Bir Emperyalizm Projesi: ”Kürdistan”- 2

harita-007
 
Son 30 yıldır bir türlü isim koyamadığımız, anlayamadığımız bir sorun… Önce üç beş çapulcu denildi sonra çapulcu olmadıkları anlaşılınca terör denildi. Bu da olmayınca doğu sorunu denildi. Hiçbiri tutmayınca kürt sorunu denildi ve en sonunda ”barış süreci” diyip işi tatlıya bağladık. Peki 30 yıl içinde üç beş çapulcudan barış sürecine nasıl geldik?Terörist başı nasıl ”sayın” oldu? Hiç bunun üzerine kafa yoruyor musunuz? Asıl mesele neydi? Biz ne yaptık?
Kürt meselesi denilen sorun 30 yıldır demagojiden öteye geçemiyor. Hep klasik ezberleri duyuyoruz. ”Cumhuriyet Kürtleri asimile etti”, ”Dersim’de Kürtlere katliam uygulandı”, 12 Eylül’de Kürtlere işkenceler uygulandı”….vs sürekli bir ajitasyon ve mağduriyet… Çarpıtılan tarihi gerçekler… Sanki bunlar olmasaydı terör hiç olmayacakmış gibi bir algı yaratılıyor. Duygu sömürüsü üzerinden terör masum gösterilmeye çalışılıyor. Bazen bu demagoji o kadar ileri gidiyor ki teröristler nefsi müdafaa durumundaki masum köylü çocukları gibi gösteriliyor.
Bu salya sümük Kürtçü propagandasını yıllardır dinledik  ama sorulması gerekenleri hiçbir zaman soramadık. Eğer terörü 12 Eylül işkenceleri başlattıysa  bu sözde işkence görmüş Kürt çocukları 2 yıl içinde 1984’te Eruh baskınını yapabilecek çapta bir örgütü nasıl kurdular? Doğru ya madem bu insanlar 12 Eylül işkencelerinden sonra terör örgütü kurmaya karar verdiler 2 yıl içinde yiyecek ekmeği zor bulan sözde bu masum adamlar 30 yıl boyunca devlete kafa tutabilecek bir örgütü hangi parayla kurdular? Bu basit soru bile ”12 Eylül işkenceleri PKK’yı yarattı”’ iddiasının ne kadar saçma bir iddia olduğunu ispatlamaya yeter de artar bile…
Her konudaki sakat bakış açımız terör konusunda da var. Meseleleri baştan sona değil de sondan başa doğru çözmeye çalışıyoruz.Bu yüzden hiçbir meseleyi ne tam olarak anlayabiliyoruz ne de tam olarak çözebiliyoruz. PKK yıllardır terörün başlangıcı gibi gösterildi, Kürt meselesi tamamen PKK ile özdeşleştirildi. Sürekli Kürt meselesi ve PKK aynı cümle içinde kullanıldı. Anahtar cümleler ise ”Kürtlere asimilasyon uygulandı” ”Kürtlerin kültürü kimliği yok sayıldı”, ”Kürtlere işkenceler yapıldı” Farkında mısınız her cümlede dayak yiyen, hor görülen, ezilen küçük Emrah filmleri tadında bir Kürt profili var.  Emperyalizm her zaman toplumların hafızasını duygusal propagandalarla silmeye çalışıyor.
Kürt meselesi  ne PKK sorunudur ne de öyle söylenildiği gibi Cumhuriyetin Kürtlere yaptığı işkenceler sonucunda ortaya çıkmıştır. Kürt meselesi devletler üstü tarihi bir sorundur. 200 yıllık geçmişi olan bir projenin günümüze kadar uygulanmasıdır. Kürtçüler ilk kez PKK ile ayaklanmadı. PKK dan önce de hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde defalarca ayaklandılar. Karşımızda nasıl bir mesele olduğunu anlayabilmek için BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaşın şu açıklamalarını okumak gerekiyor
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP 2. Olağanüstü Kongresi’nde, çok zorlu bir coğrafyada yaşadıklarını, sadece bu coğrafyada doğmuş olmakla hayata borçlu başladıklarını söyledi. Kürt sorununun çözümünün şifrelerinin tarihte gizli olduğunu belirten Demirtaş, Seyid Rıza’nın, Şeyh Said’in, Bediüzzaman Said Nursi’nin, Ahmed-i Hani’nin, Mustafa Barzani’nin unutulmaması gerektiğini belirtti. Demirtaş, “Onları her daim hatırlayarak çözüm arayacağız. Bizim bütün bu değerlerimizi kavrayamayanlar Kürt sorununu çözemez” dedi.
http://www.radikal.com.tr/politika/demirtas_olen_askere_de_gerillaya_da_aglayacaksiniz-1104013
Gerçekler bu kadar açık ve net ortadayken hala Kürt meselesinin sadece bir terör sorunu olduğunu utanmadan sıkılmadan söyleyebilecek misiniz?  Bu meselenin basit bir terör meselesi olmadığı bizzat terör örgütünün partisinin başındaki adam söylüyor. Şimdi 30 yıldır neden bir çözüm bulamadığımız daha iyi anlaşılıyor. Biz daha düşmanı tanımıyoruz onu dinlemiyoruz ki. Kör , sağır bir siyasetle hangi mesele çözülebilmiş ki terör sorunu çözülsün.
