Kadını Rahat Bırak… Önce Kendine Bak…

BX-5388541deb98a
Kadın…
Dünyaya gözümüzü açtığımızda ilk gördüğümüz insan… Bizi besleyip büyüten, hastalandığımızda sabaha kadar uykusuz başımızda nöbet tutan annemiz…
Çocukluğumuzda mahallenin sokaklarında, okulun bahçesinde koşturduğumuz, saklambaç, evcilik, kör ebe oynadığımız, çubuk krakerimizi gofretimizi paylaştığımız kız kardeşimiz, arkadaşımız…
Ergenliğe girdiğimizde tek bir gülümsemesi için günlerce peşinden koştuğumuz, tavlamak için her yolu denediğimiz, her an aklımızdan çıkmayan, gecelerce onu düşünerek uykusuz kaldığımız sevgilimiz…
Evlendiğimizde, çocuğumuzu doğuran, evin tüm işlerini yapan, yemeğimizi önümüze koyan, çamaşırlarımızı yıkayan, sağa sola fırlattığımız çoraplarımızı toplayan, eve geç kaldığımızda uykusuz kalıp bizi bekleyen eşimiz, hayat arkadaşımız…
Hayatımızın her döneminde bizim için değerini hiç kaybetmeyen kadınlarımız, neden her zaman ikinci sınıf insan muamelesi görüyor? Neden her dönemimizde farklı sıfatlarla hayatımıza giren kadınları ezmeyi bir marifetmiş gibi görüyoruz ?
Nedeni çok basit…
Biz kadına, kadın olarak değer vermiyoruz. Bize ait olan bir malmış gibi değer veriyoruz. Her zaman korunması gereken aciz, güçsüz bir varlıkmış gibi sürekli hayatlarına karışıyoruz. Sıfatı ne olursa olsun. İster anne, ister kız kardeş, ister sevgili, ister eş… Biz her durumda onların üstünde söz sahibi olan bir komutan gibiyiz.
Neden o bluzu giydin? Hayır onu giyme göğüslerin belli oluyor şunu giy
Nereye gidiyorsun? Eve geç kalma çabuk gel
Dışarıda ne işin var? Tek çıkamazsın ben de geleceğim.
Hangi arkadaşınla görüşeceksin? İsmi ne? Kimin nesi? Erkekse görüşemezsin
Sürekli hesap soran kişi konumundayız. Bunu da sözde değer verdiğimizi söyleyerek yapıyoruz. Bahanemiz de hazır.
”Ben sana güveniyorum ama insanlara güvenmiyorum”.
Güvenmediğimiz kim? Erkekler…
Bunu söylerken bile kadını kendimizden koruduğumuzu itiraf ettiğimizin farkında değiliz. Aslında açık açık şunu söylüyoruz.
”Biz güvenilmez yaratıklarız. Bu yüzden seni  benim gibi güvenilmez erkeklerden yine ben koruyacağım.” Neden?
Çünkü sen kadınsın, acizsin. Seni kendimden bile ben korurum.
Çünkü çocukluğumuzdan beri sürekli bize üstün cins olduğumuz öğretilmiş
Çünkü her zaman bize koruyucu cins görevi verilmiş. Anneni koru, kız kardeşini koru, sevgilini koru, eşini koru.
Peki ya kadını erkeklerden kim koruyacak? Yine bir erkek..
Böyle sakat bir mekanizmanın doğru işlemesi mümkün mü? Her durum ve koşulda hesap soran ama hiç hesap vermeyen, hesap vermeyi de kılıbıklık sayan bir erkek… Ve her durumda hesap veren, konuşma hakkı olmayan, biraz sesini yükseltince asi ilan edilen kadın…
Bize bu üstünlük hakkını veren nedir?
Bizim de iki gözümüz, ,iki kulağımız, iki burnumuz, iki kolumuz, bacağımız var. Kadınların da…
Biz de acıkıyoruz, yoruluyoruz, susuyoruz, uyuyoruz. Kadınlar da…
Biz de hasta oluyoruz, ateşimiz çıkıyor, öksürüyoruz, zehirlenince kusuyoruz karnımız ağrıyor. Kadınların da…
Biz de olup kadınlar da olmayan neyimiz var? Sadece çükümüz
Bu kadar hava, güç gösterisi, ezme isteği topu topu bir çük yüzünden mi? Evet…
Çünkü dünyaya geldiğimizden beri bize üstün olduğumuzu hissettiren tek şey…
Bebekken hiç çekinmeden amcalara övünerek gösterdiğimiz tek varlığımız…
Büyüyünce uzunluğunu kafaya taktığımız, büyüklüğüyle övündüğümüz tek organımız…
Bizden bağımsız hareket ettiği için tüm günahlarımızı sıfırlayabilme özelliği olan tek torpilimiz…
İşlevini yerine getirmezse kendimizi ölmekten beter hissettiğimiz tek utancımız…
Kısacası erkeğin çükü her şeyidir. Taa bebeklikten ölümüne kadar kendini kadından üstün hissettiren tek varlığıdır. Çocukluktan beri erkeğin çükü hiç saklanmaz. Övünülmesi gereken bir şeymiş gibi beynimize kodlanır. Kadınlar ise her zaman vücudunu utanılacak bir şeymiş gibi saklar.
Sonuç?
Sonuç erkek tecavüz etse bile haklıdır. Kadın bebeklikten beri saklanması gerektiği öğretilen vücudunu saklamadığı için tecavüzü hak etmiştir. Yani kendisine verilen görevi unuttuğu için suçludur.
Bu sakat mekanızmayı düzeltmenin tek yolu erkeğin çük özgürlüğünü kısıtlamaktır. Çocukluktan başlayarak cinsel organlarımızın bir üstünlük ya da eksiklik göstergesi olmadığı, bunun sadece biyolojik bir özellik olduğu anlatılmalıdır. Çocukken gofretimizi tam ortadan eşit bölerek paylaştığımız kız arkadaşımızı, büyüyünce kendimizle eşit görmüyorsak, kadınlara bir malmış gibi muamele yapıyorsak, tecavüz etsek bile kadını suçlu görüyorsak bize öğretilen saçma cinsellik üstünlüğüdür.
Kadınlar bize emanet edilen bir mal değil hayatımız boyunca varlığına muhtaç olduğumuz bir parçamızdır. Bizi dünyaya getiren bile bir kadın değil mi? O halde bir çük yüzünden bu üstünlük niye?
Şimdi çükünü küloduna sok… Fermuarını çek… Ve kadını rahat bırak… Önce kendine bak… Sen de kadın gibi bir insandan başka bir şey değilsin…
TIBBIYELİ HİKMET
 
 

Bir cevap yazın