Kurtuluş Savaşının Unutulan Kahramanları : Türk Pilotları ve Büyük Taarruz

Kurtuluş savaşını sonuçlandıran Büyük taarruz hiç şüphesiz Türk tarihinin dönüm noktasıdır. Yüzyıllardır batı karşısında sürekli geri çekilerek toprak kaybeden Türk milleti, Mustafa Kemal önderliğinde,  batı emperyalizmini  Afyon Kocatepe’de Anadolu topraklarına gömmüştür ve Türklerin sahip olduğu her şeyi kaybetse bile istiklalini asla kaybetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir.Büyük taarruz Türk milletinin bağımsızlığının nişanıdır, Cumhuriyet’e giden yolda en büyük aşamalardan biridir.
Bugüne kadar Kurtuluş savaşında Türk ordusunun başarısıyla ilgili bir çok kitap yazıldı Kuvay-i milliyenin kurulması, ardından düzenli orduya geçiş, ve ordunun işgal kuvvetleri karşısında insan üstü başarıları hakkında ciltler dolusu kitap basıldı fakat Kurtuluş savaşında Türk hava kuvvetlerinin başarısı ve kahraman Türk pilotları fazla tanınmamaktadır. Bu yazıda kurtuluş savaşında ve özellikle Büyük taarruz’da Türk havacılarının bilinmeyen başarılarını okuyacaksınız. İşte Kurtuluş savaşının kahraman Türk pilotları ve Türk Tayyare bölüğünün imkansızlıklarla dolu mücadelesi…
Türk Havacılığının Kuruluşu ve 1. Dünya Savaşında Tayyare Birlikleri
Kurtuluş savaşına geçmeden önce Türk havacılığının kuruluşundan biraz bahsetmek gerekiyor. Türkler her zaman havacılığa ilgi duyan bir milet olmuştur. 20. yüzyılın başında Osmanlı, bir çok imkansızlığa rağmen  nerdeyse büyük devletlerle aynı yıllarda havacılık teşkilatını kurmuştur. Genelkurmay başkanı Mahmut Şevket Paşa, Genelkurmay 2. Daire Başkanlığında görev yapan Kurmay Albay Süreyya Bey’i (İlmen) havacılık teşkilatını kurması için görevlendirmiştir ve 1 Haziran 1911’de “Kıtaatı Fenniye ve Mevakii Müstahkeme Müfettişi Umumiliğinin (Harbiye Bakanlığı Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği) kurulmasıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde Hava Kuvvetleri’nin ilk temeli atılmıştır.  Süreyya İlmen hava kuvvetlerinin hangi zorluklarla karşı karşıya kaldığını şöyle anlatmaktadır :
Orduyu Osmanide tayyarecilik ve balonculuk teşkilatının cidden bir semere göstermesi arzu ediliyor ise en evvel yapılacak şey fedakârlıktır. Fedakârlıkta para ile olur. Bütçede tahsilâtı olmayan bir sınıf silah tabii terakki edemez.” (Süreyya İlmen, Türk Tayyarecilik ve Balonculuk Tarihi, İstanbul: Hilmi Kitapevi, 1947 s.123)
Hava kuvvetlerinin kurulmasından  kısa bir süre sonra başlayan 1. Dünya savaşında Türk hava kuvvetleri, Almanların kontrolüne bırakıldı 4 yıl süren büyük savaş sonunda 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros anlaşmasından sonra diğer ordu birlikleri gibi Türk hava kuvvetleri de dağıtıldı. Filistin cephesindeki uçaklar Konya’da, Irak cephesindeki uçaklar ise Elazığda toplandı. Ayrıca İstanbul Yeşilköy’de çok önemli sayıda uçak ve malzeme bulunmaktaydı. İstanbul’u işgal eden İngiliz ve Fransız hava birlikleri, Safraköy Tayyare istasyonunu işgal ettiler. Türk havacıları işgal edilen istasyondan kurtarabildikleri uçak ve malzemeleri Anadolu yakasına taşıyarak Maltepe’ye yerleştirdiler.
6
Kurtuluş savaşında Türk havacıları
16 Mart 1920’de İstanbul’un işgal edilmesinden sonra Maltepe istasyonunda bulunan Türk havacıları her şeyi göze alarak, Anadolu’ya geçmeye başladılar. İstasyonda toplam 45 uçak bulunmaktaydı ve bu uçakların büyük bir bölümü uçabilecek durumdaydı Teğmen Avni (Okar), Üsteğmen Muhsin (Alpagot), Üsteğmen Emin Nihat (Sözeri), Üsteğmen Rafet, ayrıca astsubay ve sivillerden Pilot Hayri Hoca, Makinist Eşref gibi kahraman havacılar Mudanya-Bursa yoluyla Konya Tayyare İstasyonu’na katıldılar. Diğer havacılar  ise yakalanarak Arapyan hanına hapsedildiler. İngilizler bu olaydan sonra Maltepe istasyonundaki uçakların hepsini tahrip ederek kullanılmaz hale getirdiler ve Maltepe istasyonundaki uçaklardan hiç biri Anadolu’ya geçirilemedi.
77
Yeşilköy Tayyare mektebi  ( İstanbul 1918)
Anadolu’ya geçmeyi başaran havacılar,  Konya Tayyare istasyonunda bulunan uçakların cinsine göre sınıflandırılmasında ve tamirinde görev aldılar fakat malzeme yetersizliğinden çoğu uçak tamir edilemedi. Örneğin 1921 yılında tamir edilen uçak sayısı  sadece 11 di. Bu imkansızlıklara rağmen 1. ve 2. İnönü, doğu ve güney cephelerindeki başarılar ve son olarak Sakarya savaşı kazanılarak çok önemli zaferlere imza atıldı.
Büyük Taarruz Öncesinde Türk Tayyare Bölüğünü Takviye Çalışmaları ve İlk Keşif Uçuşları

Sakarya savaşından Büyük taarruza kadar geçen 1 yıllık dönem, savaşın kaderi açısından önemli bir dönemdir. Zira Sakarya savaşından sonra Türk ordusunun Yunan ordusunu takip edecek ve düşmanla savaşacak gücü kalmamıştı. Bu nedenle Sakarya ile Büyük taarruz arasındaki 1 yıllık süreç ordunun güçlendirilmesi açısından çok önemlidir.
Büyük taarruza kadar geçen sürede kara kuvvetleri gibi hava kuvvetleri de güçlendirilmeye çalışıldı ve yabancı ülkelerden hava kuvvetlerinin güçlenmesi için yardım istendi.  Bu yardımlardan bazıları şöyledir :
Saffet Arıkan başkanlığında bir heyet, 1. Dünya savaşında müttefikimiz olan Almanya’ya gönderildi. Eski müttefikten satın alınan 29 tane av ve keşif uçağı önce Rusya’nın Baltık limanlarına oradan trenle Novrosisk limanına, Novrosisk limanından da Şahin vapuruyla Trabzona, Trabzon’dan da Samsun’a nakledildi. Yalnız büyük bir sorun vardı. Uçaklar Samsun’a getirildiğinde çoğu harap durumdaydı. Uçakların hazırlanıp Konya’ya uçurulması için pilotlar yollanmışsa da bu uçaklardan sadece 2 tanesi Konya’ya ordan da cepheye yollanabildi.
Fransızlar’da Ankara anlaşmasından sonra Anadolu’ya silah yardımı yapan ülkelerden biriydi. fakat Londra konferansında müttefik devletlerin, Türk- Yunan savaşında tarafsızlık kararı almasından dolayı açıktan silah yardımı yapamıyordu.  Bu sorunu aşmak için ilginç bir yol bulundu. Şirketlerin silah satışına engel olmadığı için Fransız konsolosluğunda çalışan bir memur, Dış işleri bakanı Yusuf Kemal bey’e  Anadolu’da 50.000 sermayeli ticari nakliyat-ı havaiye şirketi kurulmasını teklif etti. Teklife göre şirket kurulduktan 1 ay sonra iflas etmiş gibi gösterilecek, şirketin uçakları ise Anadolu hükümetine devredilecekti. Bu teklif 12 Mart 1922 de icra vekilleri heyeti tarafından onaylandı ve 35 harp ve keşif uçağı şirket kurulduktan 1 ay sonra Anadolu’ya bırakıldı. Ayrıca Fransızlardan 10 tane hangar, 4 yedek uçak motoru ve telsiz istasyonu alındı.
Yunanlıların İzmir’e çıkarılmasından dolayı müttefiklerle arası bozulan İtalya’da Anadolu’ya uçak yardımı yapan ülkeler arasındaydı. Rossini kumpanyası adını taşıyan bir İtalyan şirketiyle yapılan  anlaşmayla 3 tane uçak malzemesi 10 Eylül 1921 de Napoli’den yola çıktı. Daha sonra 20 tane spat ve av uçağı Sicilya’dan Mersin limanına, ordan da Konya’ya gönderildi. Satın alınan 20 uçağın 8 tanesi keşif uçağına dönüştürüldü. Tüm bu çabalara rağmen  uçakların cephede kullanılması çok sıkıntılıydı. Örneğin Batı cephesi komutanı İsmet Paşa’nın 61., 24. ve 1.  Fırka kumandanlıkları yolladığı şifre nasıl sıkıntılar çekildiğini açıkça gösteriyor
Yarın (11.04.1921) hava müsait olursa, İtalyanlardan satın alınan bir tayyaremiz, Bolu ’dan Eskişehir ’e getirilecektir. Tayyarede İtilaf Hükümetine ait işaret bulunması muhtemeldir. Bir kaza vukuuna meydan verilmemesini rica ederim.” ( ATASE Arşivi, No: 4/4478, Klasör no: 672, Dosya no: 91 (25), Fihrist no: 44 )
1
İtalyanlardan satın alınan Fransız yapımı Spad uçağı
Fransa’dan ve İtalya’dan satın alınan uçaklar, Konya’ya getirildiğinde çok büyük bir sorun olduğu görüldü. Uçakların makinalı tüfekleri sökülmüş, silahsızlandırılmıştı. Bunun üzerine elde bulunan Alman uçaklarındaki maksim makinalı tüfekleri sökülerek satın alınan yeni uçaklara monte edildi fakat Alman uçaklarının makinalı tüfekleri satın alınan Fransız ve İtalyan uçaklarına uymuyordu. Çünkü pervane arasından ateş eden tüfekler çoğu zaman uçağın pervanesi vurarak uçağın arızalanmasına yol açıyordu.   Kurtuluş savaşı işte bu maddi yoksunluklar içinde gerçekleşti. Ordunun sadece uçağı değil, uçak malzemesi de yoktu. Bir çok malzeme gizli yollardan kaçak olarak, satın alınıyordu.
1
Garp cephesi Tayyare bölüğüne ait Albatros D 3 av çağı Fotoğraftakiler : Yüzbaşı Muhsin Alpagot, Zabit pilot Halil bey ve Üstteğmen Sırrı bey
1
Konya Tayyare istasyonunda Spad XIII C.I uçaklarına tüfek monte edilmesinde çalışan personel (1922)
Yurt dışından satın alınan uçaklar dışında şahsi yardımlarla satın alınan uçaklar da vardı. .Örneğin 174. piyade alayı subaylarının maaşlarıyla bir uçak satın alındı ve alınan uçağa 174. alay ismi verildi.  Diğer bir şahsi yardımla alınan uçak Erzurumlu Nazif beyin İtalyanlarından kendi parasıyla aldığı 3 uçaktır. Uçaklara Nazif I Nazif II  ve Nazif III isimleri verildi. Bu büyük fedakarlığından dolayı Atatürk, İsmet paşa, T.B.M.M. heyetinden Hasan ve Fehmi beyler Nazif bey’e kutlama mesajı çektiler. Nazif bey ayrıca yurt dışından satın aldığı telsiz istasyonunu da orduya bağışladı ve hediye ettiği uçaklarla düşmanın üzerine ilk bomba atacak olan pilota 200 TL ödül vereceğini söyledi
1
Erzurumlu Nazif bey
3
Erzurumlu Nazif beyin (Kotan) hediye ettiği Breguet XIV uçağı
Türk hava kuvvetleri 1922 yılında büyük bir onarım ve donanım sürecine girdi. Eskişehir Kütahya savaşları sırasında 2. Tayyare bölüğüne katılarak  lağvedilen 1. Tayyare bölüğünün yeniden oluşturulmasına karar verildi. Batı cephesi komutanlığı, bu iki bölüğe ilave olarak Mayıs 1922 de 3. Tayyare bölüğünün oluşturulmasını istedi. Milli müdafaa vekaleti Batı cephesinin teklifini yeterli sayıda uçak ve malzeme bulunmadığından reddetti. 3. tayyare bölüğü yerine mevcut olan iki tayyare bölüğünün güçlendirilmesine karar verildi. Tayyare bölükleri dışında Ankara’da bir hava malzeme deposu, Adana’da ise bir tayyare okulu kuruldu.
1. Tayyare bölüğü Fransa’dan satın alınarak Konya’ya getirilen 2 tane Breg tipi keşif  ve 4 savaş uçağıyla oluşturularak 21 Mayıs 1922 de Akşehir’e yollandı. Ayrıca İtalyanlardan ve Almanlardan satın alınan uçakların hazırlanmasına ara verilmeden devam edildi. Hazır duruma getirilen uçaklar Akşehir’deki merkeze yollandı. Ağustos 1922 de bölüğün hava gücü 7 si keşif, 3 ü av olmak üzere 10 uçaktan oluşmaktaydı.
1
Eskişehir Demir yolları tamir atölyesinde onarılan Tayyareler
Birliklerin oluşturulmasından sonra Haziran’da keşif uçuşları başladı. 27 Haziran 1922 de  1. Çay müfrezesine ait bir Breguet – XIV keşif uçağı, Afyon’un doğusundaki Yunan birliklerini incelemeye çıktı. Uçuş sırasında motor arızası yüzünden Yunan hattının gerisine iniş yaptı. Pilot Fehmi Maltepe ve Üsteğmen İhsan (Orgun) Yunanlılar tarafından esir alındı
1
Pilot Fehmi Maltepe
1
Üsteğmen İhsan (Orgun)
Haziran ayında toplam 26 keşif uçuşu gerçekleştirildi. Yapılan keşifler sonucunda Yunan ordusunun gücünün 12 tümen ve yarım tümenden meydana geldiği tespit edildi.
Temmuz ayında da Tayyare bölüğü ara vermeden keşif uçuşlarına devam etti. 9 Temmuz 1922 günü yapılan keşif uçuşunda,Yunan ordusunun gücü  Kütahya- Afyon demiryolunun doğusunda 2,5 tümen ,  batısında 3,5 tümen ve Afyon- Dumlupınar kesiminin güneyinde 2 tümen olarak tespit edildi
2
9 Temmuz 1922’de Yunan Ordusunun Durumu
24 Temmuz 1922 günü sivil pilot Vecihi ve Teğmen Hamdi Breguet XIV tipi uçakla Afyon bölgesinde uçarken bir Yunan Spad XIII uçağıyla karşılaştı. Türk pilotlarının uçaklarını  makinalı tüfekleri arızalı olduğu için kaçış manevralarıyla kurtulmaya çalıştılar ve Yunan uçaklarının tüm saldırılarına rağmen yara almadan geri dönmeyi başardılar.
25 Temmuz 1922 günü Döğer çevresinde keşif uçuşu yapan pilotlarımızın  Yunan uçaklarıyla karşılaştığı  çatışmada uçağın makinalı tüfekleri arıza yaptığı için Yunan pilotlarının açtığı ateş sonucunda Pilot Teğmen Cemal ve Yüzbaşı Ahmet Bahattin şehit oldular
1
Pilot Teğmen Cemal                                       Yüzbaşı Ahmet Bahattin 
Büyük Taarruzda Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Pilotlarının Başarıları
Artık büyük zafer yaklaşmaktaydı. Çekilen tüm sıkıntılara rağmen Türk hava kuvvetleri  oluşturulmuştu ve 19 Ağustos 1922 de Tayyare bölüğüne  şu emir yollandı :
1. Akşehir’de bulunan Cephe Tayyare Bölüğü 20 Ağustos 1922’de dört keşif uçağını havadan Çay ’da hazırlanmış olan meydana nakledilecek ve bundan sonra  keşiflerini Çay’dan yapacak, diğer iki keşif uçağı Akşehir’de vazifeye hazır bulunduracaktır
2. Hazırlanmakta olan av uçakları derhal Çay’a nakledilecektir.
3. Düşman uçaklarını gören bütün birlikler vakit kaybetmeden telefon hatlarından öncelikle istifade ederek bunların miktarını uçuş istikametlerini ve yüksekliğini çaydaki Tayyare Bölüğüne bildireceklerdir. Orduların bu hususu emniyetle işletmeleri rica olunur” (Türk İstiklal Harbi, Batı Cephesi., C.II s. 7 )
1
1922’de Yunan Hava Kuvvetlerinin Dağılımı
Tayyare bölüğü bu emirden sonra 20 Ağustos’ta Çay’a giderek keşif uçuşlarına başladı. Savaş öncesi düşmanın durumunun öğrenilmesi için keşif uçuşları çok büyük önem taşıyordu. Bu nedenle savaş öncesi yapılan bu keşif uçuşlarının zaferin kazanılmasındaki rolü yadsınamaz.
Büyük taarruzun başladığı gün iki ordunun hava kuvvetleri karşılaştırıldığında büyük bir orantısızlık göze çarpıyordu. Yunan ordusunun 40 tanesi keşif, 10 tanesi av uçağı olmak üzere toplam 50 savaş uçağına karşın Türk ordusunun 7 tanesi keşif, 3 tanesi av olmak üzere toplam 10 savaş uçağı vardı. Büyük zafer işte bu imkansızlıklarla kazanıldı
Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra 25 Ağustos 1922 de Batı cephesinden Tayyare bölüğüne şu emir verildi :
26 Ağustos sabahı ordu genel taarruza başlayacak
26 Ağustos günü saat 06.00-08.00 arasında düşman ihtiyat gurubunun ve Afyonkarahisar’ın güney bölgesindeki düşman birliklerinin durumu tespit edilecek
Av uçaklarını özellikle Afyonkarahisar ve batı bölgesinde uçarak düşmanın keşif faaliyetlerine mani olunacak ve saat 10.00 da aynı görev tekrar edilecek ( ATASE Arşivi, Kls. 1579, D. 9 )
26 Ağustos sabahı hava bulutlu olmasına rağmen, Türk uçakları Altıntaş, Döğer ve Afyon bölgelerinde keşif uçukları gerçekleştirdi. Ayrıca bazı önemli hedefler bombalandı. Av uçakları da gün içinde 4 kez Yunan uçaklarıyla karşılaştı. Girişilen hava çatışmalarının 3 tanesinde Yunan uçakları geri çekilmeye mecbur bırakıldı 1 tanesinde ise Yüzbaşı Fazıl komutasındaki Türk uçağı tarafından, Afyon’un Hasanbeli kasabasında düşürüldü
4
Yüzbaşı İsmail (Gökgezen), Yüzbaşı Yahya ve Binbaşı Fazıl
2
26 Ağustos’ta Yunanlardan ele geçirilen ve ”garipçe” adı verilen Breguet XIV A 2 uçağı
1
Yunanlardan ele geçirilen ve ”Sakarya” adı verilen Breguet XIV tip uçak ve bir grup personel
27 Ağustos’ta Batı cephesinin verdiği emirle keşif uçuşu gerçekleştiren Türk uçakları Yunanlıların Afyon’un güneyi ve güneybatısındaki mevzilerin ele geçirildiğini ve düşmanın sağ kanadınn çökertildiğini tespit ettiler. Ayrıca savaşın bir an önce bitmesi için Türklerin esirlere çok iyi davrandığını ve Yunan askerlerinin teslim olmasını nasihat eden bildiriler atıldı. Bildirilerin altında esir alınan Yunan askerlerinin imzaları vardı
12
Yunanlardan ele geçirilen ”İsmet” ismi verilen De Havilland Dh.9 uçağı, Solda sivil pilot Vecihi(Hürkuş) Sağda Yüzbaşı Fazıl
1
Türk uçaklarının Yunanlara attığı beyannamenin Rumca örneği

Beyannamenin Türkçesi :
Asker kardeşler
İmzaladığımız bu beyannameyi okuyun, 3 seneden beri Türklerin ne karakterde insanlar olduklarını anladık. İşte bizde onun için teslim olduk. Türkler bizi gayet iyi karşıladılar ve dilediğimiz gibi serbest bıraktılar. Şu halde harbin korkunç safhalarından canımızı kurtararak ve subayların mezaliminden kurtularak şimdi rahat ve huzur içinde yaşamaktayız. Eğer siz de gelip teslim olursanız işte o zaman bu söylediklerimizin tamamının birer hakikat olduğunu anlayacaksınız
Karşınızda ateş tehlikesine maruz kalmamak için siperlerde son derece ihtiyatlı davranmalısınız. Bir asker yalnız başına teslim olmak istediği zaman uzaktan ellerini havaya kaldırarak bunun bir teslim işareti olduğunu belirtir ve yahut bir beyaz mendili uzaktan sallayarak  Türk siperlerine doğru yaklaşır. Türk siperlerinden duyacağınız teslim, teslim kelimesiyle karşılanırsınız. Eğer daha çok arkadaş teslim olmak istiyorsa bilhassa şunlara dikkat edilmelidir0
Bu gayelerinizi göstermek için eğer vaktiniz kalmazsa o zaman üçer üçer siperlere doğru ellerinizde beyaz mendillerle gelmeye başlarsınız. Türk siperlerine 100 metre kala tüfeklerinizi yere atar, ellerinizi havaya kaldırarak teslim olursunuz. Evvelce teslim olanlarla sonradan teslim olanlar arasında farklı bir işlem olmayacaktır
Onlar da evvelkilerin tabi olduğu işleme uyularak kabul edilecektir. Şimdiye kadar teslim olanlar serbest ve rahat yaşamaktadır. Onun için sevgili kardeşimiz nasihatlerimizi iyi dinleyerek ona göre tedbir alınız. Şunu da belirtelim ki nasihatlerimizden bir miktar yararlanmanızı tavsiye ederiz. Huzur içinde kalınız
İmzalar :
Er Hristos Yookiy  
Er Pevko Anastasiyu 
Er Yoork Yos Vadali
Er Anastasiyu Kozana
Er İvan Dimitro Trifonu
Er Çigogis Avengelos Hiristo
Er Evrtatiyos Hiristos Panurmolu
Çavuş Kanstan Kıryakopulos
28 Ağustos’ta Afyon’un ele geçirilmesinden sonra Tayyare bölüğünün Çay’dan Afyon’a gitmesi emri verildi. Düzağaç bölgesinde 4 Yunan uçağının bombalı saldırısı sonucunda 23. tümen ve kolordu topçu taburundan 2 asker şehit oldu, 25 asker de yaralandı.
1
28 Ağustos 1922 tarihli keşif uçuşuna ait kroki
29 Ağustos’ta cephe komutanlığı tamirhanesi, malzeme deposu ve bir grup asker Çay’da kalırken, uçaklar, uçak personeli,  akaryakıt ve bir takım malzemeler Afyon’a taşındı.
30 Ağustos’ta hava bulutlu ve düşman birlikleri geri çekildiği için  hava taarruzu yapılmadı
31 Ağustos’ta Eskişehir ve Uşak’a yollanan keşif uçaklarının yolladığı raporda şunlar yazılıydı :
Eskişehir Bölgesi sisli, Kızıltaş Deresi ve dağları tamamen bulutlu olduğundan iyi bir gözetleme yapılamadı
Döğer- Seyitgazi Eskişehir yollarında bir faaliyet görülmedi
Banaz İstasyonu ile Kapaklar İstasyonu arasında batıya yürüyen iki tümen kadar bir kuvvet görüldü
Bu kuvvetin karışık sınıflardan bir çok kollar halinde demir yolu kenarından yürüyorlardı ve kolbaşının Kapaklar İstasyonu ’nu geçtiler
Demiryolu bekleme binası kuzeyinde ve doğu sırtlarında iki alay kadar süvarinin dağınık bir durumda görüldü
Uşak ’ta tren faaliyeti olmadığı gibi vagon ve makine de bulunmadı Banaz’dayalnız bir tren görüldü”(ATASE Arşivi, No:4/4557, Kls. 1902, D. 92, Fihrist 34-1)
1 Eylül’de havanın düzelmesiyle beraber 13 keşif uçuşu gerçekleştirildi.  Yapılan keşif uçuşlarının verdiği bilgilere göre Yunan ordusunun hali haraptı. Keşif uçuşlarının tespit ettiği bilgiler şöyledir :
Uşak ve Eskişehir yanmaktadır. Uşak’tan batıya doğru Yunan ordusu dağınık bir şekilde ilerlemektedir. Uşak’ın doğusu tamamen ele geçirilmiştir. Bir yürüyüş kolunun sabah 6:30 da Karakuyu istasyonuna yaklaşmaktadır. Yangın dumanlarından Eskişehir’de hiç bir şey görülememektedir.Bozhöyük’te 3 lokomotif ile 150 kadar vagon ve erler görülmüştür.  (Türk İstiklal Harbi, Batı Cephesi , C.II, s. 41)
2 Eylül’de yapılan keşif uçuşlarında  İnönü’nün doğusunda ve güney tepelerinde süvari alayları görüldü. Çukurhisar’dan İnönü’ye bir taburun yaklaştığı, Çukurhisar’ın 10 km güneyinde demiryolu üzerinden iki tümenin  İnönü’ye doğru yürüdüğü tespit edildi. Türk birlikleri yavaş yavaş Eskişehir’e yaklaşıyordu.
3 Eylül günü, Türk savaş uçakları cephe komutanlığının emriyle düşmanın geri çekilişini izledi
4 Eylül’de Afyon meydanından kalkan 3 av ve 5 keşif uçağı Uşak meydanına indi. Yalnız Tayyare bölüğünün ikmal hizmetlerine bakan görevliler Uşak’a gelemediğinden Uşak meydanındaki uçaklar görev yapamıyorlardı. Uçakların uçabilmesi için gerekli olan yakıt 24 saatlik zor bir yolculuktan sonra Afyon’dan Uşak’a ulaştırıldı. Çünkü kara taşıtları çok eski ve bakımsız olduğu için nakil işlemlerinde güçlük çekiliyordu.
5 Eylül’de keşif uçuşu için havalanan uçak motor arızası yüzünden Salihli – Alaşehir arasında bir mevkide mecburi iniş yaptı
6-7 Eylül tarihleri arasında herhangi bir uçuş yapılmadı. 8 Eylül’de bölüğün Salihli’ye nakledilmesine karar verildi. 9 Eylül’de İzmir’e Türk ordusu girdi ve ertesi gün keşif uçuşu yapılmadı.
11 Eylül’de düşürülen ama ağır hasar görmeyen 1 Yunan keşif uçağıyla 2 av uçağı Salihli’ye getirildi. 13 Eylül’de uçaklar Salihli’den İzmir’e uçurulmak istense de arıza yüzünden Salihli’ye mecburi iniş yapıldı. 14 Eylül’de gerçekleşen uçuşta 2 Türk uçağı İzmir’in yakınlarına ve sadece 1 uçağımız İzmir’e iniş yaptı.
Büyük taarruzun zaferle sonuçlanmasından sonra Kuvay-i Havaiye Müfettişliği, savaş boyunca Tayyare bölüğünün başarılarıyla ilgili 23 Eylül’de rapor hazırlamıştır. Müfettişliğin Tayyare bölüğü hakkında yazdığı rapor şöyledir :
1.Yeni gelen ve makineli tüfekleri takılan spat uçakları 25-26 Ağustos 1922 günlerinde hava üstünlüğü sağlamıştır. Düşman keşif uçakları keşfe devam edemediğinden harekâtımız örtülü kalmış ve kendi uçaklarımız mükemmel şekilde keşiflerini yapmışlardır.
2. Keşif uçakları iki tarafın durumunu kusursuz olarak tespit etmiş ve umumi cephe durumu hakkında çok faydalı bilgiler vermişlerdir.
3. Keşif uçaklarının ilk düşman çekilmesi başladığı zaman Yunan Tümenlerinin Eğert Köyü ve sonrada Uşak istikametinde, kuzey gurubunun Eskişehir Bozüyük istikametinde, çekilişlerini ve bu bölgedeki birliklerimizi harekâtını tam olarak tespit etmek suretiyle cephe komutanlığına gerekli bilgiler vermiştir.
4. Çekilen düşman birliklerine tesirli bomba ve makineli tüfek taarruzları yapılmış ve özellikle çekilmenin ilk günlerinde Uşak’ta bulunan düşman kollarına ağır kayıplar verdirilmiştir.
5 Hareket sırasında av uçaklarımız bir düşman uçağını düşürmüş ikisini de inişe mecbur etmiştir.
6. Batı Cephesinde düşmandan sekiz adet uçak ve çok miktarda uçak malzemesi elde edilmiştir. Ayrıca Uşak’ta 18240 uçak bombaları ele geçirilmiştir.
7. Harekât boyunca bölüğün çeşitli sebeplerden 4 uçağı hasar görmüş 3 ’ü kısmen onarılmıştır. Bölüğün bu günkü kuvveti 16 uçak olu bunlardan iki bölük bir gurup teşkil edilmesi Cephe Komutanlığınca arz edilmiştir. Ayrıca Afyon’da 5 Konya’da 2 uçak uçuşa hazırlanmıştır.
8. Harekâtta ve özellikle uçakların ileri meydanlara intikalinde yer hizmetlerini yapabilecek nakliye ve muhabere müfrezesine ihtiyaç vardır.” (Türk İstiklal Harbi, Deniz Cephesi ve Hava Harekâtı, Ankara 1964. . s. 191)
Osmanlı döneminde temelleri atılan Türk havacılığı, 1. Dünya savaşı, ardından Kurtuluş savaşında bir çok imkansızlığa rağmen savaşın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Büyük taarruz öncesinde Yunan ordusunun durumunu tespit etmek için yapılan keşif uçuşları, savaşta uygulanacak stratejide yardımcı olmuştur. Savaş sırasında gerçekleştirilen keşif uçuşları ve düşürülen Yunan uçakları Türk ordusunun maneviyatını yükseltmiştir. Tüm bunlar sadece 10 uçakla yapılmıştır. Oysa Yunan ordusunun hava gücü 50 uçaktır. Bu büyük başarı kahraman Türk havacılarının eseridir. Cumhuriyet’in  ilanından çok kısa bir süre sonra Türk Tayyare cemiyetinin kurulması, kurtuluş savaşındaki Türk havacılarının başarılarının sonucudur.  İşte bu yüzden kurtuluş savaşından ve büyük taarruzdan bahsederken imkansızlıklarla boğuşarak kurulan Türk Tayyare bölüğünün başarıları asla unutulmamalıdır
TIBBIYELİ HİKMET
 

Bir cevap yazın