Kürt meselesinin 200 yıllık bir kökeni vardır demiştim.  Kürt meselesinin ilk çıkış noktasını yeniçeri ocağının kaldırılması olarak alabiliriz. Çünkü yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla sadece bir ordu kaldırılmadı aynı zamanda bir anlayış değişimi oldu. Yeniçeri ocağı bilindiği gibi Alevi-Bektaşi geleneğe sahiptir ve kaldırıldığı güne kadar bu özelliğini korumuştur. Yeniçeri ocağının kaldırılması Alevilik ve Bektaşiliğin  de sonu oldu. Tüm Bektaşi tekkeleri yıkıldı mezarları yok edildi.
Bektaşilerin yok edilmesinden sonra devlet nakşibendiliği adeta devletin resmi tarikati olarak tanımıştır. Yıkılan bektaşi tekkelerinin yerini hızla nakşibendi dergahları doldurmuştur. Kürtlerin de ilk isyanları bu döneme rastlar. Yavuz Sultan Selim döneminde imtiyaz tanınan Kürt aşiretleri yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra nakşibendiğiliğin devlet içinde yükselmesiyle bölgenin tek hakimi durumuna gelmiştir ve bu dönemde bir çok Ermeni ve Nasturi katliamları yapmışlardır.  Osmanlının giderek güç kaybetmesiyle bölgede tamamen söz sahibi olan Kürt aşiretleri bağımsızlığını ilan etmek için devlete karşı ayaklanmıştır.  Yani ortada ne bir asimilasyon ne de işkence vardır. Tamamen zamanında tanınan imtiyazların Kürt aşiretlerini güçlendirmesinin devletin güç kaybettiği dönemde başına bela olacağının düşünülememesidir. Kısaca Osmanlı basiretsizliğinin faturasını ödemiştir
Bu dönemdeki Kürt isyanları ulusal bir kimlik taşımaz.Aşiret ayaklanması niteliğindedir. Aşiretler arasında bir birlik ve beraberlik yoktur. Bu kopukluğu gören emperyalist devletler birbirinden kopuk bu aşiretleri birleştirmek için uydurma bir Kürt ulusu kimliği ortaya atmışlardır.Bugünkü ”Kürt ulusu” tartışmalarının temeli 19. yüzyılda atanmıştır. Kürt isyanlarının bir aşiret ayaklanması niteliğinde olması ve aşiretler arasındaki çekişmeden dolayı isyanlar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Emperyalizm  her defasında yenilmesine rağmen  defalarca  Kürtleri ayaklandırmıştır.
Kürt isyanlarını bir halk isyanı olarak göstermeye çalışan emperyalizmin paralı kalemşörlerine  şunu sormak istiyorum. Bu bir halk ayaklanmasıyla neden 200 yıldır Kürtler bağımsızlığını ilan edemedi? Tarihte hangi halk isyanının 200 yıl sürdüğü görülmüş? Kürt isyanları ve Emperyalizm o kadar iç içedir ki adeta bir elmanın iki yarısı gibidir. Şimdi bu kardeşliği göstermek için İngiliz belgelerinde Kürtlerin nasıl geçtiğini belgeleriyle paylaşıyorum…
CİLT: V, KISIM: 30
DÜŞÜŞ AKŞAMINDA TÜRK İMPARATORLUĞU:
Meclis Reisi Sait Paşa: 77 yaşında bir Kürt’tür. Devamlı ve samimî bir İngiliz dostudur. Sultan’a sadıktır, ;fakat politik tesiri yoktur. (sh: 23)
Sahife 304 Dahili Kaynaşmalar:
Doğu Anadolu’da Majestenin konsülü tarafından verilen raporda durum olduğundan karanlık gösterilmiştir. Van, Ermeni ihtilâlcilerinin merkezi haline geldi. Şubat ayında bu şehirde büyük sayıda mühimmat ve silâh ele geçirildi. Ermeni fedailer dinamitle yirmi askeri öldürdüler. Mart ayında da elli kişiyi öldürdüler. Bunun: üstüne Türk otoriteleri harekete geçtiler. Vali on sekiz Ermeni başkanıyla yüz adamını tevkif etti. İki yüz kilo; dinamit ve silâh ele geçirdi. Fedailer harikulade bir teşkilâtla Türk otoritelerini tehlikeye koyuyorlar. Hareketleri gayet hesaplı bir genel katliam gayesi taşıyor. Bütün bu işler aynen köylerde de cereyan etti. Tevkifler üstüne diğer ihtilâlciler kaçtılar. Bütün bu vaziyetler kargısında Türk otoriteleri gayet itidali hareket ediyor.
1907′de Dersimde Kürtler etraftaki köylere baskınlar yapıyorlardı, bu yıl da aynı şeyi tekrarladılar. Fakat çok ileri gittiklerinden üstlerine kuvvet gönderildi. (sh: 67)
 
3 Eylül 1912 Mr. Marling’ten Sir E. Grey’e :
Komite üyesi olmayan Kâmil Paşanın idaresinde bir kabine kurulabilir. Diğer taraftan ise Kâmil Paşaya. Şeyh’ül İslam ve Harp Bakanı baskı yapabilir. Şimdilik seçim hazırlıklarıyla meşguller. Tanin gazetesinden anladığımıza göre komitenin politikası Avrupa’nın aleyhine olacaktır. Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupa’yı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da İmparatorluktan ayırmağa çalışmak olmalıdır.
