''Atatürk Din Düşmanıydı'' İddiasının Altında Yatan Gerçekler – 2

 
 
10913669_1385134678458002_796108351_nYobaz kesimin yıllarca sistemli şekilde yürttüğü tek propaganda ”Atatürk dinsizdi” propagandasıdır. Atatürk hayattayken başlayan ve günümüze kadar süren bu propagandayı her türlü iddia ile desteklemeye çalıştılar. Bu iddialar ciddiye alınmayacak kadar saçma olsa da yobazın eline en ciddi kozları verenlerin bazı Atatürkçüler olduğu unutulmamalıdır.  Bu iddialardan birisine ilk yazımda değindim fakat keşke yobazın değirmenine su taşıyan iddialar bununla bitseydi.
Atatürk’ün dinsiz olduğunu sürekli işleyenlerin iddialarından birisi de 1931 yılında Liseler için hazırlanan tarih kitabında islam hakkında anlatılan bölümlerdir.  Bu bölümlerde islam bilimsel bir dille eleştirilmiştir fakat her nedense her fırsatta ”akıl ve bilimi” rehber edindiğini söyleyen bazı Atatürkçülerimiz bu konuda akıl ve bilimi terkederek yobaz penceresinden bakmaktadır. İşte hem yobazların hem bazı Atatürkçülerin ”Atatürk’ün dinsizliğine” ispat için kullandıkları liseler için okutulan ”Tarih II Orta Zamanlar” kitabındaki islamla ilgili bazı bölümler:
Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir.
Muhammet, Medine’de yerleştikten ve az çok teşkilat yaptıktan sonra Mekke ile Suriye arasında gelip giden tüccar kervanlarına tecavüzlere başlamıştı.
Kabe, mikap yani tavla zarı şeklinde demektir.
Bu uydurmalara göre İbrahim karısı Hacer ile oğlu İsmail’i buraya getirmişti. Zemzem’de onlar için fışkırmıştı. İbrahim oğlu İsmail ile birlikte Kabe’yi bina etmişlerdi.
Bunların hepsi, bittabi sonradan uydurulmuş masallardır.
Muhammet birdenbire Allah’ın Resulüyüm diye ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek iptidai ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur
Bütün iptidai (ilkel) kavimler gibi, Araplar da, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı.
“Muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair bir çok rivayet vardır.Bunlar pek çok efsaneyle karışmıştır. Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kur’an ayetlerinin ne olduğu kati surette malum değildir. Muhammet Uzun Bir devirdeki Tefekkürlerin (düşünmelerin) mahsulü olan ayetleri luzüm ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu (anlatıyordu). Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammedi harekete getiren ilk amil bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammet başlangıçta doğaçtan dini hitabette bulunan bir “vaiz” oldu. Muhammed vaizlikten “nebiliğe”, nebilikten nihayet “Allah’ın resulü” haline geçti..”
Kitabın ilgili sayfaları :
 







Bu yazıları anlamak için öncelikle Atatürk zamanında okutulan tarih kitaplarının nasıl ve hangi amaçla hazırlandığını bilmek gerekir. Eğer bu bilinmezse işte böyle abuk sabuk çıkarımların yapılması kaçınılmazdır. Her konuda araştırmacı olduğunu söyleyenler neden konu Atatürk ve din olunca araştırmadan yorum yapıyorlar? Neyse geçelim.
Söz konusu kitap 1928 yılında Atatürk’ün emriyle liselerde okutulması  için hazırlanan tarih kitabıdır. İlk kez 1931 yılında liselerde okutulan bu kitap  H.G. Wells’in ”Dünya tarihinin ana hatları” kitabının isminden esinlenilerek ”Türk Tarihinin Ana Hatları” ismiyle 4 cilt olarak yayınlanmıştır. Kitabın önsözünde de Afet İnan kitap hakkında şunları yazmıştır :
”Bu kitap muayyen bir maksat gözetilerek  yazılmıştır
Şimdiye kadar memleketimizde neşrolunan tarih kitaplarının çoğunda ve onlara mehaz olan Fransızca tarih kitaplarında Türklerin dünya tarihindeki rolleri şuurlu veya şuursuz olarak küçültülmüştür.
Türklerin, ecdat hakkında böyle yanlış malûmat alması, Türklüğün kendini tanımasında, benliğini inkişaf ettirmesinde zararlı olmuştur. Bu kitapla istihdaf olunan asıl gaye, bugün bütün dünyada tabiî mevkiini istirdat eden ve bu şuurla yaşayan milliyetimiz için zararlı olan bu hataların tashihine çalışmaktır, aynızamanda bu, son büyük hadiselerle ruhunda benlik ve birlik duygusu uyanan Türk milleti için millî bir tarih yazmak ihtiyacı önünde atılmış ilk adımdır. Bununla, milletimizin yaratıcı kabiliyetinin derinliklerine giden yolu açmak, Türk deha ve seciyesinin esrarını meydana çıkarmak, Türkün hususiyet ve kuvvetim kendine göstermek, ve millî inkişafımızın derin ırkî köklere bağlıolduğunu anlatmak istiyoruz.
Bu tecrübe ile muhtaç olduğumuz o büyük millî tarihi yazdığımızı iddia etmiyoruz, yalnız bu hususta çalışacaklara umumî bir istikamet ve hedef gösteriyoruz.”



