Hitler'i İktidara Taşıyan Yangın: Reichstag

1
Diktatör diyince aklımıza hep eli sopalı, herkesin nefret ettiği, halka rağmen iktidara silah zoruyla gelen, ülkenin demokrasisine tecavüz eden zalim insanlar gelir. Eğer bir lider diktatör ise mutlaka sürekli masum insanları öldüren, kimsenin sevmediği biri olmalı diye düşünürüz. Oysa gerçek, düşündüğümüzün tam tersidir. Tarihteki tüm diktatörler halkın bir kesimi tarafından fanatik şekilde sevilmiştir. Hatta ”yarı tanrı” ilan edilerek tapınılan diktatörler bile vardır. En önemlisi ise diktatörlerin çoğu, halkın gönül rızasıyla iktidara gelmiştir. Yani demokrasiye zorla tecavüz değil gönül rızasıyla ilişki söz konusudur. Adolf Hitler bu konuda en çarpıcı örneklerden biridir.
20. yüzyılın en kanlı diktatörlerinden biri olan Adolf Hitler, diktatörlüğünü nasıl ilan etti? Hiç tarih bilgisi olmayan biri sadece Adolf Hitler’e baksa ”Bu diktatör olsa olsa askeri darbeyle iktidara gelmiştir” diye düşünür. Çünkü böylesine acımasızca kan döken birinin demokratik yolla iktidara gelebileceğine ihtimal veremez ama gerçek şudur ki hayatta hiçbir şey imkansız değildir.  Hitler gibi bir diktatör, demokratik yollardan iktidara gelmiştir. Diktatörlüğünü ise tıpkı iktidarı boyunca yaptığı zulümlere uygun olarak bir yangına borçludur. Reichstag yangını…
Reichstag yangını, Hitler’in ve Almanya’nın kaderinin dönüm noktalarından biridir. Zira bu yangın sayesinde Adolf Hitler, hayal bile edemeyeceği bir güce ulaşıp diktatörlüğünü ilan etmiştir. O tarihten sonra başlayacak baskı ve zulüm sonucunda Alman halkı 2. Dünya savaşında büyük bedel ödemiştir.
Dünya tarihi açısından da önemli bir yere sahip olan Reichstag  yangını nedir? Yangının failleri kimlerdir? Hitler, diktatörlüğünü neden bir yangına borçludur? Şimdi tek tek bu soruların cevabına bakalım…
5 Mart 1933 tarihi Alman halkı için tarihi bir gündür. Çünkü o gün, Almanlar, kendilerini felakete sürükleyecek olan Adolf Hitleri oylarıyla iktidara taşıdılar. Hem de % 44 gibi büyük bir halk desteğiyle… Hitler’in bu kadar yüksek oy almasının nedeni seçimlerden 1 hafta önce ortaya çıkan bir yangındı. Reichstag meclis binasının yakılması…
Tarih 27 Şubat 1933…
Reichstag meclis binası gece yarısı bir anda cayır cayır yanmaya başladı. Bu apaçık bir darbe girişimiydi. Alman halkı şoktaydı. Meclis binasını hangi hainler yakabilirdi? Cevabı azınlık hükümeti NSDAP partisinin lideri Adolf Hitler verdi : Tabii ki Komunistler…
Aynı gece daha yangının dumanı bile dağılmadan Hermann Göring,komunist yayın yapan basın organlarını yasakladı. Komunist partilerin büroları kapatıldı. Binlerce Komunist gözaltına alındı. Sadece Berlin’de  Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) 1.500 üyesi darbecilik suçlamasıyla tutuklandı
Hitler’e göre yangının nedeni Alman halkının birliğini ve dirliğini bozmaya yönelikti. Saldırıyı gerçekleştirenler ise Uluslararası Komunist terör örgütleriydi. Bu yüzden tüm Komunistlerin yok edilmesi gerektiğini Alman halkına şöyle açıklıyordu:
”Artık acıma yok. Kim yolumuza çıkarsa, kafasını keseceğiz. Alman halkı artık merhamet göstermeye tahammül göstermez. Her komünist eylemci nerde görülürse vurulacak. Komünist milletvekilleri daha bu gece asılmalı. Bu ülkede komünizmle ilgili ne varsa, dümdüz edilecektir. Reichstag yangını içinde olan sosyal demokratlara da artık acıma yok.“
Hitler’in bu insanın kanını donduran açıklamalarına Hermann Göring de ”Bu komünist isyanının başlamasıdır, devam edecekler. Bir dakika bile gecikemeyiz…“ diyerek destek veriyordu. Böylece yangının üstünden 24 saat bile geçmeden suçlu bulunmuş, cezası verilmişti.
Yangının ertesi günü Cumhurbaşkanı Hindenburg, Hitler’e anayasal hak ve özgürlükleri kısıtlama yetkisini veren Reichstag Yangını Kararnamesini  (Die Verordnung des Reichspräsidenten zum Schutz von Volk und Staat –Reichstagsbrandverordnung.) imzaladı. Bu kararnameyle Weimar Anayasası askıya alındı. Polise izin ve kanıt olmadan gözaltına alma ve tutuklama yetkisi verildi. Artık tüm güç Hitler’in elindeydi. İstediği kişiyi tutuklatabilir, istediği kişiyi yargılatabilirdi.
