Kurtuluş Reçetesi : Akıl, Bilim, Laiklik, Tam Bağımsızlık

1
’Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse diğerleri de yanlış gider” (Ciyorbano Brund)
Yazıma bu cümleyle başlamak istedim. Türkiye’nin son 13 yılında uyguladığı politikaları çok net bir şekilde özetleyen bir cümle. Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersen diğerleri de yanlış gider. Tam yaşadığımız durumu anlatıyor. Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikledik ama hala gömleğin düğmelerinin doğru olduğunu iddia ediyoruz. İlk düğmenin yanlış iliklendiğinin çok az kişi farkında… Onlar da çoğunluk tarafından hain, ajan, dış mihrak ilan edilerek susturulmaya çalışılıyor.
Türkiye, AKP iktidara gelene kadar yüzünü batıya dönmüş, kör topal olsa da bir demokrasisi olan, çağdaş dünya ile bağını koparmamak için çaba gösteren ve Ortadoğu’ya her zaman mesafeli yaklaşan bir ülkeydi. Çünkü iktidara kim gelirse gelsin Ortadoğu’nun dipsiz bir kuyu olduğunu, eğer bu kuyuya bir kez girerlerse bir daha çıkamayacağı biliyordu. Ta ki 2002 yılında AKP iktidara gelene kadar…
AKP iktidara geldikten sonra yaptığı ilk iş geçmişi inkar etmek oldu. Cumhuriyet’in 80 yıllık birikimini, kazanımlarını bir anda çöpe attılar. Sanki onlar iktidara gelene kadar hiçbir şey yapılmamış, Türkiye diye bir ülke yokmuş gibi davrandılar ve kendilerinin iktidara gelişini, devletin kuruluşu gibi gördüler. İşte gömleğin yanlış iliklenen ilk düğmesi buydu. Çağdaş ülkelerde iktidarlar birbirlerinin devamıdır. Hiçbiri kendisinden önceki iktidarı yok saymaz, düşman ilan etmez. Devleti devlet yapan devamlılıktır. Eğer bir iktidar kendisinden önceki iktidarları yok sayıyorsa bu devleti inkar etmek demektir. Bu da gelecekte çok büyük sıkıntıların habercisidir.
İktidarın ikinci büyük hatası laiklikle kavgası oldu. Sözde Osmanlıyı yeniden kurma hayalleriyle hem kendilerini, hem cahil halkı gerçekleşmeyecek saçma bir hayalin peşinden sürüklediler. Oysa yapılması gereken ruh çağırır gibi Osmanlı’yı geri çağırmak değil yaşadığımız devleti daha ileri taşımaktı. Bu da 21. Yüzyılda ancak laiklikle mümkündür. Laikliğin olmadığı ülkelerin hali ortada… Tüm İslam dünyasında kan, göz yaşı, gericilik hakim. Neden? Çünkü hiçbirinde özgürlük yok. Hepsi batı emperyalizminin boyunduruğu altında, katı dini kurallarla yönetiliyor ve en önemlisi hiçbirinde demokrasi yok. Diktatörlerle yönetiliyorlar.
Bizde de arzulanan budur. Laiklikle sürekli kavga edip sözde Allahın düzenini sağlayacağız diyenlerin hayalindeki düzen İslam ülkelerindeki düzendir. Katı dini kuralların uygulandığı, kadının erkeğin hizmetçisi olduğu, sokaklarda kadınların çarşaflı, erkeklerin sarıklı cübbeli gezdiği bir Türkiye hayal ediyorlar. Bu hayali gerçekleştirmek için yanıp tutuşuyorlar ve hayalleri önünde engel olabilecek her şeyi teker teker kanunu, hukuku hiçe sayarak kaldırmaktan çekinmiyorlar.