Görüldüğü gibi  bu kitabın yazılmasındaki ilk amaç asırlardır kendi benliğini tarihini unutan Türk milletinin çocuklarına kendi geçmişini doğru şekilde anlatmak ve ”milli şuur” yaratmaktır.  Bu husus hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir.  ”Türk Tarihinin Ana Hatları” okullarda okutulması için hazırlanan sıradan bir tarih kitabı değildir. Belli bir misyonu olan özel bir kitaptır.
Belli bir misyonu olmasının yanı sıra Türk Tarihinin Ana Hatları kitabı gerçeklerden uzak siyasi propaganda kitabı değildir. Bilim adamlarından oluşan ”Türk Tarih Heyeti” tarafından yazılan son derece bilimsel bir metod kullanılarak yazılan bir kitaptır. Kitabın kapağında şu şekilde takdim edilmektedir:

TÜRK TARİHİNİN ANA HATLARI NEDEN ÖNEMLİDİR ?
Türk Tarihinin Ana Hatları, Osmanlı zamanında yazılan Aşıkpaşazade tarihinden sonra Türk tarihiyle ilgili yazılmış en kapsamlı kitaptır. Türklerin tarihinin sadece Osmanlı ve Selçuklu’dan ibaret olmadığını, Türklerin islam öncesinde de unutulan büyük bir tarihi olduğunu Türk çocuklarına hatırlatmıştır. 600 yıl boyunca kendi kimliğini inkar etmeye zorlanan ”etrak-ı bi idrak” yani idrakten yoksun olarak aşağılan Türk milletinin Göktürklerden sonra kendi ismiyle kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde öz benliğini hatırlaması için hazırlanan tam 4 cilt halinde okullarda okutulan çok kapsamlı bir kitaptır.
Türk Tarihinin Ana Hatları kitabını diğer tarih kitaplarından ayıran en büyük özellik, savaşlardan ziyade kültür ve medeniyete ağırlık verilerek hazırlanmasıdır. Bu da kitabın neden yazıldığını bir kez daha gösteriyor. Asırlardır  barbar olarak görülen ve savaşmak dışında bir şey bilmediği iddia edilen Türklerin sadece savaşçı bir millet olmadığını aynı zamanda büyük bir medeniyete sahip olduğunu hem kendi milletine hem de tüm dünyaya ispatlamıştır. Örneğin bugün bile bir çok insanın bilmediği Etrüsklerin bundan 83 sene önce tarih kitaplarında anlatılması çok şaşırtıcıdır



Şimdiki tarih kitaplarında Etrüsk kelimesine rastlayabilir misiniz? Etrüskleri geçtim islam öncesi Türk tarihi ne kadar anlatılıyor? İşte 80 yıl önce anlatılan tarih kitabında anlatılanlar işte şimdiki tarih kitapları… 80 yılda ileriye mi gitmişiz yoksa geri mi kalmışız siz karar verin
Yobaz kesimin sürekli Osmanlı düşmanı ilan ettiği Cumhuriyetin okullarında okutulan tarih kitaplarında Osmanlı imparatorluğu da bilimsel bir metodla anlatılmıştır. Şimdilerde savaşlarla övünmeyi bir halt sananlar için 80 yıl önceki tarih kitabında anlatılan Osmanlı



İşte Osmanlı düşmanı Cumhuriyetin hazırladığı tarih kitabında anlatılan Osmanlı işte şimdi Osmanlı torunu olduğunu iddia edenlerin anlattığı Osmanlı. Biri doğrusuyla yanlışıyla Osmanlıyı anlatırken diğeri sadece savaşlarla övünüp hamasi nutuklar atan hikaye kitabı… Tarih geçmişle övünmek için değil ders almak içindir
Türk Tarihinin Ana Hatlarında sadece islam değil tüm dinler objektif bir üslupla anlatılmıştır. Buna semavi olmayan Budizm Taoizm gibi dinler de dahildir. Her konuda bilimselliği vurgulayan Atatürk din konusunda da bilimsel bakış açısını terk etmemiştir.




Bugüne kadar Atatürk’ün liselerde okuttuğu tarih kitaplarıyla ilgili bunları duymuş muydunuz? Duyamazsınız çünkü bu bazılarının menfaatine terstir. Siz 4 ciltlik kitap içinden sadece iki paragrafı, onu da bilimsellikten uzak yorumlayarak ”işte Atatürk’ün islama hakaretleri” diye bilin yeter.  Bugün okutulan tarih kitaplarında Türk tarihi hakkında savaşlar dışında ne anlatılıyor? İslam öncesi Türk tarihiyle ilgili ne anlatılıyor? Kocaman bir hiç. Varsa yoksa Osmanlı ve Osmanlı’nın kazandığı savaşlar. Bundan 80 yıl önce yeni kurulmuş bir Cumhuriyet tarih eğitimine önem vererek çok kapsamlı bir tarih kitabı hazırladı. Bu kitapta sadece Osmanlı değil Etrüsklere kadar dayanan Türk tarihi anlatılıyordu. Bu kitapta Türklerin sadece barbar olmadığı, büyük bir medeniyete sahip olduğu anlatılıyordu. Bu kitapta dinler bile bilimsel bir dille eleştiriliyordu. Şimdi söyleyin böyle bir kitap yobazlar için tehlikeli değil de nedir? Şunu unutmayın Atatürk’ün inancını tartışanların belge diye gösterdiği her şeyin altında anlatılmayan, anlatılmasında sakınca görülen gerçekler vardır. Bu gerçekler anlaşıldığında ise yobazın gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkacaktır
TIBBIYELİ HİKMET
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Atatürk Düşmanlarının Vahdettinle İlgili Komik İddiaları – 2

''Atatürk Din Düşmanıydı'' İddiasının Altında Yatan Gerçekler – 2” için 2 yorum

Pin It on Pinterest

%d blogcu bunu beğendi: