Otoriter Yönetimler, Kendiliğinden Ortaya Çıkmazlar


CHP vekili Enis Berberoğlu, MİT tırları davasında “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçundan önce müebbet cezasına çarptırıldı. Sonra 25 yıl hapis cezasına çevrildi.
Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezası almasından sonra CHP yönetimi olağanüstü toplanarak adalet için Ankara’dan İstanbul’a yürüme kararı aldı ve yaklaşık 1 ay sürecek olan yürüyüş dün başladı.
Referandum sonrası Türkiye’de yaşanan hiçbir şeye şaşırmadığım için Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezasına çarptırılmasına da şaşırmadım. Referandum sürecinde eğer evet çıkarsa ülke tamamen tek adam yönetimi altına girecek derken bugünleri kastediyordum.
Her şeye tek bir adamın karar verdiği bir ülke… İki dudağının arasından çıkan her cümlenin kanun sayıldığı bir yönetim…
Böyle bir ortamda bir CHP vekilinin 25 yıl hapis cezasına çarptırılması anormal değil… Yarın CHP nin kapatılması bile gündeme gelirse şaşırmayın. Çünkü karşımızda muhalefeti yok etmek için yemin etmiş bir hükümet var ve şu an hayal ettikleri güce kavuştuklarını düşünüyorlar. Her şeyi yapabilirler.
Bugün Enis Berberoğlu, yarın diğeri, öbür gün başkası… Önemli olan isimler değil bu duruma nasıl geldiğimizdir. 15 yıl önce eksikleri olsa da demokratik bir ülkeyken ne oldu da Osmanlı’dan bile geri bir ülkeye dönüştük?
Bu sorunun cevabı için önce kendimize bakmamız gerekiyor. Şu tarihi gerçeği hiç kimse unutmasın. Otoriter yönetimler, kendiliğinden ortaya çıkmazlar. Hukuksuz bir yönetimi, halk ve muhalefetin pasifliği yaratır. Eğer bir ülkede sağlam bir sivil toplum ve muhalefet partileri varsa o ülkede anti demokratik bir yönetim olamaz.
Bu yüzden bugünü anlamak için geçmişe bakmamız gerekiyor. Biz millet olarak görevimizi yaptık mı? Muhalefet partileri görevlerini tam olarak yaptı mı? Cevap:  Kocaman bir HAYIR.
Ergenekon ve balyoz davalarını hatırlayınız… Türk silahlı kuvvetlerinin şerefli komutanları feto kumpasıyla tek tek tutuklanırken millet ve muhalefet partileri olarak ne yaptık?
Silivri’de her duruşma öncesi nöbet tutan küçük bir grup dışında kimsenin sesi çıkmadı. Ne muhalefet partileri ne sivil toplum sesini çıkarmadı. Yürüyüş yapılmadı. Mitingler düzenlenmedi.
Yarbay Ali Tatar, suçlamaları gururuna yediremeyip intihar etti. Sesini çıkaran olmadı.
MİT Asya sorumlusu Kâşif Kozinoğlu, cezaevindeyken hayatını kaybetti. Sesini çıkaran olmadı
Malatya Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu, cezaevindeyken Karaciğer kanseri oldu. Sesini çıkaran olmadı.
Dünyaca ünlü tıp doktorumuz Mehmet Haberal, yıllarca hapis yattı. Sesini çıkaran olmadı. Hem de CHP vekili olmasına rağmen CHP kendi vekili için bugün yaptığı gibi bir yürüyüş yapmadı.
Vekiline sahip çıkmayan sadece CHP mi? Hayır…
MHP, Engin Alan tutuklandığında sesini çıkardı mı? Terörist başı Apo’yu Türkiye’ye getiren kahraman bir komutanımız Feto kumpasıyla hapiste yatarken MHP, vekili için bir yürüyüş ya da miting yapmadı. Yıllarca kaderine terk edildi.
Ergenekon ve balyoz davaları, çok fazla tepki olmadan geldi geçti. Peki ya çözüm süreci denilen bölünme sürecinde neler yaşandı? Sivil toplum ve muhalefet ne yaptı?
Teröristler, Habur’dan davul zurnayla geçti. Kimseden ses yok
Apo’nun mektubu Nevruz’da Diyarbakır’da okundu kimseden ses yok.
Terör örgütünün bayrak dediği paçavrayı taşımak suç olmaktan çıkarıldı. Kimseden ses yok.
Türklük ayaklar altına alınırken bu ülkenin “Milliyetçi” partisinin genel başkanı her Salı grup toplantısında esip gürleyip Twitter’da tweet atmak dışında hiçbir şey yapmadı.
Bayrak ve millet” mitingi gibi bir miting düzenleyeyim, halkı arkama alayım demedi. MHP’nin yapamadığını AKP iktidar partisi olduğu halde “Teröre lanet mitingi” ismiyle yaptı.
Düşünün! Bu ülkenin “Milliyetçi” partisi sesini çıkarmazken HDP ile çözüm sürecini yürüten ve şehitlerin gelmesinden sorumlu olan AKP, terörü lanetlemek için miting düzenledi.
Bu utanç muhalefete yeter de artar bile…
Gelelim 16 Nisan Referandumuna… Muhalefet partileri ne yaptı?
MHP,  Cumhuriyet’i yok edecek, Türklüğü ayaklar altına alacak olan Başkanlığa evet diyerek yangına benzin döktü
CHP ise referandumda Hayır dedi ama referandum gecesi milletin iradesi mühürsüz oylarla çalınırken ses çıkarmadı. Günlerce iktidarın emri altına giren yargının kapısında adalet beklemekle oyalandı.
Sonuç?
Sonuç işte bugüne geldik. 15 yılsonunda CHP, Enis Berberoğlu için Ankara’dan İstanbul’a yürüme kararı aldı.
Keşke bu karar Ergenekon ve Balyoz davalarında suçsuz insanlar hapis yatarken alınsaydı.
Keşke bu karar Mehmet Haberal gibi dünya çapında bir doktorumuz hapis yatarken alınsaydı.
Keşke bu karar kahraman komutanlarımız Engin Alan, yıllarca hapiste çürütülürken alınsaydı
Keşke bu karar, çözüm sürecinde Türklük aşağılanırken alınsaydı
Keşke bu karar, şehitler verdiğimizde alınsaydı
Belki o zaman bu günleri yaşamak zorunda kalmazdık. Hani şu meşhur sarı inek hikâyesindeki gibi “Sarı ineği vermeyecektik
Her şeye rağmen, bir şeyler yapmak hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Umarım bu yürüyüş adalet, demokrasi için bir uyanış olur.
TIBBIYELİ HİKMET

Bir cevap yazın