Parlamenter Sisteme Tekrar Dönülmelidir

31 Mart seçimlerinden Millet ittifakının İstanbul, Ankara ve İzmir’i kazanarak büyük bir galibiyet kazanmasından sonra doğal olarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tartışılmaya başlandı.

Objektif olarak bakılırsa böyle bir sonuçtan sonra yeni rejimin tartışılması çok normal. Son 1 yılda yaşadıklarımıza ve Cumhurbaşkanlı hükümet sisteminin vaatlerine bakılırsa asıl tartışılmaması hata olur.

Bu yeni sistem kabul edilirken beklenti neydi? Ne oldu? Ne kazandık? Ne kaybettik? Kar- zarar hesabı yapılırsa yeni rejimin somut bir faydası görülmedi ama zararı çok oldu.

Her şeyden önce beklenildiği gibi ekonomi düzelmedi. Tam tersine ekonomi daha kötüye gitti. Dolar- Euro yükseldi, Enflasyon arttı, işsizlik arttı.

Sistem güçlenecek diye söyleniyordu. Sistem yerine sadece Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan güçlendi. Devletin tüm kurumları Erdoğan’dan izinsiz adım atamaz oldu. Kısacası yeni sistem devletin kurumlarını felç etti.

Bir devleti güçlü yapan kişiler değil kurumlarıdır. Osmanlı’yı padişahların şahsi yetenekleri mi ayakta tuttu sanıyorsunuz? Hayır. Osmanlı’yı ayakta tutan kurumlarıydı.

Bir düşünün… Kanuni’den sonra Sultan 4. Murad dışında otorite ve yetenek sahibi büyük bir padişah olmadığı halde Osmanlı, Kanuni sonrası nasıl yaklaşık 400 yıl daha ayakta durdu?

Çünkü Osmanlı, sistem devletiydi. Bağımsız bir yargısı, güçlü bir ordu teşkilatı, güçlü bir kabine kurumu vardı. Padişah bu güçlü sistemin başındaki isimdi ve padişahın da uyması gereken yasaklar ve kanunlar vardı.

Şimdiki yeni sistemle halimize bakalım…

Osmanlı’daki gibi güçlü bir yargı kurumumuz var mı? Hayır. Hepsi Sayın Erdoğan’dan çekiniyor. Erdoğan salona girince ayağa kalkıp düğme olmayan cübbelerinde iliklemek için cübbe arıyorlar

Osmanlı’daki gibi güçlü bir kabinemiz var mı? Mesela güçlü bir Vezir-i Azamımız var mı? Yok. Güçlü Vezir-i Azamı geçtim. Vezir-i Azamın günümüzdeki karşılığı olan Başbakanlığı kaldırdık. Yani Selçuklu’dan beri olan 1000 yıllık bir makamı kaldırdık.

Osmanlı’daki gibi güçlü bir ordumuz kaldı mı? Birkaç sene önce bu soruya evet derdim ama bugün yeni Askerlik yasasıyla orduyu da bozmayı başardık.

Şimdi bu sistemi tartışmayalım da ne yapalım?

Sayın Bahçeli ”Sistemi tartışanlar zillettir” diyor. 31 Mart seçimleri öncesinde ”İstanbul, Ankara ve İzmir’i kaybedersek sistem tartışılır” diyen siz değil miydiniz?

İstanbul, Ankara ve İzmir’i kaybettiniz. Ayrıca Antalya, Adana ve Mersin’i kaybettiniz. Deyim yerindeyse deve dişi gibi 6 büyük şehri kaybettiniz. Şimdi de sizin dediğiniz gibi yeni sistemi tartışıyoruz.

Bir Milliyetçiye sözünden dönmek yakışmaz. Millet 31 Mart’ta sizi cezalandırdıysa gönül rahatlığıyla Millet yeni sistemi sindirmiştir diyemezsiniz.

Millet, bu rejimi kabul etseydi İstanbul, Ankara ve İzmir’i kaybetmezdiniz. Millet sizi sandığa gömmezdi.

”Eski rejimi savunanlar zillettir” dediğiniz eski sistemle bir devlet kuruldu.

Zillet dediğiniz Parlamenter sistemin geçmişi Sultan 2. Abdülhamid’e kadar dayanır. Cumhuriyet kurulurken sadece padişaha bağlı olan Ayan Meclisi kaldırılmıştır. Meclis korunmuştur.

Kısacası zillet dediğiniz eski sistem 143 yıllık bir sistemdir.

Bu sistemle Cumhuriyet kurulmuştur. 15 yılda 46 fabrika kurulmuştur. Bir Millet ayağa kaldırılmıştır.

2. Dünya savaşı Parlamenter sistemle kazasız belasız atlatılmıştır

Kıbrıs Barış harekâtı Parlamenter sistemle kazanılmıştır. Hem de koalisyon hükümetiyle başarılmıştır.

MHP, 1969 yılında Parlamenter sistemde kurulmuştur. Alpaslan Türkeş, 1970 lerin başında başkanlığı savunsa da 1977 yılında yazdığı ”Gönül seferberliği” kitabında “Milliyetçi Hareket Partisi’nin yolu hukukun üstünlüğünü esas alan, çok partili, demokratik, parlamenter, hürriyetçi nizamdır.” (s. 243) diyerek Parlamenter sistemi savunmuştur ve o günden sonra vefatına kadar hiçbir zaman Başkanlığı savunmamıştır. Ayrıca Türkeş’in savunduğu başkanlık sisteminin şimdikiyle alakası yoktur

16 Nisan referandumu yapıldığında MHP nin tüzüğünde hala Parlamenter sistemi savunduğu yazıyordu.

Şimdi soralım… Özellikle de Türk Milliyetçilerine sormak istiyorum.

Türk Milliyetçiliğine yakışan Atatürk’ün kurduğu, Türkeş’in savunduğu Parlamenter sistemi savunmak mıdır? Yoksa masa başında birkaç kişinin yazdığı, Dünyada örneği olmayan ve mühürsüz oylarla %51 oy oranıyla kıl payı kabul edilen yeni sistemi savunmak mı?

Bir Türk Milliyetçisinin yeni sistemi sahiplenmesi için hangi neden vardır?

Yeni sistemle devlet daha Milliyetçi mi olmuştur? Hayır. Öyle olsaydı Merkez Bankası Başkanını bile tek kararnamede görevden alan Cumhurbaşkanı, terörist dediği HDP yi kapatırdı. 1 yıldır sabah akşam HDP ye hakaret ediyor ama hiçbir icraat yok. Tam aksine seçim için Apo’nun mektubundan bile medet umuldu

Yeni sistemle PKK ile çözüm sürecinde kaldırılan andımız ve TC tabelaları geri gelmiş midir? Hayır

Yeni sistemle Cumhurbaşkanı Erdoğan tek Millet yerine Türk Milleti, tek devlet yerine Türk devleti, tek bayrak yerine Türk bayrağı, tek dil yerine Türk dili demiş midir? Hayır.

O halde sırf Sayın Bahçeli öyle diyor diye bu sistemi savunmanın anlamı yok. Unutmayın Bahçeli de hepimiz gibi bir fanidir. Bir gün vefat edecektir ama Türk Milliyetçiliği, Sayın Bahçeli’den sonra da devam edecektir. Bağlılığınız fani bir insana değil ideolojinize olsun.

Son olarak şunu söylemek isterim ki Sayın Bahçeli’nin söylediği gibi bu sistem yeniden gözden geçirilmeli, milletin mesajı dikkate alınmalıdır. Yoksa bu sistem hepimizin üstüne yıkılacak ve o enkazın altından kalkmak zor olacak

TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın