İki Açılış Arasındaki Siyah Beyaz Farkı

1
Pazar günkü renksiz, soğuk ‘’protokol açılışından’’ sonra dün Vodafone Arena’da ilk maç oynandı. Tribünler tek kelimeyle harikaydı. 42 bin Beşiktaş taraftarı tek yürek olmuş tezahüratlar, marşlar, şarkılar söylüyordu. Tek bir boş koltuk kalmadıı. Kısacası Pazar günkü açılış ne kadar soğuksa dünkü açılışta o kadar sıcaktı.
Çünkü taraftar vardı. Genci yaşlısı, kadını, erkeği, Alevisi, Sünnisi, sağcısı, solcusu herkes ordaydı. Tüm etnik ve mezhepsel kimliklerden arınmış sadece Beşiktaşlılık kimliği vardı. Samimiyet, dürüstlük vardı. Gönülden, riyasız, yalakalıktan uzak bağlılık vardı.
Dün Vodafone Arena’da yıllarca görmek istediğimiz ama göremediğimiz toplumsal hava vardı. Kimse kimsenin etnik ve dini kimliğine bakmıyordu. Tek bir kimlik vardı: Beşiktaşlı olmak.
İşte sporun güzelliği de budur. Spor, tüm etnik, dini, ideolojik kimliklerden uzaktır. Sahaya çıktığında aynı takımda Türk, Kürt, Laz, yerli, yabancı, Hristiyan, Müslüman, ateist oynayabilir. Maç kazanıldığında siyahi ve beyaz futbolcu birbirlerinin rengine bakmadan kucaklaşır. Alevi bir futbolcunun pasıyla Sünni bir futbolcu gol attığında birbirlerine sarılarak sevinirler.
Sporun bu büyüsü tribünlere de yansır. Tribünler toplumun en özgür sesini duyurduğu, insanların en çok kucaklaştığı yerlerdir. Bu yüzden toplumsal olaylara en büyük tepkiler stadlardan yükselir.
Dün Vodafone Arena’dan yükselen ses hükümete ve Cumhurbaşkanına açıkça sizi istemiyoruz mesajıydı. Gerçekten de öyle…
Düşünün… Dün maçta Cumhurbaşkanı ya da Başbakan olsaydı neler yaşanırdı? Tribünler bu kadar cıvıl cıvıl, keyifli olabilir miydi? Maç sonunda kaç kişi Cumhurbaşkanına hakaretten tespit edilip cezalandırılırdı tahmin etmeye çalışın.
Artık çok net şekilde görülüyor ki insanlar AKP nin olmadığı ortamlarda daha mutlu, huzurlu, keyifli. Dün Dolmabahçe’de yine polisler biber gazı sıktı. Bu günü bile kirlettiler. Polis şiddetinin olmadığı yerde çatışma yok. İnsanlar kendi haline bırakılınca gönlünce yan yana kol kola eğleniyor.
Gezi eylemlerinde de aynı durum yaşanmıştı.
Polis müdahalesi olmadığı sürece insanlar sadece halay çekiyordu marşlar okuyordu, şarkılar söylüyordu. Ne zaman polis engel olmaya çalışıyor, biber gazı sıkıyor ortalık karışıyordu. Bunu bizzat gördüm yaşadım. İnsanlar polis müdahalesi olmayınca eylemini de eğlencesini de biliyor.
İstediğiniz kadar görmezden gelmeye çalışın.
Bu milletin yarısı size oy vermiş olsa da diğer yarısı sizden nefret ediyor ve AKP mitingleri dışında hiçbir ortamda istenmiyorsunuz. İnsanlar sizinle aynı ortamda olmak istemiyor. Sizi görünce protesto etmeden, yuhlamadan duramıyor. Varlığınız bile ortamın tadını kaçırmaya yetiyor. Çünkü AKP mitingleri dışında her ortam heterojen Gittiğiniz her yerde bu yüzden istenmiyorsunuz.
TT Arena’nın açılışında yaşananlar ortada…
2010 Dünya Basketbol şampiyonası final maçında yaşananlar ortada…
Fenerbahçe – Pınar Karşıyaka Basketbol Cumhurbaşkanlığı kupası maçında yaşananlar ortada…
Bursa Timsah Arena’nın açılışı AKP propagandası yaşanınca taraftarların verdiği tepki ortada…
İstanbul Tenis turnuvasında yaşananlar ortada…
Her protestocuyu dış mihrak, ajan, hain ilan ederek bir yere varamazsınız. Bu insanlar ne ajan, ne mason. Hepsi sıradan insanlar. Kimi genç kimi yaşlı, kimi işçi kimi memur kimi öğrenci… Akşam yemeğinde aynı çorbayı içen, sabahtan akşama kadar ekmek parası için çalışan insanlar. Yani sosyal ve ekonomik açıdan size oy verenlerden hiç farkları yok. Tek farkları var sizi sevmiyorlar, görmek istemiyorlar. Bu da en doğal hakları…
Vodafone Arena’ya soğuk protokol açılışı yapsanız da dün halk kendi stadını sımsıcak, festival gibi bir atmosferde açtı. Lütfen artık istenmediğinizi anlayın. Maçlarda tekbir getiren taraftarlarınızı da alın ve kendi mitingleriniz dışında hiçbir ortama girmeyin. Siz olmayınca hayat daha güzel…
TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın