Uğur Mumcu Neden Öldürüldü?

UgurMumcu
 

Uğur Mumcu cinayeti sadece bir yazarın düşüncelerinden dolayı öldürülmesi değildir. Eğer bu açıdan bakarsak gerçeği göremeyiz. Gerçeği görmek için filmi biraz başa sarmak gerekiyor. 12 Eylül darbesine, darbe öncesine kadar gidelim. Darbe ortamını hazırlayan da darbeyi yapan da devlettir. Önce faili meçhul cinayetlerle halk kutuplaştırılmış birbirine kırdırılmış sonra da birbirini öldüren gençlere ”kulak çekme” operasyonu yapılmıştır. Devlet kendi ürettiği kaosu sözde kendisi çözmüştür
12 Eylül darbesi ABD nin ”yeşil kuşak projesinin” uygulamaya konulmasıdır. Peki ”yeşil kuşak projesi” nedir? 2. Dünya savaşı ABD nin Rusya’nın yönetimi altında ya da ona yakın müslüman ülkelerde islamcı radikal rejimleri iktidara getirip komunizme karşı kalkan oluşturma projesidir. Türkiye’de bu kalkan NATO’ya girmemizle beraber oluşturulmaya başlanmış önce ordu ele geçirilmiş sonra ABD güdümündeki bu ordu 27 Mayıs,12 Mart ve 12 Eylül darbelerini yapmıştır. 12 Eylül darbesi yapıldığında ABD nin o dönemki dış işleri Bakanı Henry Kissinger  şu yorumu yapmıştır: ‘‘Our boys have done it” Türkçesi ”Bizim çocuklar işi başardı”. ABD için Türk ordusu ”Bizim çocuklardı” ve bu cici çocuklar kendilerine verilen görevi yerine getirmişti.
12 Eylül darbesi  Menderes döneminde başlayan emperyalist filizlenmenin olgun bir meyvesidir. Tarikatçılığın ise bir açılış kapısıdır. Görünürdeki neden yine aynıydı. ”Atatürk devrimlerini ve onun kurduğu Cumhuriyeti korumak” Bu sadece bir kılıfıtı ve görülecekti ki bundan sonra yapılan icraatların ne Atatürk devrimlerini ne de onun kurduğu cumhuriyeti korumakla alakası yoktu.
Darbenin yaptığı ilk icraat düşünceyi yok etmek oldu. Sol ve sağ görüşlü binlerce genç tutuklandı ama özellikle solcu gençler işkencelere tabi tutuldu. Gelecekte solcu gençlere ihtiyaç yoktu. Onlar yok edilmeliydi. Sağcıların ise bir bölümü lazımdı. Bu gençler geleceğin vekilleri, bakanları hatta başbakanları olacaktı.   Tamamen güdümlü yetişen düşünemeyen,  emperyalist çıkarlarına hizmet eden bir gençlik yaratıldı. Bunun için de kitapları yok ettiler. Evlerinde siyasi kitaplar olan insanlar tutuklandı. Bu icraat sırasında da sol görüşlü yazarların kitaplarına öncelik verildi. Çünkü dediğim gibi onlara ihtiyaç yoktu. Gelecek onların değil badem bıyıklı abdestli şakirt gençliğindi.
Düşünce yok edildikten sonra sıra yeni bir lider bulmaya gelmişti. Bu liderde aranan en önemli özellik ”müslüman” olmasıydı. Ülkeye ”dindar” ve ”müslüman” bir başbakan lazımdı. Geleceğin gençliği abdestli şakirt olacaksa ülkeyi yönetenler de müslüman olmalıydı. Bunun için de nakşibendi tarikatına mensup eski MSP li Turgut Özal biçilmiş bir kaftandı. Darbe hükümetinin Başbakan yardımcısı ve Ekonomiden sorumlu Devlet bakanı bir adam bize demokrat olarak sunuldu. Anlayacağınız darbe sonrası demokrasiyi getiren adam bile darbecilerin adamıydı hatta ikincisiydi. Darbe 12 Eylül  ile bitmemiş Özal ile devam ediyordu.
