Büyük Ölülere Matem Gerekmez, Fikirlerine Bağlılık Gerekir.

22
Her 10 Kasım’da yüreğimi bir hüzün kaplar, kelimeler boğazımda düğümlenir, cümleler duygularımı anlatmaya kifayetsiz kalır. Sanki ilk kez yaşıyormuşum gibi her yıl aynı acıyı yaşarım yüreğimde, Her yıl saat 9 u 5 geçtiğinde o derin mavi gözlerin bir daha açılmamak üzere kapandığı anı yaşarım. Bir milleti küllerinden yeniden dirilten, emperyalizme diz çöktüren Atatürk’ü her yıl biraz daha özlerim.
Nasıl özlemeyim? Ülkemin gözümün önünde her gün biraz daha eriyip tükendiğini gördükçe nasıl yüreğimi hüzün kaplamasın? Şehitlerin kanlarıyla, anaların gözyaşıyla kurtulan vatanımı, şahşi menfaatleri için satanları gördükçe nasıl öfkelenmeyim? Çocuğunun başına kına sürerek vatan için cepheye yollayan anaları, o anaların kınalı kuzularını düşündükçe gözlerim doluyor. Bu vatan kolay kazanılmadı. Her zerre toprağında binlerce Anadolu çocuğunun kanı var, anaların ağıtları var. Böyle zorluklarla savaşarak milletine bağımsızlık savaşında önderlik yapan Mustafa Kemal’e bugün söylenen küfürleri gördükçe hem kızıyorum hem ona küfreden insan müsveddelerine acıyorum. Neden mi?
Bir ülke düşünün… Yanmış, yıkılmış, orduları dağıtılmış, her karış toprağı işgal edilmiş, padişahı esir alınmış, Kısaca her şeyini kaybetmiş, yok olmanın eşiğine gelmiş. Millet uzun yıllar süren savaşlardan yorulmuş, kaderine boyun eğmeye hazır… Böyle bir ortamda ne kadar umutlu olabilirdiniz? Düşünün… Bugün bir seçim kaybettiğimiz için birçoğunuz ‘’artık her şey bitti’’ diyip karalar bağladı. Peki ya o günleri hayal edin. Bir seçimle bile umudunuzu yitirirken, koskoca bir imparatorluğun yıkılışına, memleketin her köşesinin işgaline tanık olmuş olsaydınız geleceğe ne kadar umutlu bakabilirdiniz? İşte herkesin ‘’her şey bitti’’ dediği anda ortaya çıkıp ‘’hayır bitmedi ya İstiklal ya ölüm’’ diyebilen büyük komutanın adıdır Mustafa Kemal…
Mustafa Kemal olmak kolay değildir. Tüm umutların tükendiğinin sanıldığı bir anda ortaya çıkıp hayır hiçbir şey bitmedi diyebilmektir.  Herkes, düşmanın merhametine sığınmışken geldikleri gibi giderler diye korkmadan haykırabilmektir. Yıkılan bir imparatorluktan yeni bir devlet kuracağına, üstelik bunu yüzyıllardır padişahın kulu olmuş milletle beraber başaracağına inanmaktır. O inancını hiçbir zaman kaybetmedi. Ne olursa olsun her zaman önce milletine, sonra kendisine güvendi ve başardı.
Peki ya siz? Her 10 Kasım’da ağzını doldura doldura Atatürk’e küfreden yobazlar siz ne yaptınız? Bu ülkenin kurucusuna küfretmek dışında ne yaptınız? Ülkeniz için ne fedakarlık yaptınız? Cumhuriyetin ilan edildiği günden beri saltanat sevdasıyla yanıp tutuşuyorsunuz. İnsan gibi, kimsenin kulu, tebaası olmadan başı dik yaşamak size zor geldi. Çünkü karakterinizde itaat var. Başınızda bir çoban olmadan yaşayamazsınız. Size koyun deyince kızmayın. Koyunsunuz. Bunu ben demiyorum. Sizin özlemini çektiğiniz padişahlar diyor. Osmanlı’da halk, padişahın reayasıydı. Yani koyunlarıydı. Padişah ne emrederse yerine getiriyorlardı. Size de Osmanlı sultanları gibi bir çoban lazım ama hiç heveslenmeyin. Bizler var oldukça hevesiniz kursağınızda kalmaya mahkum…
Eğer ölümünün 77. Yıl dönümünde bile milyonlarca insan Atatürk’ü kaybetmenin acısını ilk günkü tazeliğinde yaşıyorsa, ruhu bile sizin parayla meydanlarda topladığınız sahte kalabalıkların kat kat fazlasını sokağa çıkarıyorsa ne yaparsanız yapın boş… Kaybetmeye mahkumsunuz. 1923 te nasıl yenilmişseniz tekrar yenileceksiniz ve isminiz bırakın 77 yılı 7 yıl sonra bile anılmayacak.
Bugün Atatürk’ün sadece fiziken aramızdan ayrılışının yıl dönümü. Onun miras bıraktığı, en büyük eserim dediği Cumhuriyet ve ideolojisi her zaman yanımızdadır. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarına inat Cumhuriyet’e ve Atatürk’e sahip çıkmak görevimizdir. Bugün her birimizin Mustafa Kemal olma günü… Bugün yeniden Samsun’a çıkıp yeniden ya İstiklal ya ölüm diyerek mücadele etme günü… Bugün Atatürk’ün ilelebet payidar kalacaktır dediği Cumhuriyete sahip çıkma günü. Korkmadan, pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan mücadeleye devam edeceğiz. Eğer mücadeleden vazgeçersek işte o zaman Atatürk’ü gerçekten kaybetmiş oluruz. Bu yüzden yaşadığımız tüm zorluklara rağmen Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i savunmaya devam…
TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın