İstiklal Marşının Kabul Edilmesi ve Mehmet Akif

mustafakemalinyolunda_133158257484
Milletlerin tarihlerinde milli bayramlar ve marşlar önemli ve unutulmaması gereken değerlerdir. Marşlar ve milli bayramlar bir milletin şuurudur, hafızasıdır, geçmişi hatırlatan önemli sembollerdir. Bu yüzden milli marşlar ve bayramları değerlendirirken basit, ucuz yorumlardan kaçınılması gerekir. Milli değerleri yok sayarak sözde ”hümanistçilik” oynayanların ve milli olan her şeye faşistlik olarak bakanların ne Türk ne de Dünya tarihi hakkında zerre kadar bilgisi yoktur. Tarihte ilk milli marşımız hangisidir ? Milli marşlar ne zaman ortaya çıkmıştır ?  İstiklal marşımız nasıl kabul edilmiştir ? Bu sorulara cevap vermeden ne milli değerlerin kıymetini, ne de istiklal marşının önemini anlayamayız. Şimdi gelin biraz tarihte yolculuğa çıkalım…
Ulusal marşların geçmişi 1789 yılındaki Fransız devriminden daha eskidir. Tarih boyunca ulusal marşlar milli bir değeri ifade etmekten daha çok savaşta düşmanı korkutmak amacı taşıyordu. Dünyada bilinen en eski ulusal marş 18. yüzyılın ilk yarısından sonra İngiltere’de kraliyet törenlerinde okunan ve 1825 yılında resmi marş olarak kabul edilen ”God save the king /Queen(Tanrı kralı kraliçeyi korusun)” marşıdır. 1789 yılında Fransız devrimiyle milliyetçiliğin ortaya çıkmasıyla beraber her ulus kendi karakterini ifade etmek için milli marşlar bestelemişlerdir. 1792’de bir subayın bestelediği “İleri kardeşler, vatan için ileri/Şan şeref günü işte geldi çattı” diye başlayan La Marseillaise (Marsilyalı) marşı Fransız ihtilâlinin sembolü olmuştur
Osmanlı’da Fransız ihtilalinin etkisi dışında kalamamış, 19. yüzyılla beraber milliyetçi duygular yavaş yavaş filizlenmeye başlamıştır. Osmanlı’da ilk milli marş 1828 yılında 2. Mahmud’un meşhur İtalyan bestekar Donizetti’ye yaptırdığı ”Mahmudiye marşıdır”. Bu marş  bir padişah adına bestelenen ilk marştır. Mahmudiye marşından sonra her padişahın kendi ismine ait bir marş besteletmesi adet olmuştur. Abdülmecid tahta çıkınca yine  Donizetti’ nin bestelediği ”Mecidiye marşı ( Marş-ı Sultani)” , Abdülaziz tahta geçtiğinde Guatelli paşanın bestelediği ”Aziziye marşı”, 2. Abdülhamit tahta geçtiğinde Guatelli paşanın bestelediği ”Hamidiye marşı” ve Sultan Reşad tahta geçtiğinde Salvallo’nun bestelediği ”Reşadiye marşı” Osmanlı’da kabul edilen diğer milli marşlardır.  Vahdettin tahta geçtiğinde ”Marş bestelenecek zaman değil” diyerek ”Mahmudiye marşı” resmi marş olarak kabul edilmiştir
 
16.06.2010a10
Osmanlı bahriye bandosu. Köşede Donizetti Paşa
Donizetti, Guatelli, Salvallo dışında Sultan Abdülmecid zamanında dünyaca ünlü müzisyenler Liszt, Rossini ve o dönemde Osmanlı devletinin Paris sefaretinde bando şefi olan Johann Strauss padişah için marş bestelemişlerdir
12130
Rossini’nin besteleyip Sultan Abdülmecit’e ithaf ettiği Askeri Marş’ın 1853 İngilitere’de basılan notalarının kapağı
Giuseppe_Donizetti
Guiseppe Donizetti
Görüldüğü gibi Osmanlı döneminde bestelenen tüm milli marşların sadece ismi millidir. Gerçekte ise yabancı bestekarlara yaptırılan besteler dışında bir şey değildir. Gerçek anlamda yazılan ilk milli marş Kurtuluş savaşı zamanında kabul edilen ve hala devletimizin resmi marşı olan İstiklal marşıdır. Çünkü bir Türk’ün kaleminden çıkan ilk milli marştır ve ilk kez bir milli marş, padişah için değil millet için yazılmış, adına da padişah ismi verilmeyerek ”İstiklal marşı” ismi verilmiştir
İstiklal marşı için ilk teklif 1920 yılı sonlarında maarif vekili Hamdullah Suphi bey tarafından meclise sunulmuş ve milli marş için yarışma düzenlenmesine karar verilmiştir. Yarışmada birinci olacak olan güfteye 500, besteye ise 1000 TL ödül verilmesi kabul edilmiştir. Yarışmaya 724 şiir katılmış Mehmet Akif’in yazdığı şiir 1 Mart 1921 de mecliste 3 kez okunarak 12 Mart 1921 tarihinde mecliste ”ayakta okunarak ” ”resmi marş” olarak kabul edilmiştir.
mfmn f df
Adsız
 
Mehmet Akif’in şiirinin kabul edilmesini teklif eden bazı mebuslar
10309184_1414133335558136_7063501471640261865_n
İstiklal Marşımızın yayınlandığı Cerîde-i Resmiyye (Resmi Gazete) nüshası. 12 Mart 1921
Mehmet Akif milli marş yarışması düzenlendiğinde ilk başta yarışmaya para ödülü olduğu için katılmak istememiştir fakat maarif vekili Hamdullah Suphi beyin ricasını kıramayarak verilecek para ödülünü kimsesiz kadınlara iş öğretmek için kurulan Darül mesaiye bağışlama şartıyla yarışmaya katılmayı kabul etmiştir. Yıllar sonra  İstiklal marşını nasıl yazdığını şu şekilde ifade etmiştir
Bu marş ancak ümitle, imanla yazılabilir. O zamanı bir düşünün. İmanım olmasa böyle bir marşı nasıl yazabilirdim? Zaten ben de başka türlü düşünüp başka türlü yazanlardan değilim. Bu elimden gelmez. İçimde ne varsa olduğu gibi yazılarımdadır.
Mehmet Akif için milli marş bir milli değerdir ve hiç kimseye ait olamaz. Bu yüzden İstiklal marşını Safahat kitabına ”Bu şiir benim değil milletimindir” diyerek almamıştır. İstiklal marşını yazdıran bu milli ruhtur. Akif’in duygularını, imanını hissetmeden İstiklal marşının isminin neden İstiklal olduğunu anlaşılamaz. 20. yüzyılın en büyük antiemperyalist savaşın yaşandığı günlerde milletin nasıl harap ve bitap düştüğünü bilmeden İstiklal marşının neden ”Korkma” diye başladığı anlaşılamaz. Türklerin tarih boyunca hiç bir dönemde devletsiz yaşamadığını, ve tarihin her döneminde dinine sahip çıktığını bilmeden İsiklal marşının neden ”Hakkıdır hakka tapan milletimin İstiklal” mısrasıyla bittiği anlaşılamaz.  Bugün İstiklal marşı için ”Korkma diyor neyden korkacakmışım lan p….” diyerek hakaret edenler ne milli mücadelede yaşanılan zorlukları ne de bu milletin milli duygularını anlayamayan aciz yaratıklardır Bugün hala İstiklal marşının nasıl kabul edildiğini, Akif’in hangi duygularla yazdığını anlayamayan, ruhunda vicdanında zerre kadar milli duyguları hissedemeyenlere yine Akif’in yazdığı o büyük milli marştan cevap vermek istiyorum
Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
 
TIBBIYELİ HİKMET
 

Bir cevap yazın