Muhalefetin Cesaretsizliği ve Ayasofya’nın İbadete Açılması

Türkiye’de muhalefetin en önemli sorunu cesarettir. Eğer AKP, 18 yıldır iktidarı kaybetmediyse bu durumun en önemli nedeni muhalefetin kendine güvenmemesidir.

AKP, icraatlarında, söylemlerinde hiçbir zaman Atatürkçü kesim ne düşünür diye korkmadı. Her zaman önceliği kendi kesimi oldu ama muhalefete her zaman “Şunu dersek muhafazakâr kesimden tepki alır mıyız?”, “Bunu yaparsak bize din düşmanı derler mi?” endişesi oldu.

Bu saçma endişe yüzünden yıllardır AKP ile dincilikte yarışmaya çalışan bir muhalefet var.

Toplasan tamamı halkın %20’si bile etmeyen bir kesimin “Din düşmanı” suçlamasını yıkmak için inatla “Hayır. Biz de dindarız” diye saçma bir ispat içindeler.

Bu siyaseti CHP, yıllardır yapıyor.

Çarşaf açılımı yaptı. Olmadı.

AKP’nin kapının önüne koyduğu isimleri partiye aldı. Olmadı.

Ben de namaz kılıyorum, benim de bacım kapalı diyen Muharrem İnce’yi aday gösterdi. Olmadı.

Olmaz.  Çünkü halk, bir şeyin orijinali varken taklidine oy vermez.

CHP nin 10 yıldır işe yaramayan saçma taktiğine en son Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda İYİ Parti de alet oldu.

Toplumun %20’lik yobaz kesiminden korkan muhalefet, Ayasofya konusunda tepki gösteremedi.

Her iki parti de “İbadete açılmasını destekliyoruz” dedi.

Peki, sonra ne oldu?

Atatürk’ün 86 yıl önce verdiği karar iptal ederek ilk kez Atatürk’ün verdiği bir karar yok sayıldı.

Muhalefet, maalesef bu gerçeği biraz geç gördü.

Atatürk’ün verdiği bir kararın iptal edilebildiğini gören yobaz kesim öyle bir cesaretlendi ki meydanlarda “Sıra hilafette” nutukları atılmaya başlandı.

Bu karardan cesaretlenen sadece yobaz kesim miydi? Hayır.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in baş makamında oturan Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkça Atatürk’e hain dedi.

Muhalefetin aklı başına Atatürk’e hain denildikten sonra geldi.

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a haddini bil dedi ama iş işten geçti.

Hani bir söz vardır. Sarı kızı vermeyecektiniz diye. Muhalefet sarı kızı verdi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Şimdi Ne Olacak?

Ayasofya kararnamesinin iptali bir başlangıçtır. Artık Atatürk’ün verdiği tüm kararlar tartışmaya açılabilir. İptal edilebilir.

Şimdiden hilafet gelecek dedikoduları başladı.

Muhalefete şunu sormak istiyorum. AKP yarın “Halifelik, ecdadımızın 400 yıl kullandığı bir unvan. Milli ve manevi bir değerimiz” derse bu teklife de “Aman din düşmanı demesinler” diye susacak mısınız?

Ayasofya konusunda “Ecdadımız Fatih’in camii yaptığı bir yer. Milletimizin talebiydi” dediğiniz gibi hilafet konusunda “Ecdadımız Yavuz Sultan Selim’den beri bizde olan, halkımızın değer verdiği bir unvan” mı diyeceksiniz?

Böyle muhalefet olmaz. Ülke açlık ve ekonomik krizden kırılırken “Bizim için Ayasofya meselesi 86 yıl önce kapanmıştır. Atatürk’ün sözü bizim sözümüzdür. Bu millet aç kardeşim? Ne Ayasofya’sı?” diyemiyorsanız kendinize muhalefet demeyin.

İnsan ilkeleriyle yaşar. İlkelerini toplumun bir kesimi tepki verecek diye değiştirmez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi ilkelerine göre Atatürk’e hain diyecek kadar cesursa siz neden “Atatürk’ün sözü bizim sözümüzdür.” Diyecek cesareti gösteremiyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürkçü kesimi düşünmeden Atatürk’e hain diyebiliyorsa siz neden yobaz kesimden korkup Atatürk’ü savunamıyorsunuz?

Atatürk’ün izinde olmak bu değildir. Atatürk, sizin sandığınız gibi dinciliğe saygı duyan biri değildi.

Öyle olsaydı ne saltanatı kaldırabilirdi. Ne hilafeti. Bunları halkın isteğiyle yapmadı. Halka rağmen yaptı. Çünkü bir hayali vardı

Bu hayalini, kurtuluş savaşı bile başlamamışken 1918 yılında Karslbad’ta tedavi görürken günlüğüne şöyle yazmıştır:

Benim elime büyük yetki ve güç geçerse ben sosyâl hayatımızda istenilen inkılâbı bir anda bir coup ile yapacağımı zannederdim. Zîrâ ben, bâzıları gibi halkı ve ulemayı yavaş yavaş benim görüşlerimin derecesinde görmeye ve düşündürmeye alıştırmak suretiyle bu işin yapılabileceğini kabul etmiyorum ve böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. Ben, bu kadar yıllık yüksek öğrenim gördükten, sosyal ve uygar hayatı inceledikten sonra neden halk seviyesine ineyim? Onları kendi seviyeme çıkarırım. Ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Bu OHAL O HAL Değil

Atatürk işte böyle bir liderdi. Korkusuz olduğu için büyük devrimci oldu.

Sizden Atatürk gibi devrim yapmanızı beklemiyorum. Yapamazsınız da zaten ama bu kadar da pasif olmayın

AKP, Atatürk’ün kararnamesini iptal edecek.

AKP, Atatürk’e hain diyecek.

AKP, Ayasofya’nın açılışını Lozan’ın yıldönümü olan 24 Temmuz’a denk getirip Cumhuriyetle hesaplaşacak.

Ancak siz “Atatürk’e hain diyenlerle, Cumhuriyetle hesaplaşanlarla beraber namaz kılmayız” bile diyemeyeceksiniz.

Neden? “Bize din düşmanı demesinler”.

Diyorlar zaten. Siz peygamberliğinizi bile ilan etseniz toplumun bir kesimi size din düşmanı diyecek.

Bu gerçeği kabul edin. Değiştirmeye çalışmayın. Değişmeyecek

Halk, İslamcılık kıyafetini AKP ye yakıştırmış. Onun üstünde güzel görüyor.

Sizin giymeniz gereken kıyafet Milliyetçilik ve toplumculuktur. Türklüğe sahip çıkacaksınız. Sosyal sorunları dile getireceksiniz. Bu kulvardan yürüyeceksiniz.

Öyle bir muhalefet yapacaksınız ki size en karşıt insan bile “Bunların dinle işi yok ama dürüst, vatansever, cesur adamlar” diyecek.

Bunu yapmadığınız sürece Türk Milleti, muhalefeti iktidara alternatif görmeyecek.

Bu millet, Ayasofya’da Cuma namazı kılan muhalefet istemiyor. Sorunlarına çözüm üreten muhalefet istiyor.

Bunun için de cesaret lazım. Mesela sokakta konuştuğunuz, sarıldığınız 100 kişiden 99’u “Açım, geçinemiyorum” derken TV ye çıkıp “Ayasofya’nın açılması Milletimizin talebiydi” demeyeceksiniz.

Yıllardır meydanlardasınız. Halkı dinliyorsunuz, konuşuyorsunuz. Kaç kişi “Ayasofya açılsın” dedi?

Milletin böyle bir talebi yok. Millet 1000 TL lik yardıma muhtaç… Millet iş istiyor. Millet insan gibi yaşamak istiyor.

Ayasofya kararını desteklemek yerine “Ne Ayasofya’sı kardeşim? Millet aç” deseydiniz emin olun halkın gözünde değeriniz artardı.

Bunu demek yerine kolay olanı söylediniz ve sınıfta kaldınız.

TIBBIYELİ HİKMET

Pin It on Pinterest