Bu şuursuz politika Suriye’te tek kelimeyle çuvallamıştır. Sadece mezhepçiliğe dayalı Esad düşmanlığının sonuçları ortada. İç politikada dincilik politikası tutmuş gibi görünse de dış politikada mezhepçilik tutmaz çünkü dış politika makarnayla kömürle oy toplamaya benzemez. Tarihi bilmek gerekir, bilgi gerekir, kültür gerekir. Yabancı dil bilmek gerekir, tecrübe gerekir. Soruyorum AKP iktidarında bu saydıklarımın hangisi ya da hangileri var ? Tarih bilgileri Cumhuriyet tarihi hakkında uydurulan yalanlardan ibaret. En iyi, üstad kabul ettikleri sözde tarihçi 82 yaşında, fesli bir akıl hastası. Ortadoğu tarihi hakkında en küçük bir bilgileri yok. Çünkü bugüne kadar tarihi, geçmişi öğrenmek için bir bilim dalı olarak görmediler. Cumhuriyetle kavga aracı olarak gördüler. Okudukları kitapların hepsi ya Atatürk’ü kötüleyen ya da Osmanlı padişahlarının ne kadar mükemmel olduğunu anlatan kitaplar… Eee tarih bilgisi Cumhuriyet dinsizdi, Osmanlı mükemmeldi olunca dış politikayı da Osmanlı’yı geri getireceğim diye okuman çok normal…
Bu mantıksız, gerçeklerden uzak yanlış okuma devleti uçuruma sürüklemiştir. Dış politika hırslarla, duygularla yönetilemez. Bir devletin en önemli politikası dış politikasıdır. Çünkü devletin güvenliği dış politikaya bağlıdır. Osmanlı bu gerçeği iyi bildiği için her zaman en akıllı, kültürlü devlet adamlarını Hariciyeci yapmıştır. Bizde ise şu an sadece ecdat seviciliğiyle kendisini Osmanlı’yı diriltmekle görevli gören ama Osmanlıyı da bilmeyen vasıfsız kişiler devletin kaderinde söz sahibi olmuş durumda…
Ta en baştan yanlış olan mezhepçi Suriye politikasının artık devam ettirilmesi mümkün değildir. Eğer gerçekçi politikalar yerine hala saçma hayallerle mezhepçi politikalar devam ettirilirse gelecekte çok daha büyük sıkıntılar yaşayacağımız unutulmamalıdır. Bakın.. Bugün Suriye’de Müslüman müslümanı Allahu ekber diyerek öldürüyor. Neden? Mezhepleri farklı olduğu için. IŞİD diye bir vahşi terör örgütü sözde Allah için savaştığını iddia ederek binlerce insanın kafasını tavuk keser gibi kesiyor. Neden? Bir düşünün neden 92 yıllık Cumhuriyette içimizden bir IŞİD gibi terör örgütü çıkmadı? Neden 30 yıldır mücadele ettiğimiz PKK bir şeriatçı terör örgütü değil? Neden biliyor musunuz? Sizin dinsizlik olarak gördüğünüz laiklik sayesinde. Laiklik olduğu için bu ülkenin teröristi bile şeriat devleti hayali kurmuyor. Eğer bugün Suriye gibi değilsek, toplumdan bir IŞİD çıkmıyorsa bunun nedeni laikliktir.
Atatürk yıllar önce uyarmıştı. Onun dış politikada çok basit ve net bir parolası vardı. Yurrta sulh… cihanda sulh.. Türkiye’nin bir an önce Atatürk’ün yıllar önce ifade ettiği barış çizgisine geri dönmesi gerekiyor. Artık laiklikle kavga etmeyi bırakmak gerekiyor. Laiklik ortadan kalkarsa neler olabileceğini şu an yaşıyoruz. Stratejik derinlik diye yola çıkılan yanlış politika gelinen noktada stratejik çukurluk olmuştur. Ya bu çukurun dibine kadar düşeceğiz ya da daha fazla bu çukura düşmeden kurtulacağız. Bunun için yapmamız gereken kurtuluş reçetesi şunlardır. Barışçıl bir dış politika, aklın, bilimin rehber olduğu laik rejime sonuna kadar sahip çıkmak, hiçbir devletin siyasi emellerine alet olmadan sonuna kadar tam bağımsızlığı savunmak
Yazıma bir özlü sözle başladım. Atatürk’ün bir sözüyle bitirmek istiyorum. Bakın 92 yıl önce Atatürk, bir Amerikalı gazeteciye Orta doğu hakkında neler söylüyor :
“Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onların da hakkından gelecektir…”
TIBBIYELİ HİKMET
 

Bir cevap yazın