Özal 12 Eylül’ün kendisine bıraktığını devam ettirdi. Tarikatçılığın önünü açtı onları destekledi. Okullara zorunlu din dersi eğitimi getirildi. Tarih eğitimi Türk-İslamcılık üzerine oturtuldu. Osmanlıcılık  yükseltilirken Cumhuriyet ve kazanımları aşağılandı. Kadir Mısıroğlu ve onun gibi ‘‘şeriatçı- Atatürk düşmanı” yazarlar ödüllendirildi. her yönden din ile kuşatıldık. Bizden şunu yapmamız isteniyordu. ”Sen sadece müslümansın. Türklüğü ve Atatürk’ü boşver Osmanlı ile övün dindar ol namazını kıl gerisini düşünme onu biz hallederiz”
Bizden istenen kısaca buydu ve istediklerinde amaca ulaşmak için her yolu denediler. Türk çocuğu Türklüğünü unutmalıydı. Türk çocuğu Atatürk’ü ve tam bağımsızlıkçılığı unutmalıydı. Türk çocuğu Sakarya zaferindeki ”kuvay-i milliye ruhunu’‘ unutmalıydı. Peki Türk çocuğu nasıl olmalıydı? Türk çocuğu müslüman olmalıydı, dindar olmalıydı, tam bağımsızlıkçı değil biatçı ve mürid olmalıydı, kuvayi milliye ruhunu unutup ümmetçi ruhu benimsemeliydi. Atatürk’ü unutup Osmanlı ile övünmeliydi. Osmanlıdan öncesini bilmemeliydi. Nereden geldiğini kim olduğunu unutmalıydı. Biz Malazgirt savaşıyla Anadolunun kapılarını açan ”müslüman” bir millettik. Öncesi yoktu. Çünkü zararlıydı. Eğer Türk çocuğu dünyanın en eski medeniyetine sahip bir millete mensup olduğunu bilirse nasıl köleleştirilebilirdi? Atalarının barbar olmadığını öğrenseydi nasıl beynine ”aşağılık duygusunu” yerleştirebileceklerdi? Türk sadece müslümandı ve öyle kalmalıydı
Uğur Mumcu cinayeti yeşil kuşak projesinin bu aşamasında gerçekleştirilmiştir. 12 Eylül’de kitapları yok edilen yazarların şimdi kendilerinin yok edilmesi gerekiyordu. Çünkü bu adamlar susmuyorlardı. Tam bağımsızlık diyorlardı, Atatürk diyorlardı, Türklük diyorlardı, şeriata karşıydılar. Bunlar dinsizdi mürtedti o halde öldürülmeleri farzdı. Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok ve Uğur Mumcu. 4 yıl içinde peş peşe öldürüldüler. Bu insanların ölümüyle topluma gerçekleri söyleyen kimse kalmadı. 12 Eylül’de yedekte tutulan sağcı gençlik bu yazarların cesetleri üzerinde yürütülerek iktidara taşındı.
Tarihte gerçekleşen olayları neden-sonuç ilişkisine göre değerlendiremezsek doğru sonuçlara ulaşamayız. Uğur Mumcu sadece düşünceleri yüzünden öldürülen bir yazar değildir. Uğur Mumcu ile öldürülen bir yazar değil bir düşüncedir. Kemalizm ve tam bağımsızcılık öldürülmüştür. Şeriatçılık ve müridçilik hortlatılmıştır.  Başı dik onurlu duranların yerini şeyhlerin dizinin dibinde oturanlar almıştır. Şimdi ise şeyhlerin dizinin dibinde oturanlar milletin kendilerinin önünde diz çökmesini istiyorlar ama şunu bilmiyorlar: Türk milleti tarih boyunca kimsenin önünde diz çökmemiş, diz çöktürmüştür.
TIBBIYELİ HİKMET
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Osmanlı'ya İhanet Eden Araplar Fahrettin Paşa'ya Hakaret Edemez

Pin It on Pinterest