''Profesör'' Tarihçinin Şapka Devrimi Hakkında Söylediklerine Cevap

22
Türkiye’de maalesef tarih konusundaki cahilliğimiz başka hiçbir konuda yok. Herkes tarihi kafasına göre yazıyor. İşin kötüsü yazdığı şeyi gerçeğin ta kendisiymiş gibi dayatıyor. Bu yüzden yıllardır tarih konusunda ipe sapa gelmez bir sürü iddiayı konuşup duruyoruz.
Bu iddialardan biriyle bir tarih programında karşılaştım. Konu şapka devrimi  ve bu ülkede herkesten fazla tarihi doğru anlatması gereken, isminin başında ”prof” ünvanı taşıyan bir tarihçimiz şapka devrimiyle ilgili öyle cümleler kurdu ki inanamadım. İşte sayın ”prof” tarihçimizin şapka kanunu hakkında söylediği cümlelerden bazıları :
”Şapka devrimine karşıyım bir millete zorla şapka giydirilir mi ”
” Millete sopayla şapka giydirdiler ”
”Rize isyanında Hamidiye bombalamadı mı? Atma Hamidiye atma şapka giyeceğuk diye türküsü de var”
”Cumhuriyet devrimleri içinde en çok tepkiyi şapka devrimi almıştır”
”Şapka kanunu kaldırılmadı mı ya hu öyle biliyorum bir kaç yıl önce kaldırıldı ya da tartışıldı öyle bir şey oldu”
Sadece yukardaki cümleleri söylese yine iyi ama beni en çok üzen bir seyircinin yolladığı şapka kanunu okunurken ilk kez duyuyor gibi ”bir kez daha okur musun” diyerek iki kez dinlemesiydi. Kanun okunduktan sonra bile ”herkes giymeye mecbur değilse neden isyanlar çıktı” diye sorması benim için bardağı taşıran son damla oldu. Dakikalarca şapka kanunu hakkında konuşup kanunda ne yazdığını bile bilmemek, duyduktan sonra bile inkar etmeye çalışmak.. Tam bize göre bir davranış. Uğur Mumcu’nun da söylediği gibi ”bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan bir milletiz”. Maalesef bu böyle. Ünvanı ne olursa olsun fark etmiyor
Şimdi ”prof” tarihçimizin yukardaki cümlelerine tek tek cevap vermek istiyorum.
Tarihçimiz diyor ki : ”Şapka devrimine karşıyım bir millete zorla şapka giydirilir mi ”
Cevap : Şapka kanunu sadece devlet memurları için çıkarılan bir kanundur. Normal vatandaşların şapka giyme zorunluluğu yoktu. Fes ve sarık giyme yasağı vardı. Yani hiç bir başlık giymeden şapkasız dolaşsanız suç değildi. Ayrıca şapka kanunu çıkmadan önce bile özellikle İstanbul sosyetesi şapka takıyordu. Bu yüzden Osmanlı’nın son dönemlerinde tartışılan bir konudur. Örneğin 1915 yılında Kılıçzade Hakkı bey, “Akvemü’s Siyer Münâsebetiyle Yusuf Suad Efendi’ye Tahsisen Softa Efendilere Tamimen Son Cevap” ismini taşıyan risalesinde şapka giymenin dinen bir sakıncası olmadığını şöyle anlatmıştır:
“Türkiye’de ittihâd-ı efkâr mevcut olmadığına en birinci delil esaslı ve milli bir kıyafetimizin mevcut olmaması yani herkesin istediği gibi giymesidir. İttihâd-ı efkâr, âsânnı mutlaka her şeyde gösterir. Onun için bu cihet ihmâl edilmeyecek bir keyfiyettir. Müslümanlığın kıyafet-i mahsûsası olmadığına nazaran şapka giyilmesinde hiç bir zarar yoktur. Ecdâdımızın giydiği kavuklar hiç olmazsa memleketimizde i’mâl olunuyordu. Halbuki feslerimiz Avrupa’dan geliyor. Kendi metâmız olmadıktan sonra serpuş olarak herhangi bir şapkayı kabul etmeliydik. Hiç ol mazsa bu suretle herkes başına daha süslü ve daha dayanıklı ve bilhassa daha faideli bir serpuş koymuş olurdu” ( Kılıçzâde Hakkı, Son Cevap, Yeni Osnıanlı Matbaası, İstanbul, 1331(1915), s.49-50)
Görüldüğü gibi şapka konusu 1915 yılında bile Osmanlı aydınları arasında bir tartışma konusudur. Tüm Atatürk devrimleri gibi Şapka devrimi de Osmanlı’ya dayanır. Hiç bir devrim bir günde ya da bir kişinin istemesiyle gerçekleşmez
Tarihçimiz diyor ki : ” Millete sopayla şapka giydirdiler ”
Cevap : Atatürk Şapkayı ilk kez 25 Ağustos 1925’te İnebolu’da tanıtmıştır. Şapka kanununun tarihi ise 25 Kasım 1925’tir. Aradaki 3 aylık sürede millet yavaş yavaş şapkaya alışmıştır. Bu yüzden şapka kanunu ”devlet memurlarını şapkaya alışmaya başlayan vatandaşa uygun hale getirmek” için çıkarılmıştır. Kanun devlet memurlarının sıfatlarının ismini saydıktan sonra ”Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir” diye biter.
1
Ayrıca kanun teklifinde şöyle yazar :
” Medeniyetin bütün icabat ve zaruretini idrak ve kabul etmiş olan Türk milletinin medeni milletlerin müşterek kisvelerinin vasfı barizi olan şapkayı iktisa hususunda gösterdiği tehalük ve tezahürü tespit ve bunu ifade eden bir kuvvei müeyyideyi kanunlarımız arasında bulunması encümenimizce zaruri ad ve telakki olunmuştur”
1
Bu ne demek ? Kısaca diyor ki 3 ay içinde hiç bir zorunluluk olmadığı halde millet şapka giymeye başladı. Biz de memurlar için bir kanun çıkaralım da yaptığımız devrimin  anayasada ifadesi olsun.
İkincisi şapka kanunu çıktığında şapka giymeyenler hakkında bir ceza hükmü  yoktur.  Şapka kanununa muhalefet hakkında ceza 1 Mart 1926 da kabul edilen TCK nin 526. maddesiyle kabul edilmiştir.Şapka giymeyen memurların cezası 50 lira para cezası ya da 1 ay hapistir. Kanun şöyledir :
Her kim, salahiyettar merciden kanun ve usul dairesinde verilmiş bir emre itaatsizlik eder veyahut ammenin istirahat ve selameti veya madelat mulahazası namına merciinden kanun dairesinde ittihaz edilmiş bir tedbire riayet etmezse bir aya kadar hafif hapse ve elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.
ömööm
1 Mart 1926 tarihli TCK 526. maddesi
Adsız
13 Mart 1926 tarihli Resmi gazete
Menderes döneminde 16 Haziran 1950 de yapılan yasa değişikliğiyle şapka kanununa muhalefetin cezası 1 aydan 3 ay hapise, para cezası da 50 liradan 600 liraya çıkarılmıştır.
1
Kısacası şapka isyanları çıktığında ortada şapka giymemenin bir cezası yoktu. Daha da önemlisi ceza kanunu da sadece devlet memurları için çıkarıldı. Anlayacağınız hiç bir dönemde devlet memuru olmayan normal vatandaşların şapka giyme zorunluluğu olmadı. Giymediği için de ceza almadı. Şapka yüzünden illa birine kızacaksanız 1 ay hapis ve 50 lira olan para cezasını 3 ay hapis ve 600 lira para cezasına çıkaran Menderes’e kızın.
Tarihçimiz diyor ki : ”Rize isyanında Hamidiye bombalamadı mı? Atma Hamidiye atma şapka giyeceğuk diye türküsü de var”
Cevap : Rize isyanının gerçek nedeni şapka değil rejime isyandır. İsyanın çıkış tarihi 25 Kasım 1925. Şapka kanununun çıktığı gün.. Eee ne zaman şapka giymeye zorlandılar da isyan ettiler ? Meselenin aslı şöyle gerçekleşmiştir:
İmam Şaban ve muhtar Yakup ağanın ele başı olduğu isyanda ”devletin dinsizliğe doğru gittiği, kadınların namusunun kalmadığı” gerekçesiyle hükümet konağı ve Botaniye Jandarma karakolu basılmıştır. 6 Jandarma esir alınmıştır. İmam Şaban şehrin yağmalanmasını, hükümet konağının basılmasını teklif etmiş, buna uymayanların öldürüleceğini söylemiştir. İsyancılar halkın bundan sonra devlete vergi vermeyeceğini söyleyerek halkı devletre karşı açıkça isyana teşvik etmişlerdir. Muhtar Yakup’un akrabası Peçeli Mehmet Ankara’da ihtilal yapıldığını, Mustafa Kemal’in üç yerinden yaralandığını, İsmet Paşa’nın öldürüldüğünü devletin dindar paşaların kontrolüne geçtiğini söyleyerek halkı galeyana getirmiştir. İsyan gittikçe büyümüş, köylere yayılmış, eli silahlı isyancılar şehri yağmalamaya başlamıştır. Bunun üzerine Hamidiye zırhlısı isyancıların yığınak noktalarını iki gün boyunca bombalamıştır.
İsyan şapka bahanesiyle devlete isyandir. İsyancılar bağımsızlığını ilan ettiklerini bundan sonra vergi vermeyeceklerini söylemişlerdir. İşte bu yüzden yobazların sakız gibi çiğneyip durduğu ”Atma Hamidiye atma şapka giyeceğuk” türküsünün devamında ”vergi de vereceğuk’ denir. Herkes türküdeki şapka giyeceğuk kısmına bakıyor ama kimse neden ”vergi de vereceğuk” demişler diye sormuyor.  O zaman ben de türküde işime gelen yeri cımbızlayıp  bu vergi isyanı diyorum. Böyle bir mantık olabilir mi? Olay çok basit.. Bir grup akl-ı evvel ”Biz bu devleti yıkarız” diye isyan etmişler Hamidiye’yi görünce ne istersen yapacağız anlamında şapka da giyeceğuk vergi de vereceğuk  yeter ki atma demişler. Türküde şapka giyeceğuk ifadesinin anlamı çaresizliktir zorla şapka giydirildiği için değil..
Tarihçimiz diyor ki : ”Cumhuriyet devrimleri içinde en çok tepkiyi şapka devrimi almıştır”
Cevap : Cumhuriyet döneminde çıkan iki büyük isyan vardır. Biri Şeyh Said isyanı, diğeri Dersim isyanı. İkisinin de şapkayla alakası yoktur. Şapka isyanlarının bile çoğunun şapkayla alakası yoktur. Nasıl mı? İsyanların tarihine bakmak yeterli. İşte şapka isyanlarından bazıları ve tarihleri..
1 Kasım Malatya
14 Kasım Sivas
22 Kasım Kayseri
25 Kasım Erzurum ve Rize
26 Kasım Maraş
4 Aralık Giresun
Şapka kanunu 25 Kasımda çıktığına göre Maraş ve Giresun hariç diğer isyanlar şapka devriminden öncedir. Maraş ve Giresun isyanları da biri kanundan 1 gün, diğeri 1 hafta sonra.. Ne çabuk zorla giydirilmişler de isyan etmişler değil mi? Gerçekten bunları konuşmak şaka gibi…
Tarihçimiz diyor ki : ”Şapka kanunu kaldırılmadı mı ya hu öyle biliyorum bir kaç yıl önce kaldırıldı ya da tartışıldı öyle bir şey oldu”
Cevap : Şapka kanunu devrim kanunlarından olduğu için Anayasa’nın 4. maddesine göre kaldırılması teklif bile edilemez. Tarihçimizin ”öyle biliyorum” dediği olay BDP Diyarbakır vekili Altan Tan’ın 4 Nisan 2013 tarihinde sunduğu yasa teklifidir Devrim kanunlarından birini kaldırmayı teklif ettiği için meclis oylaması bile yapılmadan reddedilmiştir
1
 
Şapka devriminin üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen bizim hala bunları konuşuyor olmamız çok üzücü.. Hele bir tarihçinin bu kadar basit hatalar yapması daha üzücü.. Tarihçilerimiz bile böyle konuşuyorsa millet tarihi kimden öğrenecek ?  Yalanlarla mücadele etmenin ilk şartı yalancılara prim vermemektir. Biz böyle olduğumuz sürece fesli tarih yalancıları daha çoooooook ”üstad” diye itibar görür.
TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın