Atatürk Düşmanlarının Vahdettinle İlgili Komik İddiaları

10899677_1380053028966167_419375136_n
 
Milletlerin tarihlerinde ideolojik yaklaşımlar,dedikodular,yalanlar,efsaneler olması doğaldır. Bunlar tarihin yapısında olan ve hiçbir şekilde engellenmesi mümkün olmayan, tarihin tuzu biberi öğelerdir. Dedikodusuz tarih olmaz. İnsan yazarken kendisinden de bir şey katar,abartır,uydurur ama bu dedikodunun bir seviyesi ve üslubu vardır. Herkeste bunun dedikodu olduğunu bildiği için ona göre yaklaşır fazla üzerinde durmaz. Dedikodu tarihin tuzu biberidir.
Tarihte ideolojik yaklaşımlar da belli sınırlar dahilinde normal karşılanabilir. Çünkü siyaset ve tarih birbirinden ayrılamaz. İnsanlık tarihi her zaman siyasi meseleler üzerine yazıldığı için tarihçinin siyasi görüşüne göre de farklı yorum ve düşünceler olabilir fakat bu da dedikodu gibi belli bir sınır ve seviye içinde normaldir. Eğer ideolojik yaklaşımın ayarı doğru yapılamazsa yazılan şey tarih değil siyasi kitap olur.
Her milletin tarihinde ideolojik yaklaşım ve dedikodu belli ölçüde vardır fakat bizim kadar tarihine dedikodu ve siyaset bulaştırmış bir millet daha yoktur. Neyin gerçek, neyin yalan olduğu belli olmayan bir ortamda havanda su döver gibi yapılan tartışmalarla insanların beyni sulandırılmaktadır. Özellikle Cumhuriyet sonrası tarih yazımındaki bu karışıklık felaket boyutlara ulaşmıştır. İdeolojik yaklaşımlar Osmanlı tarihçisi, cumhuriyet tarihçisi gibi sınıflar oluşturmuş ve aralarında derin uçurumlar yaratmıştır. Osmanlıyı övmek için Cumhuriyeti yerin dibine sokmak ya da tam tersi Cumhuriyeti övmek için Osmanlıyı yerin dibine sokmak anlayışı tarihçiden sokaktaki insana herkesin zihnine yerleşmiştir.
Tarihi bir bilim olmaktan çıkarıp gladyatör dövüşlerinin yapıldığı bir arenaya çevirirseniz hem bilime hem de geçmişinize büyük darbe indirmiş olursunuz. Bu sakat yaklaşımın kimseye faydası yoktur. Osmanlıyı övmek için Cumhuriyeti kötülemek gerekmiyor. Osmanlı tarihinin buna ihtiyacı da yoktur. 600 yıllık tarihiyle dünya tarihine damga vurmuş bir devleti büyük göstermeye gerek yok. Aynı şekilde Cumhuriyeti övmek için de Osmanlıyı kötülemek gerekmiyor. Gerek kurtuluş savaşında gerekse cumhuriyet sonrası Atatürk ve silah arkadaşlarının yaptıkları dünya tarihine ”Türk mucizesi” olarak geçmiştir. Bunun üstüne fazladan bir söz söylemeye gerek var mı?
İdeolojik yaklaşımlara ve dedikodulara en çok kurban edilen tarihi konulardan birisi de Kurtuluş savaşıdır. Neyin doğru, neyin yalan olduğu o kadar birbirine karışmıştır ki doğrularla yanlışları ayırmaya çalışmak cidden çok zordur. Bu kadar yalana bulaşmasının nedeni Kurtuluş savaşının bir devrim gerçekleştirmesidir. 600 yıllık saltanat kurtuluş savaşıyla sona ermiş, millet egemenliği kendi üstüne almış, ümmet, tebaa anlayışı yıkılmış iktidar gökten millete verilmiştir. Bu yüzden eskiyle yeni arasında bir kavga bugüne kadar sürmüştür. Görünüşe bakılırsa bu kavga daha uzun yıllar olacak.
Kurtuluş savaşında en temel kutuplaşma Vahdettin ve Atatürk arasında olmuştur. Vahdettin Osmanlıyı, saltanatı, cumhuriyet karşıtlığının sembolü haline getirilmiştir. Atatürk ise Osmanlı karşıtlarının sembolüdür. Tüm Atatürkçüleri bu sınıfa sokmuyorum. Özellikle Osmanlı karşıtı olan sözde cumhuriyetçiler için Atatürk Osmanlı karşıtı bir semboldür.
Atatürk ve Vahdettin arasındaki kutuplaşmada öyle yalanlar uydurulmuştur ki yalanın eni boyunu tutmuyor. Bu yalan ve çelişkilerin bazılarını teker teker açıklamak istiyorum. Yazacaklarımın hepsi hepimizin bildiği ama pek azımızın sorguladığı şeyler. Şimdi sırayla bu çelişkilerden bahsetmek istiyorum.
Vahdettin ve Atatürk hakkındaki en büyük çelişkilerden biri kurtuluş savaşını Vahdettin’in başlattığı iddiasıdır.Bu iddiayı önceki yazımda çürüttüğüm için ayrıntısına tekrardan girmeyeceğim. Bu kez bu iddiayı savunanların traji komik durumlarından bahsedeceğim. Şu 3 cümleyi aynı kişinin söylemesi sizce mümkün mü?
Atatürk’ü Vahdettin vatanı kurtarsın diye yolladı
Atatürk vatanı kurtarmadı ki kurtuluş savaşı hiç olmadı
Atatürk vatanı tek başına mı kurtardı
Sizin de kafanız karıştı değil mi? Atatürk’ü Vahdettin ‘’vatanı kurtarması için’’ yollamışsa kurtuluş savaşı nasıl yalan oluyor? O zaman Vahdettin Atatürk’ü nereye yolladı? Vahdettin ’’vatanı kurtarması’’ için yollamışsa ve Atatürk’te sözde kendisine verilen vazifeyi başarmışsa Atatürk vatanı kurtarmış olmuyor mu?; Bunu da geçtim Atatürk tek başına kurtarmamışsa Vahdettin neden umudunu bir kişiye bağlayıp vatanı kurtarması için yollamış? Bu kadar basit bir şey mi? ‘’Paşam hadi bir vatanı kurtar da gel’’ Hem bu kadar saçma bir iddiayı ortaya atıp kurtuluş savaşını padişahın Atatürk’e verdiği sıradan bir görev gibi basitleştireceksiniz hem de ‘’Atatürk tek başına mı kurtardı’’ diyerek kurtuluş savaşının bir kişinin kazanamayacağı kadar zor bir savaş olduğunu söyleyeceksiniz. Bu saçma iddianın neresinden tutsan elinde kalır ama yıllardır bu kısır tartışma sürüp gidiyor. Kimse de çıkıp bu ne saçmalıktır demiyor.
Atatürk ve Vahdettin arasındaki diğer çelişkilerden birisi de ’’Vahdettin’in Anadolu’ya yolladığı altınlar’’ konusudur. Farklı kitaplar da o kadar uçuk rakamlar veriliyor ki iki rakam arasında bu kadar fark olamaz. Kimi kitaplarda 40 bin altın diyor. Kimi kitaplarda 1 milyon altın diyor. Bu nasıl bir fark? Hadi biz yine 40 bin altını doğru kabul edelim. 1 Osmanlı altını ortalama 8 gramdır. 40 bin altın 320 kg yapar. Bu kadar ağır bir yük Anadolu’ya nasıl yollanmış? Onun açıklaması yok. Kaç sandıkla yollanmış? Bunun da açıklaması yok. Vahdettin bu kadar altın yolladıysa neden ‘’Tekalif-i milliye kanunu’’ çıkarılıp her aileden askere bir çift çorap istendi? Neden silah ve cephane sıkıntısı çekildi? Bunların da açıklaması yok ama Vahdettin Anadolu’ya 40 bin hatta 1 milyon yollamış. Bu saçma yalan da yıllardır hem kitaplarda hem tartışma programlarında defalarca tartışıldı..
Vahdettin ve Atatürk arasındaki belki de en komik çelişki ikisinin arasında sözde gizli bir anlaşma olduğu iddiasıdır. Bu iddiaya göre Atatürk ve Vahdettin arasında gizli bir anlaşma varmış ve Vahdettin’in yaptığı her şey bir oyunmuş. Aralarındaki anlaşma gereği bir senaryoymuş. Düşününce çok fantastik geliyor değil mi? Padişah bir paşasını vatanı kurtarması için Anadolu’ya yolluyor, aralarında anlaşma yapıyorlar ve düşmana gizli bir oyun oynuyorlar. Vahdettin Anadolu’ya düşman görünüyor İtilaf devletleri ne derse yapıyor Atatürk’te Vahdettin’e düşman gibi görünüyor. Gerçekten bir film senaryosu olarak romantik sayılabilir ama tarihi açıdan kocaman bir saçmalıktır. Böyle bir anlaşmayı küçük çocuklar bile yapmaz. Bu nasıl bir anlaşma? Memleket işgal altında ve bu ortamda padişahla Atatürk şakacıktan birbirine karşıt oluyor. Sonra da Atatürk oyun bozanlık yapıp Cumhuriyeti ilan ediyor.
Bu iddiadaki asıl amaç Vahdettin’in tüm icraatlarına toptan bir kılıf uydurmaktır. Vahdettin vatanı Neron gibi yakmış bile olsa‘’efendim bu da oyunun parçasıydı’’ denilebilecek kadar esnek bir iddia. Bunun da nedeni diğer çelişkiler gibi belge gösterememe çaresizliğidir. Belge olmayınca bu tarz senaryolar üretiliyor. İşin garibi senaryo gerçeğin ta kendisi gibi gösteriliyor. Bu saçma iddia da yıllardır yazıldı çizildi konuşuldu ve hala konuşulmaya devam ediyor.
Bir milletin tarihi bu kadar yalana, iftiraya bulaşmamalı. Tarih siyasete kurban edildiği sürece kurtuluş savaşı hiçbir zaman tam olarak anlatılamayacak. Cumhuriyette, Osmanlı da bu milletin tarihidir ve ikisi de hatalarıyla başarılarıyla tarihteki yerini almıştır. Yalan iddialarla bir kişiyi yüceltmeye, diğerini küçültmeye çalışmak boş bir çabadır. Siz ne derseniz diyin tarihi şahsiyetler tarihteki yerini size sormadan almıştır. Bunu isteseniz de değiştiremezsiniz. Tarih her zaman kendi yasasını uygular ve her yalan bir gün mutlaka tarihin çöplüğüne atılır.
 
TIBBIYELİ HİKMET

Atatürk Düşmanlarının Vahdettinle İlgili Komik İddiaları” için 3 yorum

  • Ocak 29, 2017 tarihinde, saat 7:28 am
    Permalink

    Tarihi çok seven biri olarak yazınızın tamamını okudum.Herşeyi en küçük ayrıntısına kadar açıklamışsınız.Atatürk Nutuktada padişahın olmadık hayeller kurduğunu hayla daha saltanatını sürdürmek hayalinde olduğunu söyler.Atatürk düşmanları tarihten cok kendi uydurdukları masallara inanırlar.

Bir cevap yazın