Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk Havacılık Mucizesi

17909
 
20. yüzyıl dünyada büyük teknolojik devrimlerin yaşandığı yüzyıldır. Özellikle yüzyılın başından itibaren batı, askeri teknolojiye büyük önem vermiş ve büyük atılımlar gerçekleştirmiştir. Askeri alanda gerçekleştirilen en önemli devrim, Uçak sanayinin gelişmesi ve uçakların savaşlarda kullanılmasına başlanmasıdır. Çünkü havacılığın gelişmesi hem sivil hem de askeri alanda devletlerin güç dengesini değiştirmiştir. Herbert Strang’ın ”Air Patrol” isimli eserinde de söylediği gibi ”İmparatorlukların geleceği ne karada ne de denizlerdedir.  Gelecek hava hakimiyetini sağlayan imparatorluklarındır”
Osmanlı, 20. yüzyıla girdiğinde ekonomisi dışa bağımlı, teknolojik gelişmelerin çok gerisinde kalmış, eğitimde bazı yenilikler gerçekleştirmiş olsa da yeterli düzeye ulaşamamış bir imparatorluktu. Yalnız bu durumda olan bir imparatorluğun büyük devletlerle aynı yıllarda havacılık teşkilatını kurması, havacılığı geliştirmeye çalışması takdire şayandır. Tüm ekonomik yetersizliklere rağmen, halkın bağışlarıyla uçaklar alınmış, yerli havacılık geliştirilmeye çalışılmıştır.  Bu yazıda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e bir milletin göklerde özgürce uçmak için gösterdiği fedakarlığı okuyacaksınız.
Osmanlı topraklarında bir uçak göklerde ilk kez dalgalandığında tarih 2 Aralık 1909 du. Baron de Catters adındaki Belçikalı pilot Voison isimli uçağıyla İstanbul semalarında 1 saatlik bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi.  Bu Osmanlı’nın uçakla tanıştığı ilk gündü.
11046646_1425928484378621_5552952442365796588_n
Osmanlı’da ilk uçuşu gerçekleştiren Baron De Catters
1910 yılı dünya havacılık tarihinde büyük atılımların gerçekleştirildiği yıldır.  Artık bütün hükümetler ordularında hava kuvvetleri oluşturmaya başlamış, bu doğrultuda çalışmalar yapmıştır. Osmanlı’da içinde bulunduğu tüm olumsuz şartlara rağmen dünya devletlerinden sadece 1 yıl sonra 1911’de havacılığa ilk adımı atmıştır.  Bu tarihte tüm balkan devletlerinde hatta Rusya’da bile havacılık faaliyetleri henüz başlamamıştı.
Osmanlı’nın havacılığa ilk adımı atmasıyla, dünya savaş tarihinde uçakların ilk kez kullanılmasının aynı yıl olması tesadüf değildir. Savaşta uçak kullanan ilk milet İtalyanlardır ve uçağın kullanıldığı ilk savaş Trablusgarp savaşıdır.  İtalya, Trablusgarp savaşına 9 uçak , 2 savaş gemisi yollamıştır. Bu İtalyan uçakları keşif uçuşları yapmış, Türk mevzilerini bombalamıştır. Hatta Bingazi’de ki ”Hilal-i Ahmer” (Kızılay) çadırlarını bile bombalamışlardır. Bombalar, Türk ordusuna fazla zarar vermese de psikolojik olarak etkiklemiştir. İtalyan ordusunda 28 uçak bulunmasına rağmen Türk ordusunda tek bir uçağın bulunmaması havacılığa ilk adımın atılmasında önemli bir etken olmuştur.
Trablusgarp’ta bir ordunun uçaktan yoksun olmasının ne olduğunu yaşayan Osmanlı, havacılık eğitimi alması için 1911 yılında iki subayını Avrupa’ya yollamıştır. Genelkurmay başkanı Mahmut Şevket Paşa, havacılıkla ciddi şekilde ilgileneceğini göstererek Genelkurmay 2. Daire Başkanlığında görev yapan Kurmay Albay Süreyya Bey’i (İlmen) havacılık teşkilatını kurması için görevlendirmiştir ve 1 Haziran 1911’de “Kıtaatı Fenniye ve Mevakii Müstahkeme Müfettişi Umumiliğinin (Harbiye Bakanlığı Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği) kurulmasıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde Hava Kuvvetleri’nin ilk temeli atılmıştır
Havacılık teşkilatının kurulmasıyla yerli uçak sanayisi için ilk adım atılmasına atılmıştır fakat devletin hava kuvvetlerini destekleyebilecek maddi gücü yoktur. Süreyya İlmen, bu durumu şu şekilde açıklamaktadır :
“Orduyu Osmanide tayyarecilik ve balonculuk teşkilatının cidden bir semere göstermesi arzu ediliyor ise en evvel yapılacak şey fedakârlıktır. Fedakârlıkta para ile olur. Bütçede tahsilâtı olmayan bir sınıf silah tabii terakki edemez.” (Süreyya İlmen, Türk Tayyarecilik ve Balonculuk Tarihi, İstanbul: Hilmi Kitapevi, 1947 s.123)
1912 yılında hükümet, ordu için keşif uçakları sipariş etmiştir ve Türk semalarında ilk yerli uçak 27 Nisan 1912 tarihinde uçmuştur. Bakırköy müftüsünün yaptığı duayla başlayan gösteri uçuşunda gerek donanma ve gerek uçak için yardım propagandası yapılmıştır.  Balkan savaşları öncesinde iki Deperdüssen, beş REP(Fransız), Bileryo, iki adet Bristol (İngiliz), ve iki adet Mars DFWs (Alman), ve Nieuports ve Harlan’dan oluşan bir hava gücü bulunuyordu fakat bu uçakların hepsi yabancı pilotlar tarafından kullanılıyordu.  Hükümet, yerli pilotların yetiştirilmesi için 1912 yılında Yeşilköy’de ilk Tayyare okulunu kurmuştur.
2437
Yeşilköy’de kurulan Tayyare Okulu
1
İlk Tayyare okulunun kurulmasından çok kısa bir süre sonra Balkan savaşları başlamıştır. Osmanlı ordusunda savaş başladığında sadece Fransa’da yetişen 2 pilot ve 17 uçak vardır.  Özellikle Edirne’de sivil halkın bombalanması  havacılığın önemini Trablusgarp’tan sonra bir kez daha acı bir şekilde göstermiştir. Artık ne pahasına olursa olsun uçak sanayi geliştirilecekti ve her zaman olduğu gbi yine milletten fedakarlık yapması istenecekti.
Hava kuvvetlerinin güçlendirilmesi için ilk adımı Mahmut Şevket Paşa ”Tayyare ianesi” kampanyası başlatarak atmıştır. Halkı kampanyaya teşvik etmek için ilk kendisi 30 altın lira bağışlamıştır Ardından Sultan Reşad, 1000 lira bağışta bulunmuştur. Serasker Rıza Paşa ‘da orduya kendi parasıyla aldığı ve ismini “Vatan” koyduğu Bleriot XI tipi uçağı armağan etmiştir.. Mısırlı Prens Celâlettin ise Depardussin tipi bir uçak alarak uçağa “Prens Celâlettin” adı verilmiştir., diğer yardım paralarıyla alınan ilk uçaklara da “Meşrutiyet” ve “Ordu” adları konmuştur
1913 yılının Temmuz ayında halkın bağışlarıyla Bleriot X tipi uçak alınarak bu uçağa, “Muavenet-i Millîye” adı verilmiştir. Kampanya’ya ülkenin çeşitli illerinden katılım olmuştur. Örneğin Edirne Tayyare Cemiyeti, Tayyare ianesi için Edirne’^de oynanan tiyatro oyunundan elde edilen geliri Donanma-yı Osmanî Cemiyeti’ne bağışlamıştır.  Erzurum polis mektebinde okuyan 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin ve öğretmenlerin kendi aralarında topladığı 800 kuruş, Tayyare ianesi için 17 Nisan 1912 (4 Nisan 1328) tarihinde, Emniyet-i Umumîye Müdüriyetine teslim edilmiştir
1
Edirne Tayyare Cemiyeti Tayyare ianesi yardım geliri makbuzu.
