Türk Milliyetçiliğinin Günümüzdeki En Büyük Sorunu: ‘’İdeolojik Kısırlık’’

Bir Türk Milliyetçisi olarak Türk Milliyetçilerinin en büyük sorununun ideolojik kısırlık olduğunu ve bu kısırlığın Türk – İslam sentezciliğine saplanmanın neden olduğunu savunurum.

Çünkü bir ideolojiye değişmez kuralları olan dini dâhil ederseniz ideolojik olarak değişen zaman ve şartlara göre yeni çözümler üretmeniz mümkün değildir. İslamı bir ideoloji olarak savunmanız sizi bir noktada kısıtlar.

Türk Milliyetçileri maalesef bu ideolojik tıkanmayı yaşamaktadır. Son 50 yılda Milliyetçi camia kaç fikir adamı yetiştirdi? Bir Ziya Gökalp yetiştirebildi mi? Bir Yusuf Akçura yetiştirebildi mi? Bir Zeki Velidi Togan yetiştirebildi mi?

Bu büyük fikir adamları günümüzden 80-90 sene önce yaşadıkları halde savundukları fikirler, şu anki Milliyetçilerden çok daha cesur ve ilerideydi. Çünkü bu insanlar yaşadıkları çağın şartlarının ilerisinde fikirler savundular.

Mesela 90 sene önce koyu dini yobazlığın olduğu bir dönemde Ziya Gökalp, Türkçe ezanı savunmuştur. Bugün kaç Türk Milliyetçisi Türkçe ezanı savunuyor? Savunamıyor çünkü İslam sentezciliği elini kolunu bağlıyor. Ezanın Türkçe okunması, Peygambere hakaretmiş düşüncesi, özgürce konuşmasını engelliyor.

Ezanın Türkçe okunmasını geçtim, tartışmasını bile yapamayan bir Milliyetçi camia ne üretebilir?

Bu eleştiriyi yaptığımda şöyle bir cevapla karşılaşıyorum:

”40 sene önceki şartlar farklıydı. O zamanlar Türk- İslam sentezciliğinin olması normaldi. Şartlar gereği Komünizme karşı İslamı seçtik”

Kabul ediyorum 40 sene önce ülkemizde ve dünyada siyasi şartlar farklıydı.

Kabul ediyorum 40 sene önce dünya iki kutupluydu. ABD ve SSCB vardı.

Kabul ediyorum Ülkücüler o dönemde Komünizm tehlikesine karşı devletin yanında durdu

Kabul ediyorum Türk Milliyetçileri, Komünizm tehlikesi yüzünden İslamcılarla çoğu zaman yan yana geldiler.

Ancak bu savunmayı yapanlar, bir şeyi unutuyorlar. Ben tarihte kalmış, dönemini tamamlamış eski bir ideolojiyi eleştirmiyorum. Eğer böyle olsaydı ”O zamanın şartları bunu gerektiriyordu” değerlendirmesi kabul edilebilirdi. Çünkü tarihin değişmez kuralı olayları ve kişileri dönemin şartlarına göre değerlendirmektir.

Ancak benim yaptığım eleştiride böyle bir durum yok. Ben günümüzde hala devam eden bir durumu eleştiriyorum. Ben 40 yıldır kendini yenilemeyen, çağa ayak uyduramayan bir fikri eleştiriyorum. 50 yıldır devam eden bilinçli bir tercihi eleştiriyorum. 50 yıl önce en baştan yol farklı çizilebilirdi. En azından Atsız gibi Türkçü çizgide kalarak 3. Bir yol yaratılabilirdi diyorum

1970 lerde Komünizm tehlikesine karşı Türk Milliyetçilerinin İslamcılığa yakın olmasını dönemin şartları gereği kabul edelim. Peki ya bugün?

Komünizm 1991 yılında SSCB nin dağılmasıyla bitti. Rusya bile 28 yılda değiştiği halde Türk Milliyetçileri neden kendini yenileyemedi?

İşte asıl mesele budur. Kimse şunu unutmasın. İdeolojiler, dinler gibi dogma, değişmez kuralları olan fikir yapıları değildir. Çağa ayak uyduramazsanız, kendinizi yenileyemezseniz bir gün Komünizm gibi yıkılırsınız.

Eğer Dünyada Kuzey Kore ve Küba dışında Komünist ülke kalmadığı halde siz 40 sene öncesinin siyasi duruşuyla hala Komünizm karşıtlığına devam ederseniz

Zamanın şartlarına göre Türklüğün düşmanı tanımı yapamayıp %50 oy alan İslamcıları değil de %1 oyu bile olmayan Komünizmi tehdit olarak görürseniz.

Edebiyatta, sanatta sağlam eserler üretemiyorsanız

İnsansı robotların üretildiği ve Milliyetçiliğin ekonomide, sanayide, teknolojide güçlü olmak anlamına geldiği bir dönemde siz hala laftan başka bir şey üretemiyorsanız, Milliyetçi bir ekonomi modeli ortaya koyamıyorsanız, Türk mallarının Dünyada itibarlı olması için sanayi ve teknoloji alanıyla hiç ilgilenmiyorsanız

Hiç kusura bakmayın. İşte böyle İslamcı bir iktidarla yönetilmeye devam edersiniz

Artık bize yeni söylemler lazım. Yeni hedefler lazım.

”Hıra dağı kadar Müslüman, Tanrı dağı kadar Türk’üz”, ”Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur” söylemleri 40 sene önce Komünistlere karşı geçerliydi. Komünizm tehlikesi ortadan kalktıktan sonra bu söylemler de geçerliliğini kaybetmiştir.

Şu anda Türklüğün en büyük düşmanı Türkleri ümmet haline getirip kimliğini unutturmaya çalışan İslamcılardır

İslamcılarla ”Hıra dağı kadar Müslüman, Tanrı dağı kadar Türk’üz” diyerek mücadele edilebileceğini mi sanıyorsunuz? İslamcıların karşısına İslam sentezciliği ile çıkarsanız sonuçta bugün yaşadığımız gibi İslamcıların kontrolü altına girersiniz.

Mevlana’nın dediği gibi ”Dün dünde kaldı. Bugün yeni şeyler söylemek lazım”… Bize yeni söylemler lazım.. Yeni ufuklar lazım… Dünyayı analiz etmemiz lazım… Yerli otomobil, yerli uçak üretemediğimiz için üzülmemiz lazım… Bunlara kafa yormamız lazım…

Bu ideolojik devrimi gerçekleştirmek için, İslamcılıkla mücadele için bize laik, çağdaş bir Türkçülük lazım…

Yoksa bu gidişatın sonu hiç iyi değil. Ben uyarımı yapayım da siz ister kabul edin ister kabul etmeyin

TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın