak kullanılmış, risalet öncesi dönem için ise ”Fil olayı” temel kabul edilmiştir. Peygamberin doğum tarihi üzerinde yapılan yorumlarda Fil olayı başlangıç kabul edilerek yapılmıştır.
Hz. Peygamberin doğum tarihiyle ilgili bir çok rivayet bulunmaktadır. Genelde ilk elden kaynakların rivayetlerini veren İbn-i Kesir’in eserinde peygamberin Pazartesi günü doğduğu  kabul edilmiştir. Bir rivayete göre Peygamberin doğduğu gün şöyle anlatılmaktadır :
 “Pazartesi günü doğmuştur, Pazartesi günü peygamber olmuştur, Pazartesi günü Mekke’den hicrete başlamıştır, Pazartesi günü Medine’ye vararak hicretini tamamlamıştır, Pazartesi günü vefat etmiştir, Hacer-i Esved’i Pazartesi günü kaldırıp yerine koymuştur.” (İbn Kesir, el Bidaye ve’n-Nihaye Büyük İslâm Tarihi II, s.411 )
İbn-i Kesir’in eserinde peygamberin doğduğu gün ile ilgili bir rivayete göre ise sahabelerden biri Hz. Muhammed’in yanına gelip ”Ey Allahın Resulü ! Pazartesi günü oruç tutmak hakkında ne düşünüyorsun” diye sorduğunda şu cevabı almıştır:
”Ben o günde doğdum ve benim üzerime o günde Kur’an indirildi” (İbn Kesir, el Bidaye ve’n-Nihaye Büyük İslâm Tarihi II, s.411 )
İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayete göre ise peygamberin Pazartesi günü doğduğu şu şekilde ifade edilmiştir :
Resûlullah Fil yılında Rebiülevvel ayının on ikisinde Pazartesi günü doğdu. Pazartesi günü Peygamber oldu. Pazartesi günü miraca çıktı. Pazartesi günü hicret etti ve Pazartesi günü öldü” (İbn Kesir, el Bidaye ve’n-Nihaye Büyük İslâm Tarihi II, s.412)
Peygamberin Pazartesi günü doğduğu konusunda kaynaklar hemfikirdir fakat hangi pazartesi olduğu tartışmalıdır. Bir rivayete göre Peygamber Ramazan ayında doğmuştur fakat kaynaklarda bu konuda farklı bilgiler mevcuttur. Örneğin  İbn-ül Esir’in İbn İshak’tan verdiği rivayette şöyle anlatılmaktadır:
Resûlullah Rebiülevvel ayının 12. gecesi pazartesi günü doğmuştur. Onun doğduğu ev İbn Yusuf’un evi olarak bilinir (İbnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Tarih I, s, 462)
Sahabelerden Mahreme’nin aktardığı bir rivaye göre ise : “Ben ve Resûlullah, her ikimiz de Fil yılında doğduk. İkimiz bir doğumluyuz” demiştir. (İbn İshak , es-Sire,s 27)
Başka bir rivayette ise Hz. Osman bir gün Kubas B. Eşvem’e (Useym) ”Sen mi daha büyüksün yoksa Allahın resulü mü” diye sorduğunda şu cevabı almıştır:
Resûlullah benden daha büyüktür. Fakat ben ondan daha yaşlıyım. Resûlullah Fil yılında doğmuştu. Ben Fil olayından bir yıl sonra filin gübresini bozulmuş ve yeşillenmiş bir halde görmüşümdür(İbn Kesir, el Bidaye ve’n-Nihaye Büyük İslâm Tarihi II, s.413)
Kinani’nin El Muhtasır eserinde ise Hz. Peygamberin doğduğu gün ile ilgili farklı rivayetler mevcuttur.Bir rivayete göre Rebiülevvel ayının 12. gecesi şafak vakti Pazartesi günü doğduğu ifade edilirken başka bir rivayete göre ise Rebiülevvel ayının ikisinde, üçünde ,sekizinde, bitmesine on gün kala doğduğu rivayet edilmiştir. Rebiülevvel ayı dışında Rebiülahir, Safer ayında doğduğu rivayetleri de mevcuttur. (İzzettin b.Bedrettin b.Cemaati el-Kinanî, el-Muhtasaru’l-Kebîr fî Sireti’r-Rasûl,  Sâmî Mekkî el-Ânî, Amman 1993, s.22)
İbn-i Hişam ise peygamberin doğumuyla ilgili İbn İshak’tan alıntı yaparak eserinde  şu rivayete yer vermiştir :
“Ben yedi sekiz yaşlarında bir çocuktum. Her duyduğumu anlıyordum. Birgün, bir Yahudi’nin yüksek bir yerden ‘Ey Yahudi topluluğu!’ diyerek bağırdığını işittim. Sonra kalabalık toplanmaya başladı. Onlar adama, ‘Ne oluyor’ diye sorunca, o adam ‘Bu gece bir yıldız doğdu ki o Ahmed’dir’(İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye I, Beyrut 1995, s.120)
Hz. Peygamberin hangi ayda doğduğu yukardaki kaynaklarda  görüldüğü gibi kesin olarak bilinmemektedir. Peki o zaman 20 Nisan 571 tarihi nasıl ortaya çıkmıştır ? Bugün genel olarak kabul edilen miladi 20 Nisan 571 tarihini Mısır rasathanesi müdürlerinden Mahmut El Felek-i Paşa belirlemiştir. 1858 yılında yayınladığı Fransızca risaleden şu sonuçlara varılmıştır :
1) Sahîh-i Buhârî’ye göre Hz. Peygamber, oğlu İbrahim’in ölümü gününde güneş tutulmuştur. Bu olay hicretin 10. yılına denk gelmektedir. Hz. Peygamber güneş tutulması olduğunda 63 yaşındaydı.
2) Bu güneş tutulmasının, 7 Kânûn-ı sani 632 yılında saat 8:30’da olduğu hesaplanmıştır. .
3) Güneş tutulmasından 63 kameri yıl geriye dönüldüğünde miladi 571 yılında doğduğu hesaplanmış olur.
4) Bu doğumun Rebiyülevvel ayının pazartesi günü ve bu ayın 8. günü ile 12. günü arasında olduğu kesinleşir.
Mahmut El Felek-i Paşa yaptığı hesaplamayla hadis kaynaklarında verilen tarihi doğrulamaktadır  fakat hadis kaynaklarında Safer ve rebiülahir ayında doğduğu rivayetleri de göz önünde bulundurulursa 20 Nisan tarihinin kesin olmadığı ve Mahmut El Feleki’nin hesaplama yaparken hadis kaynaklarının etkisinde kaldığı yorumu yapılabilir.
Hz. Peygamberin doğum tarihini miladi olarak hesaplayan tek kişi Mahmut El Felek-i değildir. Hintli alim Muhammed Hamidullah Hz. peygamberin doğum tarihini 17 Haziran 569 olarak hesaplamıştır. İslam Ansiklopesinde Muhammed bölümünü yazan Frantz Buhl  peygamberin fil yılında doğduğu rivayetinin gerçek olmadığını, gerçekte fil olayının çok daha önce gerçekleştiğini ifade etmiştir. Lammens ise çok daha farklı bir görüş ortaya atarak Hz. Peygamberin miladi 580 yılında doğduğunu söylemiştir.
Hz. Muhammed’in doğum tarihiyle ilgili yabancı bir kaynak ise  İslamic Review isimli dergidir. 1969 yılının şubat ayında yayınlanan sayısında peygamberin doğum tarihi 17 Haziran 569 olarak yayınlanmıştır
1
1
 
Yabancı kaynaklar Peygamberin doğum tarihini bu şekilde vermektedir. Peki ya her sene Kutlu doğum haftasını ısrarla Nisan ayında kutlayan Diyanet’in yayınladığı islam ansiklopedisinde doğum tarihi ne olarak verilmiştir diye soruyorsanız şaka gibi ama diyanetin yayınladığı İslam ansiklopedisinde de Hz. Peygamberin doğumu kesin olarak 20 Nisan 571 olarak verilmemektedir. İslam ansiklopedisinin 30. cildinin 409. sayfasında Peygamberin doğumuyla ilgili Mahmut El Feleki nin söylediği 20 Nisan 571 ve Muhammed Hamidullahın söylediği 17 Haziran 569 tarihleri yazmaktadır.
1
Şimdi sormak istiyorum. Temel islami kaynaklara göre peygamberin doğum tarihi kesin olarak bilinmiyorken neden kutlu doğum haftası her yıl Nisan ayında kutlanıyor ? Üstelik islam ansiklopedisinde bile net bir tarih verilmemişken diyanetin ısrarla her yıl Kutlu doğum haftasını Nisan ayında kutlamasındaki amaç nedir? Bu sene de Muhammed Hamidullah’ın hesapladığı 17 Haziran tarihinde peygamberin doğumunu kutlasak ne olur ? Tüm dini günler ve bayramlar hicri takvime göre kutlanırken Kutlu doğum haftasının miladi takvime göre kutlanması da ayrı bir tartışma konusudur.  Başka bir tartışma konusu ise ilk kez 1989 yılında başlayan kutlu doğum haftasının 1994 yılına kadar Eylül ve Ekim aylarında kutlanmış olmasıdır. 1994 yılına kadar kutlu doğum haftası şu tarihler arasında kutlanmıştır :
12 Eylül – 17 Ekim 1989
1 Eylül – 7 Ekim 1990
20-26 Eylül 1991
9-15 Eylül 1992
30 Ağustos – 5 Eylül  1993
1994 yılında ne değişti? Peygamberin doğumunun yanlış günde kutlandığı mı farkedildi ? İslamda doğum günü geleneğinin olmaması ve kutlu doğum haftasının sadece ülkemizde kutlanması da tartışılması gereken başka bir konu.. Sonuç olarak peygamberin doğum günü tarihi kaynaklarda bile net olarak vertilmemişken ya kutlu doğum diğer dini bayramlar gibi hicri takvime göre her yıl farklı günlerde kutlanmalı ya da diyanet kendi ansiklopedisine sadık kalarak bir yıl 20 Nisan’da ertesi yıl 17 Haziran’da dönüşümlü olarak kutlamalıdır
TIBBIYELİ HİKMET
 

İslam Kaynaklarına Göre Hz. Muhammed'in Doğum Günü” için 38 yorum

  • Nisan 23, 2015 tarihinde, saat 10:13 am
    Permalink

    Ama islam kaynaklarında yılbaşı kutlayında demiyor neymiş sözde Hz.İsanın doğumu bahanesiyle sabahlara kadar köpeklik yapıyorsunuz halbuki bu öylemi iki cihan güneşinin doğumunu gül dağıtarak O nu hatırlatarak kutlamak iyi bi şey değil

    • Nisan 23, 2015 tarihinde, saat 11:16 am
      Permalink

      Birincisi Hz. İsa’nın doğumu 25 Aralıktır. İkincisi Hz. Muhammed’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hadi madem kutluyorsunuz neden hicri takvime göre değil ? Her sene kutlanan mevlid kandili peygamberin doğumunu simgeliyor zaten. Hiç bir islam ülkesinde kutlanmayan, Nurcuların uydurduğu bir şey.. Biraz sorgulayın korkmayı n beyin kanaması geçirmezsiniz

        • Aralık 3, 2015 tarihinde, saat 9:42 pm
          Permalink

          01 Ocak , Romalılardan kalma yılbaşıdır. 25 Aralık , Putperest inançta Mitranın doğmasıdır. ALLAHın KİTABINA ya`ni ALLAHA inanıyorsanız Meryem suresine bakınız TAZE VE OLGUN HURMA ZAMANINDA DOĞDU. lafa gelince YAZIN YENEN HURMALAR , KIŞIN Mİ`DEYİ TIRMALAR DERSİNİZ / derler de hiç kimse vahye göre konuşmayı tercih etmez de onu bunu `âlim sanır da ALLAHIN NE DEDİĞİNİ DÜŞÜNMEZ bile. İşte bu zihniyyet yüzünden HİÇ KİMSE 08 Haziran 632 Pazartesi=12 veya 13/14/15/16 rebiu evvel civarı hicrî kamerî orijinal 11 tarihının neyle ilgili olduğunu meraq bile etmez. Şöyle ki dahâ KUTLU DOĞUMUNDA putçuluk sistemi putlar yere devrilerek vesair silinmemiş miydi. Hakk geldi batıl yok oldu vahyini teblîğ etmemiş miydi. Nasıl olur da Ateşperest mecusilerin Mihr-i Can Putlarında Hicret senesinde=20 Eylül 622de Qubaya ulaşmış olsun. Hani Ateşperestlerin tapınma vaktleri KERAHETti yasaktı. Hem biz Müslimana nedir ki ğayr-i Muslimler neyi ne zaman kutluyor kutsuyor. Müslimanlığın 1 numaralı insanı olan PEYGAMBERin mubarek kronolojisi , neden PUTÇULUK ÜZERİNDEN anlatılıyor. Neden YAHUDİLERE MUHALEFET HADİSİ , TAKVİM konusunda uygulanmıyor. 15/16 Temmuz 622 Perşembe/Cumua , tarih başlangıçı denerek İslamlaştırılıyor. Peki 16 Temmuzda Yahudiler BÜYÜK TRAMPET KUTLARKEN biz hicreti niyye PUTÇULUK KUTLAMASIYLA ALAQALANDIRIYORUZ. Mekkenin fethı , cuma imiş. Ancak neden pazartesiye gelen 01 Ocak 630 putçuluğuyla alakalandırıyoruz. 08 Haziranda öldü 10 Haziranda gömüldü 08 ve 09 Haziran , Yahudilerin Şavot Putudur. ASHAp , şukr etmek gerek bize elhamdulillah BEDR / DOLUNAY doğdu. Ayın 13ü 14üne bağlanıyor demiş ya`ni meşhûr TALE`AL BEDRU ALEYNA ki PEYGAMBER gah AYın 4ü pazartesi gah AYın 8i pazartesi gah AYın 10u/ 11i (26 safer pazartesi+14 gün) tarihınde KUTLU HİCRETİNİ YAPIYOR. Hamidullah , 22 yıl 2 ay 20 günü 06.03.632 cumua=08/09 zilhicce 10dan yahudiye göre çıkarıp 20 Şubat 4392-22,2,20=15 Aralık 610 pazartesi=30 Kasım ya`ni 20 Şubat-20 gün deseydi … Başlangıçı hem 15/16 hem 19 temmuz 622den alıp da hesaplamaya zahmet !* etmeden 9.12.10 arafenin cuma olduğunu iddia etmeseydi de 1970lerde takvim hesapları karışmasaydı. Madem 10.631 gün formülü var. Neden hesaplamamış. 06.04.2000=01.01.1421den 30×47=1410 HİCRÎ sene öncesinde 11in başı 27/28 değil 29 Mart 632 pazar olduğuna göre 9u ya cumartesi ya pazar oluyor. Yaaaa. Sizler niyye düşünmeden 17 haziran zırvasına sarıldınız. Madem formül var. Hicreti Mayısın 31inde bitiyor , her 30 sene 10 bin 631 oluyor peki her 48×30=2400 senede filan neden ekleme 1 /2 gün ile 1 ay 31 / 32 olmasın da en çok kabul edilen rivayet olan 9u cuma 3 ay sonra 12si pazartesi ifadesi yanlış oluyor. GÖKTEKİ AY GÖRÜNMEZ. BU NEDENLE HESAPLAR KARIŞIR rivayeti ne hikmetse tamm da 1967deki 17 HUZEYRAN uydurmasından sonra tecellÎ ediyor. M.H. , profesör doktor olmaya borçlu olduğu takvimden en büyük tokadı-darbeyi 1979larda yemiş. Peki size ne oluyor da sitenizde 17 Haziran iddiaı hâlâ duruyor HİKMET HOCAM. Lutfen yayınlayınız. SİZİN ORİJİNAL VE ŞAHSÎ BİR FİKRİNİZ YOK MU DA uyduruk bir zannı kesinmiş gibi sunuyorsunuz. SİZTENİZE ARTIK HİÇ AMMA HİÇ1 YORUM YAZMIYACAĞIM. SAYGILAR ve TEŞEKKUR SUNARIM. Yalanı ve yalancıyı sevmem.

  • Kasım 25, 2015 tarihinde, saat 7:11 pm
    Permalink

    Selâmun `aleykum menâsıb-ı `âlem-i feraZiyye. 20.04.571e Feleki Paşa 9 rebiu evevl demiş. Aslında çok uzun 1 mesaj yazacaktım ancak şunu yazayım da anlayın: TALEAL BEDRU ALEYNA ifadesi ayın 13ünü 14üne bağlıyan BEDR=DOLUNAY anlamında olduğuna göre …

  • Kasım 25, 2015 tarihinde, saat 8:30 pm
    Permalink

    Bir kitapta Ali r.a.ın Fil Olayından 30 veya 33 yıl sonra hicretten 23 yıl önce (622-23 anlamında da olabilir) 13 recep cuma doğduğu yazılı. 17 ? ramezan h.40=25 Ocak 661 Pazartesi-63= (25/26 Ağustos 568 ve 24 Ocak 661 yazılması da yanlış olabilir) -24tür -23 değil. h.ö.24ten 30 veya 33 yıl öncesi -54 ve -57 eder ki -54ün sonunda bile doğsa en çok 59 gün (50 küsur en çok 59dur) olsa ve ertelemeye göre olmasa ilk 2 ay 29ar çekse en çok 1i olur. 2si bile olmaz ki 12si olsun. 20.04.571i menzile göre ve her ayı 27şer gün ve eklemesiz saysak hicret 4 rebiu evvel pazartesi=17 Nisan 618de başlar ve KUTLU ÖLÜM 9 Mart 627 Pazartesi=12 rebiu evvel olur. Zaten irtihâlden sonra 3 eklemeye göre de 632nin 9 Martı oluyordu. ASR-ı SEADEtte oruçlar Nisan veya Ekim ayında tutulurmuş . RameZan: remDâ / kızgın taş , GÜNEŞte yanmak-yakmak-yandırmak , günahları Yakan anlamında ALLAHın adı. 19 Eylül_27 Kasım=Güz Yağmurları. Miraç bildiğimiz 27 recep , rivayetlerde ilk vahy olarak da geçer. DAHA UZUN MESAJLAR YAZACAKTIM ANCAK BU KADAR YETER. TEŞEKKUR EDERİM.

  • Kasım 25, 2015 tarihinde, saat 8:36 pm
    Permalink

    17.04.618+18 gün=05 Mayıs ki yine 20 Ab. TEŞEKKUR EDERİM. bu en son mesajım. Artık size hiç mesaj tuşlamıyacağım. HER ŞEY’İ , HER ŞEY’İ YARATAN BİLİR. KULLARA, `İLMden QALÎL / çok az bir şey’ sunulmuştur. LUTFEN YAYINLAYIN.

  • Kasım 25, 2015 tarihinde, saat 8:49 pm
    Permalink

    D.İ.B. önce 20 sonra 17 nisan dedi ki 1 insanın 1den kez doğması , tenasuh denen batıl iddiada var. PEYGAMBER, batılın yok olmasına vesîle değil mi. Doğumunda bile batıl putlar devrilmemiş miydi. Ashap , ayın kaçı ve hangi gün ve hangi yıl olduğunu bilmiyor muydu. KUTLU DOĞUM , çeşitli ülkelerde ânında duyulmamış mıydı. Nasıl olur da rivayetler farklı olur. Konu hakkında tek rivayet olması gerekmez mi. Bir kitapta 13 mayıs 632 ikindi vakti ya’ni çarşamba gününde ölüdü yazılıydı. Bir absiklopedide hicretin dokuzuncu senesinde öldüğü yazılı. BU ÇELİŞKİLİ TARİHLERİ SİLİN O KİTAPLARDAN TAKVİMLERDEN. Her cumartesi , Mescidi Nebeviye=Takva Mescidine (9 / 108deki mescid , Kubadaki değil Medinedeki mescidtir) gidermiş. Neden cumartesi. 25 Eylül 622 Cumartesi= 13 / 14 rebiu evvel= 10 Tışri. EBEDİYYEN GÜLE GÜLE.

  • Kasım 30, 2015 tarihinde, saat 7:29 pm
    Permalink

    Yazmıyacağım dedim amma LUTFEN YAYINLAYINIZ. Sonradan farq ettim. Şöyle ki :
    Feleki Paşa H.K. Zilhicce 10 tarihınden=Hicrî 10uncu seneden 63 çıkartıp -53 mü demiş. H.K. 10dan 63 yıl öncesi hilal u bedre=eklemesiz /nesi’siz / AYLARI ertelemeksizin -53 değil -54 eder. Dolayısıyla Fil Olayından yaklaşık 50 veya 50_55 gece ifadelerinden ve 17 ? Muharrem Pazar ? (bitime 13 gün kala) ifadesinden anladığıma göre 20 Nisan ve 12 ? rebiu evvel tarihı (menzile göre değilse) Yahudi 20 Ab olan 05 Mayıs 570 Pazartesi= 13 ? rebiu evvel -54 olmalıdır.
    08.06.632 Pazartesiyi 30+30+12=72nci gün alırsak 30×12=her yıl 360ar gün olarak
    12.03.-53ün karşılığı ne hikmetse yine 20 Ab 4330=05.05.570dir. Hattâ 20 Nisan 610 Pazartesi=05 Ab 4370 tarihı 9uncu RameZan ayının 27si olmaktadır=27 Cemazil Evvel / 27 Cumade Ula -orijinal 13.
    29.05.1453 Salı, kamerî 138inci gün idiyse 30×29=870 sene öncesinde -14ün başı , 15.12.m.s.608 ve -13ün başı 05/06 değil 04.12.609 ve 13.09.2007=27.09.HQ 1428den 1427+13=30×48=1440 sene öncesinde 27 RameZan -13 (kamerî 263üncü gün) 23 Ağustos 610 ve Pazartesi değil Pazardır. Hamidullah , 6.3.632 Cumaya 09.12.arafe H.10 ve 80 gün sonra 25 Mayıs 632 Pazartesiye 12nci ve 1inci ve 2nci ayları 29ar varsayıp 2 rebiu evvel H.11 olur ve 1i 2si 8i 12si gibi başka başka rivayetler var demiş.
    Peki ya 08 Haziran 632 Pazartesi, 12 rebiu evevl idiyse (ki 12 veya 13 ila 16 rebiu evveldir) bu kez arafenin cuma olması mümkin olmaz. Ancak bir kitapta şu rivayet var: Zam’a , Rebiu evvel başında `Ömere (`Umer Hattab r.`a.)a nemaz kıldır dedi. Ömer , bunu PEYGAMBER aleyhisselam emr ettiği sandığından kıldırdı. Sonra 17 salâtı Ebu Bekr kıldırdı. BU RİVAYETTE rebiu evvel başı rebiu evvelin 01i ise … Ömerin hangi vaktte kıldırdığı , rivayette sanırım yok. Ancak o günün ya`ni 01 Rebiu evvelin cumu`a olup olmamasının önemi ya`nî farqı yok. Çünki 17 salat kıldırdı demek, cumu`a nemazı adı üstünde ceme`atle kılındığı için rebiu evvelin 01i / başı olan tarihın cuma olup olmaması farq etmez. Asl önemli tarafı şu: günde 5 vakt olsa ayın 01inde sabah vaktinde Ömer kıldırmış olsa , öğlesinden i`tibaran 4+5+5+3=ayın 04ünde ikindi olur. Ancak hangi vakt, Ömer tarafından kıldırılmış bunu bilmiyorum. Buna göre ya rebiu evvelin 04ü ya 05i olur. AKLIMA TAKILAN YÖNÜ ŞU: Eğer PEYGAMBER DÖNEMİNDE 5er değil 3er veya 2şer vakt kılınıyordu ise (Mi`raca kadar 2şer olduğu kitaplarda yazılı) Ömerin kıldırdığı salattan 17 vakt sonraki nemaz ,ayın kaçı ve hangi vakt olur. Hamidullah , 01i 02si 08i 12si derken hepsinde hafta günü olarak pazartesi mi demiş. Ayın 01i pazartesi idiyse 17 vakt sonra ayın kaçı ve hafta günü ne olur.
    Hamidullah , Muharrem [dolayısıyla diğer aylar] 24 senede tüm mevsimleri dolaşırdı diye alıntılamış. Zaten KAMERÎ AYLAR , 24 senede tüm mevasimi turladığına göre ve 27/28 günlük menzil takviminde 24 senede deveran etmesi daha da mümkin olduğuna göre rivayetlerdeki AYLAR , zaten Asr-ı Saadette hilale ve orijinale göre (orijinale çevrilerek) söylenmiş olamaz mı. 17 muharrem pazar+50 gün ise senenin 67nci günü ve rebiu evvelin 07 / 08 / 09u eder. Buna göre 20.04.571in KUTLU DOĞUM olması yine muhtemeldir. Ancak h.k.10dan 63 sene öncesi parmak hesabıyla -53 fakat matematiksel olarak -54 olduğu için 20 Nisandan kasıt , 20 Ab=05.05.570 olması muhtemeldir. 25 mayıs / 01 haziran / 08 haziran 632den 365×63 yıl öncesi 10 / 17 / 24 Haziran 569dur. 08 haziran 632 ve 24 Haziran 569u esas alırsak ister 27+7 ya`ni menzile göre ister orijinal senenin 70 / 71 / 72nci günü olan 12 rebiu evveli 71nci gün olarak alın. 24.06.569 pazaretsi tarihı , 12.03.-53 eder ki rebiu ahırın 4üncü heftesı olup 1_7 recep=reğaib cuma ana rahmine düştü ve 12 rebiu evvelde doğdu demek erken doğdu anlamına bu hesapta gelmez. Hem reğaib, PEYGAMBERin ana rahmine düşmesinden 1kaç=3_9 ay hafta sonra annesinin alnına RİSALET NURU GEÇMESİ değil mi. H.8de ya 1 ay ilerideymiş ya 1 / 2 ay gerideymiş. hamidullah şöyle iddi`â` etmiş: H.1den H.10a 4 ekleme ki her ne kadar 27 marta 01 muharrem dese de 28 mart 632den 354×10=3540 gün+30ardan 4 ay=120 gün=21 mart 622 pazar=01 Ferverdin+71 gün sonra 31 Mayıs 622 pazartesiye 12 rebiu evvel 1 demiş. H.Ö.3ten H.Ö.12ye 4 ekleme daha demiş ve 22 Aralık 610 Pazartesi= 17 (veya 19) Muharrem -13 tarihıne İLK VAHY demiş. ya`ni başlangıçı 15 / 16 değil 19 Temmuz 622 Pazartesi alıp 30×4=120 gün çıkarmış. Mâdâmki 30ar gün üzerinden olıcaksa !? 21.03.622-[354×13]+4 ekleme=4602+120=4722 gün. 4722/365=12 yıl+342 günden 612den 620ye 3 artık 29 Şubat günü ki 622-12 yıl 339 gün=16 Nisan 609+30×08=16.04.609+240=12.12.609=01.09.-13 ki 22.12.609 tarihı , 11 ramezan -13 olur. 19.07.622-354×53=07.03.571-H.Ö.51den H.Ö.3e 17 ve H.1den H.10a 17+4=toplam 21 ekleme ay ki 21×30=630 gün=15.06.569 ki 17 haziran 569 , 12.03.-53 değil 03 Muharrem 03.01.-53 olur. Hammurabi eklemesine göre her 30 yılda +1 eklem demiş. O halde 17 Haziran iddiaını menzile ve 354+30a göre değil hilale göre değil de Muharrem H.Ö.53-21 ay=rebiu ahir-2 fazladan ekleme=Safer -55e Muharrem -53 ve rebiu ahır orijinal -55in 3üncü pazartesi günü olan 17 haziran 569u ma`kul !? 1 tarih olarak önerebilirim demiş. Ağustos 1967de böyle 1 iddia atıldıktan sonra 1979larda 1 gün değil 4 gün fark olması , (4 ayın üst üste 30ar çekmesi) 29ardan alırsak 02si olur demesinin yanlış olabileceğini size çağrıştırmaz mı. Sürekli 2 yılda 1 yapılması aynı mevsime gelmesini=neis’nin amaçını engeller demiş. ALLAHIN KİTABINDA 1 yıl halal 1 yıl haram saymak ayeti ya`ni ALLAHIN vahyi (sure 9 ayet 37) varken sürekli 2 yılda 1 yapmak engeller demek nedir. 17 Haziran , Dünya Çölleşmeye karşı Mücadele günü. Çölde Yeşeren İSLAMa karşı mücadelenin imaı olmasın o 17 iddiaı.
    622 yılında İran takvimi 21 Martta değil 10 Şubatta başlamış. Madem hicretten 400 (17×30=510) veya 200 yıl önce Yahudi AY-GÜNEŞ Hılkat Takvimine geçmişler. Nasıl olur da Yahudi sistemi , Arapların nesİ’ uygulamsını hiç etkilememiş olsun. Hem Hammurabi / Babil eklemesinde her 3 yılda bir, 33 gün eklenirmiş ve yılbaşı 01 Nisan alınırmış. Miladi sistemde yılbaşı gah 01 Ocak gah 01 Mart gah 25 mart gah 01 Nisandır.. 3 GÜNEŞ YILI 1095 / 1096dır ancak 354+30+354+354=her 3 yılda 1 yapmak bin 92 gün eder. Hamidullahın tabi`atın keskin avcıları dediği Araplar , 327 / 328 günü gözden kaçırmıyor da 1095_1096-1092=3/4 günü mü kaçırmış. AYda 28 menzil olduğuna göre ve GÖKTE AY , Arapları GÜNEŞten daha çok ilgilendirdiğine göre ve Ayın 13ünü 14üne bağlıyan DOLUNAYda TALEAL BEDRU ALEYNA dediklerine göre Araplar neden 27şerli sistem kullanmış olsun. 63 ifadesi doğru ise ve Yahudi sistemine göre ise 1 Tışri 4329=16 Eylül 568 Pazar_15 Eylül 569 Pazar+63=631_632. Hem Hamidullah gah 2 yılda gah 3 yılda 1 ekledim demiş. Ancak hesaplayınca sürekli 2 yılda 1 eklediği ortada. Veda`_kemal haccı , 631de başladı demiş. Şevval 10=Aralık 631in son[u]. Hicretten sonra ekleme yapılıp yapılmadığını bilmiyorum veya Mekkede yapılmışsa bile Medinede yapılmış mıdır. Ayrıca H.K.10dan H.17ye kadar ekleme yapılıp yapılmadığını da bilmiyorum. Hamidullah , miladi takvim m.s.600lerde kullanılmıyordu ve miladtan tamm 9 yüzyıl sonra kullanılmaya başlandı demiş .Peki Ashap 16 Temmuz 622yi hangi takvime göre söylemiş. Yaaaa. LUTFEN YAYINLAYINIZ.
    Bu yazdıklarımı biraz olsun düşünürseniz ZATEN YAYINLARSINIZ.

  • Kasım 30, 2015 tarihinde, saat 7:45 pm
    Permalink

    Hep unutuyorum. LUTFEN YAYINLAYINIZ. Biz rebiu evvel ve 12si diye tutturmuşuz fakat diğer rivayetleri ve Felekinin 02si ise 13 Nisan olur ve 20 Nisan , 12si değil 09udur ifadesini ve Süheylînin Rawz-ı Enf/Unuf kitabında 12 rebiu evvel ve 20 Nisan olarak rivayet edildiğini ve EN ÇOK DÜŞÜNDÜĞÜM GERÇEK DOĞUM TARİHI olması muhtemel 8 ? Şa`ban -56=15 Ekim 568 Pazartesi rivayetini es geçiyoruz. Sürekli 2 yılda 1 eklersek -53 , ekleme yıl olur ve 1inci ay 5inc iCumade Ula ve 6ıncı ay ekleme ve 8inc iay 3üncü ay olur ki PEYGAMBER ALEYHİSSELAM , ”Muharrem ve Recep [tüm aylar] ALLAHın ve Şa`ban benim ayımdır, [Kur’anla birlikte doğan] Ümmetimin ayı RameZandır.” derken doğduğu ayın ŞABAN OLDUĞUNU MU KASD ETMİŞ: İnanın ki bunu çok düşündüm. KUTLU DOĞUM :
    Muharrem ayı , 10 Muharrem aşura , Safer ayı (28i denmedi denmiş) , 2 / 3/ 8 / 10 / 12 / 174 cumua / 22 rebiu evvel rabia ula/son 10g ününden biri, 7inci recep=11inci Zilqı`de, 9_13 Zilhicce+283 gün=Ramezanın sonları. 20 Nisan , miladın 569uncu senesi, isa Mesihten 347 / 440 / 540 / 552 / 555ler / 600 / 930 /ortalama bin yıl ve Ademden 6bin yıl veya 6 bin+200 yıl=h.ö.-10 veya 622-2893-3323/3337=m.ö.5608/5594-5584+569=m.s.545/m.s.559 olduğuna ve ELEM TERA (Fil Olayını görmedin mi diye vahy olduğuna) göre 569 ve 570 ve 571 ya`ni tamamı zanndır. LUTFEN YAYINLAYINIZ. Teşekkur sunarım. Bunlar yıların emeği , daha fazLesı daha da yorar.

  • Kasım 30, 2015 tarihinde, saat 7:49 pm
    Permalink

    nesi’ döneminde seneler ya muharremden ya rebiu evvelden başlatılırmış. Rebiu evvelde 12 tane pazartesi olamıyacağına göre ilk bahar ya`ni mevsim olarak mı rebiu evveldir. 24 mayıs 569 cuma=dini gün olarak 05 mayıs. Bu hangi takvim hesabına göredir. 05i Rebiu evvel ve 64üncü gün desek [354×30]+11=10bin 631 gün formülüne göre 08.06.629 eder ki H.8in başı Felekiye göre 30.04.630 kadar olduğuna göre … LUTFEN YAYINLAYINIZ.

  • Kasım 30, 2015 tarihinde, saat 7:57 pm
    Permalink

    BU MESAJLARDAN SONRA SİTENİZDEN 17 haziran 569 ididaını silmezseniz siz bilirsiniz. ya`ni daha ne yazayım da ne diyeyim de iqna` edeyim. LUTFEN 17 iddiaını kaldırınız.

  • Kasım 30, 2015 tarihinde, saat 8:12 pm
    Permalink

    Hamidullahın en çok 2si olur dediği 25 Mayıs 632 pazartesi tarihınıders kitabına 12si yazmışlar ve 21 Şubat 632 Cuma Hutbe tarihıdır=07sinde okudu,08inde 09unda hacc yaptı demişler. Takvimde 23 Şubat 632 pazara 9 zilhicce anlamında HUTBE İRADI yazmaları , işte bu yanılgıdır. Takvimde 13_14 Temmuz 620 Pazar_Pazartesi=06?-07? Zilhicce -3 tarihıne Mi`raç=26_27 Recep yazmak da hata. LUTFEN YAYINLAYINIZ.

  • Kasım 30, 2015 tarihinde, saat 8:13 pm
    Permalink

    Hem 4 hutbe okumuş: Zilhiccenin 9unda ve 10unda ve 11inde 18inde.
    H.K. 11de Saferin bitimine 1 / 4 / 14 kala pazartesi. ”veda haccından Medineye döndükten bir süre sonra hastalandı ve 1 kaç gün sonra öldü.” Wikipediada birkaç gün yerine / değil birkaç ay yazılı. LUTFEN YAYINLAYINIZ.

  • Eylül 20, 2016 tarihinde, saat 1:36 pm
    Permalink

    SAYIN TIBBİYELİ HİKMET.
    Öncelikle farklı rivayetlerin olması , 20 Nisan ve 12 rebiu evvel tarihlerinde PEYGAMBER aleyhisselamın doğumunu kutlamaya engel herhangi bir durum oluşturmaz. Bu konu üzerinde araştırma yaptığı sanılan Hamidullah (1908-2002)
    Peygamberin doğum tarihi olarak 17 Haziran 569 tarihini Ay takvimine göre söylemiş olamaz. Çünki verdiği tarih 4üncü rebiul ahir ayı ve hicretten önce 55inci senedir.
    Her ne kadar 9 zilhicce arafe Hicri 10 cuma+3 ay üst üste 29ar gün olduysa 80 gün sonra 2 rebiu evvel 11 olur dese de akıl var fikir var. 17 Haziran ne oluyor. bazıları 16 ve 18 demiş. Tüm bunlar 30×12+5=365 değil 27×13 ay+14 gün=365 şeklinde bir iddiadan öteye gitmez. Yani 28 / 29 / 30 Mart 632 tarihine 1.1.11 demişler. 27şer gün olarak 16/17/18 Haziran 569 Pazar/Pazartesi/Salı demişler. Yani bütün mesele bu. Bunu anlamıyacak kadar anlayıştan uzak mısınız. Hem 9 cuma=6 Mart 632 kesin desek bile 28 Mart tarihini 11in başı desek ister 6 ayda 1 hafta eklemek devam etsin ister etmesin. 27şer gün olarak 8 / 1 Haziran 632 tarihi yine 12 rebiul evvel eder.
    Ağustos 1967de A.B.D.de ortaya atılan Amerikan-Fransız-Hint ortak yapımı ve 1979larda 1 günün demagojisini yapanlara darbeyi indiren 4 günlük fark yaşanınca çöken ya’ni baştan kokan o çürük 17 Haziran iddiasını hâlâ dahâ internette barındırıyor munuz. Sizde BEYN ve UTANMA YOK MU. Adam 94 gün olmaz demiş, o dönemde miladi kullanılmıyordu demiş 63 yaşı miladi 632-63 olarak söylemiş. Miladi 94 yıl yaşamış. DURUM 94 gün olmuyorsa miladi kullanılmıyorsa al sana miladi 94 yaş , al sana 1 günün dırdırına karşılık 4 gün. AKILLANMIYACAK MISINIZ. SAYIN HİKMET AKILLANMIYACAK MISINIZ. NEYİN KİMİN PEŞİNDEN İZİNDEN KOŞUYORSUNUZ NEREYE GİDİYORSUNUZ. 10LARCA yıl önce ortaya atılan ÇÖLDE YEŞEREN İSLAMA SAVAŞın SEMBOLÜ OLARAK SUNULAN 17 HAZİRAN İDDİASINI 20 NİSANA ALTERNATİF OLARAK SUNMAYA HALA DEVAM MI EDECEKSİNİZ. KAÇ MESAJ TUŞLAMAM GEREKİYOR. HAZRETİ ALLAH , O HAMİDULLAH DENEN PROFESÖR BOZUNTUSUNA İLAHİ TOKATI İNDİRMİŞ. SİZ BUNU ANLAMIYOR MUSUNUZ. SİLİN O 17Yİ. LUTFEN ve RİCAEN DİYORUM SİLİN. ALLAHA İNANIYORSANIZ SİLİN.
    Sonradan fark ettim. 7.11.632nin rumisi 20.01.633=2.11.Hicri 11 eder. Zaten h.ö.53+63= o tarihte 63 demiş yani 633=11. Hicride 0 yok. 53+11=63. Ne yani PEYGMABER aleyhissalatu vesselam ŞEVVALDE Mİ ZİLHİCCE HUTBESİNİ OKUMUŞ. 633TE Mİ ÖLMÜŞ. RUMİ TAKVİMLER HAKKINDA ÇOK BİLGİM VAR. LUTFEN O 17Yİ SİLİN. illa HAZİRAN 569 DİYORSANIZ 24ü YAZIN. 17Yİ SİLİN. LUTFEN SİLİN.

  • Eylül 20, 2016 tarihinde, saat 1:48 pm
    Permalink

    Hamidullah BEDR savaşı 17 ramezan 2 cuma ve 18 Kasım 632 demiş. Bu da 27şerli zanna göre söylenen 1 şey olduğunu gösterir. Yani 31 Mart 623 , 2nin başı olsa 27şerden 9uncu ayın 17si 18 kasım olur. Yaaa.

  • Eylül 20, 2016 tarihinde, saat 1:55 pm
    Permalink

    17 ramezan , cuma ve pazar ve çarşamba diye farklı yazanlar var. 16 Mart 624 Cumua olur 17si. Hamidullah ise concerdanslara göre 23 Mart demiş. Ne ya’ni 15 ve 16 değil de 23 ? Temmuz 622 midir HiCRET TAKVİMİnin başı. Ya’ni bir ansiklopedide yazan: ”1582den sonra her yüz yılda bir bir (artık 29) günü eklenerek miladi takvimin 4 bin yılda 1 gün farkla mevsimlere uyumlu olması” ifadesi doğru mu. Ya’ni istanbul 20 cemazil evvel 857= 29 mayısta değil de 05 haziranda mı feth edildi. 2 rebiu evvelden cemazil ahire kadar değişik rivayet var. Ancak ansiklopedideki o durum doğruysa yüzyılın hangi yılına mesela başına mı sonuna mı yani 25 değil 26 artık mı. NOT: 2000in başı cumartesi ve 2016nın başı cuma. Dolayısıyla 1582de alınan böyle bir karâr yok yahut bu asrda daha uygulanmadı yahut zaten ansiklopediye yazanın demek istediği : her 4 yüzyılda 1 , 1 gün eklenerek anlamında mı. Çünki Julyen ile Miladi arasında 1582den 1900e 10+1+1+1=13 gün fark olduğu diğer ansiklopedilerde zaten yazmakta.

  • Eylül 20, 2016 tarihinde, saat 2:09 pm
    Permalink

    ZULKARNEYN TAKVİMİNE GÖRE 822 , HANGİ YIL. 11 Mart -311 veya 01 Ekim -312den başladığı kabul edilen takvime göre mi. Ya’ni Eylül 1756_1757de 2069uncu olan Rumi mi Zulkarneyn takvimi. 0 yılı miladide tanımsız olduğu için 312 ile 311 aynı yıl olabilir veya saymaya 0dan başlamak ile saymaya 1den başlamak arasında 1 rakam fark olduğu ma’lum. Eğer durum buysa KUTLU DOĞUMun 510LAR OLMASI gerekir. Zaten eğer tetrad tutulmaları her 3 yılda 1 oluyorsa 2015-1392=623 veya 563 olur ki 510+53= 563 ya’ni …

  • Eylül 20, 2016 tarihinde, saat 2:12 pm
    Permalink

    Ya’ni sayın HİKMET. 560LI 570Lİ YILLAR , HAYAL Mİ. BAKIN MÜNECCİMBAŞI zaten 632yi redd etmiş. BİLMİYORUM. Eğer 22 Temmuz 622 , SENEBAŞI İDİYSE O HALDE 17 HAZİRAN 569 , 12 rebiul ahir kadar eder. Yoksa HAMİDULLAH hakklı mı.

  • Eylül 20, 2016 tarihinde, saat 2:20 pm
    Permalink

    Sanmayın HAMİDULLAHa yalancı diyorum. hayır hayır ben sadece bazı i’tirazlar eleştiriler yapıyorum. Zaten bazen ADEM a.s.dan beri GÜNEŞ takvimi kullanılmıştır sanıyorum. Çünki rivayetlerde geçen 6213 / 6216 / 6210 / 6230 / 6313 / 7313 yıllık dönemi doğru ve sabrlı çeviriyle hesaplayınca hep ğayr-i müslimlerin değer verdikleri günler çıkar. Tabi’ siz 9una cuma derseniz ya’ni 11in başını 27/28 Mart sanırsanız yapacağınız çeviri yanlış çıkar. ya’ni 0ı yıl alıp almamak ve hangi ayı hangi yılı kaç gün saymak da ker küsürat olup olmaması , ileri gitmesi geri kalması , kesr=2400 sene kuralı varsa bunun 10630+1 mi 10631+1 mi olup olmadığı ve sadece denk geldiği seneleri mi yoksa bütün hesabı mı değiştirip değiştirmeyeceği ve ayette HUSBAN hesaplar demeti buyrulduğuna göre 354×30+11=10631in tamm formül olup olmadığı ya’ni mahrek=yörünge …. ALLAH , BİLİR . merhumların ruhları şad olsun. illet=şaz=şuzuzat-ı qanuniyeden 1er istisna olan şey’lerle ya’ni ayrıntılarla uğraşmak da ne.

  • Aralık 19, 2016 tarihinde, saat 4:54 pm
    Permalink

    Sayın tıbbiyeli hikmet. mesajlarımı okumuyor musunuz. hiç düşünmüyor musunuz. 17 Haziran 569un uydurma olduğunu. Hâlâ anlamıyor musunuz. Eğerki 569da değil 570 veya 571de 17 Haziran günü Pazartesi olsaydı Hamîdullâh ” 570 değil 571 hîç değil olsa olsa 569 eder demezdi”. Hiç düşünmüyor musunuz. Adam hem 27 Mart 632yi 1 Muharrem 1 demiş hem 28 Mart 632ye 01 Muharem diyerek 27li ve 365erli 1 tahmîn (!) yapmış ve 17 Huzeyran zırvasını bulmuş (!?)
    Siz Türkçesi GERÇEK TARİHLER olan yalan yazıyı sunuyorsunuz. Ancak MÜSLÜMANLAR NEDEN HİCRİ KULANIR adlı internet sayfasında aynı Hamidulahın , sapmadan ve hesaplar karışmadan önceki yine uyduruk yazısını hiç hesaba katmıyorsunuz. 9u cuma diyen ve 9 ile 12yi tespit eden BÜYÜK BİYOGRAFİ `ÂLİMİ dediği SuheylîNİN Ravdul Unf / Rawz-ı Enf adlı eserinde 20 Nisan yazmasından her nedense bahs etmemiş. 12.03.1959=01.09.1378 demiş ve 33 sene sonra 1411in RameZân başlangıcını 18.03.1991 demiş. Ya`nî burada her 30 sene 10.631 gün (354×30+11) değil bir bakıma her 33 sene formulünü kulanmış. her 30 sene 10.631 gün ise neden 12.03.1959dan 30×2 katı olan 1438de Ramezan başı , 28 değil 27 Mayıs 2017 olarak ölçülmekte. Adam o dönemde ”mîlâdî kulanılmıyordu” !? demiş. `Arafât cuma ile 3 ay sonrasında 12 rebî`ul evvel arasında ”94 gün” yok demiş, 3 ay ”29ardan” 2si Pazartesi ve 80 gün sonrası olur demiş. 4 ay 30ar çekmiş ve rivayet tecellî edip ”HESAPLAR KARIŞMIŞ” . ”hesaplar karıştı. Uzmanın 1i çözsün. Ben anlamam” demiş. Miladi 94 yıl yaşamış. Hâlâ 17 Haziran mı be. Hâlâ 17 mi. 24 neden olmasın. 27li 365li hesap kulanılmış olsa bile !? PEYGAMBERİN ÖLECEĞİ TARİHİ , HİÇ BİR KUL BİLMİYORDU Kİ. Yanlarındaki Yehûdîlerin taqvîmi etkilememiş de onun atası olan Bâbil takvimi etkilemeiş !? 12 rebiul evvveli ilkbaharın 12nci pazartesi günü olarak sunmuş da diyebiliriz. Hem Keldani-İbrânî takvimi 01 Nisanda başladığı gibi 21 Haziran olarak da yazılmakta. 4 ay üst üste 30 çektiyse o sene muhtemelen 353 / 354 / 355 değil 356 çekmiştir. 23.07.1990=1411in başı+10632 olarak çeviren de var. 23.07.1990 ve her 30 sene 10.631 formulüne göre 15.07.622 olur. Ancak 01.09.2019=1441in başı olursa bu kez aynı formule göre 16.07.622 , 1.1.1 olur. PEKİ 17 uydurmadır demek imkansız mı olur. KİMİN PEŞİNDE KOŞTUĞUNUZA dikkat etseniz. ABDde ortaya atılan uyduruk 17yi KUTLU DOĞUM olarak sunmak ha. Hadi be ordan.

  • Aralık 19, 2016 tarihinde, saat 4:56 pm
    Permalink

    1959daki yazısında hicrî 1in başını sormamış ve hattâ h.k. 538de tekrar 16 Temmuza denk geldi demiş 16.07.1143=1.11.HQ 538

  • Aralık 19, 2016 tarihinde, saat 4:59 pm
    Permalink

    İbrani takvimi 365erli gün ise Araplar hem mevsimleri birbirine eşitlemeye çalışmış hem 365×4 = 1460 yılda 1 , sene başı aynı güne denk gelen takvimi kulanmış . BÖYLE ŞEY’ olmaz.

  • Aralık 19, 2016 tarihinde, saat 5:02 pm
    Permalink

    Ağustos 1967deki uydurmadan sonra 1979lardaki sapmayı anlamak için Hicrî 1 ile 1420yi hem 30ar sene hem 33er sene olarak hesaplayınız. 16.07.622+33er sene (33×43=1419)=13.04.1999. 1999un başı , 1 çeviriye göre 17.04.1999dur ki hesapların karıştığı ortada.

  • Aralık 19, 2016 tarihinde, saat 5:06 pm
    Permalink

    17 haziran tarihi , günümüzde ÇÖLEŞMEYE KARŞI MÜCADELEdir ki İSLAMa karşı yapılan savaşın adeta sembolüdür 17 uydurması. Bu konuları bilmeyeni kandırabilirsiniz ancak beni aslâ.

  • Aralık 19, 2016 tarihinde, saat 5:37 pm
    Permalink

    17.06.569 tarihi , 15 ? 04. -55tir. 12.03.-53ten kasıt belki 20.08.4330 olan 05.05.570 belki 20.04.571dir. Qısâs-ı Enbiyâ’ vettevârîhil hulefâ’ adlı eserde merhûm Ahmed Cevdet Paşa , herhangi ya`ni hiçbir tarih vermeden ve NİSANın kaçı olduğunu belirtmeden miladın 569uncu senesi ve RÛMÎaylardan Nisan ayı içersinde der. 569uncu sene parmak hesabıyla ise 568 yıl fark eder. Ma`rifetnamedeki RUMİ ile 2016da 1431_1432 olan RUMİ birbirinden farklı olabilir. Zû’lqarneyn takvimi ve bu RUMİ takvimler araştırılmalı. BU konuda Merhûm Neş’et ÇAĞATAYın yazılarına , Kısası Enbiyaya Marifetnameye 14.03.1399da kulanılmaya başlandı dense de başlangıçını 622 diye yazan takvim yapraklarına bakılabilir. Ancak şunu sorayım SAYIN HİKMET : Madamki HİCRET esaslı bir takvimdir Rumi ve bir ansiklopedide yazdığına göre AY yılı ile GÜNEŞ yılı arasındaki farktan dolayı Rumi 1le değil 2 sayı önde =3 ile başladı yazdığına göre bu RUMİ hesaplar nasıl yapılmakta. Ya’ni şöyle : 13.03.1840 Cumu`a=1 Mart 1256 kabûl edildi ve aradaki 583 / 584 / 585 (584 gün+13 gün) fark sonradan sabitlendi. 13 Marttan 13 gün öncesi 01 Mart değil. Hem 31 Aralık+584 yıl+2 ay 13 gün fark yazılmalı değil mi günümüzdeki yılbaşı anlayışına göre. Ne HİKMETse 13.03.1840 tarihının hicrî qamerî hilâl u bedr karşılığı da 1256dır ki 31.05.1995e 1416nın başı dersek her 30 sene 10.631 gün formulüne göre 09 Muharrem 1256dır. Neden Muharremin 1i değil de 09u. 14.03.1399da başlıyan takvim hem rumi hem hicret esaslı !? 14.03.1399= [18.06.2010a göre] 06.07.801. İngilizler 25 Mart esaslı takvimi 1752ye dek kullandığına 07.05.1672 cumartesi 25 Marta 01 Mart dersek 31 Mayıs 1672 olur ki Salıdır. RUMİ Takvime geçiş kısa süreli de olsa [N.ÇAĞATAYa göre] H.Q. 1087=1676da olmuş ki 11.04.1967den hesaplarsak 16.03.1676=01.01.HQ 1087dir. 11.07.622ye başlangıç desek ve 1inci 2nci 4üncü 7nci 9uncu 10uncu seneler 355er ve 8inci sene 353 ve 3 , 5 , 6 seneler i 355er dersek (bu süreci 15 / 16 Temmuzdan alabileceğimiz gibi 16sından itibaren 2 , 5 , 7 , 10 seneleri 355er ve diğer 6 seneyi 354 er olarak çevirebiliriz. Kesr küsürat ile hesap geri gidiyorsa 9u cuma olur HQ Zilhicce 10un ve başlangıç 14 Temmuz 622 Çarşamba olur) 16 değil 11 Mart 1676 olur ki 11 Mart zaten RUMİ bir başlangıç. Ancak Marifetnamedeki bilgiye göre [21 Marttan 10 gün önce] 11 Mart -311 (0ı yıl saymazsak 312)den başlıyan RUMİ , Eylül 1756_Eylül 1757de 1170nci hicri senede 2069[uncu] sene olup 01.10.312den başlatılan veya başlangıçı N.ÇAĞATAYa göre değişik verilen Kopt / Eski Hristiyan MISR -Qıbtî takvimi ile aynı başlangıçlı. Tarih , -605 (16.07.622ye tarih başlangıcı dersek 27.03.-605=h.ö.1.1.-1265inci sene başı) 0ı yıl alıp almamaya göre miladtan önceki yıllar en az 1 sayı hatâ’ verir). Nebukadnetsar=BUHTUNNASIR m.ö.605 ve KÜÇÜK İSKENDER (-356_-323) -336da kral oldu ve arada 436 yıl var denir buna göre -311 / -336+436 olabilir -605. Ya`ni mutlaqa bu takvimler 1birleriyle bağlantılı ancak neden bu konuları araştıran yok . Rumi takvim 3le başladıysa HİCRET hangi yıl , 624 mü=h.k. 3 mü. RUMİ takvim , hicriden şemsiye devşirilmiş olabilir. Ancak takvimlerin adları , sonradan nispet (tesmiye) edildiği için -336yı -310lar demek şu an için mümkin değil. 436 , muhtemelen -334 + 7 ay (h.ö.986) yazılan Dârânın 2nci kez yenilmesinden 435inci sene (434 yıl) sonrasıdır.