Tayyare ianesi kampanyasına kadınlar da duyarsız kalmamıştır. Kadınların toplum hayatında hak ettiği yeri alması, kadınlar arasında iş birliğinin arttırılması, eğitim seviyelerinin yükseltilmesi amacıyla kurulan Osmanlı Müdafaa-i Hukuk Nisvan Cemiyeti üyelerinden Belkıs Şevket hanım 1 Aralık 1913’te pilot Fethi Beyin kullandığı uçakla hem kadın haklarını propagandası yapmak, hem de orduya uçak hediye edebilmek için İstanbul semalarında gösteri uçuşu gerçekleştirmiştir. Cemiyet, orduya bağışta bulunabilmek için kartlar bastırmıştır..Kartlarda şu cümleler yazılıdır :
Osmanlı ve İslam kadınlığı namına havada tayrân ederken (Uçarken) “Kadınlar Dünyası” ismi ile muhterem ordumuza bir tayyare ihdasını (Hediye edilmesini) bilâ tefrik¬i cins ve mezhep (Irk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin) Osmanlı kadınlığından bekler (Fikret Arıt, Havalarda İlk Türk Kadınları, İstanbul: Baha Matbaası, 1967, s.7-9)
Üç hafta süren bağış kampanyasında sadece 2622 kuruş toplanabilmiştir. Oysa bir uçağın ortalama fiyatı 1000 liradır. Kampanyadan yeteri kadar bağış toplanamamasına rağmen bir Türk kadınının orduya uçak alınması için gösteri uçuşu yapması halkta büyük bir heyecan yaratmıştır. Devrim niteliğindeki bu uçuşun haberi islam coğrafyasında da ilgi yaratmış ve islam ülkelerinden de yardımlar gelmeye başlamıştır.
1
 İlk uçuş yapan Türk kadını olarak havacılık tarihimize geçen Belkıs Şevket Hanım ve Türk havacılık tarihinin ilk şehitlerinden Tayyareci Fethi Bey’in Osmanlı” adını taşıyan tayyarede uçuş öncesi çekilmiş fotoğrafları
Ocak 1914’te Türk havacılığının  gücünü Batı’ya göstermek amacıyla İstanbul – Kahire yolculuğuna karar verildi. Uçuş için halkın bağışlarıyla alınanan Muavenet-i Milliye , Prens Celaleddin ve Ertuğrul isimli uçaklar seçilmiştir. Çanakkale- Edremit üzerinde yolculuk yaparken hava muhalefeti nedeniyle Küçükkuyu mevkiinde bir ormanlık alana yere çakılmıştır.  Bunun üzerine Edremit halkı, bağışlarla yeni bir Bleriot tipi uçak satın almış, . uçağa “Edremit” adı verilmiştir. 16 Ocak 1914 de gerçekleştirilen İstanbul- Kahire uçuşu dünya havacılık tarihinde bir rekordur fakat bu rekordan daha değerli olan şey, bu rekorun halkın bağışlarıyla alınan uçakla gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Cumhuriyet döneminde, Osmanlı dönemindeki tüm çabalara rağmen yeterli bir uçak sanayisi alt yapısı devralınmamıştır fakat halkın havacılığa ilgisi devam etmiştir. Örneğin 17 Şubat 1923 tarihinde gerçekleştirilen İzmir İktisat kongresinde, Türk kadınları yerli ürünlerin yanında bir uçak maketi sergilemişlerdir.
Atatürk, uçağın bir millet için ne kadar önemli olduğuna Trablusgarp, Çanakkale ve Filistin cephelerinde şahit olmuştur. Bu yüzden Cumhuriyet’in ilanından sonra önem verdiği konulardan biri de yerli uçak sanayisinin geliştirilmesidir.  1 Kasım 1924’te meclis açılış konuşmasındaki nutkunda hava kuvvetlerinin önemini vurgulamıştır.
Adsız
Kurtuluş savaşında yaşanılan zor şartlar, ülke ekonomisini de derinden etkilemiştir. Memleketin içinde bulunduğu durumu çok iyi bilen Atatürk, yerli havacılığın halkın desteği olmadan gelişemeyeceğinin farkındaydı. Hayalinde sadece askeri havacılık değil gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sivil havacılığın da geliştirilmesi vardı ve hayalini gerçekleştirmek için 16 Şubat 1925’te Türk Tayyare Cemiyetinin kurulması emrini vermiştir. Cemiyetin 15 Şubat 1925 tarihindeki açılış töreninde şu ünlü konuşmasını yapmıştır :
”… İstikbal göklerdedir; çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar… Her işte olduğu gibi havacılıkta da en yüksek seviyede, gökte seni bekle¬yen yerini az zamanda dolduracaksın. Ey Türk Genci! Kısa zamanda gökte seni bekleyen yerini alacaksın.”(Atatürk ve Havacılık,” Hava Kuvvetleri Dergisi, Yıl:1988, Sayı:301, s.74-78)
Türk Tayyare Cemiyetinin gelişmesi için paraya ihtiyaç vardı ve bu paranın tamamen devlet tarafından karşılanması mümkün değildi. Bu nedenden dolayı cemiyet, gelirini arttırmak için çeşitli sosyal etkinlikler düzenlemiştir. Örneğin Sivas’ta at yarışlarını düzenlenmiş, elde edilen gelir cemiyete bağışlanmıştır.  Cemiyete yapılan diğer sosyal yardımların bazıları şunlardır:
Damga harçlarından sağlanan gelirin bir kısmı cemiyete aktarılmıştır.
Tütün ve sigara gelirlerinden satılan her sigara paketinden bir sigaranın bedeli cemiyet için ayrılmıştır.
Ayrıca  Uşak’taki şeker fabrikasının her yıl ürettiği ilk parti şekerin bedeli cemiyete verilmiştir.
Askerlik terhis belgelerinden küçük bir yüzde cemiyete aktarılmıştır.
Ödemiş (İzmir)’in Küre ve Bağcılar köylerinde bulunan iki cıva madeninin işletme gelirleri cemiyete bağışlanmıştır
Sosyal yardımlar dışında, 5 Ağustos 1925 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Türk Tayyare Cemiyeti , Cemiyetler Kanunu’nun 17. maddesi çerçevesinde kamuya yararlı dernek sayılarak vergiden muaf tutulmuştur.
Tüm bu sosyal faaliyetlerden elde edilen gelirlere ve devletin, kurumu vergiden muaf tutmasına rağmen cemiyetin gelişmesi için yeterli para toplanamamıştır. Artık tek çare millete başvurmak, halkı Tayyare cemiyetine bağışta bulunması için teşvik etmektir.
1925 yılında başlatılan yardım kampanyasına halk büyük ilgi göstermiştir. İlk yardımı yapan kişi ise tüm devrimlerin mimarı olan Atatürktür. Cemiyetin kuruluşunda 10 bin TL bağış yapan Atatürk hem cemiyetin gelişmesine destek olmuş, hem de halkın yardım kampanyasına katılımını arttırmak için örnek teşkil etmiştir.