Türkiyede yapacağımız propoganda komitenin Türkiyeyi uçuruma sürüklediği ve mutlak ortadan kalkmaması icap’ ettiği yolunda olacaktır(sh: 121)
Sahife No: 425 Vesika No: 477
17 Nisan 1913 Sir A. Nicholsenden Sir E. Goschen’e:
Jagovv bana iki kere ön Asyadan bahsetti. Bu Türkiye’nin Asyadaki mülkünün parçalanmasından başka bir şey ifade etmiyor. Almanlar hisselerini almak istiyorlar. Jagow, Anadoludaki sonsuz Alman menfaatlerinden bahsediyor. Bu zengin memleket Almanların, göz diktikleri olgun bir meyve gibidir. Sanıyorum ki İstanbul’da karışıklıklar ümit ediyorlar ve bu karışıklıkların ardından, Kürtlerin Ermenileri veya Ermenilerin Kürtleri kesmesini bekliyorlar. Bu durumda da Rusların müdahale edeceğini umuyorlar. Böyle bir vaziyette Almanlar da derhal kendi menfaat bölgelerine gireceklerdir. Almanların niyeti bu olduğuna göre Rusların Ermeni meselelerinde daha dikkatli davranacaklarım ümit ederim. Jagow’a göre Türkiyenin parçalanması üç yoldan olabilir.
1 — Adalarda ve Anadolu’da yaşayan Rumlar vasıtasıyla.
2 —Bulgarların Çatalca hattını geçip İstanbul’a yürümesiyle.
3 — İstanbul’da başlayan sıkıntılar neticesi Anadoluda ayaklanmalar ve Asya Türkiye’sinde katliâm, ile
Vesika No: 567′ye Mr. Fitzmaurices’in eki:
Türkler memleketlerinde reform yapmak yani iyi hükümet kurmak istiyorlar kitap rafları kanun ve reform projeleriyle dolu, fakat devamlı olarak kötü sonuç alıyorlar. BUNUN SEBEBİ TÜRKLERİN ARASINDA KARAKTER SAHİBİ İNSAN OLMAMASI VE REFORMLARI TARAFSIZ OLARAK UYGULAYACAK İNSAN YOKLUĞUDUR. Türkler bu eksikliklerini kısmen bildikleri için Avrupalı memurları kullanıyorlar. Benim tavsiyem, yeni reformlar teklif etseler bile Türk hükümet mekanizmasını Ermeni ve Kürt bölgelerine sokmamaktır. 35 senedir bekleyen Ermenilerin bu bekleyişi ve arzulan özel reformlarla karşılanamaz 1880 senesinde Asya Türkiye’sindeki Ermenilerin durumunu ilk defa İngiliz büyükelçisi bildirmiştir. Ayrıca 1876 da Lord Salisbury Türkiyede reform yapılması gerektiği fikrini Avrupaya bildirdi. Ermeniler 35 seneden beri: ihtilâlci gruplar kuruyorlar veya onlarla birleşiyorlar. Ve Ermenilerin Rusların tesirinde kalacağı doğru değildir.
Ermeni ve Kürt bölgeleri Türk bölgelerinden ayrıdır, ye batı Anadolu’dan farklıdır. Ermeni ileri gelenleri Adana vilâyetini de istemektedirler. Ermeniler yakında Almanların Türk dostluğu maskesini atıp Anadolu’dan büyük bir parça koparacaklarına inanıyorlar. Ruslarla Almanlar arasında bir tercih yapmak icap ederse Rusları tercih ediyorlar.. Balkan zaferinden sonra haklı olarak Ermeniler ümide kapılmıştır. Ve Hakkı Paşanın reformları onları sinirlendiriyor. Kendileri için en büyük ziyanın İngilizlerle Rusların müşterek çalışmamasından meydana geleceğini söylüyorlar. Kürtler ve Ermeniler birbirlerini sevmemekle beraber aynı şeyi istiyorlar. Hint Müslümanları İngiltere’nin aldığı sert kararlardan rahatsızlık duyuyorlar. Bu neticede Ermeniler için çok feci olabilir. Eski Sultan arada bir Panislamizm’den bahsederdi, ben bunun tamamen bir blöf olduğunu biliyorum. Şimdiki idareciler daha modern Eski süvari birliklerinde Ermeni ve Kürt subaylar vardı, şimdi bunların işlerine son verildi, biz bunları Ermeni ve Kürt bölgelerinde kullanabiliriz, bu çok normaldir (sh: 177-178)
Sahife No: 410 Vesika No: 288
23 Eylül 1919 Albay Meinertzhagen’den Lord Curzon*a:
Faysal için yazılan Emir Zaid’in telgrafı :
İşittiğime göre bu bölgelerden İngiliz Birlikleri çekilecekmiş. Bu durumda kuzeyden El Saadun ile Kürtler birleşerek hücum edebilir. Ve bunlar Mustafa Kemal ile anlaşma yapmış olabilirler.
Not: Mustafa Kemal Türkleri, Arapları ve Kürtleri birleştirerek yabancıları yurdundan atmağa çalışıyor.(sh: 196)
Sahife No: 678 Vesika No: 451
10 Haziran 1919 Amiral Sir A. Cathorpe’den Lord Curzon’a:
Binbaşı Noel Kürt şefleriyle görüş birliğine varırsa bundan büyük faydalar bağlayacağını söylüyor. Bunlar İstanbul’da Abdülkadir ve Bedir Han ile daha az meşhur bazı kimselerdir. Bunlar .şüphe uyandırmamak için Noel’den ayrı olarak Kürt bölgelerine gidecekler.
Türkler sulh konferansına Kürtlerin de getirileceğinden korkuyorlar. Kürtler henüz Mustafa Kemal’e karşı ayaklanmadı ama Noel bunu temin edeceğinden emin.
Sahife No: 693 Vesika No: 461
21 Temmuz 1919 Mr. Hohler’den Sir F. Tüley’e :
Benim problemim Kürtler. Noel Bağdad’tan buraya geldi, çok iyi bir insan, çok kudretli biri, fakat diğer bakımdan da Kürtlerin peygamberi olmak istiyor. Kürtler gibi kimse yoktur, onlar çok asil, çok iyiler diyor. Ermeniler ise değersiz ve hilekâr görüşünde. Kürtler  hiç Ermeni Öldürmedi bilakis onları korudular, fakat Ermeniler Kürtleri öldürdüler, diyor. Korkarım ki Noel bir Kürt Lawrence’i olabilir. Mezapotamya şimdi bizim olacağına göre ona bir Kürt Devleti kurdurup kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz. Abdülkadir ve onun gibilerle konuştum. Kürdistan’a gidip tesirlerini kullanmalarını istedim. Onlara tesir edebilmek için biz de Türklere hile yapıyoruz diye belki beş defa tekrarlamak mecburiyetinde kaldım. Mamafi Kürtlere fazla itimat edilmez. Majeste’nin Hükümetinin amacı Türkleri azami derecede zayıflatmak olduğuna göre Kürtleri bu şekilde harekete getirmek fena bir plân değil
Sahife No: 695 Vesika No: 464′e ilâve
Kürt Partisinde aktif rol alan tanınmış Kürtler :
Şeyh Said Abdül Kadir (Başkan)
Mevlân Zâde Rifat Bey (Gazeteci)
Emin Bey( Edirne Adliyesinde Memur.)
Bunlar Wilson prensiplerine göre hak iddia ediyorlar
 Sahife No: 704 Vesika No: 469
29 Temmuz 1919 Amiral Sir A. Cathorpe’den Lord Curzon’a :
Beyazıt ve Kara Kilisede on bin Kürt Ermenilere karşı ayaklandı. Biz şimdi çok garip durumdayız. Bu uzak bölgelere ve bu kuvvetlere karşı bir şey yapamayız. Sulh şartları müslümanların çok aleyhine ve Hristiyanların çok lehine olması üstelik Büyük Ermenistan hakkındaki söylentiler, Kürtleri Türklerin yanma itiyor. (sh: 202-203)
Sahife No: 735 Vesika No: 492
19 Ağustos 1919 Amiral Webb’den Lord Curzon’a :
Amerika, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek.
Geri kalan dört vilâyeti de bir Kürt Devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor.
Ben Amerikan misyonerlerinin tehlikeli hareketlerinden korkuyorum, din tesirinde kalıp halkın büyük çoğunluğunu teşkil eden müslümanlara kötü davranacaklardır.
Sahife No: 736 Vesika No: 493
22 Ağustos 1919 Amiral Webb’den Lord Curzon’a :
Başvezir’e Amerikan Büyükelçiliği Amiral Bristolun bir notasını verdi. Buna göre Başkan Wilson Türklerin, Kürtlerin veya diğer Müslümanların Ermenileri korumalarını aksi halde Türk İmparatorluğunun ortadan kaldırılacağını kendilerine çok kötü sulh şartlarının zorla kabul ettirileceğini, söylüyor. Başvezir bundan çok telâşa kapıldı. Bana Erzurum Valisinden aldığı hakaret dolu bir mektubu gösterdi, onda burada halkın sesi hükümetin sesinden farklıdır ve halkın sesi hakiki sestir, yazılıydı
Sahife No: 742 Vesika No: 498
27 Ağustos 1919 Mr. Hohler’den Mr. C. Kerr’e:
Kürtlerin ve Ermenilerin durumu beni hiç ilgilendirmez. Kürt meselesine verdiğimiz ehemmiyet Mezapotamya bakımındandır. Diğer taraftan Wilson beni korkutuyor ajanları devamlı hatalar yapıyorlar. Noel’e gelince fanatiğin biri. Ermenistan’ın ve Kürdistan’ın hududlarının kat’i olmadığında sizle aynı fikirdeyim
 Sahife No: 743 Vesika No: 498
İngiliz Yüksek Komisyonunun Raporu:
Kürt meselesi Mezopotamya’da tatminkâr bir sınır içindir. Şerif Paşa’nın konferansa gelip Kürtleri temsil etmek arzusu ciddiye alınamaz (sh:205)
 Sahife No: 792 Vesika No: 523
27 Eylül 1919 Albay Meinertzhagen’den Lord Curzon’a, Noel gayet tehlikeli, bir şekilde Türklerin, aleyhine çalışıp Kürt propagandası yapıyor. (sh:210)
 Sahife No: 893 Vesika No: 596
17 Aralık 1919 Sir E. Crowe’den Mr. Kidston’a :
 Mustafa diye biri var Kürtleri ayaklandırabilir ve Erzurum ile merkezî Anadolu köylülerinin çarpışamıyacağı bir güç haline getirebilir(sh:215)
 Sahife No: 921 Vesika No: 616
4 Aralık 1919 Mr. Ryan’ın Raporu :
Resit Paşayla Kürt meselesini görüştüm ve Albay Noel’in Malatya’yı ziyaretinin yanlış tefsir edildiğini söyledim. Gerçi Majeste’nin hükümetinin Kürt meselesinde büyük menfaati olduğu doğrudur, fakat bu sadece Mezapotamya ile ilgilidir ve sırf orayı korumak içindir, Diyarbakır’daki Türk memurların Bedir Han’ı ve hattâ Albay Noel’i tevkiflerinin kötü bir şey olduğunu Albay Noel’in Kürt meselesinde bir mütehassıs olduğunu, propaganda yapmadığını, Bedir Han’ın da Albay Noel’e kılavuzluk ettiğini, gayelerinin o bölgelere sulh ve sükun götürmek olduğunu, söyledim
 Sahife No: 925 Vesika No: 620;
9 Aralık 1919 Amiral Sir F. de Robeck’ten Lord Curzon’a :
Mr. Hohler Kürt meselesi hakkında Kürt Başkam olan Şayh Sait Abdül Kadir Paşayla görüştü. Kürtler bütün ümitlerini İngiliz Hükümetine bağlamış durumdalar. Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı kullanmak için her parayı ödemeğe hazırlardır (sh:217)
Sahife No: 966 Vesika No: 633
26 Aralık 1919 Türk meselesinde üçüncü toplantı:
Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hâkimiyetine konacak, Kürdistan’da hiçbir şekilde Türk bırakılmayacak. Bir tek Kürt devleti mi yoksa birçok küçük Kürt devletleri mi kurulacağı düşünülecek. Ermenilere Amerikalar kanalıyla silâh temin edilecek
Sahife No: 975 Vesika No: 637
26 Aralık 1919 Amiral Sir F. de Robeck’ten Lord Curzon’a :
Kâzım Karabekir Paşa Kürtlerin Kerkük ve Süleymaniye’de İngilizlere karşı ayaklandığını Harp Bakanlığına haber verdi. Mustafa Kemal Sivas’ta Türk, Kürt ve Arap şefleriyle bir Ermeni Devleti kurulmasına karşı toplantı yaptı.
Toplantıda bulunanlar :
13′üncü Kolordu’dan Cevat Bey.
20′inci Kolordu’dan Ali Fuat Paşa.
3‘üncü Kolordu’dan Selâhaddin Paşa.
15′inci Kolordu’dan Kâzım Karabekir Paşa,
– Hadi Paşa, Abuk Paşa, Abdurrahman Şeref Paşa, ve Salih Paşalar Harp Bakanlığında Cemal Paşa’nın Başkanlığında toplanarak yeni bir askerî organizasyonun projelerini hazırladılar. Mustafa Kemal Kuvayi İslâmiye adında bir teşkilât kurdu. Bu teşkilât.. Kürtlerden, Araplardan ve Mardin bölgesindeki şeyhlerden müteşekkil… Türk. Subayları bunları idare edecekler ve Baş Komutan Mustafa Kemal olacak. Burada İstanbul’da gizli bir teşkilât kuruldu. Milliyetçileri vatan haini ilân ediyor(sh:218-219)
Sahife No: 99 Vesika No: 12
Lloyd George ile Amerikalıların Türkiye üstünde münakaşası: Lloyd George ve Lord Curzon biz neye karar verirsek Türkler onu kabule mecburdur, diyorlar ve Türkiye’ye teknik uzmanlar da göndereceklerini açıklıyorlar
Sahife 183 — Amerikalı Yahudiler de Lloyd George’a telgraf gönderip parçalanan Türk yurdundan hisse istiyorlar
Sahife 178 — Türkleri yatıştırmak için İzmir üstündeki taleplerini kabul etmiş görünelim, Yunanlılar daha fazla asker çıkartsınlar sonra vazgeçeriz
Sahife 191 — İtalyan S. Nitti, Türklerin bütün arazilerini ellerinden aldık bari ağır borç altına sokmayalım, diyor.
Sahife 231 — İzmir’e bir Türk bayrağı asarak Türk varlığını kabul etmiş görünelim, diyorlar
Sahife 258 — Venizelos, Türk bayrağı şehrin dışına asılsın Giritte’de Türk bayrağı ada dışında bir kayalıkta asılıydı, diyor
Sahife 258 — İngilizler Kürt devleti kurmak istedikleri bölgede çok fazla maden olduğundan eminler
Sahife 280 — Lord Curzon, Erzincan’ın da Ermenilere verilmesini istiyor. Ve Karadeniz’de bir Lazistan kurup Ermenilerin mandasına vermek istiyor, bu teklifi diğer delegeler tarafından kabul edilmiyor.
Sahife 293 — Lord Curzon, İstanbul’u boşaltmak için bahane olarak Mustafa Kemal’in adamları olduğu ve şehrin bu yüzden boşaltıldığını söyleriz, diyor. (sh:227-228)
Sahife No: 35 Vesika No: 5
19 Nisan 1920 Aynı toplantı:
Amerika’nın müdahalesi üstünde münakaşalar yapılıyor. Bundan pek memnun değiller. Şayet Edirne’yi de Yunanlılar almağa kalkarsa işler bozulabilir. İtalyan Nitti, Osmanlıların en zengin yerleri Yunanlılara verilmeli, diyor. Türk borçlarına ait mesele görüşülürken 1908′de Türk Hükümetine malî müşavirlik yapmış olan Mr, Laurent çağrılıp, Osmanlılardan en iyi nasıl para alınabileceğini öğreniyorlar. Sir Adam Block’a göre: Ancak müttefiklerin kontrolünde bir Türk maliyesi olabilir. Türkler hiçbir zaman kendi maliyelerini organize edemezler. Şayet Türkler, zenginleşirse biz de zenginleşiriz… Belçika da malî komisyonda yer almak istiyor.
Kürdistan meselesine gelince: Lord Curzon, bunun çok mühim bir soru olduğunu, İstanbul’dan Bağdad’a kadar bütün bölgelerde yaptığı incelemede Kürtleri temsil edecek hiç bir kimseye rastlayamadığını, Şerif Paşa’nın kendisini Kürt temsilcisi gibi göstermesine rağmen bundan emin olmadığını, esasen Kürtlerin Türklerle beraber yaşamaya alışmış olduğunu, Türklerle Kürtler’i birbirlerinden ayırmanın çök zor olduğunu, ancak İngiliz ve Fransızların manda yoluyla bu işi başarabileceklerini, Musul’da yaşayan Kürtlerin İngiliz mandasına girdiğini söyledi  (sh:241)
Sahife No: 119 Vesika No: 11
23 Nisan 1920 Aynı toplantı:
Mr. Aharonian, Mustafa Kemal’in Ordusu sizin sandığınızdan çok daha küçüktür. Ve başıboş bir ordudur, bin veya iki bin Kürt veya köylüden müteşekkildir. Nüfus hakkında hazırlanan istatistikler ise yalandır. Ermenilerin istatistikleri Avrupa ayarında olup bunlara göre Hristiyanlar çoğunluktadır. Mareşal Foch, Ermeni Devleti başıbozuk ve düzensiz bir teşkilâttır, şimdiki Ermeni idareciler ise millî duyguları tahrik edilmiş sinirli bir sistemdir. Gayet iyi teşkilâtlı Türkler karşısında hiç birşey yapmalarına imkân yoktur. Türklerin en kuvvetli kalelerinden biri olan Erzurum’u elde etmelerine imkân yoktur. (sh:243)
Sahife No: 26 Vesika No: 28
15 Mart 1920 Türkiye’deki genel durum hakkında Generallerin bildirisi :
—Gizli
— a — Politik durum :
Bütün politik kudret milliyetçi liderdedir.
b Moral durum: Halkın çoğu harplerden yorgundur. Bununla birlikte vatanlarım korumak için müthiş bir şekilde savaşacaklardır.
c — Malzeme :
1 — İnsan : Bütün ordu birlikleri milliyetçilerle birleşmişlerdir.
2 — Malzeme : Normal birlikler (iyi silâhlı, iyi besili) 3-6 ay dayanabilirler.
3 — Haberleşme : Telgraf tesisi fena değildir. Doğu ile -Batı arasında haberleşme vardır. Erzurum, Van, Karakilise ve Beyazıtta 4 adet telsiz vardır.
4 —Ulaşım: Ankara demiryolu Türklerin kontrolündedir. Fakat yakında malzeme sıkıntısı çekeceklerdir. Bunlarda Ereğli kömürü ve odun yakıt olarak kullanılmaktadır. Motorlu vasıtaları hiç yoktur, at ve katır çok az’dır.
d — Askerî kontrol ve teşkilât: Ankara, Sivas ve Erzurum’da kâfi derecede organize olmuş vaziyetteler. Konya’yı terk edersek orayı da üst olarak kullanacaklardır.
e— Milliyetçi hareketlerin genişlemesi : İzmir, Trakya ve Adana gibi Ermeni ve Avrupalı askerlerin baskı yaptığı yerlerde bilhassa artmaktadır.
f — Komşu halk : Araplar, aynı dinden olan Türklere sempati gösteriyorlar, milliyetçi hareket onlara tesir ediyor. Fakat Türklere yardım edecekleri sanılmıyor.
Kürtler: İki kısımdır. Türkleri tutanlar ve İngiliz, Fransız tesirinde kalanlar.
Azarbeycan: Türklere sempati duyuyorlar. Ermenilere çok teşekkür edilir ki, bunların ve Tatarların Türklerle birleşmesini önlüyorlar.
II — Psikolojik ve hissî:
a — İstanbul’un Türklerin elinde kalmasını isteyen Müslümanların düşüncesini anlamak çok zor. Herhalde Hindistan, Mısır, Arabistan, Afganistan, Mezapotamya, Suriye ve Azerbeycan’da üstün zümreyi teşkil eden Türkler propaganda yapıyor olmalı. Şüphesiz mahallî hâdiselerin esas sebebi, İzmir’e Yunanlıların çıkması, Büyük Ermenistan’ın kurulması fikri ve Adana’ya Hristiyan askerlerin sokulması olaylarıdır.
b — Karekteristikleri : Türkler müthiş savaşçıdır. Bilhassa memleket müdafaasında. Ordudaki subaylar çok iyi yetişmişlerdir ve iyi organize olmuşlardır. Milliyetçi çetelerin silâhları vardır, cephaneleri azdır. Hiç ulaştırma vasıtaları yoktur, buna rağmen inanılmaz bir hareket kabiliyetleri vardır.
4 — Milliyetçilerin yapabilecekleri hareketler: Milliyetçi çeteler haberleşme imkânsızlıkları ve maddî güçlüklere rağmen aşağıdaki yerlere hücum edebilirler.
a — Trakyadaki Yunanlılara.
b — İstanbul’da ayaklanmalar, İzmir’deki Yunanlılara hücum.
c — Adana’daki Fransızlara hücum,
d — Ermenistan’a hücum,
e — Mezapotamya’ya hücum,
f —Gerilla metotları tatbiki.
5 İstanbul ve Trakya :
1) Batı Trakya: 9 Yunan bölüğü, Xanthi’de 3500 silâh.
2) Gümülcüne’de 3 batarya 3500 silâh ve 3 squadron, bir batarya İtalyan bir kampani.
3) Doğu Trakya : Türkler 2500 silâh ve kaba bir tahminle 30.000 silâh çetecilerin elinde.
Müttefikler : İstanbul demiryolu üstünde bir Yunan bataryonu. Edirne’de 2 Fransız Squadron’u, Edirne halkının % 75 Türk olup silahlanabilirler.
İstanbul bölgesi: Umumî bir ayaklanma halinde -20.000 kadar silâh çıkartabilirler. Müttefikler karada 24.000 silâh ve denizde bütün donanma.
6 — Aydın Vilâyetinde Yunanlılar :
Türkler 17.000 kişiye sahip fakat Anadolu demiryolu üstünde 60.000 kişi olabileceği tahmin ediliyor. Yunanlıların 60.000 Bayonet’i var.
Türklerin üstün durumu :
a — Yunanlıların stratejik durumu iyi değil.
b — Yunanlıların işgal sırasında kullandığı metotlar bütün halkı milliyetçilerle birleştirdi, ayrıca Yunanlıların moral durumu iyi değil.
Türklerin dez avantajları :
a — İzmir bölgesinde çok fazla yerli. Rum olması,
b — Yunan kuvvetlerinin iyi organize olması,
c — Müttefikler tarafından her çeşit yardımın yapılması.
7 — Adana Bölgesi:
7.000 milliyetçi var, bir ayaklanmada 20.000 olabilir. Müttefikler ise 30.000 kişi.
8 — Ermenistan:
18,500 milliyetçi kuvvete karşı 20.000 kişilik Ermeni ordusu ve 36 dağ topları (80.000 tüfek) leri var.
9—Kuzey Mezapotamya: Türkler 2.400 kişi, müttefikler bir Hint bölüğü. (Division)
10 — Pasif Mukavemet ve Gerilla tehdidleri:
Zaman Mustafa Kemal’in lehinedir. Yunanlıların Anadolu’da savaşması, depolara hücum, demiryolunu bloke etmek, Rus Ermeni sınırım kontrol etmek, müttefiklerin karaya asker çıkartmasına mani olmak, Fırat’ta İngilizlere karşı Araplarla birleşmek ve Adanada Fransızlarla savaş, bütün bunlara mani olmak istiyorsak tam teşekküllü ordular göndermemiz gereklidir.
KISIM II
1) Türklerle yapılacak sulh anlaşması:
1 — Bütün Avrupa Türkiyesi Yunanlılara verilecek.
2 — İzmir Yunanlılara verilecek.
3 — Kürdistanda Türklerin hiç bir hakları kalmayacak.
5 — Trabzonla Erzincan arasında 40 mil mesafe askersiz hale getirilecek. Bütün bunlara ilâveten Türkiye Mezapotamya, Suriye, Filistin ve Arabistan üstündeki haklarından vaz geçecek.
2) Türkler bunlara karşı ne yapabilir:
a — Sulhu imzalamaz.
b — Genel bir ayaklanma olur ve Anadolu’yla Trakya’daki bütün Hristiyanları keserler.
c — Türkler Avrupa’da Bulgarlarla birleşip Yunanlılara karşı harekete geçerler.
d — Asyada Araplarla ve Bolşeviklerle birleşebilirler.
3) Müttefiklerin müşterek hareketi:
a — Trakya’daki Hristiyanları Fransızlar koruyacaktır.
b — Yunanlılar İzmirden Konya ve Eskişehir’e ilerliyeceklerdir.
c — Fransızlar Adana’dan Maraş istikâmetine ilerleyeceklerdir.
d — Aydında İtalyanların Türklere karşı ilerlemesi beklenemez. Kafi ölçüde kuvvet bile temin edemediler.
e — İstanbul, boğazlar ve Karadeniz İngilizler tarafından korunacaktır.
f — Kürdistanda durumdan emin olamayız, Kürtler bile ne istediklerini bilmiyorlar.
g — Ermenistan, (Erzurum Türklerin en kuvvetli kalelerinden biridir ve çok büyük bir Türk toprağının Ermenilere verilmesine göz yummazlar. Üstelik Ermeni ordusunun çarpışma kabiliyeti çok azdır. Şayet bu bölgeyi Ermenilere vermek istiyorsak mutlak silâhla müdahale etmemiz lâzımdır. Blokaj ve ticareti kesmek Anadolu gibi fazlasıyla kendi kendine yeten bir memleket için hiç bir şey ifade edemez. 1916′da Ruslar iki misli kuvvetle bile bu bölgelerde ilerleyemediler. Şimdi bizim ilerlememiz için Türklerden çok daha fazla kuvvetli olmamız zaruridir. Bu bölgeler bizi yıllarca uğraştırır.
4) İngiliz kaynakları ; Ermeniler için lüzumlu askerî malzemeyi nereden bulacağımızı söyleyemeyiz. Bugünkü İngiliz kuvvetleri İngiliz imparatorluğuna zorlukla yetmektedir.
5) Karşı koyma hareketlerinin birden patlaması hali : Yunanlılar Anadolu demiryolunda ilerlemeğe başlarca Türkler Anadolu’da yaşayan Hristiyanları Öldürebilirler. Aynı derecede eminiz ki Ermeni ve Rum’lar da silâhsız Müslümanları öldüreceklerdir. Bu hâdiseler bir kere başladımıydı artık durduramayız.
6) Diğer Müslümanlara tesiri : Filistin, Mezapotamya ve Hindistan müslümanları Türklere imzalatılan bu çok ağır anlaşmayı iyi karşılamayacaklardır. Bu sebeple imzadan çok evvel bunları tehdit etmeliyiz. 7) Netice :
Müttefikler hazır olmadıkları bir askerî durumla karşılaşabilirler. Sulh şartları bu memlekete sulh getirmeyecek kadar ağırdır. İngiliz imparatorluğu bir zamanlar Türk İmparatorluğunun olan bütün bölgeleri elde etmiştir. Ve bütün mes’uliyetlere hazır olması gerekir(sh:261-266)
Sahife No: 49 Vesika No: 33
26 Mart 1920 Amiral Sir F. de Robeck’ten Lord Curzon’a :
Kürdistan Türkiye’den tamamen ayrılıp hür olmalıdır. Ermenilerle Kürtlerin menfaatlerini bağdaştırabiliriz. İstanbul’daki Kürt Kulübü başkanı Said Abdül Kadir veya Paristeki Kürt delegesi Şerif Paşa emrimizdedir
Sahife No: 49 Vesika No: 34
29 Mart 1920 Amiral Sir F. de Robeck’ten Lord Curzon’a :
Kürtlerin çoğu bir başkan tarafından idare edilmek ister, buna rağmen Şerif Paşa Kürtler üstünde hiç bir tesiri yoktur. Şerif Paşa üstünde hiç vakit kaybetmeyiniz
Sahife No: 51 Vesika No: 36
30 Mart 1920 Amiral Sir F. de Robeck’ten Lord Curzon’a : Başvezirden Mustafa Kemal’i kötüleyen ve onların hükümetin emrine karşı gelen asiler olduklarını bildiren ve halkın hükümete itaati gerektiğini anlatan bir yazı aldık. (sh:269)
 Sahife No: 108  Vesika No: 103
28Temmuz 1920 Amiral Sir F. de Roberck’ten Lord Curzon’a :
Kürt meselesi hakkında sizin fikrinizi biliyorum, daha kat’î bir karara varmanız için bunu yazıyorum. Damat Ferit bana geldi, sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklardır, Kürt liderleri Mustafa Kemal’i sevmezler çünkü o Bolşevikliği getirmek istiyor. Siz Mustafa Kemal’den nefret ediyorsunuz çünkü o sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor, o halde Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı birlikte kullanalım, dedi(sh:277)
Sahife No: 146 Vesika No: 144′e ilâve
23 Eylül 1920 Mr. Ryan’ın Anadolu millî hareketi hakkındaki notu:
Türkler yapılan sulhu çok sert ve çok adaletsiz buldular. İstanbul hükümeti son derecede zayıf ve iflâs etmiş durumdadır. Milliyetçiler zayıf, Yunanlılar ise zırhlar içinde pırıl pırıl ve hazır. Majestenin hükümeti hangi politikayı takip edeceğini bilmiyor. Fransızlar iki kampa ayrıldılar, İtalyanlar politik ve ekonomik bakımdan Türkiye’yi emmek istiyorlar. KÜRTLERİN TÜRKLERDEN AYRILMALARI ÇOK GÜÇ. Böyle olmakla beraber Majestenin hükümeti onları Kemalistlerle Bolşeviklere karşı kullanabilir. Anadolu’yu milliyetçilere karşı cesaretlendirmeliyiz.. Halkın milliyetçilerden bitkin olduğu teorosini yaymalıyız. Ferit Paşa Anadolu’ya bir grup gönderip halkı kandırmağa çalışacak.. (sh:280)
Kaynak: İncelemeyi Yapan: Erol ULUBELEN, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye , The British Documents On The Origin Of The War 1898 – 1914 His Majesty’s Stationary Office London – 1927 Birinci Kısım 1896 – 1908 İstanbul, 1967
TIBBIYELİ HİKMET
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Cumhuriyet'in Temelinin Atıldığı Gün : 23 Nisan 1920

Pin It on Pinterest