Karagöz Ve Hacivat’ın Hikayesi ve Karagöz Hacivat Oyununun Tarihçesi

Gölge oyunlarının tarihi binlerce yıl öncesine dayanır. Tarihi araştırmalara göre ilk gölge oyunları Asya’da Çin, Java, Endonezya’da ortaya çıkmıştır. Türklerin ise gölge oyunlarıyla tanışması Çinliler aracılığıyla olmuştur.

Çinlilerden önce Moğollara geçen gölge oyunları, Moğollardan Orta Asya Türklerine geçmiş, Türkler Orta Asyadan Anadolu’ya göç ederken gölge oyunu kültürünü de beraberlerinde getirmişlerdir.

Gölge oyunlarının Türklere nasıl geçtiği konusunda tek iddia bu değildir. Bir başka iddiaya göre Yavuz Sultan Selim, 1517 de Mısır’ı fethettiğinde gölge oyunu kültürünü de Osmanlı’ya getirmiştir.

Karagöz ve Hacivat hakkında araştırmalar yapan Metin And bu konuda şu bilgiyi vermiştir:

“Mısır’dan XVI. yüzyılda Türkiye’ye giren gölge oyunu, Türkiye’de,Türklerin yaratıcı eliyle geliştirilip kesin biçimine vardıktan sonra yeniden Mısır’a ve ilerde göreceğimiz gibi çeşitli ülkelere yayılmıştır” (1)

Üçüncü bir iddiaya göre Osmanlı’ya gölge oyunu kültürünü Yahudiler ve Portekizliler getirmişlerdir. Dördüncü ve son iddiaya göre ise Anadolu’ya Hindistan üzerinden çingeneler getirmişlerdir.

Gölge oyununun Anadolu’ya nasıl geldiği hakkında farklı iddialar olsa da bugün hepimizin bildiği Karagöz ve Hacivat tiplemesi bugünkü halini 17. yüzyılda almıştır.

Peki hepimizin bildiği Karagöz ve Hacivat kimdir? Gerçekten yaşamış mıdır?

Karagöz ve hacivat hakkındaki bilgiler rivayete dayanır. Kesin olarak yaşayıp yaşamadıkları bilinmemektir. Bilinen en meşhur rivayet, Orhan Gazi döneminde yaşayan iki inşaat işçisi olduğudur.

Evliya Çelebinin aktardığı rivayete göre Karagöz ve Hacivat, cami yapımında çalışan iki işçidir.

Evliya Çelebi’ye göre Karagöz’ün gerçek ismi Ahmet Bali Çelebidir. Selçuklu Türklerinden olan Bali Çelebi, Türkler, Bursa’yı aldıktan sonra Bursa’ya yerleşen bir demirci ustasıdır. Hacivatın gerçek ismi ise usta başı Hacı İvazdır.

Caminin yapımı sırasında Karagöz ve Hacivatın didişmeleri ve tatlı kavgaları diğer işçileri eğlendirdiği için herkes işi bırakıp Hacivat ve Karagözü izlermiş. Bu yüzden caminin yapımı zamanında tamamlanamamış.

Orhan Gazi, caminin yapımının neden bitmediğini mimar başına sorunca Mimarbaşı, Hacivat ve Karagözün ismini vermiş. Bunun üzerine Orhan Gazi, Karagöz ve Hacivatı caminin yapımını aksattıkları için ölüm cezasına çarptırmış. Ancak Orhan Gazi daha sonra verdiği karardan pişman olmuş ve Şeyh Kuşteri isminde biri Karagöz ve Hacivatın kuklalarını yaparak padişahın üzüntüsünü hafifletmek istemiştir. Böylece Şeyh Kuşteri, Karagöz ve Hacivat oyunlarının kurucusu olarak tarihe geçmiştir. (2)

Evliya Çelebi’nin aktardığı diğer bir rivayete göre ise Karagöz, Bizans tekfurunun Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’a mektuplarını taşıyan Sofyozlu Bali Çelebidir. Hacivat ise Selçuklu Sultanı’nın Mekke ve Medine’ye mektuplarını taşıyan Yörük Halil’dir. Bu iki haberci seyahatlerinde karşılaşırlar ve esprileriyle çevresindekileri güldürürlermiş. Bir gün Hacivat, Medine’den dönerken Şam’da haydutlar tarafından öldürülür. Bu olay Anadolu’da duyulduktan sonra bir kukla sanatçısı deriden kuklalarını yapar ve Karagöz- Hacivat oyunları başlar. (3)