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:12 pm
    Permalink

    HICRI TAKVIM VE TARIHI ARKAPLANI
    Prof. MUHAMMED HAMIDULLAH*
    Çev. Dr. Kasım ŞULUL
    1 Hicri takvim1
    , nesî’in uygulanması sonucu elde edilmiş olan Mekkî Kamerî-Şemsî takvimin doğrudan
    halefidir. 1931’de Axel Mober’in2
    nesî’ konusunda yaptığı araştırmalardan sonra şüphesiz yeni kaynaklar daha
    kullanışlı hale gelmiştir. Son üç ay hariç3
    Hz. Peygamber (s.a.v.) hayatının tamamı takvim hususunda eski usûle
    *
    Makalenin orjinal ismi: The Islamic Calender and its Historical Background, “al-Ilm”, Universty of Durban-Westeville, Cemaziyelevvel
    1406/Ocak 1986, VI, 10-25.
    Bu makalenin aslı, A.B.D Michigan Üniversitesinde Ağustos 1967’de 27. Oryantalistler kongresinin “Yakın Doğu ve Islem” konulu II.
    oturumunda tebliğ olarak sunulmuştur. Kongrede münazara devam ederken Prof. Hans Kruse’un önerisiyle, Hicri tarihleri Miladi
    takvime çevirmek için yeni bir cetvelin hazırlanması teklifi kabul edildi. Ve bu tarihleri çevirme işleminin Prof. M. Hamidullah’ın
    makalesinde belirtilen prensiplere göre elektronik makinalarla ve astronomik verilere uygun olarak yapılması gerektiği önerildi. Daha
    sonra aynı öneri Prof. Grunibaum tarafından açılış oturumuna sunuldu ve oy birliği ile kabul edildi.
    1
    Ilerde göreceğimiz gibi hicri takvim, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefatından sadece altı yıl sonra benimsenirken, miladî takvim Hristiyanlar
    araasında Isa Mesih’in doğumundan tam 900 yol sonra kullanılmaya başlanmıştır (bkz. Grosse Brockhaus, s.v. Aera; Caetani, Anali dell
    Islam, I, 348-349).
    2
    In German, an-Nasi, Lund, 1931, Taberî (I, 1250); Sahavî (el-Ilan bi’t-Tevbih, s. 138-139) ve diğerlerine göre “hicreti esas olarak
    tarihlendirme”, Beyhakî’nin geniş açıklamalarının tersine Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında hicretten hemen sonra kullanılmaya
    başlandı. Tamamen bu konuyla ilgili olarak nesî hakkında yapılan yeni çalışmalar ve kaynaklar için şu makeleme bkz. RSO, Roma, XL,
    1965, s. 57-69: “Original de lettre du Prophete Kisra.”
    3
    Nesî’ tatbik edilen sene ile, nesî’siz aylar birbiri üzerine çakışınca, diğer bir ifadeyle Kamerî takvim, hiç bir nesî’ ameliyesine ihtiyaç
    göstermeksizin güneş takvimindeki aylar üzerine intibak edince Hz. Pepygamber hicretten 10 yıl sonra Zilhicce ayında (631) veda
    haccında nesî’e ve “artık yıl” uygulamasına son verdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) veda hutbesinde konuyla ilgili olarak şöyle diyordu: “Ey
    insanlar! Nesî usûlünü tatbik etmek küfürde aşırı gitmektir. Kafirler bununla sapıtmışlardır. Onlar bu bir aylık (zamanı) bir sene
    kutsiyetsiz (yani eşhuru’l-hurum dışında alelade bir ay) sayarlar; gayeleri, Allah’ın eşhurü’l-hurum’dan saydığı (ayların) birbiri arkasına
    akışını zahiren muhafaza etmek ve Allah’ın eşhurü’l-hurum dışı saydığı ayları bunun içinde (yani mukaddes gibi) göstermektir’ (Tevbe
    suresi, 9/37). Şimdi zaman (takvim), Allah’ın yeri ve gökleri yarattığı durumuna dönmüş bulunuyor (yani nesî uygulanan sene ile,
    nesî’siz aylar birbiri üzerine çakışmış, diğer bir ifadeyle Kamerî takvim, hiç bir nesî ameliyesine ihtiyaç göstermeksizin o yıl tam güneş
    takvimindeki aylar üzerine intibak etmişti).
    “Gerçek şu ki; Allah, yeri ve semavatı yarattığı zaman ayların sayısını 12 olarak takdir etmiştir.” “(Tevbe Suresi 9/36). Bu dört aydan üçü
    peşpeşe gelir: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem, Ayrı ve tek olan öteki ay ise, Mukadar kabilesinin Recep ayıdır ki bu, Cemaziyelahir ile
    Şaban ayı arasında bulunur. Dikkat edin! Tebliğ ettim mi?.. Ey Allah’ım sen şahit ol! (Ibn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, Mısır 1936,
    IV, 251).
    Diğer kaynaklar için bkz. el-Vesâikü”s-Siyasiyye (no: 287/a) adlı çalışmama yina bkz. Blachere in Melanges Massignon, I, 223-249.
    Vâkıdî el-Megâzî’sinde ve Müslim Sahih’inde veda hutbesini nakleder. Metinde dikkat çeken “Mudar kabilesinin Recep ayı” ifadesi
    Süheylî’nin, er-Ravdu’l-Unûf, II, 351’de açıklanmıştır. Süheylî, Rabia kabilesinde Recep ayının Ramazan ayandan iki ay sonra
    olduğunu ifade eder. Bu, umre zamanına veya Mekke’ye yapılan haccü’l-asgarla işaret olabilir. göre geçirdi4
    . Bu sebeple, yeni bilgiler gün ışığına çıktıkça veya yeni yöntemler bulundukça iki takvim
    arasındaki münasebet noktaları araştırılmalıdır.
    2. Azrakî gibi bir çok eski kaynak5
    takvimde nesî’ uygulamasının başlangıçta Yemen kabilelerinden
    Kinde’nin elinde bulunduğunu, bu vazifenin daha sonra Kinane kabilesinin Kalammas ailesine geçtiğini iddia
    eder. Fakat kaynaklarımız bu konuyla ilgili tarih vermezler. Birûnî’ye göre6
    nesî’, takriben Islâm’dan 200 sene
    önce Mekke’de Yahudi’lerden alınarak uygulanmaya başlanmıştır. Fakat maalesef Birûnî, verdiği bilgiler için
    kaynak belirtmez. Ben, ileri sürülen bu tesbitin yanlış olduğunu düşünüyorum. Aşağıda açıklandığı gibi nesî’,
    Islâm’dan 400 sene önce başlamış olabilir. Diğer taraftan şunu gayet iyi biliyoruz ki; Yahudi metodu kendine has
    değişik ve karmaşık unsurlarıyla, son derece sade olan Arap metodunu hiç etkilememiştir ve aslında Arap
    metodu ile Hammurabi formülü arasında çok daha fazla yakın benzerlikler sözkonusudur.
    3. Nesî’ vazifesinin başlangıçta Kinde’nin elinde olması bizi şaşırtmamalıdır. Olinder’in7
    “Akil el-Murar
    ailesinin Kinde krallığı” üzerine yaptığı incelemeler genişleme aşamasında Kindelilerin Bizanslılara ve Perslere
    rağmen Suriye ve Irak’ın bazı topraklarını ele geçirdiklerini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Ibn Ishak’ın elMegâzî’sinin
    Fas yazması8
    Tubba’nın Mekke’ye girişini ayrıntılarıyla tesvir eder. Azrakî, nesî’ görevinin Kinde
    kabilesine geçmesindeki asıl sebebin Malik b. Kinane’nin Muaviye b. Sevr el-Kindi’niin kızı ile evlenmesi
    hadîssesi olduğunu inandırıcı bir şekilde açıklamıştır.9
    4. Yine de biz. Kinde’nin nesî’ vazifesinin Akıl el-Murar sülalesi zamanında ortaya çıktığından emin
    olamayız. Çünkü Wustenfeld’in “Genelogische Tabellan” ine göre, Malik b. Kinane ile Islâm’ın doğuşu arasında
    13 kuşak ve Muaviye el-Kindi ile Islâm’ın doğuşu arasında 17 kuşak bulunmaktadır. Bir kuşak 30 yıla tekabül
    ederse 13 kuşak 390 ve 17 kuşak 510 yıla eşit demkektir. Iki tarihin aritmetik ortalaması 450 yıl yapar. Bu tarih
    olsa olsa Kalammas ailesine işaret eder. ve biz nesî’ vazifesinin Mekke’de Kinane’ye geçmeden önce
    Kindelilerin aynı vazifeyi ne kadar süre icra ettiklerine bulmuyoruz.
    5. Winckler10 ve Beeston’un11 Güney Arabistan takvimi üzerindeki çalışmalarına rağmen, Yemenlilerin
    takvime gün veya ay ilave etme (nesî’) işlemini nasıl yaptıkmlarına dair bilgilerimiz oldukça yetersizdir.
    Mekke’de Kalammas’ın uyguladığı formüle gelince, yıla ilave edilen 13. ayın zamanı hususunda farklı bilgiler
    bulunmaktadır. Bazıları,12 nesî’in (yani ay takvimine bir Kamerî ay ilave etme ameliyesinin) her yıl tatbik
    edildiğinden bahsederler; bu, nesî’in ileri sürülen Kamerî yılı Şemsî yıla eşitleme amacını ve mevsimlerin
    4
    Her ne kadar bu Kamerî-şemsî takvim uzun bir süreden beri kullanılmakta ise de takvimin başlangıç noktası milli önemi sahip her yeni
    olayla değişiyordu. Habeşistanlıların Mekke’ye saldırdıkları yıl (senetü’l-fil = fil yılı) Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında tarih başlangıcı
    olarak kullanılırdı. Aslında bu ifade doğrudan Hz. Peygamber’ın (s.a.v.) doğum yılı nı ifade eder. Hadîse göre, Abdulmüttalib’in vefatı
    (Belazûrî, Ensabu’l-Eşraf, I. 41), Ficar savaşı, Hişam b. el-Muğire’nin vefatı, Kabe’nin yeniden inşası (Ibn Asakir, Tarih Dimeşk, I, 20),
    Hilfu’l-Füdul cemiyetinin faaliyete başlama tarihinin (el Mes’udî Tenbih ve’l-Işraf, s.186. Mısır bsk.) tarih başlangıcı olarak
    kullanıldığına işaretler bulunmaktadır. Yine Taberî (I, 1253), Sahavî (s. 146-149) ve Ibnü’l-Cevzî’nin Telkih’i (vr. 3/ab-, Paris yazması,
    iktibas eden Ibn Ebi Hayseme), Mekke’de Islâm öncesi takvimler bazen Hz. Adem’in cennetten yeryüzüne indirildiği tarihine kadar geri
    gittiğine dair nakiller yaparlar. Mekke’de Ismail’in torunlarına kadar olan zamanla ilgilenildiğine göre Hammurabi’den beri nesî’in
    takvime uygulandığı tezi ileri sürülebilir ve bu isabetsiz de değildir. Çünkü Hz. Ibrahim Hammurabi’nin hemşehrisidir ve Hz. Ibrahim’in
    torunları nesî’nin sağladığı avantajları bilmiyor değillerdi.
    5
    Azrakî, Ahbar-u Mekke, I. 188 (Avrupa bsk).
    6
    Birunî, el-Asârû-l-Bâkiye, s. 12.62.
    7
    Olunder, The Kings of Kindah of the family of Akil al-Murar, Lund.
    8
    Ibn Ishak, el-Megâzî, Rabat 1976, s.29-33.
    9
    Azrakî, Ahbâru Mekke, I, 125. 10 Hugo Winckler, Arabisch-Semitisçh-Orien Talisch in Miteilung der vorderasiatischen Gesellschaft, VI, 1901-1904, s. 231-240;
    Altorientalische Forschungen, zweite Reihe, 1898-1900, Leipzig 1901, s. 324-395, özellikle bkz. s. 351-353: “Der interrex bei den
    Sabaern”, Winckler’in, nesî devralan kimseye yani nasi’den sorumlu şahsa “Musahhir” denildiğini açıklayan makalesi, (oysa daha sonraki
    dönemde Mekke’de takvime ay ilave eden kişi için iki ayrı isim (Kalammas ve Nâsî) kullanılmıştır.
    11 A F L Beeston Epigraophic South Arabian Calendars and Dating, London 1956.
    12 Ibn Ishak’a göre her yıl takvime artı bir ay ( 13.ay) ilave edilird, bkz. el-Megazi s. 79 (pr.99) devamlı aynı aylara denk gelmesini engeller. Diğer bazıları13 ise, nesî’in her iki yılda bir tatbik edildiğinden söz
    ederler.
    Bir diğer zümre14nesî’in her üç yılda bir tatbik edildiğini, bununla beraber başka bir zümre15 daha kesin bir
    ifadeyle nesî’in (arasıra yalnız iki yıllık fasıladan sonra bir ay ilavesi yapılsa da) genillekle her üç yılda bir
    uygulandığını belirtirler. Son iki grubun görüşleri teknik veya astronomik açıdan ele alındığında isabetli
    görünmektedir. Çünkü 30 yıllık bir devre ile 8 artık yıl (dört yılda bir gelen 366 günlük yıl) Güneş takviminde
    (365×30=10950+8) 10958 gün eder.
    Aynı devrede, tamamen Kamerî olan bir takvimin1611 yılının 355 günü ile 19 yılının 354 günü
    (355×11=3905; 354×19=6726; 3905+6726) 10631 gün etmelidir. Bu sebeple 30 yıl esnasında Kamerî yıl Şemsî
    yıldan 327 gün daha kısa olur. nesî’ her üç yılda bir defa uygulanırsa, bir ilave yapılmış 10 Kamerî ay eklemek
    durumunda olacağız; mesela, 4×29 ve 6×30 gün istenilen 327 gün yerine ancak 296 gün eder. Başka bir ifadeyle
    30 yılın her üç yılında bir defa nesî’ uygulanmasına ramen, 31 günlük bir fark olacaktır (Modern astronomlara
    göre hesaba katılan dakika, saniye ve saniyelerin kesirlerinin meydana getirdiği farkı bin hesaba katmıyorum).
    31 Günlük fark o kadar büyük bir farktır ki, kendilerini tabiatın keskin gözlemcileri olarak niteleyebileceğimiz
    13 Takvime her iki yılda bir ay ilave edilmesi konusunda bkz. Ibn Habib, Munammak, s. 274; Azrakî, Ahbaru Mekke, s. 125 (Azrakî,
    Muharrem ayının 24 yıllık zaman dilimi içinde bütün mevsimleri dolaştığını çok açık bir biçimde ifade eder. Ebu Ubeyde, Garibu’l-Hadis
    (Köprülü yazması, 378) vr. 167/a-b.
    14 Her üç yılda bir, fazladan bir ay ilavesi (13. ay) yapılırdı, bkz. Mes’udî, Tenbih, s. 218; Kur’an-ı Kerim’in Kahf suresi XVIII./25. ayeti
    şöyledir: “Onlar mağaralarında 300 yıl ve buna ilaveten 9 yıl kalmışlardır.” Ashab-ı Kehf’in mağarada 300 yıl kaldığını anlatan ifadenin
    akışına 9 yıl ilavesiyle, mağarada kalınan süre izah edilmiştir. Verilen rakamların açılımı şöyledir: 300 Güneş yılı 109572 ve 309 tam Ay
    yılı 109499 güne tekabül eder. Böylece arada 73 günlük bir fark bulunsa da bu fark bir yıl etmemektedir. (Bazı tefsirlerde ayette verilen
    sayının zaten kamerî takvime göre olduğu belirtilir ki müellif bunun miladî üç asra tekabül ettiğini açıklamaya çalışmakta ve nesî’e işaret
    edildiğini ileri sürmektedir. mütercim.)
    15 Zaruretlere göre zaman hesaplanırken 13. ay bazen her iki yılda, bazende her üç yılda bir defa takvime ilave edilirdi, bkz. Birunî, elAsâru’l-Bakiye,
    s.62; Makrizî, Imtâü’l-Esma, (Köprülü yazması, 1004) üs.1727 Makrizî’nin çalışmasının bu parçası henüz basılmamıştır.
    Saded dahilinde olduğu için bu metni çevirisiyle birlikte buraya alıyorum: ”en-Nesâ’e (çoğulu: Nesî’: Takvime gün veya ay ilave etme
    yöntemi) vazifesini Araplar için Beni Kinane’den Kalamise (tekili: Kalammas) ailesi üstlenmişti. Hac ibadeti eda edildikten sonra
    (Kalamise’ye mensup şahıs) kalkar, halka hitab eder, (nesî’le) ayları tehir eder (nesî’ vazifesini icra eder), böylece her ay (genellikle) onu
    izleyen ayın ismiyle adlandırılırdı. Herkes, Kalammas’ın bu ilamını kabul ederdi. Bu uygulamanın ismi nesî’ (tehir etme) idi. Çünkü her
    iki veya üç yılda bir yılın başlangıcına bir ay ilave etmekle tehir yapılıyordu (yani nesî’ yöntemi uygulanıyordu). Bu da arada bulunan
    zaman farkı oranında yapılıyordu. Ilk ilave (Nesî’) Muharrem ayına yapıldı, böylece gerçek Safer ayına Muharrem, Rebiülevvel ayına
    Safer v.s. denilmek suretiyle silsile halinde yılın diğer bütün aylarının kendi adları yerine onu takip eden ayların ismi verildi. Sonra ayların
    isimleri arasına eklemeler yaptılar. Safer ayına yapılan ikinci nesî’ uygulamasında onu izleyen aya yine Safer ismini verdiler (nesî’in ilk
    uygulamasında meydana gelen sıralamada bu ay Rebiülevvel’dir). Tek tek yılın her bir ayına uygulanıncaya kadar nesî’ ameliyesine
    devam edilir. Tekrar 1. ay olan Muharrem ayına dönülür. Bu uygulamayla ilk yaptıklarına dönmüş olurlar. Onlar, bu uygulamayı takvemde
    gözlemledikleri ilaveyi ve mevsimleri belirlemek için kullanıyor ve şöyle diyorlardı: “Falan olaydan sonra şu kadar zaman geçti”. Onlar bu
    gibi ifadelerle zamanı tarihlendirip belirlemeye çalışıyorlardı. Bütün bunlardan sonra onlar, dört mevsimden birinin tam bir ay önce
    geldiğini gözlemlediklerinde Güneş yılının kesirlerinin toplamını, ayrıca güneş yılına eşitlemeye çalıştıkları kamerî yıl ile bu ikisi arasında
    kalan farkıgidermek için ek bir nesî’ uygulaması yapıyorlardı.”
    Bu iktibasın bilhassa son cümlesi dikkate değer görünmektedir. Her üç yılda bir yapılan mutad nesî’ uygulamasına ilaveten, nesî’
    uygulamasından sorumlu olanlar ek bir nesî’ uygulamasına baş vurma mecburiyetinde kalıyorlar ve her ne zaman belirli bir ayın muayyeen
    bir devresinde nesî’ uygulamasına ihtiyaç duyulsa bu ilave, tam bir ayın eklenmesi şeklinde icra ediliyordu. Doğal olarak bu her 30 yılda
    bir kere olabilir. Çünkü 3 Güneş yılı 1095 gün eder. Fakat 3 Ay yılı bir ilave ay ile birlikte 1092 gün eder. Yani arada her üç yılda bir nasıl
    üç günlük bir eksiklik kalıyorsa 30 yıllık bir süre içerisinde 30 günlük bir eksiklik kalacak demektir. Çevirisini sunduğumuz metnin
    orjinali şöyledir:
    16 Şimdi yapılan hesap tamamen kamerî olan bir yılın 354 gün olmasına göredir. 367.5 rakamı ise 12 aya bölündü. Iki yeni ay arasındaki 29
    1/2 günlük devre aydan aya 29 gün 6 saat ile 29 gün 20 saat arasında değişir, ortalama olan 29 gün 12 saat 44 dakika 2.8 saniye
    (29.530588) dir. Bkz. Paul Couderc, Le Calendrier, Paris 1961, s. 14. ve ay menzillerini (veya yağmur yıldızlarını) hesaplama usûlünü çok iyi bilen Arapların gözünden bu farkın
    kaçmış olması düşünülemez (Bkz. Ibn Kuteybe, Kitabü’l-Enva).
    Kaynaklarımız, üç yıldan sonra nesî’in ne zaman yapıldığından ve ancak iki yıldan sonra yapılan nesî’in
    ne zaman tatbik edildiğinden bahsetmez. Yukarıda verilen hesaplamala neticesinde bizim, 10 değil 11 nesî’
    uygulamasına gerek duyduğumuz tespit ettik. Nesî’ uygulaması, 30 yıllık devrin sonunda mı veya 30 yıllık
    devrenin içine karıştırılarak mı yapılıyordu?
    Mesela, ay ilave etme (nesî’) ameliyesinin icra edildiği yolları rakam ile ifade etmek gerekirse şöyle mi
    olur?: 3., 6., 9., 11., 14., 17., 20., 22., 25., 28. ve nihayet 30 yılda nesî’in tatbik edildiği görülecektir.17 Diğer
    taraftan 11. nesî’ ameliyesi sadece 30 yıllık devrin sonunda meydana gelirse, bizim 30 yılda 10. normal ay ilave
    etme işlemini 11. Nesî’i 31. yılda ve ikinci devrenin birinci nesî’ini 33. yılda yapmamız gerekecektir.
    Zira 30. ve 31. yılda nesî’ yönteminin uygulanması yani iki ardıl yıllar esnasında ay ilave etme
    uygulaması Hammurabi 18 zamanında bilinuyordu. 31. Yılda uygulanan nesî’den sonra diğer bir nesî’ tatbikatı
    33. yılda yani sadece 2 yıllık bir fasıla içinde tatbik edilir. Bundan sonra 30 yıllık devrenin geri kalan kısmında
    nesî’ uygulaması üç yıllık düzenli fasıllarda meydana gelir.
    6. Eğer durum böyleyse bu, başka bir problemi açıklar. Yani müslüman tarihçilerin sıkıcı ihtilafını telif
    eder. Bazıları nesî’in yeni “Ay Takvimi”ne bir ay ilavesi ameliyesinin her yıl tatbik edildiğinden bahsederler;
    diğer bazıları her iki yılda bir v.b. tatbik edildiğinden sözederler. Yukarıdaki açıklama, gerçeğin tümünü ihata
    etmemiş olsalar da, müslüman tarihçilerin hepsinin haklı olduğunu gösterebilir. Şöyleki; tarihçilerin her birisi
    uygulamanın birini dikkate aldı, onu genelleştirdi ve nesî’, sisteminin çok daha karmaşık bir sistem olduğunu
    bilemedi . Yeri gelmişken ben burada şunu ilave ederim: Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatının çeşitli olaylarıyla
    ilgilenen müslüman tarihçiler tarafından verilen önemli tarihler Mekke’de her 30 yılda 11 defa nesî’
    uygulamasının yapıldığını teyid eder. Mevcut cetvellerde verilen tarihler birbiriyle uyuşmaz, çünkü onların hiç
    biri, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaşadığı ve faaliyet halinde olduğu hicrî çağın ilk 10 yılını nesî’ usulünü
    önemsiyerek ele almadı.
    17 Aşağıdaki tablo ay ilave etme (nesî’) ameliyesini yıl rakamlarıyla gösterir:
    Yıl Güneş Yılındaki Kameri Yıldaki Güneş ve Kameri Güneş ve Kameri
    Sayısı Gün Sayısı Gün Sayısı Yıllar Arasındaki Yıllar Arasındaki
    Itibari Ay Farkı Hakiki Fark
    1 365.2422 354.36705 —-
    2 730.4844 708.73410 —-
    3 1095.7266 1063.10115 1 ay (32 gün)
    4 1460.9688 1417.46820 —–
    5 1826.2110 1771.83525 —–
    6 2191.4532 2126.20230 2 ay (65 gün)
    7 2556.6954 2480.56935 —–
    8 2921.9376 2834.93640 —–
    9 3287.1798 3189.30345 3 ay (98 gün)
    10 3652.4220 3543.67050 —-
    11 4017.6642 3898.03755 4 ay (119 gün)
    12 4382.9064 4252.40460 —–
    13 4748.1486 4606.77165 —–
    14 5113.3908 4961.13870 5 ay (152 gün)
    15 5478.6330 5315.50575 —–
    16 5843.8752 5669.87280 —–
    17 6209.1174 6024.23985 6 ay (185 gün)
    18 6547.3596 6378.60690 —–
    19 6939.6018 6732.97395 —–
    20 7304.8440 7087.34100 7 ay (217 gün)
    21 7670.0826 7441.70805 —–
    22 8035.3284 7796.07510 8 ay (239 gün)
    23 8400.5706 8150.44215 —-
    24 8765.8128 8504.80920 —-
    25 9131.0550 8859.17625 9 ay (272 gün)
    26 9496.2972 9213.54330 —-
    27 9861.5394 9567.91035 —-
    28 10266.7816 9922.27740 10 ay (304 gün)
    29 10592.0238 10276.64445 ——
    30 10957.2660 10631.011150 11 ay (326 gün)
    18 Paul Couderc, Le Calendrier, Paris 1961, s. 57’de şöyle bir iddia ileri sürmektedir: Hammurabi zamanında “ 13 aylık iki ardıl yıl bulmak
    nadir değildir” ve Couderc bu tezini temellendirmek için yapılan kazılarda bulunan kil levhalara yazılmış metinlerden nakiller yapar. Mesela, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) doğumu, Kur’an-ı Kerim’in ona ilk inişi, hicret sonucu Medine’ye
    varışı, Bedir, Uhud ve Hendek savaşları gibi hadîselerin yalnız tarihlerinden değil o hadîselerin olduğu günden
    de bahsedilir. Biz ileride hicreti esas alan hesaba göre hadîs ve siyer kitaplarında verilen tarihleri gösteren bir
    tablo ve nesî’ uygulaması hesaba katılmamış mevcut cetvellere göre o tarihlerin karşılıklarını vereceğiz.
    Mütevazi hesaplarımıza göre, Güneş yılı ne zaman tam bir Kamerî ayın önünde olursa, 13. ayın ilave
    edilmesi o zaman söz konusu olur. Bizim, hadîsler de yer alan tarihler için yaptığımız hesaplama, Babil
    metodunda kullanılan formülü izlersek, bu tarihlerle uyuşur. Bu durum, yukarda bahsedilen muhtelif bütün
    rivayetleri uzlaştırır.
    7. Islâm’dan önce Arabistan’ın siyasi birliği yoktu. Arabistan’da ortak tarihde yoktu ve her bir bölgenin
    tarih başlangıcı olarak benimsediği kendine has önemli olayları bulunuyordu (Taberî ve diğer kaynaklarda yer
    alan pek çok malumata göre) Resûlullah Muhammed (s.a.v.) zamanında Mekkeliler Habeşistanlıların Mekke’ye
    saldırdığı yıl olan “Fil yılı’nı” olayları tarihlendirmek için kullanıyorlardı. Arabistan’da aynı zaman içinde
    muhtelif tarih başlangıçları bulunabiliyordu. Kaynaklarımız tarih başlangıcı hususundaki bu çeşitliliğe rağmen
    herkesin Muharrem ayını yılın ilk ayı kabul eder göründüğünü açık bir şekilde belirtirler.19
    8. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medine’ye hicreti komplike bir durumdur. Müslümanlar Mekke’den
    ayrılmak zorunda kaldıkları ve engellendikleri için hac ibadetini yerine getiremiyorlardı. Haliyle müslüman
    kitleler nesî’ yöntemi uyfulandığında bunu izliyemiyorlardı. Bu hususta açık referanslara sahibiz. Hudeybiye
    barışının hicretten sonra 6. yılın 11. ayında (Zilkade) miladî 627 yılında yapıldığını biliyoruz.20. Lakin Ebu
    Yusuf 21 Hz. Peygamber’in Medineden Hudeybiye’ye 9. ay olan Ramazan’da harekete geçtiğini ifade eder. Ibn
    Kesir,22 Hudeybiye anlaşmasının Zilkade (yılın 11.) ayında, ancak Urve b. Zübeyr’e göre 10. ay olan Sevval’de
    yapıldığını (ki bu görüş Urve’den gelen şaz bir rivayettir) nakleder. Fakat şu husus dikkate alındığında Urve’nin
    görüşü çok garip olmaz: Mutat nesî’ uygulaması sonucu Mekkelilerin 11. ayı gerçekde Hudeybiye barışının
    yapıldığı H.S. 6/627, yılın 9. ayıdır. Bir nesî’ uygulaması H.S. 6. yılın sonunda yapıldığı ve başka bir ay ilavesi
    (nesî’) ise H.S. 9. yılda tatbik edildi. Böylece Hz. Peygamber (s.a.v.) H.S. 10/631. yılda hacca gittiğinde, aylar
    orjinal pozisyonlarına döndü ve H.S.6/627 yılda meydana gelen 2 aylık fark zail oldu ve Hz. Peygamber (s.a.v.)
    en ufak bir engelle karşılamadan, veda haccında irad ettiği hitabesinde nesî’i ilga edebildi.23 “Şimdi zaman
    (takvim), Allah’ın yeri ve gökleri yarattığı gündeki durumuna dönmüş bulunuyor (yani nesî’ tatbik edilen sene
    ile, nesî’siz aylar birbiri üzerine çakışmış, diğer bir ifadeyle Kamerî takvim, hiç bir nesî’ ameliyesine ihtiyaç
    göstermeksizin o yıl tam güneş takvimindaki aylar üzerine intibak etmişti). Gerçek şu ki; Allah, yeri ve semavâtı
    yarattığı zaman ayların sayısını 12 olarak takdir etmiştir” (Tevbe sûresi, 9/36).
    9. Zaten Mekke H.S. 8/629’da fethedildi, fakat Hz. Peygamber (s.a.v.) H.S. 9/630’da nesî’e müdahele
    etmedi, bekledi24 ve ancak H.S. 10/631’de hem nasi uygulanmış aylar hem de nesî’ tatbik edilmemiş ayların
    hesapları bir birine denk gelip uyuştuğunda, nesî’i ilga etti. Kamerî takvimin ıslahı onun (s.a.v.) için güç olduğu
    gibi, miladî takvimdeki reform da Batı için zor olmuştur.25 Insanlar, Papa’yı ömürlerinin 10 gününü çalmakla
    19 Taberî, Tarih, I, 1252-1253, 1256 ; Ibnü’l-Cevzi, Telkih Fuhûm Ehli’l-Asâr (Paris yazması, arabe 734) vr. 3/b, Azrakî, s. 127; Birunî, el
    Asâru’l-Bakiye, s. 60, 62; Ibn Asakir, Tarih Dimeşk, I, 37; Sahavî, el-I’lan bi’t-Tevbih, s. 143; Mes’udî, Murucu’z-Zeheb. III, 417; v.d.
    20 Bkz. Ibn Hişam ve diğerleri
    21 Ebu Yusuf, Kitabu’l-Haraç (Bulak bsk.) s. 128.
    22 Ibn Kesir, el-Bidaya ve’n-Nihaye, IV, 164.
    23 Ibn Hişam, I. 968 (Wüstenfeld bsk.).
    24 “Ve bekledi”, ifadesi Birunî tarafından kullanılmıştır, bkz. el-Asâru’l-Bakiye, s. 63.
    25 Coudrec’e (s. 34-35, 54-55) ve H. Dilgan’a göre (Hamid Dilgan, Takvimler, s. 11-12) Miladâ takvim reformu aşağıdaki ülkelerde şu
    tarihlerde banimsenmiştir:
    Roma, Ispanya ve Portekizde 4 Ekim 1582
    Fransa’da Aralık 1582
    Almanya ve Isviçre’de 1584
    Polanya’da 1586
    Macaristan 1587
    Hollanda 1700
    Ingiltere, Isveç ve A.B.D.’de 1752
    Bulgaristan’da 1916
    Yogoslavya ve Romanya’da 1919
    Yunanistan’da 1923
    Rusya (S.S.C.B.)’da 1936 suçladılar. Protestan ve ortadoks ülkeler: Ingiltere, Fransa, Almanya, Rusya v.b. memleketlerde, yazılan
    tarihlerde, aynı olayların tarihleri farklılık arzetmesi sonucuna rağmen, miladî takvim reformunu kabul
    etmediler.
    Nesî’in ilgası ve saf Kamerî takvimin düzeltilip eski haline getirilmesi Islâm’a bir çok avantajlar
    sağlamıştır. Mesela, maliye uzmanlarına aleni ilan yapmadan 33 yılda bir ilave yılın vergilerini toplama imkanı
    verir.26 (Keşke A.B.D. ve S.S.C.B. maliye bakanları bunu bilebilse!) Ayrıca, Ramazan ayının büttün mevsimleri
    devretmesini sonuç verdiği için, müslüman bir ordunun Ramazan ayında oruç tutması neticesinde her mevsimde
    yiyecek ve su mahrumiyetine dayanma alışkanlığını kolaylaştırır. Bütün bunlardan başka nesî’in ilgası ve
    Kamerî takvimin düzeltilmesi, müşterek sorumlulukları kolaylaştırır; müslüman bireyin, medenî dünyadan uzak
    ve sahrada yaşasa bile zamanı hesaplamasını, Ramazan ayını izlemesini ve emredilen vakitte hac ibadetini eda
    etmesini sağlar ve kolaylaştırır. Nesî’in ilgası Kamerî takvimin düzeltilmesi, hesaplama hatalarını düzeltmek için
    tarihleri değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırır.
    11. Takvim reformu Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında yapıldı, ancak Islâm tarihinin başlangıcı olarak
    hicret hadîsesinin esas alınması Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefatından altı yıl sonra Hz. Ömer’in (r.a.) hilafeti
    zamanında benimsendi. Kaynaklarımıza göre27 devletin brokratik işlemlerinde resmi bir takvim benimseme
    ihtiyacını ilk olarak hisseden şahıs Basra valisi Ebu Musa el-Eşarî’dir. Yemenli birisi ülkesindeki uygulamayı
    anlattı; Hz. Ali (r.a.) takvime başlangıç noktası olarak (Iskenderiye ve Fars çağları yerine) hicreti veya Hz.
    Peygamber’in (s.a.v.) Medine’ye hicretini veya Hz. Peygamber’e (s.a.v.) vahyin ilk iniş tarihini veya onun vefat
    tarihini teklif etti; ve son olarak Hz. Osman’ın (r.a.) teklifi, Hz. Peygamber’in Medine’ye ulaştığı ay olan
    Rebiülevvel ayı değilde, Muharrem ayının ilk ay olarak kalmasında etkili oldu. Müslümanlar Çin’den Isparya’ya
    kadar takvimlerinde saf Kamerî yılı kullandıklarından beri, tabiki aynı takvimi tarihlerini yazarken de, hep
    kullandılar. Umumiyetle enternosyonal olan bir toplumun bir gereksinimi de, değişik takvimlerin karşılıklı
    muadillerini bilmektir. Hristiyan tarihin 17. yüzyılın28 başlangıcından beri, Batı irfanı uluslararası tarihin yabancı
    kaynaklarına ne zaman daha çok ilgi duymaya başlamışsa, hicrî ve miladî tarihler için, hicrî ve miladî tarihleri
    birbirine çevirme cetvelleri işte o zaman hazırlanmaya başlanmıştır. Bildiğim kadarıyla bu cetvellerin en eskisi
    Latince olup 1609 tarihinde hazırlanmıştır.
    13. Açıklanamaz bazı sebeplerden ötürü29 başlangıçta Avrupa’da bir hata yapıldı sonraki müelliflerin
    hepsi bu hatayı yapanların beyanatlarını tetkik etmeden tekrarladılar ve böylece emek mahsulü takvim
    Bu Farklı ülkelerin klasik tarihî metinlerinin mukayesesi okura güçlük çıkarabilir.
    26 Hz. Peygamber (s.a.v.), ziraî vergilerin toplanması için fiilî hasat mevsimleri vasıtasıyla sabit olan şemsî yılı kabul etti; başka amaçlar için
    ise tamamen kamerî olan yılı kullandı. Böylece vergilerin toplanması hususunda ne çiftçiler ne de finans sektörü herhangi bir güçlükle
    karşılaşmıyordu. Bkz. M. Hamidullah’ın Le Prophete de l.’ Islam, Paris 1959, I, 266. Diğer bir şekilde ifade etmek istersek, Şemsi takvim
    ile kamerî takvim arasındaki farkları, hususiyetleri mükemmel bilen Muhammed (s.a.v.), tabiat şartlarına, yani mevsimlere bağlı ürünlerle,
    san’atkarlar elinden çıkan imalat ürünlerini ve ticari kazançları birbirinden gayet açık bir şekilde ayırmış bulunuyordu. Üzerinde ziraat
    yapılan arazilerde yahut “zirai mahsullerde” o, vergi tahsiline esas olmak üzere şemsî takvim sistemini, buna mukabil devletin diğer vergi
    kaynakları için ise, Güneş takviminden 11 gün kadar daha kısa olan kamerî takvim’i tercihen kullanıyordu. Onun bu sistem yeniliği
    sayesindedir ki her 33 senede, bir mali yıllık fazla bir gelir mükelleflere hiç hissetirilmeden Devlet Bütçesine aktarılmış olmaktadır (zira
    Ay takvimine göre alınan yıllık vergiler her 355 günün sonunda tahsil edilir.) (M. Hamidullah, Islam Peygamberi, çev. S. Tuğ, Istanbul
    1990, I, 985.)
    27 Bkz. Taberî, I, 1250; Sahavî, s. 140-141, Ibnü’l-Cevzi a.g.e., Ebu Musa el-Eşari’nin teklifi için bkz. vr. 3/b; Taberî, I, 1252; Sahavî, s. 141;
    Ibn Asakir, I, 33, 35, Yemenli bir şahsın (Ya’la b. Munyah) teklifinden bahsedilir. Yemen valisinin bizzat kendisi bu teklifi uygulamaya
    başladı. Iskenderiye ve Fars takvimlerinin benimsenmesi teklifi Taberî tarafından keydedilir, I, s. 1251Sahavî, s.144, Muharem ayının yılın
    ilk ayı olarak benimsenmesi Hz. Osman’ın (r.a.) teklifine atfedilir. Bkz. Ibn Asakir I, 37, Kur’an-ı Kerim’in ilk inişi veya Hz.
    Peygamber’in (s.a.v.) vefat tarihi yerine hicret olayının takvime başlangıç noktası olarak benimsenmesi teklifi, Hz. Osman’a Hz. Ali’ye,
    hatta Hz. Ömer’ gibi farklı şahıslara atfedilir. Yukarda verilen kaynaklara bkz.
    28 “Tables de convesion” (Madrid-Grenada 1946) adlı eserinde Jiminez, P Juan de Mariana’nın De annis arabum cum annis nostris
    comparatis, tractum VIII, Colonia 1609 baskılı çalışmasına işaret eder.
    29 Hamid Dilgan (Takvimler, s. 13)tarafından verilen izahat problemi çözer görünmektedir. Müslümanlar umumiyetle Ay’ın hilal v.b.
    şekillerinin ve menzillerinin gözlemlenmesine dayalı “görsel ay” sistemini kullandılar fakat müslüman astronomiciler gözlemlerinde
    matematiksel amaçlar ve geçmiş ve gelecek zamanın takvim hesapları için “teknik ay” (sene ıstılahhiyye) sestemini kullandılar. Tarihçiler cetvellerini müteahhir müellifler değiştirdiler, onları ilmi muhtevadan yoksun bir tarzda Fransızca, Almanca,
    Infilizce, Ispanyolca, Italyanca, Romence ve Rusça‘ya -istisnasız- tercüme ettiler. Gerçek şudur:30
    14. Batılı müellifler, hicrî takvim’in 1.,3.,5.,7.,9., ve 11. ayının her yıl 30 gün olduğunu; 2.,4.,6.,8., ve 10.
    ayının devamlı 29 gün çektiğini; genellikle 12. ayın 29 gün olduğunu, artık yıllarda ise 30 gün olduğunu (Hz.
    Peygamber (s.a.v.) zamanından gelen Islâm’da fazla sayı da artık yıl olmamasına rağmen) iddia ettiler. Böylece
    Batılı bilim adamları, bir Kamerî yılda 354 veya 355 gün bulunduğunu ifade etmek isterler.
    15. Bereket versin ki yeryüzünde verilmiş bu basıt hüküm ilahiyatçılar tarafından gökyüzüne tatbik
    edilmez, tabiat kuvvetleri yine de yaratıldıkları gayeye uygun vazifeyi icra etmeye devam eder ve dünya
    müslümanları tabii olgulara bağlı kalırlar, teklif edilen basıt kurallara değil. Bundan daha garibi aynı Batılı
    yazarların Kamerî yalın 9. ayı olan Ramazan’ın devamlı 30 gün olduğunu söylemeleridir ve onlar başka yerde iki
    manaya çekilebilecek surette kendilerinin yazdıklarını unuturlar (bazen birkaç satır sonra yazdıklarını unuturlar,
    mesela Couderc gibi s.74, satır 10 ve s. 75, satır 10). Oysa müslümanlar her yıl Ramazan orucunun ne zaman
    başlayıp ne zaman sona ereceğini bilmek için kafa yorarlar. Batılıların formülü doğruysa, şu halde
    müslamanların merakı neden?
    16. Gerçek, ayların 30 güne münhasır olmadığıdır; istisnasız her bir ay ya 29 yada 30 gün arasında
    devridaim yapar; Muharrem de böyledir. Islâm dünyasında 1400 yıldan beri çocuklar dahi bunu bilir. Birileri
    takvime müracaat ederse takriben her yıl 29 günlük iki ardıl ay veya 30 günlük iki ardıl aya olabildiğini
    görülebilir; bazı senelerde 29 veya 30 günlük ardışık üç ay olabilmektedir.
    Istanbul rasathanesi, birkaç yıl önce, hatta 30 günlük dört ayın birbirini takip ettiğini kaydetti. Bu sebeple
    gerçek bir Kamerî ay ile Batı takvim cetvellerinde ona karşılık, gelen bir Kamerî ay arasındaki fark iki veya üç
    gün olabilir. Şu husus daha vahimdir: Bir şarkıyatçı, bir metinde hicrî yılın Şaban ayının 30 gün olduğunu
    belirten kesin bir ifade gördüğünde o, Wustenfeld veya Cattenoz’un cetvellerine müracaat eder; metinde gördüğü
    bilgi ile uyuşmadığını görünce hemen müslüman tarihçilerin tarihsel dikkat muhakemeleri yoktur ve bu meyanda
    itimada layık değillerdir demeye kalkışır. Halbuki o, ilk önce muhtemelen cetvellerin yanlış olduğunu
    düşünmelidir.
    17. Fiili öneme sahip daha büyük bir güçlük söz konusudur.Şöyleki: Yeni ayın şekil bakımından oluşumu
    ve doğuşu, yeryüzünün çevresinde kendi dönüşünde gündüz veya gece gerçekleşir. Iki yeni ay arasındaki 29 1/2
    (ki onlar için yalnız bizim cetvellerimiz uygundur) astronomicilerin teknik veya usûlî ay sistemlerini değil de “Görsel ay” sistemini
    kullandılar. Ibnü’l-Ecdabi (el-Ezmine ve’l-Eva) ve başkaları söz konusu olan aynı “teknik ay”a atıfta bulunurlar.
    30 Pek çok cetvel arasında şunları örnek verebilirim: Fransızca, (Cattenoz, Tables de concordance deseres chretienne et hegrienne, 3. bsk.
    Rabat 1961); Almanca (Wustenfeld-Mahler-Spuler, Vergleichung-Stobellen, 1961); Ispanyolca (Manuel Ocana Jiminez, Tablas’da
    Conversion , Madrid 1946); Italyanca (G. Gabrieli, Tabella Comparativa dell’era, Roma 1916); Romence (M Guboglu, Tabele Sincronece,
    Bucarest 1955) ve Rusça (VV Cybulski, Sovremenniye Kalendari stran Blizhneva I Sredneva Vostoka, Moscow 1964) ve the Enflish
    Encylopedia Brittanica, “takvim” maddesi. Yeri gelmişken işaret edelim ki, bu cetveller Hicri Takvim’in ilk günün 16 Temmuz 622’ye (bir
    kaç cetvel ise 15 Temmuz 622’ye) tekabül ettiğini belirtmektedir. Galiba onlar, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) nesî’i ilga ettiği tarihten itibaren
    (H.S. 10. yılda veda haccında) geriye doğru olan kısmı hesapladılar. Araştırmalarında Mekke’de nesîin uygulandığını gözardı etmiyen
    birisine Hicri takvim’in ilk on yılını, özellikle de Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Mekke’den henüz ayrıldığı Hicri takvimin ilk yılını
    incelemesini teklif ederim. Yaptığım hesaplamaya göre H.S. 1. yılın Muharrem ayının ilk günü 21 Mart 622 tarihine denk gelir. Hz.
    Peygamber (s.a.v.) bu yılın 3 ayı olan Rebiülevvel ayında hicret etti, belki de bu tarih, 20 Mayıs 622 Perşembe gününe tekabül eder. Bu
    husus bir bilgiyi, yani Hz. Peygamber’in Medine’ye 12 Rebiülevvel Pazartesi günü ulaştığı şeklindeki hadisi teyid eder. Kaynaklarımıza
    göre nesî’, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hz. Ebu Bekir’i (r.a.) hac emiri olarak gönderdiği H.S. 9. yılda (daha açık bir ifadeyle H.S. 9. yılın
    sonunda H.S. 10. yılın başlangıcında) son olarak uygulandı. Böylece nesî’ uygulanmış aylar ile nesî’siz aylar tekrar birbirine intibak edip
    oturdu. Buna göre şunu tahmin etmek tabiidir: Nesî’, H.S. 6. yılın sonunda, H.S. 3 yılın sonunda ve H.S. 1. yılın başlangıcından hemen
    önce tatbik edildi. Bu dört tam kamerî aylık bir fark eder. Bundan dolayı ben, hicri tarihin başlangıcı olarak 16 Temmuz 622 tarihini değil
    de, dört ay daha erken bir tarihi yani takriben 21 Mart 622 tarihini teklif ediyorum. Zira 12 nesî’ uygulaması ayların orjinal pozisyonlarına
    yani sıralarına dönmeleri için gereklidir ve zira 12 nesî’ uygulaması 33 yıllık bir sürede uygulanabilir (Kameri ve şemsî yılları birbirine
    eşit hale getirmek için, yani 33 Güneş yılının 12052 günü ancak 34 Ay yılının 12048 edebilir), Nesî’ uygulaması 33 yılda bütün ayları
    dolaşıp tekrar Muharrem ayına geldiğine göre böyle iki devir 66 yılda gerçekleşebilir. Madem ki Hz. Peygamber (s.a.v.) 63 yaşında H.S.
    11 yılda vefat etti, nesî’in devir hareketi doğumundan iki yıl önce yeniden başlamış olmalıdır. Hz. Peygamber, H.Ö. 53 yılda dünyaya
    geldi. Kanaatimce bu tarih; 570 tarihine değil, 571 tarihine hiç değil, olsa olsa 569 tarihine karşılık gelmektedir. Hatta ben, Hz.
    Peygamber’in (s.a.v.) doğum tarihi için makul bir tarih olarak 17 Haziran Pazartesi tarihini önerebilirim. günlük devrelerin süresi aydan aya 29 gün 6 saatten 29 gün 20 satte kadar değişir.31 Ancak müslümanlar arasında
    hicrî ayın başlaması için yeni ayın çıplak gözle günbatımının yeterli derecede erken bir vaktinde batı ufkunda
    hilal şeklinde müşahede edilmesi kafidir. Binaenaleyh şu hususta bir dereceye kadar mümkündür: Yeni ay,
    Endonazya, Pakistan veya Mısır’da günbatımı vaktinde bizim uydumuz ufkumuzdan geçse bile görünmeyebilir,
    fakat yeni ay, Almanya, Fransa ve Batı’da kalan bütün ülkelerin üzerinden geçerken doğar ve görülebilir. Kış
    mevsiminde yeni ayın görülmesini engeleyen başka faktörler de bulunur; mesela, Kuzey yarımkürede gündüzün
    daha kısa ve güneşin daha erken batması, ekvator ve tropikal ülkelerde ise gündüzün çok daha uzun olması gibi.
    Kaçınılmaz olarak çoğunlukla şu hususla karşı karşıya kalırız: Kış aylarında Güneş Paris’te, Cezayir’den daha
    erken doğduğu için yeni ay Cezayir’de veya Lagos’ta görülebilir, fakat Paris’te görülmez. Sonuçta dikkatli
    müslüman tarihçilerin yazdıklarında bir günlük bir fark meydana gelecektir. Fakat onların hesaplarının
    doğruluğu ve kesinliğini tabiî olgunun kuralları teyid eder.
    18. Hatırı sayılır bir Alman profesör, “hicrî takvim takvim değildir” iddiasını ortaya attı32. Ben,
    ümitsizliğe kapılmaya neden olmadığı kanaatindeyim. Zamanımız zorlukları aşmak açısından büyük vasıtalara
    sahiptir. Ben, son Dünya savaşı esnasında söylenen su Ingiliz sloganını yani: “Bir iş zor ise biz onu hemen
    yaparız; eğer o iş imkansız ise yapılması biraz zaman alır” sözünü hatırlarım. Mesela, elektronik hesap
    makinalarından ve birkaç bilim dalının işbirliğinden de yararlanılabilir.
    19. Ben, yeryüzünün enlem ve boylam noktalarından hareketle ayın 29 veya 30 gün çektiği bölgeleri de
    dikkate alarak son 1400 yılın hatta 2000 yılın her ayının günlerini gösterecek şekildre hicrî ve miladî tarihleri
    birbirine çevirmek için kullanılacak yeni ve kapsamlı bir cetvel hazırlama vazifesini taahhüt etmemizi teklif
    ederim. Yeni ayın görülebilme lüzumu-yeryüzünün boylam ve enlem çizgilerinin bazı noktalarında bulut veya
    sis bulunmasından dolayı Ay görülmese de hazırlanacak yeni cetvelde her ayın günleri ayrıntılarıyla verilebilir.
    Bu hesaplama, bugünden başlar geçmiş yüzyıllara doğru uzar. Hazırlanan cetvel sayesinde farklı takvimlere göre
    verilmiş takvimlerin tarihleri daha güvenilir bir şekilde öğrenilir.
    20. Kongremiz kararlıkla bunu tavsiye ederse, eminim ki UNESCO Fransanın CNRS, Almanyanın
    Forschungsgemeinshaft v.b. bilimsel kurumlar cetvelin hazırlanması için gerekli araçları temin edecektir. Tarihçi
    ve Astronomicilerin işbirliği ile yapılacak böyle bir çalışma bütün dünya biliminin yararına olur.
    HZ. PEYGAMBER (s.a.v.) DEVRI KRONOLOJISI33
    Aynı meselenin başka bir yönünü halletmek için ben, Hz. Peygamber (s.a.v.) devri kronolojisinin daha
    çözülmeyi bekleyen bir çok problemi olduğunun kabul edilmesini ümit ederim. Bu problemler arasında biz iki
    grup zorlukla karşı karşıyayız:
    a. Biz, Mekke’lilerin Kamerî-Şemsî takvimde uyguladıkları nesî’ konusunda nasıl bir formül
    uyguladıklarını kesin olarak bilmiyoruz.
    b. Ister 29 veya isterse 30 günlük olsun her ayın başlangıcını gösteren yeni hilallerin doğduğu gerçek ve
    fiilî tarihlerinin tesbit edilmesi güçlüğü. Bu husus önceden belirlenmezse, farklı takvimlere göre verilen
    tarihlerin tam karşılıklarını bulmak imkansız olur.
    Ilk güçlüğün aşılması daha kolaydır. Çünkü nesî’ hususunda sadece iki metod bilinmektedir. Birincisi: Hz
    Ibrahim (a.s.) devrinin Nemrud’u olan Hammurabi zamanında Babil’de muteber olduğu söylenen metod; ikincisi
    ise, büyük matematikçi Birunî tarafından teklif edilen metod. Her iki metod da 30 yıllık devrin bazı yıllarını
    etkiler (Hammurabi’ye göre, bunlar bir kameri ay ilave edilen 3., 6., 9., 12., 15., 18., 21., 24., 27., 30 ve 31.
    yılların sonlarıdır. Birûnî’ye göre ise, nesî’in tatbik edildiği 3., 6., 9., 11., 14., 17., 20., 22., 25., 28. ve 30. yılların
    sonlarıdır).
    Pratikte Mekke’de iki metodtan hangisinin uygulandığını kesin olarak bilmediğimize göre ikisini de esas
    kabul ederek hesaplanıp hazırlanan cetveller yapabiliriz. Cetveller uzun bir zamanı kapsamaz (nesî’ uygulanmış
    63 veya 65 yılı kapsar) ve iki rakam arasındaki farkın -en azından- ilk dört yılında çok az olay olmuştur. Kontrol
    vasıtalarının yetersiz olmasının yanında tarihe kesin olarak gün ilave edildiği noktada insan, nesî’in iki
    metodundan hangisinin Mekke’de daha fazla kullanıldığına karar verebilir. Diğer güçlüğün aşılması daha zordur.
    Sözkonusu güçlüğün kendi tabiatı farklılığı meydana getirdi. Yeryüzünün eğilimli ekseni yerküresi üzerinde
    farklı zaman dilimleri meydana getirir. Zaten Birûnî (el-Asâru’l-Bakiye, s. 65-66) yeni ayın görünebilmesinin
    31 Couderc, a.g.e., s. 14.
    32 B. Spuler, Der Islam, Bachelor of Divinity 38, 1962, s.155.
    33 Makalenin bu parçası Michian Kongresi’nde okunan tebliğde yoktu, bu kısım daha sonra tebliğe eklendi ve “Journal of Pakistan Historical
    Society” dergisinde yayınlandı. Bundan dolayı paragraflar numaralanmadı. düzensiz olduğunu biliyordu, zira Ay’ın hareketi bazen yavaş bazen daha hızlıdır, bazen yeryüzüne daha yakın
    bazen daha uzakta olur, sadece boylam değil, ayrıca insanın yeni ayı gözlediği noktada enlem derecesi v.b.
    hususlar da Ay’ın görülebilmesini etkiler.
    Bu tabiî güçlüğün aşılması için Mekke ve Medine’nin meridyen ve paralel daireleri üzerindeki konumuna
    göre hangi yılın hangi ayının 29 veya 30 gün çektiğini emin ber tarzda göstermek için uzun sürse bile,
    astronomik tabloların hazırlanması ve matematiksel hesaplamaların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü
    Ay’ın hareketlerine göre bir aylık süre her zaman aynı değildir. Aslında, batı takvim cetvellerinde belirtilenin
    aksine ne aylar aynı sürelidir ne de ardışıktırlar. 29 Günlük aylar bazen 2 hatta bazen 3 kez ardışık olarak bir
    birini takip edebilmektedir. Astronomi bilginlerine göre 30 günlük ayların ardışık olarak 4 kez bile birbirlerini
    izleyebilmesi mümkündür. Birûnî’nin müsbet ifadesi modern Astronomi tarafından teyid edilir. Couderc, iki yeni
    ay arasındaki 29 1/2 günlük devrenin 29 gün 6 saat ile, 29 gün 20 saat arasında değişen bir süre yaptığını kesin
    olarak ifade eder, bu da ortalama 29.530588 ederki bu hesapta sadece saatlere değil dakikalara saniyelere ve
    saniyelerin kesirlerine de itibar edilir. Istanbul Üniversitesi Astronoloji Bölümü’ndeki Türk meslektaşlarım, iki
    yeni ay arasındaki 29 1/2 günlük devrelerin ister 29 gün 6 saatlik bir süre olsun ve hatta isterse 6 saat 10
    dakikalık bir süre olsun bunun periodik olmadığı, şu halde 29 1/2 günlük devrelerin her ayı için ayrı ayrı
    hesaplanması gerektiği konusunda beni ikna ettiler.
    Görülüyor ki astronomi bilginlerine pek çok iş düşmektedir. Ben ise bir astronomi uzmanı değilim
    Muayyen bir olayın tarihi hakkında birinin yaptığı ortalama hesabı esas almak üç günlük bir kayma süresi ortaya
    çıkarabilir. Fakat genelde Arabistan için özelde de Mekke ve Medine için meridyenleri gösteren sağlıklı tablolar
    hazırlanırsa halen kullanılmakta olan ve nesî’i dikkate almayan takvim cetvellerinin ayla ilgili hesaplama hataları
    düzeltilebilir.
    Bir başka güçlük ise kendi kaynaklarımızın belirli bir olaya kendisinden çok emin bir şekilde tarih verdiği
    bilgilerde bile çelişkiye düşmeleridir. Memnuniyet verici durum şudur ki, onlar bazen tarihle beraber gün de
    verirler. Netice itibariyle böyle bir ameliyye bize Kronolojicilerin verdiği alternatif tarihlerden birini tercih etme
    imkanı verir.
    ÇEVIRME TABLOSU
    Resûlullah Muhammed’in (s.a.v.) doğum günü olarak ehl-i sünnet arasında kabul gören 12 Rebiülevvel
    Pazartesi günü, verilen tek tarih değildir. Aynı ayın; 2.,8.,10.,17. ve 22. günleri de doğum tarihi olarak
    verilmektedir. Bazen doğduğu ay olarak; Safer, Rebiülahir, Recep ve Ramazan ayları verilir. Ilk ve son defa
    nesî’in kaldırıldığı veda haccını 9 Zilhicce H.S. 10 Cuma gününden başlatırsak Hz. Peygamber’in (s.a.v.) doğum
    günü olarak 12 Rebiülevvel Pezertesi tarihinin isabetli bir tarih olduğu, ve bu bilginin Astronmi uzmanları
    tarafından da desteklendiğini görürüz. Gelinen bu noktada Hz. Peygamber’in vefat tarihi olarak ya rivayetlerde
    yer alan pazartesilerden birini ya da Rebiülevvel ayının 12. gününü seçmek durumunda kalırız. Pazartesi günü ile
    12. günün çakışması mümkün değildir.
    Şimdi deneme mahiyetinde olan tablomu dikkatinize sunuyorum:
    OLAY Hicrî Ay Takvimine Göre Miladî Güneş Takvimine Göre
    Resûlullah’ın doğumu 2 Rebiülevvel 7 Haziran 569, Cuma
    8 Rebiülevvel 13 Haziran 569, Perşembe
    10 Rebiülevvel 15 Haziran 569, Cumartesi
    12 Rebiülevvel, Pazartesi 17 Haziran 569, Pazartesi
    (Hicret’ten Evvel 53. yıl)
    Ilk Vahyin Inişi 17 Ramazan 22 Aralık 609, Pazartesi
    27 Ramazan, Pazartesi 1 Ocak 610, Perşembe
    (Hicret’ten Evvel 13. yıl)
    Hicret Takviminin bşl. 1 Muharrem, Hicrî 1. yıl 21 Mart 622, Pazar
    Resûlullah’ın Medine’ye
    Varışı 12 Rebiülevvel, Pazartesi 31 Mayıs 622, Pazar
    Hicret’ten sonra 1. yıl)
    Bedir Savaşı 17 Ramazan, Cuma 18 Kasım 623, Cuma
    (H.S.2. yıl)
    Hendek Savaşı’nın son buluşu 29 Şevval, Cumartesi 24 Ocak 627, Cumartesi
    (H.S.3. yıl)
    Vedâ Haccı 9 Zillhicce, Cuma 6 Mart 632, Cuma
    (H.S.10. yıl)
    Resûlullah’ın vefatı 2 Rebiülevvel, 25 Mayıs 632, Pazartesi
    8 Rebiülevvel, 31 Mayıs 632, Pazar
    12 Rebiülevvel, Pazartesi 4 Haziran 632, Perşembe
    (H.S. 11. Yıl)
    HESAPLAMA METODU
    Büyük biyografi alimi Süheylî, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) veda haccını Arafat’ta 9 Zilhicce H.S. 10 yılın
    Cuma günü eda ettiği konusunda açık bir ittifak olduğunu belirtir. Aynı veda haccında Hz. Peygamber (s.a.v.)
    nesî’ uygulamasını kaldırdı ve üç ay sonra da vefat etti. Nesi ilga edildiği için hadîselerin miladî takvime göre
    karşılıkları oldukça kesin ve güvenilir bir şekilde tesbit edilebilir. O halde veda haccının tarihini ölçü ve hareket
    noktası almak suretiyle daha önceki olayların tarihlerini hesaplayabiliriz:
    1. Vedâ haccından Hendek savaşının sonuna kadar (yani Cumartesi olması hasebiyle Yahudilerin
    çarpışmak istemedikleri gün olduğu nakledilen H.S.5. yılın Şevval ayının son gününe kadar) 5 yıl, 1 ay ve 9
    günlük bir zaman mesafesi vardır ki, bu zaman zarfında düzenli olarak 2 yılda bir nesî’ uygulamasından ibaret
    Hammurabi sistemine göre hareket edilirse, 2 ay eklemek gerekecektir. Bu işlem neticesinde 5 yıl, 3 ay, 9 gün
    gibi bir zaman dilimi ortaya çıkar ki bu da toplam 1868 eder.
    2. Hendek savış ise, Bedir savaşından (17 Ramazan H.S.2) 3 yıl, 1 ay ve 12 gün sonra nihayete ermiş ve
    bu süre içinde aynı sisteme göre iki nesî’ ameliyesi icra olunmuştur ki bu süre toplam olarak 1163 gün eder.
    3. Bedir savaşının son bulduğu günden Resûlullah’ın hicretten sonra Medine’ye girdiği tarih olan 12
    Rebiulevvel’e kadar 1 yıl, 6 ay ve 5 günlük bir zaman söz konusudur ki bu da 536 günü tekabül eder.
    4. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medine’ye varışından 2 ay, 12 gün evvel ise Hicret Takvimi’nin başlangıç
    tarihi olan 1 Muharrem düşürülmüştür ki bu zaman aralığı da 71 gün eder.
    5. Ilk vahiy bundan 12 yıl, 3 ay, 13 gün önce (Süheylî ve diğer en iyi kaynakları izlersek 17 Ramazan’da)
    nazil oldu ve bu zaman zarfında dört nesî’ ameliyesi tatbik edildi. Böylece bu 12 yıl, 7 ay, 13 günlük devre
    toplam 4472 gün eder.
    6. Cebrail’in (a.s.) Hz. Peygamber’i (s.a.v.) ziyaret edip ilk vahiyleri getirdiği bu tarihten 40 yıl önce Hz.
    Peygamber (a.s.v.) doğdu. Daha ayrıntılı rakamlarla ifade edecek olursak 40 yıl, 6 ay ve 5 gün önce 12
    Rebiulevvel tarihinde doğdu. Bu sürede 15 nesî’ uygulamasıyla 14798 gün eder. Bütün bu merhalelerin nihaî
    toplamı 22908 gündür. Toplam rakamı, haftada 7 gün olması hasebiyle 7’ye bölersek 4 gün kalır. (22908:7=3272
    hafta + 4 gün). Binaenaleyh Hz. Peygamber (s.a.v.) gerçekten Pazartesi günü dünyaya teşrif ettiğine göre, veda
    haccı da bir Cuma günü başlamış olacaktır.
    Buraya kadar her şey normal seyrinde görünür. En çok kabul gören rivayete göre, Hz. Peygamber H.S.
    11. yılın Rebiulevvel ayının Pazartesi günü vefat etti. Ancak Süheylî, bunun imkansız bir şey olduğunu bundan
    tam 800 yıl önce farketti: Ya Veda haccı cuma günü oldu, ya da vefat Pazartesi 12 Rebiulevvel’de gerçekleşti;
    kombinasyon ne olursa olsun ikisinden birisi doğru değildir. Üç aylık süre, veda haccını ve vefatı birbirinden
    ayırır; Zilhicce, Muharrem ve Safer ayları her biri ister 29, ister 30 gün veya biri 29, diğeri 30 gün münavebe ile
    çeksin hesaplanacak olursa, bu ihtimallerden hiç biri, 9 Zilhicce Cuma’dan itibaren 12 Rebiulevvel Pazartesi
    tarihini vermemektedir. Öyleyse bu iki tarihten birinin yanlış olması gerekir.
    Süheylî ve ondan daha eski diğer bazı kaynaklara göre Rebiulevvel ayının biri, sekizi vs. şeklinde başka
    başka tarihler rivayet edilmiş olsa bile, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefat tarihi olarak 2 Rebiulevvel Pazartesi günü
    daha güvenilir bir tarihtir. Bütün bu tarihler arasında yanlız 2 Rebiulevvel ve daha sonraki bir tarih olan 9
    Rebiulevvel tarihleri Pazartesi gününe denk gelir, şu şartla ki o yılın bütün üç ara ayları birbirini takiben yani
    ardışık olarak 29 gün çekmiş olmalıdır. Böyle bir durum ise arasıra meydana gelir. O hüzün veren vefat olayı
    Veda Haccı’ndan 80 gün sonra bir Pazartesi günü gerçekleşti. Fakat birisi çıkar da 12 Rebiulevvel tarihini kabul
    etmeme hususunda direnirse geriye vefat olayının Perşembe olduğunu kabul etmek durumunda kalırız.
    SONUÇ
    Hem bir tarihçi hem de hakikati arayan tarafsız birisi olarak herhangi bir hadîsenin Pazartesi veya bir
    başka günde meydana gelmesi benim için aynıdır. Zira bütün günleri Kadir-i Mutlak olan Allah yaratmıştır. Bir astronomun bu meseleye eğilmesini ümit etmekle birlikte bizim mütevazi hesaplarımız ilk dönem Islâm
    kaynaklarının verdiği tarihleri teyid eder.
    Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaşadığı devir hususunda elde bulunan Batı takvim cetvellerine güvenilmez.
    Zira onlar Mekke’de, ayrıca bütün Arabistan’da bilinen ve hac’da nesî’i ve Kamerî-Şemsî takvimi dikkate
    almamışlardır.
    Özetliyecek olursak:
    OLAYLAR
    HICRÎ AY TAKVIMINE MILADÎ GÜNEŞ TAKVIMINE
    GÖRE
    GÖRE Benim yaptığım hesaba göre Batıya ait
    konkerdanslara
    göre
    Resûlullah’ın doğumu
    2 Rebiulevvel H.Ö.53 Pazartesi 17 Haziran 569 Pazartesi
    569 veya 570
    veya 571
    Ilk vahyin inişi
    17 Ramazan H.Ö.13 Pazartesi
    22 Aralık 609 Pazartesi ?
    Hicret takviminin
    başlangıcı
    1 Muharrem Hicrî 1. Yıl
    21 Mart 622 Pazar
    15/16 Temmuz
    622
    Perşembe/Cuma
    Resûlullah’ın
    Medine’ye varışı
    12 Rebiulevvel H.S.1. Pazartesi
    31 Mayıs 622 Pazartesi 24 Eylül 622
    Cuma
    Bedir Savaşı 17 Ramazan H.S. 2 Cuma 18 Kasım 623 Cuma 13 Mart 624 Salı
    Hendek savaşının son
    buluşu
    Şevval’in sonu H.S.5 Cumartesi 24 Ocak 627 Cumartesi (29
    Şevval’e göre) 23 Mart 627
    Pazartesi
    Vedâ Haccı 9 Zilhicce H.S.10 Cuma 6 Mart 632 Cuma 7 Mart 632
    Cumartesi
    Resûlullah’ın vefatı 2 Rebiulevvel H.S.11 Pazartesi
    25 Mayıs 632 Pazartesi
    28 Mayıs 632
    Perşembe
    Cetveller, tabloda verilen son tarihin sorumlusu değildir. Biraz önce belirttiğimiz gibi biz, o yılların
    Medine’sinin meridyenleri için sağlıklı tabloların hazırlanması beklentisiyle, 29 günlük nadiren vuku bulan üç
    ardışık ay olgusunu istemediğimiz halde gerçekleşmiş gibi kabul ettik.

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:21 pm
    Permalink

    ÖVDÜĞÜNÜZ UYDURUKÇU ŞAHS NE DEMİŞ :
    H.S. 10. yılda veda haccında) geriye doğru olan kısmı hesapladılar. Araştırmalarında Mekke’de nesîin uygulandığını gözardı etmiyen
    birisine Hicri takvim’in ilk on yılını, özellikle de Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Mekke’den henüz ayrıldığı Hicri takvimin ilk yılını
    incelemesini teklif ederim. Yaptığım hesaplamaya göre H.S. 1. yılın Muharrem ayının ilk günü 21 Mart 622 tarihine denk gelir
    1 MUHARREM HİCRÎ 1 (AY erteleme=nesi’ uygulamsına göre) 21 Mart 622 Pazar demiş.
    Peki 15 / 16 Temmuz 622 Perşembe / cumu`a= 1.1.HQ 1 ise 4 ayın 2si 29 2si 30 olmak üzere şemsî 78. / 79. gün ya`nî 19 / 20 Mart 622ye denk gelir. Adam , öyle bir sallamış ki uydurmaları doğruya gerçeğe uymamış. 19 / 20 Mart hemen 21 Mart oluvermiş !? Çünki politik ve takvîm birliği , yokmuş . miladi 500lü 600lü yıllarda Mîlâdî kullanılmasa !? da onun öncüsü olan Julyenin kullanıldığı ortada . 1979larda ve Mayıs 2016larda AY TAKVÎMİ (Ru’yet-i hilal) toplantısı , işte HAMİDULLÂH denen sahtekarın sallama operasyonunu kitaplardan silmedikçe dahâ çok tekrarlıyacaklara benziyor. TIBBİYELİ HİKMET hâlâ müslimanı 17 Haziran ile kandırıyor. UTANMIYOR MUSUNUZ.

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:26 pm
    Permalink

    2 Rebiulevvel H.Ö.53 Pazartesi 17 Haziran 569 Pazartesi
    569
    2 veya 12 .
    Ya’ni hem 27 marta 1 muharrem 11 de hem 28 marta 1 muharrem 11 de 27li 365erli uydurma ile 17 Haziran de. HAMİDULLAH , takvim deccalidir. Adam , adam değilmiş ki miladi kullanılmıyormuş da arada 94 gün yokmuş da `ibrete bak miladi 94 yıl yaşamış=1908_2002. Siz salak mısınız yoksa bizleri salak mı zann ediyorsunuz. 17 Haziran uydurmasını sunarak belki de vebale giriyorsunuz. Sizde anlama veya inanç yönünden zaafiyet mi var .

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:33 pm
    Permalink

    HAZRET-i ALLAH c.c. GÖKTEKİ ayı değil 31 gün 20 de 40 da yaparsa hiç şaşmayın. GÖKTE AY GÖRÜNMEZ BU NEDENLE ORUÇLAR BAYRAMLAR karışır rivayeti , Ağustos 1967den hemen sonraları nasıl da tecellî etmiş. Çünki adam ÇÖL DÜŞMANLIĞInı ZAMAN=TAKVİM ile ilgili salakça konuşarak kufr diyarı A.B.D.de palavraları sıkmış. HAZRET-i ALLAHIN mekri üstündür.

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:35 pm
    Permalink

    1i 354 1i 353 olsa 2 sene üst üste aynı güne denk gelir. Benim merak ettiğim şu : aşura üst üste 3 kerre cumaya denk gelince kıyamet kopar. HAMİDULLAH saçmalayıcısı vesîlesi ile takvim karıştığına göre belki de üst üste 3 sene cumaya denk gelicek. Ne zaman.

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:38 pm
    Permalink

    HAMİDULLAH şimdi yalanlarının cezasını çekiyor. HİKMETe bak Dünyadaki yardakçıları aynı salaklığı devam ettiriyor. İSLAMA İNANIYORSANIZ SİTEDEKİ 17 HAZİRANI ve BENİM BÜTÜN YORUMLARIMI lutfen SİLİN.

  • Aralık 23, 2016 tarihinde, saat 5:44 pm
    Permalink

    Resûlullah’ın vefatı 2 Rebiülevvel, 25 Mayıs 632, Pazartesi
    8 Rebiülevvel, 31 Mayıs 632, Pazar
    Hem hicri senenin başı 21 Mart 622 hem 2 ay 1 hafta sonra 31 Mayıs Pazar (Pazartesi) 8 rebiul evvel. Hesapla bakalım !? SALAKLIĞI SAVUNAN HİKMETin yalanlarına kanacak değilim. BÜTÜN MESAJLARIMI SİLMENİZİ İSTİYORUM. ben bu siteyi hack’lemesini de başarırım ya …

  • Ocak 10, 2017 tarihinde, saat 6:43 pm
    Permalink

    Hz. Pepygamber hicretten 10 yıl sonra Zilhicce ayında (631) veda
    haccında nesî’e ve “artık yıl” uygulamasına son verdi.
    HAMÎDULLÂH , Hicretten 10 yıl sonra Zilhicce ve miladi 631 mi demiş. Zilhicce H.10 olarak 28 Şubat_28 Mart 632 Cumartesidir. Belki de çeviri/terceme yazılar biraz yanıltıyor.

Bir cevap yazın