Sahte Demokratların Demokrasi Mücadelesi

1

Lafa gelince herkesin demokrat olduğu ama icraata gelince demokrasiden kurtulmak isteyenlerin yaşadığı ülkedir Türkiye…
Muhalefetteyken demokrasiyi savunanların iktidara gelince demokrasiden nasıl uzaklaştıklarına defalarca şahit olduk.
Her şey Menderes ile başladı…
1946 yılında CHP nin tek parti iktidarına “parti içi demokrasi” olmadığı gerekçesiyle karşı çıkıp partiden ayrıldılar ve yeni parti kurdular. Partinin ismi bile ironikti. Demokrat parti…
Peki, Demokrat Parti iktidara geldikten sonra neler yaptı?
İlk olarak yıllarca anti demokrat ilan ettiği CHP den kurtulmak istediler ve 10 yıllık iktidarları boyunca kendilerine muhalif her sesi susturdular. Sonunda ise ordu, demokrat partiyi susturdu ve Başbakanlığı süresince demokrasiden kurtulmak için her yolu deneyen Menderes demokrasi şehidi oldu.
Aradan 20 yıl geçti… Bu kez 12 Eylül darbesiyle demokrasiye bir kez daha ayar verildi ve ardından yeni kurulan Anavatan partisi tek başına iktidara geldi.  Onlar da tıpkı Demokrat parti gibi iktidara gelirken demokratikleşme vaadiyle iktidara geldiler. Ancak Anavatan da zaman içinde otoriterleşti.
Ve şimdi AKP…
Erbakan’ın başlattığı milli görüş geleneğinden gelen AKP de yıllardır anti demokratik uygulamalardan, kanunlardan şikâyet etti. Laik Cumhuriyetin kendilerini ezdiğini savundular. Devlet bize dinimizi özgürce yaşama hakkı tanımıyor dediler ve iktidara gelirken ‘’mazlumların sesi, kimsesizlerin kimsesi’’ olduklarını iddia ettiler. Hatırlayınız! 3Y ile mücadele edeceklerini söylüyorlardı. Neydi bu 3 Y?
Yasaklar… Yolsuzluk… Yoksulluk…
14 yılsonunda geldiğimiz noktaya bakınca hangisini yok ettiklerini söyleyebiliriz?
Yasakların kalktığını söyleyebilir miyiz? Tam aksine 14 yıl önce Başbakan, Cumhurbaşkanı özgürce eleştirilirken, karikatürleri çizilirken bugün insanlar sokakta bile hükümet aleyhinde konuşmaya çekiniyor.
Yoksulluğun bittiğini söyleyebilir miyiz? En basiti 14 yıl önce maaşınızla ayda kaç kilo et yiyordunuz şimdi kaç kilo et yiyorsunuz karşılaştırın. Ne kadar yoksullaştığınızı anlayacaksınız.
Yolsuzluğun bittiğini söyleyebilir miyiz? Bu konuda ayrıntılı açıklama yapma gereği bile duymuyorum. Görünen köy ortada… Kılavuza gerek yok.
Neden bu duruma geldik?
Neden herkes iktidara gelene kadar yasaklardan şikâyet ediyor da iktidara geldikten sonra verdiği sözleri unutuyor?
En önemli soru… Neden bu partilerin hepsi sağ görüşlü, kendini muhafazakâr olarak tanımlayan partiler?
Çünkü demokrasi kültürümüz yok… Hele biat kültürünün egemen olduğu sağcı dinci partilerde hiç yok…
Demokrasi sadece dört yılda bir yapılan bir eylem değildir.
Demokrasi bir hayat felsefesidir. Kendine en zıt, en uç noktadaki görüşteki insanlara bile tahammül edebilme olgunluğudur.
Demokrasi bir karakter meselesidir. Demokrat olmak bir kişiliktir. Kendisine demokrat diyen bir insan hayatının her alanında demokrat olmalıdır. Çünkü demokratlık onun kişiliğinin bir parçasıdır. Demokrat olmak, demokrasi olmadan yaşayamamaktır.
Bugün yaşadığımız tüm sorunların temelinde demokrasiyi benimseyememek yatıyor.
Tüm siyasi partilere bakın… Hangisinde tam anlamıyla parti içi demokrasi uygulanıyor?
Milletvekili adaylığı için kaç siyasi parti ön seçim yapıyor?
Siyasi partiler kanununun demokratik olduğunu söyleyebilir miyiz?
Sistem baştan anti demokratlığı savunuyorken demokratik, laik, hukuk devleti olabilmek mümkün müdür?
Cevap: ASLA!
TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın