Yobazlar İçin Zulüm 1923'te Başladı

10001301_300054746809080_791058278_n
Yobazlığın moda olduğu bir dönemde Atatürk düşmanlarının klasik iki sloganı var : ”Olmasaydın da olurduk” ve   ”Zulüm 1923te başladı”. İlk sloganı bırakalım ama ikincisi konusunda çok haklılar.  Onlar için zulüm 1923’te başladı. Nasıl mı?
Cumhuriyet, yobaz için zulümdür
Demokrasi, yobaz için zulümdür
Birey olmak, yobaz için zulümdür
Kadın-erkek eşitliği, yobaz için zulümdür
Laiklik, yobaz için zulümdür
Arapçılığın dışlandığı bir hayat, yobaz için zulümdür
Onlar 90 yıldır bu zulmü yaşıyorlar. Zaten bu yüzden Atatürk’e kin duyuyorlar. Bu yüzden onun devrimlerini yıkmak istiyorlar. Bu yüzden yaklaşık bir asır geçmesine rağmen hala aynı yerde sayıp duruyorlar. Ne diyorlar? ”Cumhuriyet zulümdür”. Evet Cumhuriyet sizin gibiler için zulümlerin en büyüğü. Gelin bir an 1923 ün hiç olmadığını düşünelim. Eğer 1923 olmasaydı bugün nasıl olurduk? 1923’ü zulmün başlangıcı olarak görenler iktidarda kalsaydı neler olurdu?
Eğer 1923 olmasaydı bugün hala başımızda sultan, halife ünvanı taşıyan biri tarafından yönetiliyor olurduk. Tamamen mutlakiyet rejimi olmasa da meşruti monarşi ile yönetilen bir devlet.. Yani başta bir padişah ve sözde bir meclis….  Allahın yer yüzündeki gölgesi olan padişah ne derse kanun hükmünde olacak. O ne derse yapılacak Ağzından çıkan tek kelimeyle koskoca  bir devlet yönetilecek., başka kimse söz sahibi olmayacak. Herşey padişahın malı ve herkes padişahın aciz bir kulu…İşte cumhuriyeti zulüm olarak gören yobazın hayali bu…
Eğer 1923 olmasaydı Cumhuriyet olmayacağı için demokrasi de olmayacaktı. Birey özgürlüğünü yok sayan, insan zekasını aşağılayan,  sorgulamayı yasaklayan, ister inan ister inanma bir dinin hükümlerine göre yaşamak zorunda olduğun bir ülke…Müslümansan sadece hayatına karışırlar ama ateistsen yandın… Allah yok deme hakkın yok. Nasıl olsun ki? Yaşadığın devlet inanmadığın bir tanrının emirleriyle yönetiliyorken Allah yok demek mümkün müdür? Bu direkt devlete, anayasaya baş kaldırıdır.  İşte demokrasiyi zulüm olarak görenin hayali bu…
Eğer 1923 olmasaydı birey olma kavramı olmayacaktı. Nasıl olsun ki? Hem Padişahın kulusun hem Allahın kulusun. Yani çifte kavrulmuş kölesin… Sen nasıl birey olabilirsin ki? Böyle bir şansın var mı? Başında ”Allahın gölgesi” olduğunu iddia eden bir padişah, onun da üstünde Allah.. Hangisine kul olacağın bile kesin değil. Biri yalnız bana kulluk et diyor diğeri önce bana sonra ona kulluk et diyor. Sen kimin kulusun? Beyni özgürlük yerine kulluk bilinciyle çalışan bir toplum birey olabilir mi? Birey olmayı geçtim birey kelimesinin manasını bile bilmeyen bir toplumda birey olma bilinci gelişebilir mi?  İşte birey olmayı zulüm olarak görenin hayali bu…
Eğer 1923 olmasaydı kadın-erkek eşitliği de olmayacaktı.  Padişahın, Allahın kulu olan sadece itaat etmeye programlanmış toplumda kadının üçüncü bir tanrısı da kocasıdır. Kadın önce kocasına sonra padişaha en son Allaha kul olacak. Ne kadar güzel değil mi? Hem cennetinanneleri ayakları altında olduğunu söyleyeceksin hem o anneye ayaklarını yıkatacaksın. Bu mudur adalet? Bir erkeğin arkasında yürüyen dört kadın… Erkeğinin ağzından çıkan her kelimeye koşulsuz itaat eden, üstüne kuma getirse de ”Allah izin vermiş” diye ses çıkarmayan, mahkemelerde şahitliği ”aklı yarımdır” diye sayılmayan,  Mirasta ”kocan bakıyor ya daha ne istiyorsun” diyerek yarım pay verilen, kocasının izni olmadan sokağa bile çıkamayan kadın… Diğer tarafta ise eşine ayaklarını yıkatabilen, çok eşle evlenebilen, her yerde istediği gibi davranabilen erkek. İşte kadın-erkek eşitliğini zulüm olarak görenin hayali bu…
Eğer 1923 olmasaydı laiklik olmayacaktı. Bir şeriat devletinde laiklik kelimesini ağzına almak bile mürted olmanız için yeterlidir.  Toplumda akıl yerine dini egemen kılıp insanları dinlerine göre ayıran, dinlerine göre yargılayan, dinlerine göre yaşamasına izin veren, kiminle evleneceğini hangi işlerde çalışabileceğini bile dinine göre seçtiğin, herkesin her mevkiye gelemediği, adalet ve liyakatten önce inancın geldiği bir devlet… Evde yediğiniz lokmadan sokakta attığınız adıma kadar devletin sizi inancınızla yargıladığı ve Allahla aranızda kutsal olarak kalması gereken inancınızın adeta üzerinizde bir işkence aleti olarak kullanılması… Kişiyi inancına hapsedip kutsallarını gardiyanı yapan bir sistem… Koskoca bir milletin kendi gönüllerinde hapsedilip yönetilmesi… İşte laikliği zulüm olarak gören yobazın hayali bu
Eğer 1923 olmasaydı arapçılık iliklerimize kadar yaşamaya devam edecekti. Arabın sarığını cübbesini giyen, arabın alfabesini kullanan, arap gibi düşünen, arap gibi yaşayan bir millet. Bir dine inandığı için kendi benliğini unutarak soysuzlaştırılmış, sanki inancıyla cezaqlandırılmış bir millet… İslamdan önceki büyük medeniyetinden habersiz yaşayan, ”kavm-i necip” dediği Araplardan binlerce yıl önce bile var olduğunu bilmeyen bir millet… Arapça küfür duysa ”amin inşallah” diyecek kadar gaflet içine düşen bir millet… ”Kuranı herkes anlayamaz velilerden öğrenmek gerekir” diyerek inandığı kitaptan bile mahrum edilerek bir takım soytarılardan dinini öğrenmeye mahkum edilen bir millet. İşte arapçılığı yaşayamayan yobazın hayali bu…
Bir yanda yobazın 90 yıldır çektiği zulüm, diğer yanda yobazın hayali.  Haklısınız, zulüm sizler için 1923’te başladı. Karanlık ne kadar yoğun, ne kadar büyük olursa olsun küçücük bir ışık hüzmesi karanlığı yok etmeye yeter…
TIBBIYELİ HİKMET
 

Yobazlar İçin Zulüm 1923'te Başladı” için 3 yorum

  • Kasım 14, 2015 tarihinde, saat 12:16 pm
    Permalink

    Etrafınızda görmek istediğiniz örnekleri görüp sadece kendi fikrinizden olan yayınları okuyarak edindiğiniz düşünceleri o sığ kafalarınızdan atmanızı tavsiye ediyorum. Biraz objektif ve araştırmacı tavır herkese yardımcı olabilir. Yazdıklarınız bölük pörçük göz atmak istedim fakat kendimi alamadım bir insan nasıl bu kadar sığ düşünebilir diye okumak zorunda kaldım. Takıldığım konu nasıl bu kanıalra vardığın değil tam olarak takıldığım konu karşı argümanı zerre araştırmadan sallayıp durman. islam dininde kadınların aşağılandığına dair bir düşüncen var belli ki. 4 kadınla birlikte olan erkekler falan. kuran çağa göre yorumlanması gereken bir kitap tefsir ve kuranı okumanı tavsiye ederim. kuran indiğinde yayılması maksadıyla ve sürekli olan savaşlar ile birlikte erkek nüfusunda oluşan dengesizliği bitirebilmek için olan bir uygulama. o çok sevdiğiniz ingilizler fransızlar falan var ya onlarda evlilik mehir tarzı uygulamalar yok çoğal kadını sokağa at mantığı var islam böyle değil. Evlenme fakat istediğin gibi yaşa üre o zaman problem yok sizin için. o kadınlara hakkını vermek ve kesinlikle haksızlık yapılmaması şartı var. eğer haksızlık yapacağpına inanıyorsan hiç evlenme diyor zaten. aslında bu konu ve diğer başlıkların hakkında çok uzun yazılar yazabilirm fakat asıl takıldığım konu laiklik yobazlar için zulümdür yazmışsın. şöyle hastalıklı bir beynin olduğunu düşünüyorum o kadar şartlamış o kadar kaptırmışsın ki kendini bu düşünceye örtülü olan dine bağlı yaşayan insaları birey olarak göremiyorsun. muhtemelen sen kamuda kapalıları okulda kapalıları da istemiyorsundur. yani senin laiklik tanımın insanların tamamen yanlış anlaşılmış ” çağdaş” teriminin sınırları altında kalmasını kapsıyor. yani onların bir birey olduğunu unutup din yaşam özgürlüklerini unutup başlarını açmalarını istiyorsun ki hepimiz biliyoruz bu duruma ne kadar karşı sesler çıkmıştı. Dinin kendisinde zaten birey olmak var insanların yaşam haklarına tecavüz etmeden yaşamak üretken olmak var senin bildiğinin aksine kuranda beynini kullanmayan ziyandadır diye bir ayet var. görmek istediğin örnekleri görüp başkalarına düşman oluyorsunuz. inşallah tez zamanda kalbinizin karartısı beyazlaşır.

Bir cevap yazın