Cemiyet, halkın kampanyaya katılımını arttırmak için çeşitli yollara başvurmuştur. Örneğin Anadolu’da gösteri uçuşları yaparak halkın uçakla tanışması sağlanmıştır. Pilotlar gittikleri şehirlerde, kasabalarda kurumun ilanlarını dağıtmışlardır. Bu ilanlarda uçaksız ordunun kör olduğu, uçakların Cumhuriyetin ve göklerin bekçisi olduğu gibi halkın milli duygularına hitap eden cümleler vardır. Ayrıca, alınan her uçağa bağış yapan kişinin adının verilmesi, peşin 30 lira veya taksitle 50 lira bağışlayanlara bronz, 75 lira peşin veya bir yıl düzenli taksitlerle 100 lira bağışlayanlara gümüş, 200 lira veya düzenli taksitlerle bir yılda 250 lira bağışlayanlara altın ve 5000 lira peşin veyahut 7000 liradan fazla bağışlayan kişi, aile veya kurumlara değerli taşlarla bezenmiş olmak üzere dört çeşit madalya verilmesi gibi etkinlikler halkın kampanyaya katılımını arttırmak için gerçekleştirilen uygulamalardan bazılarıdır.
Türk Tayyare cemiyetine ilk yardım Ceyhan’dan gelmiştir. Ceyhanlıların yaptığı 10.000 TL bağışla alınan ilk uçak, 25 Mayıs 1925’te deniz yolu ile İtalya’dan İstanbul’a getirilen ANSALDO A – 300, 4 tür
1
1
Halkın yardımlarıyla alınan ilk ithal uçak Ceyhan
Ceyhan uçağı, Yeşilköy hangarlarında monte edilerek 5 Haziran 1925′te uçuşa hazır hale getirilmiştir. Hürkuş’un ilk yardım gezileri de bu uçakla gerçekleştirilmiştir. Bağışlarla her yıl 250 uçak olmak üzere 4 yılda 1000 uçağın satın alınması hedeflenmiştir.  Kampanya çerçevesinde il, ilçe ve kasabaların  hava kuvvetlerine hediye ettiği  ve 1925-1935 yılları arasında Hava kuvvetlerine hediye edilen uçakların sayıları aşağıdaki gibidir :
Kampanya Çerçevesinde İl ve Kasabaların Hava Kuvvetlerine Armağan Ettikleri Uçaklar.
Adsız
Kaynak: Hv.K.K.lığı, Tarihçe Ş.Md.lüğü, Gönüllerden Göklere, Ankara, 2005.
 
1925-1935 yılları arasında Hava Kuvvetlerine hediye edilen uçaklar
Adsız
Kaynak: Hv.K.K.lığı, Tarihçe Ş.Md.lüğü, Gönüllerden Göklere, Ankara, 2005.
Tayyare cemiyetine yardım kampanyasında halkın katılımını arttırmak için Diyanet işleri Başkanlığı da üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Camilerde okunan hutbelerde, vatan savunmasının kutşallığı,  yardım kampanyasına katılmanın dini bir yükümlülük olduğu vurgulanarak halk, yardım kampanyasına teşvik edilmiştir ve hutbelerde  ”Fitre yurdumuzu kurtaracak olan tayyarenin hakkıdır. Çünkü tayyare olmazsa, tayyare kuvvetlenmezse hiç kimse bu toprakta yaşayamaz. Geçirdiğimiz zor günleri unutmayalım” gibi cümlelerle açıkça Tayyare cemiyetine yardım yapılması gerektiği halka anlatılmıştır
1
2
Diyanet İşleri Başkanlığının Tayyare Cemiyetine yardımın önemini vurguladığı hutbe (Kaynak: Türkçe Hutbe, Diyanet İşleri Reisliği Neşriyatı 3. Şehzadebaşı, 1927, s.17-24 )
Türk Tayyare Cemiyetine gelir sağlayan önemli kaynaklardan birisi de Tayyare piyangosudur.Tayyare Cemiyeti’ne nakit piyangosu tekelini veren 9 Ocak 1926 tarihli kanunun 2’nci maddesi, bilet ve ikramiyelerden kazanç, belediye vergileri ve damga resmi alınmamasını öngörüyordu.
1
Bununla beraber Cemiyet, ilk ödüllerden % 10 kesinti yapma hakkına sahipti.1927’de, ikramiyeler Veraset ve İntikal Kanunu’nun 20. maddesi hükmünden muaf tutularak verdiği ödülden hiçbir kesinti yapmayan tek örgütlenme Tayyare Piyango’su oldu.
1
9 Kânunusani (Ocak) 1926 Tarihli ve 710 Numaralı kanunla düzenlenmiş Türk Tayyare Cemiyeti Piyango Nizamnamesi
1927 yılına ait 6 aylık düzenlemelerde 447,000 bilet sattığı saptanan tayyare piyangosu bedelleriyle cemiyetin gelirlerini iki katına çıkardığı görülmüştür.Bu yüzden Tayyare piyangosunun halka daha çok tanıtılmasına çalışılmıştır. Örneğin Türk Hava mecmuasının 1 Mart 1927 tarihli sayısında Tayyare piyangosu, Avrupa’daki örnekleriyle karşılaştırılmış, Türk Tayyare piyangosunun halk tarafından büyük rağbet gördüğü bildirilmiştir. Halkın yoğun ilgisi nedeniyle Ankara ve Adana’da biletler tükenmiş, yeni biletler basılmıştır.
1
Türk Hava Mecmuası, Sayı 19,1 Mart 1927, s. 16
Halkı Tayyare piyangosuna katılmayı teşvik eden dergilerden biri de Tayyare dergisidir. 15 Şubat 1926 tarihli nüshasında ”Tayyare Cemiyeti’nin ilk büyük piyangosuna iştirak etmek hem talihe hem vatana hizmettir” denilerek Tayyare piyangosuna katılmanın milli bir vazife olduğu vurgulanmıştır.
1
Tayyare, sayı 16(22), 15 Şubat 1926, Kapak 1
Resimli Perşembe Dergisinin 11 Mart 1926 tarihli nüshasında, derginin bu sayısını alanların Tayyare piyangosuna katılacağı, her hafta Tayyare piyangosu üzerinden yapılacak olan çekilişte okuyucularına 15 lira verileceği bildirilmiştir. Ayrıca  dergi, ”Tayyare piyangosuna vereceğiniz paralarla hem kendinizin, hem çocuklarınızın, hem memleketin hayatını sigorta edebilirsiniz. Resimli Perşembe biletlere vereceğimiz parayı da size iade etmeyle, biletlerinizi de ayrıca sigorta ediyor demektir. Her hafta Perşembeyi takip ederek kazanıp kazanmadığınızı takip ediniz.” diyerek okuyucularını açıkça Tayyare piyangosuna katılmayı teşvik etmiştir.
1
Resimli Perşembe 11 Mart 1926 Numara 1- 42
Osmanlı’dan Cumhuriyete havacılık, Türk milletinin ilgi duyduğu bir konu olmuştur. Osmanlı döneminde Tayyare ianesi, Cumhuriyet döneminde ise Tayyare piyangosu gibi isimlerle halk, devletinin uçağa sahip olabilmesi için gerektiğinde iki öküzünden birini satmıştır  20. yüzyılın başında  devletin yaşadığı bir çok imkansızlığa rağmen, havacılık teşkilatının dünya devletleriyle aynı dönemde kurulmuş olması Türk milletinin fedakarlığının sonucudur.  Bugün ülkenin kaynaklarını kendilerine özel uçak almak için har vurup harman savuranların Cumhuriyet’ten ve Osmanlı’dan alması gereken çok dersler vardır.
TIBBIYELİ HİKMET
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Kazım Karabekir’in Anılarındaki Tutarsızlıklar - 2

Pin It on Pinterest