” Resmi Tarih Yalan Söylüyor” Propagandasının Şifresi

mustafa_armağan2-tile
 
Son yıllarda yeni bir Atatürkçülük çıktı. ”Atatürk’ ü seviyorum Atatürkçülüğü” Bu öyle bir Atatürkçülük ki yeri gelince icraatlarıyla Atatürk’e ihanet edenler bile ”Ben Atatürk’ü seven saygı duyan bir Atatürkçüyüm” diyebiliyor.   ”Atatürk’ü sevmek” ne demek ben bunu merak ediyorum. Atatürk bir yemek mi? Film artisti mi? Popçu mu? Futbolcu mu? Nedir bu ”Atatürk’ü sevmek”.
Aslında bu cümle yeni kullanılan bir cümle değil. Yıllardır sağcısı solcusu,dincisi, liboşu herkesten bu cümleyi duymuşuzdur. Herkesin dilinde bir ”Atatürk’ü seviyorum” klişesi. Peki ama nedir bu Atatürk’ü sevmek? Neden herkes Atatürk’ü seviyorum diyor da Atatürk’ün fikirlerini savunuyorum diyemiyor. Sorunun kilit noktası da bu zaten. Neden Atatürk’ün fikirlerini savunuyorum diyemiyoruz ya da neden bunu söyletmiyorlar?
Bunun nedenini anlayabilmek için geçmişi doğru analiz etmeliyiz. Geçmişten günümüze bu millete Atatürk nasıl anlatıldı? Anlatılırken amaçlanan nasıl bir toplum yaratmaktı? Amaçlar ne kadar gerçeğe dönüştü? Bu soruları kendimize sormadan ne bugünkü durumu ne de gelecekteki gerçekleşmesi muhtemel olayları anlayamayız Tarih nedenlerle sonuçlar arasında bağlantı kurup ortaya bir sentez çıkarma bilimidir. Tarihin bu sorgulayıcı yönü olmadan anlatılan tarih, olsa olsa hikaye olabilir ama hiçbir zaman tarih olamaz
Atatürk’ün nasıl anlatıldığını anlamak için 1950 öncesi ve sonrası  eğitim sistemine bakmamız gerekiyor. Çok partili sisteme geçiş sadece bir iktidarı değil aynı zamanda eğitim anlayışını da değiştirmiştir. Demokrat parti iktidara geldikten sonra çıkardığı ilk yasalardan biri 5816 sayılı ”Atatürk’ü koruma” kanunudur. Bu kanunun çıkarılmasına ticani tarikatına mensup bazı kişilerin Atatürk heykellerine zarar vermesi neden olarak gösterilmiştir. Sizce bu neden çok basit değil mi? İki yobaz Atatürk heykellerine zarar verdi diye neden Atatürk kanunla koruma altına alınsın ki. Heykellere zarar verdiyse bu eylemlerinden dolayı cezası neyse verilir olay kapanır. Neden böyle bir kanun çıkarıldı? Atatürk’ün naaşı bile toprağa verilmemişken kimden korunmak istendi? Yoksa bu kanun  geleceğe yönelik çıkarılmış bir kanun muydu?
Atatürk’ü koruma kanununun çıkarılmasıyla Atatürk düşmanlığının yeşermesi aynı döneme rastlar. Menderes zamanında bir yandan Atatürk’ü koruma kanunu çıkarılırken, paralara resmi tekrar eklenirken memleketin her köşesine heykelleri dikilirken diğer yandan nurculuk, büyük doğu gibi dinci akımlar bizzat Menderes eliyle desteklenmiştir. Bu durumda bir tuhaflık yok mu? Atatürk’ü her açıdan yücelten onu koruma altına alan bir iktidar döneminde Atatürk düşmanlığının bu kadar rahat gelişmesi mantıken akla aykırı bir durum değil mi?
1950 sonrası bizzat devlet eliyle ”Atatürk’ü putlaştırma” politikası uygulanmıştır. Bu politikaları uygulayan iktidarların sağcı muhafazakar iktidarlar olması da manidardır. Atatürk önce uydurma bir nedenle koruma altına alınmış sonra her meydana heybetli heykelleri dikilmiştir. Atatürk’ü tabulaştırma ayağının ilk kısmı tamamlandıktan sonra sıra planın ikinci ayağına gelinmiştir. Bu da tarih kitaplarının tamamen hamaset dolu içi boş cümlelerle doldurulması planıdır. Çünkü putlar övülmelidir. Putlar koşulsuz şartsız itaat ister. Putlar sadece tapınmak içindir. Atatürk’te bu plan doğrultusunda önce koruma kanunlarıyla büyük heykellerle putlaştırılmış sonra da içi boş bir eğitim sistemiyle tabulaştırılmıştır.
Menderes Atatürk’ü çok sevdiği için mi koruma altına aldı? Kendisinden sonra gelen iktidarlar kemalist oldukları için mi onu içi boş cümlelerle yücelttiler? Bu iktidarlar gerçekten kemalizmi mi temsil ediyor? Bu soruların tek ortak cevabı var: HAYIR. Ne Menderes Atatürk’ü sevdiği için koruma altına almıştır ne ondan sonra gelen iktidarlar Atatürkçü oldukları için Atatürk’ü yüceltmişlerdir ne de bu iktidarlar gerçekten kemalizmi temsil edebilir. Bugün ”Kemalist rejim ile hesaplaşılmalı” diyenlerin kastettiği dönemdeki iktidarların kendileriyle aynı siyasi görüşe sahip  sağcı muhafazakar olmasında bir gariplik yok mu? İşin özeti bugünün muhafazakar sağcıları geçmişin muhafazakar sağ iktidarları kemalist rejim olarak tanımlayıp hesaplaşılması gerektiğini savunuyor. Sağcı sağcıya karşı ne kadar güzel…
Atatürk’ün geçmişte bu kadar içi boş yüceltilip putlaştırılması bugünler için atılan bir temeldir. İnsanlar önce Atatürk’ü tanımadan sevmeli onu yüceltmeliydi. Onu delice sevmeliydi ama asla tanımamalıydı yoksa bugün nasıl resmi tarih yalan söylüyor diyebilirlerdi? Bugün resmi tarihi yalancılıkla suçlayanlar yıllardır yalan dedikleri tarihi yazan kişiler değil mi? Resmi tarih yalansa suç sizde değil mi? Madem yalandı bugüne kadar neden doğrusunu anlatmadınız? İktidar sizdeydi eğitim sizdeydi müfredatları siz hazırladınız bugüne kadar aklınız nerdeydi?  Sizin aklınız her zaman yerindeydi ama bizim aklımız başımızda değildi. Uyutulduk hem de çok fena uyutulduk. Küçük yaştan itibaren bize Atatürk’ü sevmemiz öğütlendi ama Atatürk’ü tanımamız istenmedi. Sadece sev, itaat et ama sevdiğin taptığın Atatürk hakkında hiçbir şey bilme bildiğin şeyler küçükken karga kovalamasıyla düşmanı denize dökmesiyle sınırlı kalsın.
Soruyorum size eğer Atatürk bize doğru anlatılmış olsaydı bugün Kadir Mısıroğlu, Mustafa Armağan gibi sözde tarihçiler Atatürk üzerinden prim yapabilirler miydi? Atatürk’e yapılan en aşağılık hakaretler bile ”koruma kanunu var konuşamıyorum” diye koruma kanunu bahane edilerek eleştiri adı altında gösterilip ”fikir özgürlüğünün kısıtlanması” gibi mağduriyet durumuna getirilebilir miydi? Atatürk bize anlatılsaydı kim resmi tarih yalan söylüyor diyebilirdi? Kim arşivler gizli diyecekti? Nasıl Lozan’da gizli maddeler var diyeceklerdi? Gayri resmi tarih nasıl olacaktı? Nasıl herşeyi gizli gösterip komplo üzerine yeni bir tarih yazılacaktı? Eğer Atatürk bize bir put gibi öğretilmeseydi bugün nasıl ”Atatürk’ü putlaştırmayın” diyip iftira üstüne iftira atılabilirdi.
Cumhuriyetin yıkılması için önce Cumhuriyetin temel ilkeleri olan çağdaşlık, tam bağımsızcılık, devletçilik, devrimcilik gibi ilkeler gizlendi öğretilmedi. Bir yandan ekonomik yönden bağımsızlığımızı kaybederken diğer yandan beynimizin bağımsızlığını kaybettik. Tamamen emperyalist amaçlara uygun olarak önce bir Atatürk putu yaratıldı şimdi de o putun yıkılma zamanı. Çünkü zaman değişti zaman değişince emperyalist hedefler ve siyasetler değişti. atatürk içi boş şekilde anlatılmalıydı ki gelecekteki yeşil kuşak çocukları onu yıkmak için malzeme üretilmeliydi. Eğer bu birden yapılsaydı millet kabul etmezdi. Sindire sindire 30 yıl Atatürkçü gibi gözüküp perde arkasında Atatürk düşmanlığının temellerini attılar. Bugün geçmişin sonucudur. Geçmişteki nedenler anlaşılmadan bugünkü resmi tarih yalan söylüyor sloganının manası anlaşılamaz. Şu soruyu sormak gerekiyor. ”Resmi tarih mi yalan söylüyor yoksa resmi tarihe yalan mı söyletiliyor?”
TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın