Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak

1
Çok partili sisteme geçtiğimizden beri Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimini geride bıraktık. 13 yıldır iktidarda olan dinci- gerici AKP iktidarının ülkeyi tek parti diktasına dönüştürme ve parlamenter sistemi tasfiye etme girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Halk, 3 kez üst üste tek başına iktidar yaptığı AKP iktidarına sandıkta ”kendine gel” diyerek çok ağır bir yenilgi yaşattı. Peki bu seçimi diğer partiler ve ülkemizin geleceği açısından nasıl değerlendirmeliyiz? AKP iktidarının iktidardan düşmesinin pratik sonuçları nelerdir ?
Bu seçimlerin tartışmasız mağlubu AKP ve özelde Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Girdiği 3 seçimde de oylarını arttırarak 2011 seçimlerinde %49,9 oy ile iktidar koltuğuna oturan iktidar partisi 4 yıl içinde yaklaşık 10 puan kaybederek 2015 seçimlerinde %40,7 ile iktidar koltuğundan düştü. Artık bu seçimlerden sonra AKP nin Türkiye’nin geleceğinde tek başına söz hakkı kalmadı. Gelecek herkes açısından farklı olacak. Bu durum sadece AKP için değil tüm partiler için geçerli…
Aslında AKP nin yaşadığı büyük hezimet sürpriz bir sonuç değildi. Yıllardır ”ben geliyorum” diyen hezimet iktidarın kapısını defalarca çaldı fakat AKP hiç bir zaman hezimetin sesini duymadı. Bu gafletin en önemli nedeni Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir partinin 3 kez üst üste ”oylarını arttırarak” iktidara gelmesinin yaşattığı rehavet ve zafer sarhoşluğudur. Bugüne kadar hiç bir partiye nasip olmayan bir güce ulaşan AKP sahip olduğu güçle olgunlaşacağına şımarmayı tercih etti. Bakanların ipe sapa gelmez açıklamaları, halkı küçümseyen tavırları , örneğin sağlık bakanı Recep Akdağ’ın görme engelli bir vatandaşa ”gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz” demesi, Çevre ve Şehircilik bakanı Erdoğan Bayraktarın kendisinden yardım isteyen kanser hastası genç kızın eline 1000 TL tutuşturup ”al şu parayı ilaçlarını kendin al başka ne yapıyım” diyerek dilenci muamelesi yapması, toplumda AKP ye karşı ”Bunlar bizi adam yerine koymuyor” algısının oluşmasına neden oldu. AKP li vekil ve bakanların küstah tutumları AKP nin yıllardır ”elitist, halkı küçük görmekle” suçladığı CHP konumuna getirdi. Yani iktidar partisi seçim kazandıkça CHP lileşti. Burada kastettiğim CHP, tüm CHP liler değildir, parti içinde toplumun tüm değerlerine yabancılaşan azınlıktan bahsediyorum.
AKP nin ağır hezimetinin önemli nedenlerinden birisi de sandığın itibarsızlaştırılmasıdır. 1 saat sonrasında ne olacağı belli olmayan siyasette hedef 2023 ve hatta hedef 2071 gibi uçuk hedeflerden bahsedilmesi sandığın itibarsızlaştırılmasına neden oldu. Seçimlerin ”çantada keklik” olarak görülmesi iktidarı gerçeklik duygusundan uzaklaştırdı ve ölçüsüz icraatlar peş peşe geldi. ”Biz ne yaparsak yapalım halk bize oy veriyor” düşüncesine kapılan iktidar her gün kontrolü biraz daha kaybetti sonuçta hem kendileri raydan çıktılar hem de ülkeyi felakete sürüklediler. 7 Haziran seçimleri halkın iktidara çektiği el frenidir. Arabayı uçurumdan aşağı düşürmek üzereyken  söylenen YAVAŞ OL uyarısıdır. Orta Doğu’da yaşanan Arap baharında hükümetin ölçüsüz tutumu ve küçük Amerikacılık oynayarak bölgedeki devletlerin iç işlerine karışması toplumda güvenlik tehditi duygusuna neden oldu ve insanlar gelecekten korkmaya başladılar. Özellikle baştan sona fiyasko olan Suriye politikası halkta ”nereye gidiyoruz” sorusunun sorulmasına neden oldu, insanlar geleceklerinden çok ciddi şekilde kaygı duymaya başladılar.
İktidarın ağır yenilgisinin en önemli nedeni, toplumdaki farklılıkları yok saymasıydı. Aleviyi sapık olarak gören, Kürt’ü  cici Kürt, kötü Kürt olarak ayıran, ateistlere zerre kadar saygı duymayan, eşcinsellere i.ne diyen bir iktidarın ilelebet iktidarda kalması mümkün değildi. Toplumu dizayn etmeye çalışıp bir kalıba sokmaya çalışan iktidarlar er ya da geç mutlaka yıkılırlar. Gezi, AKP için ciddi bir uyarıydı. Sağcısı-solcusu, ateisti-müslümanı, sünnisi- alevisi, Homoseksüeli – heteroseksüeli, Türkü- Kürdü- Lazı- Çerkezi Gezi’de bir araya gelerek ”BANA SAYGI DUY” mesajı  verdi fakat iktidar bu sesi duymak yerine sağır taklidi yapmayı tercih etti. Basit bir gönül almayla çözülebilecek bir mesele hükümetin kutuplaştırıcı siyaseti yüzünden küçük bir kıvılcım olarak başlayan eylem bir anda büyük bir yangına dönüştü ve ülkenin dört bir yanını sardı. O günlerde ”ateşle oynayanın önce kendi eli yanar” uyarısını iktidar ciddiye alsaydı bugünkü ağır yenilgiyi yaşamazdı. En azından oy kaybı bu kadar yüksek olmazdı. Gezi’de meydana getirilen komünal ortam ve barış havası AKP için büyük fırsattı. İsteseydi toplumun tüm renklerini bir araya getiren bu eylemi büyük toplumsal barış projesine dönüştürebilirdi ama AKP uzlaşmayı değil kutuplaşmayı tercih etti. İktidar, gözlerini o kadar kör etmişti ki kimseyi görmüyorlardı.
Gezi’de çatırdamaya başlayan AKP ye 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması çok ağır darbe indirdi. Ülkenin en tepesinden, en aşağıdaki bürokratlara kadar devletin tüm kademelerinin yolsuzluğa bulaşması, Evlerden çıkan para kasaları, ayakkabı kutuları, milyar dolarlık ihalelerin yandaşlara peşkeş çekilmesi, bir iş adamının ”milletin a…. koyacağız”diyerek halka çok ağır küfretmesi toplumda büyük şaşkınlık ve öfke yarattı. Yıllardır ”müslüman parti”  diyerek oy verdikleri partinin islamla uzaktan yakından ilişkisi olmayan pisliklere bulaşması,  ”müslüman adamdır kul hakkı yemez” denilen bakan ve vekillerin aslında gırtlağına kadar günah çukuruna battığının ortaya çıkması AKP ye gönül veren geniş kitlelerde büyük hayal kırıklığı yaşattı. 30 Mart yerel seçimlerinde etkisini çok göstermese de gelecek için bir mesajdı. 3 ay içinde hükümet % 6 oy kaybetti. 2011 seçimlerinde AKP ye oy veren 2 milyon kişi 3 ayda AKP den koptu. Bu rakam küçük gelebilir ama değil.. Düşünün 12 yıldır gönül verdiğiniz bir partinin aslında hiç sandığınız gibi olmadığını öğreniyorsunuz. Ne kadar büyük bir travma olduğunu hayal edin. Kolay değil 12 yıl aynı partiye oy vermişsiniz ve bir anda gözünüzdeki imajı yıkılıyor. Hemen vazgeçmek çok zor…Buna rağmen 3 ayda 2 milyon kişinin oy vermemesi büyük bir olay..
İktidar 17- 25 Aralık soruşturmasında da diğer politikaları gibi yanlış bir politika izledi. Eğer üstünü örtmek yerine ismi geçen 4 bakanı yüce divana yollasaydı bu cesur davranışı yüzünden oyları artabilirdi bile… İktidar bu cesareti gösteremedi çünkü yolsuzluğun boyutu 4 bakanla kapatılacak kadar küçük değildi. Devletin en tepesinden en aşağısına kadar uzanan kirli ilişkiler zinciri yüzünden hükümet yolsuzlukların üstünü kapatmayı tercih etti. Bu da o güne kadar inanmakta tereddüt yaşayan AKP seçmenlerinin yolsuzluğa inanmasına neden oldu. Üstüne yaşam odası olmadığı için maden işçileri ölürken çok kısa bir süre sonra körün gözüne sokar gibi 1150 odalı sarayın yapılması ister istemez toplumun büyük kesiminde tepki yarattı.  Gecekondu’da asgari ücretle güçlükle yaşayan aileler, sarayın büyüklüğü karşısında isyan etti. En koyu AKP liler bile sarayın şatafatını savunacak mantıklı bir açıklama bulamadı. ”AK troll” denilen para karşılığında sanal ortamda iktidar propagandası yapan küçük azınlık dışında kimse 1150 odalı AK sarayı savunamadı. Osmanlı’nın yıkılışında nasıl Dolmabahçe, Çırağan gibi saraylar yapıldıysa AK saray da AKP nin yıkılışının habercisi oldu.
Peki bundan sonra ne olur? Eğer muhalefet eline geçen bu fırsatı iyi değerlendirip seçim barajının düşürülmesini bir an önce meclisten geçirirse AKP ve AKP gibi dikta eğilimli iktidarların ilelebet tek başına iktidar olması engellenmiş olur. Ayrıca üstü örtülen yolsuzluk davalarının tekrar açılması kanayan toplum vicdanının tedavi edilmesi için çok önemlidir. En önemlisi bu seçim ”AKP seçimle iktidardan gitmez” algısını kökten yıkmıtır. 13 yıldır bu psikolojik barajı aşamayan muhalif seçmen önümüzdeki seçimlerde daha umutlu olacaktır ve AKP nin iktidardan demokratik yollardan iktidardan gitmesinden umudu kestiği için sandığa gitmeyen muhalif seçmenler gelecekteki seçimlerde sandığa gidecektir. AKP seçmeni için ise durum tam tersi… 13 yıldır ”Biz iktidarı sandıkta kaybetmeyiz” düşüncesi bu seçimlerde  yıkılmıştır. Artık psikolojik hava AKP seçmenlerinin aleyhine…Bundan sonra seçimlerin çantada keklik olmadığını anlayacaklar. Kim ne derse desin artık Türkiye eskisi gibi olmayacak. 7 Haziran Yeni Türkiye’nin doğum günüdür ama iktidar yandaşlarının kastettiği Yeni Türkiye değil AKP NİN OLMADIĞI AYDINLIK, ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK, LAİK, HUKUK DEVLETİ OLAN YENİ TÜRKİYE…
TIBBIYELİ HİKMET

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Başkanlık Sistemini Savunmak İçin Tarihi Çarpıtanlara Cevap

Pin It on Pinterest