Hitler, eline geçen bu fırsatı değerlendirmekte gecikmedi ve 181 DKP vekilini darbecilik suçlamasıyla tutuklattı. Ülkedeki tüm Komunistlere ve Sosyalistlere karşı cadı avı başlattı. Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ve  Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) seçim afişleri toplatılarak propaganda yapmaları 14 gün süreyle yasaklandı. Komunist ve Sosyalist yayın organları kapatıldı. Ülkede sadece Hitler’in partisi NSDAP seçim propagandası yapma hakkına sahipti. Komunist ve Sosyalist aydınlar tutuklandı. Tutuklanan bazı yazarların isimleri şunlardır:
Alfred Apfel, Fritz Ausländer, Rudolf Bernstein, Felix Halle, Max Hodann, Wilhelm Kasper, Egon Erwin Kisch, Hans Litten, Erich Mühsam, Carl von Ossietzky, Wilhelm Pieck, Ludwig Renn, Ernst Schneller,Werner Scholem ve Walter Stoecker.
communsts-arrest
Yangın sonrası tutuklanan Komunist vekiller
Yangın gecesi olay yerinde olan Marinus van der Lubbe, yangının suçlusu olarak tutuklandı. Marinus 24 yaşında Hollandalı bir inşaat işçisiydi. İnşaatlarda çalışırken gözüne çimento kaçtığı için kör olma tehlikesi yaşamış ve malulen emekli edilmişti. En önemlisi ise Marinus, 1927 yılından beri komunist faaliyetlerde yer alan, işçi eylemlerine katılan bir Komunistti. Bu tutuklanması için yeterli bir nedendi.
1
Marinus van der Lubbe
Marinus ile beraber  Alman Komünist Partisi (KPD) Berlin Meclis Grup Başkanı Ernst Torgler ile Georgi Dimitroff, Blagoi Popow ve Wassil Tanew ismindeki üç Bulgar Komunist tutuklandı. Meclis binasını yakanlar işte bu beş Komunistti.
Marinus, olayın baş sorumlusu olarak suçlanıyordu ama yangınla alakalı hakkında birçok çelişki vardı. Mesela Marinus, Almanya’da ya da Berlin’de yaşamıyordu. Hollanda’da kirada oturan bir işçiydi. İkincisi meclis binasını bilmiyordu ve yangın tek noktadan değil aynı anda meclisin her yerinden çıkmıştı. Yani Marinus’un tek başına binayı yakması imkansızdı. En önemlisi suç ortağı olduğu iddia edilen kişileri tanımıyordu.
1
İşkence altında yapılan sorgulamasında 12 Şubat tarihinde Alman Komunistlerinden kendisine bir mektup yollandığını, mektupta illegal bir iş için Almanya’ya çağrıldığını ve 18 Şubatta meclis binasını yakmak için Berlin’e geldiğini anlattı. Meclisi kendisinin yaktığını kabul etti. Daha doğrusu kabul ettirildi.
1
Marinus van der Lubbe nin pasaportu
21 Eylül 1933 tarihinde Reichstag yangını duruşmaları başladı. Marinus, mahkeme salonuna getirildiğinde ayakta duracak hali yoktu. Kendisini savunmak için konuşamıyordu bile… Sadece kendisine sorulan sorulara evet ya da hayır diye cevap verebiliyordu. Tutuklu kaldığı sürede çok büyük işkenceler gördüğü belliydi.
1
1
Marinus van der Lubbe ifadesi alınırken
Mahkeme, 3 ay gibi kısa bir sürede Marinus’un suçlu olduğu kararını verdi ve Marinus van der Lubbe 10 Ocak 1934 tarihinde Leipzig hapishanesinin bahçesinde giyotinle idam edilerek kimsesizler mezarlığına gömüldü.
Marinus_van_der_Lubbe
Marinus van der Lubbe yargılama sırasında
Marinus van der Lubbe idam edilerek dava kapatılsa da Komunistler ve Sosyalistler için dava hiçbir zaman kapanmadı. Yangını Komunistlerin mi yoksa Hitler’in mi çıkardığı her zaman tartışıldı. Marinus van der Lubbe’ nin kardeşi Jan van der Lubbe yıllar sonra kardeşinin tekrar yargılanması için Alman mahkemelerine başvurdu. Mahkeme, Hitler dönemindeki tüm yargılamaların hukuk dışı ilan edildiğinden Marinus van der Lubbe’nin beraatine karar verdi. Ayrıca yapılan araştırmada Marinus’un Alman Komunist partisiyle bir bağı olmadığı kanıtlandı. Adalet geç bile olsa yerini buldu ve Reichstag yangınının 75. yıl dönümünde 27 Şubat 2008 tarihinde yaşadığı şehir Leiden’e heykeli dikildi.
22
12
Marinus van der Lubbe nin idam haberi (New York Times 11 Ocak 1934)
Reichstag yangını, Hitler’e diktatörlüğün kapısını açan olaydı. Bugün bile yangının Hitler’in bir tertibi olduğu düşünülüyor. Çünkü yangının olduğu gece hiçbir soruşturma yapılmadan Komunistleri suçlu ilan etmesi, yangın yerini miting alanına çevirmesi Hitler’in yangında parmağı olduğu ihtimalini güçlendiriyor. Olay sonrası meclisi fesh etme yetkisi aldığında Alman halkı bu yetkiden rahatsız olmadı ve yangından 1 hafta sonra yapılan seçimlerde Hitler’i % 44 oyla iktidara taşıdı. Kısacası Hitler, zorla değil, Alman halkının ”gönül rızasıyla” demokrasiye ve insan haklarına tecavüz ederek diktatör oldu
TIBBIYELİ HİKMET 

Bir cevap yazın