Evliya Çelebi’nin rivayetine göre 1623 yılında yapılan şenliklerde Karagöz ve Hacivat oyunları sergilenmiş, hatta sultan IV. Murad’ta izlemiştir. (4) 17. yüzyılda bugünkü halini alan Karagöz ve Hacivat oyunları, Sultan Abdülhamid döneminde siyasi mizah olduğu için sansürlenmiştir.

Karagöz ve Hacivat gölge oyunu bir çerçeveye gerilmiş patiska arkasında bir ışık kaynağından faydalanılarak oynatılır. Perdeye ”Ayna” denir. Perdenin iç tarafında perdenin altında tahtadan bir raf bulunur. Buna da ”peş tahtası” denir. Oyunun araç ve gereçleri bu rafta bulunur. Oyunun araç ve gereçleri zil, tef, kamış, düdük (nareke) perdeyi aydınlatacak kandil veya ampuldür. Ayrıca Y şeklinde çubuklar vardır. Bunlar birden fazla tasviri tutmaya yarar. Tasvir, perde üzerindeki görüntüdür. Karagöz ve Hacivat kuklaları 32 ya da 40 cm boyutunda olup deve, sığır, ya da manda derisinden yapılır.

Karagöz ve Hacivat oyunları 4 bölümden meydana gelir. Giriş (Mukaddime), Diyalog(Muhavere), oyun(Fasıl), Bitiş (Etilog)

Girişte nareke çalınarak ilk başta göstermelik bir tasvir olarak perdede gösterilen ev ya da bitki yukarı doğru çekilir ve Hacivat perdenin sol tarafından gelerek semai ve ardından perde gazelini okur. Ardından Karagözü sahneye çağırır ve Karagöz gelir.

Diyalog bölümü Karagöz ve Hacivatın birbirlerine bilmece sordukları bölümdür. Bu bölüm oyunun nasihat verici özelliği olan bölümüdür.

Fasıl bölümünde ise Çelebi, Tiryaki, Beberuhi. Tuzsuz Deli Bekir, Efe, Arap Efe, Zeybek, Matiz, Sarhoş, Külhanbeyi, Kopuk gibi diğer karakterler sahneye gelerek oyun başlar.

Final bölümünde Hacivat Karagöz’e “Yıktın perdeyi eyledin viran Varayım sahibine haber vereyim heman” diyerek oyunun bittiğini söyler ve tüm tasvirler sahneden çekildikten sonra çengi gelir ve müzik eşliğinde oynar.

Hacivat, oyunun bilgiç karakteridir. Medrese eğitimi almıştır. Arapça ve Farsça bilir ve konuşmalarında Arapça ve Farsça kelimeleri çok kullanarak bilmişlik yapar. Kurnazdır. Başı belaya girse de kurtulmanın yolunu her zaman bulur.

Karagöz ise Hacivatın tam tersidir. Cahil, eğitimsiz ve kabadır. Cahil cesareti diyebileceğimiz bir cesarete sahiptir. Hacivatın ağdalı cümleleriyle dalga geçer. Lafını esirgemeyen, her şeye karışan meraklı bir tiptir

Osmanlı zamanından günümüze kadar gelen Karagöz ve Hacivat oyunları her ne kadar günümüzde popülerliğini kaybetse de hala varlığını devam ettirmektedir

TIBBIYELİ HİKMET

KAYNAKLAR

  1. Metin And – Geleneksel Türk Tiyatrosu Köylü ve Halk Tiyatrosu Gelenekleri, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1985 s.278 -279
  2. Cevdet Kudret Karagöz, 1. C, Yap. Kredi Yayınları, İstanbul  2004 s.12
  3. Mustafa Mutlu Karagöz Sanatı ve Sanatçıları Kültür Bakanlığı, 2002 Ankara s.54
  4. Mutlu a.g.e. s.54

Bir cevap yazın