Türkler Kılıç Zoruyla Müslüman Oldu İddiası ve Gerçekler

Türklerin İslam’a geçişi hem Türk tarihi hem de Dünya tarihi açısından büyük dönüm noktalarından biridir. Çünkü binlerce yıldır Göktanrı ya inanan Türklerin İslam’ı kabul etmesi Türklerin kültürlerini, yaşam tarzlarını etkilerken aynı zamanda Türklerin siyasetini ve fetih politikasını etkileyerek Dünya tarihinin başka bir yönde yazılmasına neden olmuştur.

Eğer Türkler İslam’a geçmeseydi bugün bambaşka bir Coğrafyada, çok farklı bir kültür ve yaşam tarzıyla yaşıyor olabilirdik.

Bu yüzden İslam’ı kabul etmemiz yıllarca birçok ortam ve platformda tartışmalara neden olmuştur. Bir görüşe göre Türkler kılıç zoruyla Müslüman olmuştur. Diğer görüşe göre ise Türkler Müslüman olduktan sonra şereflenmiştir.

Her iki görüşte ideolojik bakış açısıyla yapılmış, tarihi gerçekliği olmayan, gerçek dışı iddialardır. Türkler ne kılıç zoruyla Müslüman olmuştur. Ne de İslam’la büyük millet olmuştur.

Türkler tarih boyunca hangi dine inanırsa inansın büyük millet olmuştur. Alman iktisatçı Fritz Neumark’ın söylediği gibi ‘’ Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz.”

Türklerin kılıç zoruyla İslam’a geçtiğini savunanların iddialarına kanıt olarak ileri sürdükleri tarihi olay Horasan Valisi Kuteybe bin Müslim’in Türk şehirlerini fethettikten sonra uyguladığı şiddettir.

Konunun ayrıntılarını anlatmadan önce bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Milletlerin din değiştirmesi öyle 1 günde, 1 yılda gerçekleşmez. Bu bir süreçtir.

Özellikle Türkler gibi binlerce yıl göçebe hayatı yaşadığı için Dünya’ya yayılmış bir milletin din değiştirmesini bir valinin küçük bir coğrafyadaki fetih hareketlerine bağlamak cahilliktir. Tarihi hiç bilmemektir. Çok zorlama bir yorumdur.

Çünkü Kuteybe Horasan valisiyken Türk boylarının büyük bir çoğunluğunun İslam’dan haberi yoktu. Örneğin Kırgızlar, Kıpçaklar, Kimekler, Tatarlar, Uygurlar ve Oğuzlar, Kuteybe’nin Horasan valiliği döneminde İslam’la hiç tanışmamıştı. Türklerin çoğunluğunun Müslümanlığı tanıması Abbasiler döneminde olmuştur. Emeviler dönemi karşılıklı zaferlerin ve mağlubiyetlerin olduğu bir çatışma dönemidir

Türklerin Müslüman Araplarla Tanışması

Türklerin İslam’la tanışması halife Hz. Ömer döneminde oldu.  636 yılında Kadisiye, 637 yılında Celula ve 642 yılında İslam tarihine feth-ül fütuh yani fetihlerin fethi olarak geçen Nihavend Savaşı sonrasında Sasani hükümdarı Yedzicerd’in kaybetmesiyle Müslüman Araplar İran’a hâkim oldular ve Horasan, Toharistan bölgesinde yaşayan Türklerle komşu oldular.

Arapların arka arkaya fetihler gerçekleştirdiği bu dönem, Türkler için zor ve çalkantılı bir dönemdir.  Göktürk kağanı İliğ Kağan, Çin’e mağlup olarak devletin bölünmesine neden oldu.  Bu savaş sonrası Göktürklerin Doğu toprakları Çin hâkimiyetine girdi. Batıdaki Göktürk hâkimiyeti ise 658 yılında son buldu.

Araplar, Türklerin zayıf oldukları bir dönemde üst üste fetihler yaparak İran topraklarında ilerlediler.  Bu dönemki Türklerle Araplar arasındaki savaşları değerlendirirken bu durumu göz ardı etmemek gerekir.

Kuteybe’nin Horasan valiliğine getirilmesinden önce de Türkler ile Araplar arasında savaşlar olmuştur. Bu savaşlardan bazıları şunlardır:

Basra valisi Abdullah bin Amir’in 663 yılında görevlendirdiği Abdurrahman b. Semüne Sistan fethine çıktı ve Kabil, Belh, Büsr şehirlerini fethetti ama Türklerle yaptığı savaşta mağlup olunca yerine tayin edilen Mühelleb Ebu Sufra Türkleri yenerek bölgeyi ele geçirdi

Horasan Valisi Ziyad El Harisi, önce Belh şehrinde çıkan isyanı bastırdıktan sonra Kühistan üzerine yaptığı seferde Eftalit Türklerinin hükümdarı Nizek Tarhan’ı mağlup ederek Harezm’e kadar ilerledi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  “İlk Millet Meclisinin Yüz Yaşındaki Mebusu Anlatıyor”

Diğer bir Horasan valisi olan Ubeydullah b. Ziyad Buhara’ya gerçekleştirdiği seferde Buhara Melikesi Kabaç Hatunu mağlup edip 1 milyon dirhem vergi vermesi konusunda anlaşarak vergiye bağladı. Ardından Nesef, Ramisen, Sağaniyan ve Beykent şehirlerini ele geçirdi.

Abdülmelik b. Mervan döneminde Musa b. Abdullah Eftalit Türklerini mağlup ederek Tirmiz’i ele geçirdi.

Kısacası Kuteybe dönemine gelene kadar Araplarla Türkler arasında yaklaşık 50 yıl süren bir savaş vardır ve bu savaşlarda genelde kazanan taraf Araplardır. Ancak Kutluk Kağan sayesinde kurulan 2. Göktürk devletinin zamanla güçlenmesi ve özellikle Kapgan Kağan ile Bilge Kağan döneminde Türklerin eski gücüne kavuşması 8. Yüzyıldaki Arap- Türk savaşlarında dengeyi sağlamıştır

Çok Tartışılan Kuteybe b. Müslim Dönemi ve Sonrası

Bugün ‘’Türkler Kılıç zoruyla Müslüman oldu’’ tezine konu olan dönem Horasan valisi Kuteybe b. Müslim’in Horasan valiliği döneminde Türk şehirlerinde yaptığı fetihlerdir.

Kuteybe b. Müslim 705 yılında Halife Yezid tarafından Horasan valisi olarak tayin edildi.

Kuteybe’nin Horasan valisi olduğu dönemde Türk beyleri arasında çekişme ve anlaşmazlıklar hâkimdi. Türkler arasındaki anlaşmazlıkları fırsat bilen Kuteybe kısa sürede Beykent, Buhara, Semerkant, Fergana ve Şaş (Taşkent) şehirlerini fethederek bölgede hâkimiyet kurdu.

Kuteybe Taşkent’e gelene kadar ciddi bir direnişle karşılaşmadı. Mesela Belh şehrine girdiğinde Nizek Tarhan savaşmadan Kuteybe’nin ordusuna şehri teslim edip Kuteybe ile beraber ortak hareket ederek Beykent üzerine yürüdü.

Kuteybe Beykent’i de kısa sürede fethederek şehirden ayrıldı. Ancak Beykent’ten ayrılmasından sonra şehirde isyan çıkınca bu kez şehirde kanlı bir askeri harekât gerçekleştirerek şehri yağmaladı.

Kuteybe’nin fethetmekte en çok zorlandığı şehir Buhara’ydı. Çünkü Türk beyleri geç olsa da Kuteybe’ye karşı birleştiler ve Türgeşler, Tarhun ve Buhara hükümdarı Verdan Hüdat’ın müttefik kuvvetleri, Kuteybe’yi geri çekilmek zorunda bıraktı fakat Kuteybe kısa sürede toparlanarak Türk müttefik ordularını mağlup edip Buhara’yı ele geçirdi.

Buhara’nın feth edilmesinden sonra Kuteybe’nin amacı önce Maveraünnehir’in tamamını, ardından ise Çin’i fethetmekti. Buhara’dan sonra Semerkand’ı da kısa sürede fethederek bölgedeki hâkimiyetini pekiştirdi.

Şimdi çok tartışılan Türklerin kılıç zoruyla Müslüman olması konusuna değinelim.

Kuteybe askeri anlamda çok başarılı olmasına rağmen İslam’ın yayılmasında çok başarısız bir komutandı. Türklerin Kuteybe’nin yağma ve kanlı askeri harekâtlarıyla Müslüman olması bir yana tam tersine Türklerin Müslüman olmasını 100 yıl geciktirmiştir.

Çünkü Kuteybe’nin Türkleri zorla Müslüman yapmaya kalkışması Türkleri İslam’dan soğutmuştur. Örneğin Buhara halkı üzerinde baskı kalkınca eski dinlerine dönerek tepkilerini göstermişlerdir. En-Narşahî’nin Târîh-i Buhârâ adlı eserinde Buhara halkının tutumu şöyle anlatılmıştır:

‘’Her seferinde Buhârâ halkı Müslüman oluyor, Araplar geri dönünce tekrar irtidât ediyorlardı Kuteybe üç defa onları Müslüman yapmış idi Ancak her seferinde dinden dönmüş, kâfir olmuş idiler.’’ (Târîh-i Buhârâ, s. 74-75)

Kuteybe’nin Türklere karşı uyguladığı katliam politikası dönemin Arap tarihçilerinin eserlerinde uzun uzun anlatılmıştır. Dönemin bir şairi, Kuteybe dönemini şöyle özetlemiştir:

“Türkistan’ı Araplar o kadar yakıp yıkmışlardır ki, orada yanan yıkılan ocaklar, birçok yaralı kimseler ve virânelerin direklerinden başka bir işaret ve alâmet kalmadı.” (Zekeriya Kitapçı – Orta Asya’da İslâmiyet’in Yayılışı ve Türkler, 1944 s.308)

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ”Şapka Giymeyen Hocalar Asıldı” Yalanı

Başka bir Arap şairi de Kuteybe’nin Türklere karşı politikasını şu cümleyle ifade etmiştir:

‘’Kuteybe, ömrü boyunca Türkleri kılıçtan geçirdi durdu. Bize en çok ganimet toplayan ve dağıtan da o oldu.’’ (Zekeriya Kitapçı – Orta Asya’da İslâmiyet’in Yayılışı ve Türkler, 1944 s.171)

Kuteybe’nin kanlı politikası sadece Türklere değildi. Müslüman halktan da normalde gayrimüslimlerden alınan Cizye vergisini alarak halka zulmetti

Emevilerin genel politikası da aslında İslam’ı yaymak değildi. Çünkü Emeviler, Arap Milliyetçisi bir devletti. Amaçları bir Arap imparatorluğu kurmaktı. Bu yüzden hem Arap olmayanları gerçek Müslüman kabul etmeyip Mevali olarak adlandırıyorlar, hem de gayrimüslimlerden cizye vergisi aldıkları için Türklerin Müslüman olmaması işlerine geliyordu.

Kuteybe’nin hızlı fetihleri çok uzun sürmedi. Türgiş hakanı Su –lu Kağan bölgedeki Türk beylerini de arkasına alarak Seyhun nehrini geçti ve Arapları üst üste bozguna uğratarak Maveraünnehir’in büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Su – lu Kağan’ın askeri başarılarından sonra Emevi halifesi Hişâm b. Abdülmelik, Su lu Kağan’ı İslam’a davet etti fakat Su lu Kağan, Emevi halifesinin teklifini İslamın kendilerine fayda sağlamayacağını gerekçe göstererek reddetti.

İslam coğrafyacısı Yakut el Hamavi, Su lu Kağan’ın İslam’ı neden reddettiğini şöyle anlatmıştır:

Bu askerler içerisinde ne bir hekim, ne bir kunduracı ve ne de bir terzi vardır. Hepsi askerdirler, eğer bunlar Müslümanlığı kabul eder ve İslamın şartlarını yerine getirecek olurlarsa hayatlarını nasıl sürdürürler. (Hakkı Dursun Yıldız – Türklerin Müslümanlığı, s. 493)

Türklerin Türgişler önderliğinde Araplara karşı kazandığı zaferler Horasan Valisi Cüneyt b. Abdurrahman döneminde de devam etmiştir. Su lu Kağan 730 yılında Semerkand’ı kuşattı ve tarihe Geçit savaşı olarak geçen savaşta Araplar büyük kayıp verdiler ve şehri ancak takviye kuvvetlerle elinde tutabildi.

Arapların önemli yazarlarından Ebû Osmân Amr b. Cahiz, Horasan Valisi Cüneyt b. Abdurrahman’ın Türkler karşısındaki yaşadığı korkuyu şöyle anlatmıştır:

Bir defasında Horasan Valisi Cüneyd b.Abdurrahman Türk hükümdarı Hakan ile karşılaştılar. Hakanın durumu ve kuvveti Cüneyd’i korkutup dehşete düşürdü, birlikleri ve ordusu onun gözüne çok göründü, üzerinde çok fena bir tesir bıraktı (Ebû Osmân Amr b. Cahiz – Fezâilül-Etrâk: Hilâfet Ordusunun Menkıbeleri ve Türklerin Fazîletleri, s.86)

Türkler Kılıç Zoruyla Müslüman Oldu İddiası Ne Kadar Gerçeklere Uygun?

Sonuç olarak 7. Ve 8. Yüzyıldaki Türklerle Araplar arasında ilişkiye genel bir bakış açısıyla bakarsak bu dönem Türklerle Araplar arasında bir savaş dönemidir. Bu savaş döneminde her iki tarafın birbirine bariz bir üstünlüğü olmamıştır. Kazanılan zaferler kısa süreli olmuş, şehirler kısa sürede Araplar ile Türkler arasında el değiştirmiştir

Bu yüzden Türklerin kılıç zoruyla Müslüman olduğunu iddia etmek gerçekçilikten uzaktır. Çünkü Emevilerin Türklere karşı sert tutumu tam tersi etki yaratmıştır. Buhara halkının tavrı buna çok net örnektir. Buhara dışında Kafkasya’da Hazar Türklerinin direnişi de bu iddiayı çürütmektedir.

Araplar, Hazar Türklerini de savaşta mağlup etmişlerdir ama Hazar Türklerini Müslüman yapamamışlardır. Bugün Hazar Türkleri Musevi’dir

Türklerin İslam’a geçişi Talas savaşından sonra hızlanmış ve kitleler halinde İslam’a geçiş Abbasiler döneminde olmuştur.

TIBBIYELİ HİKMET

 

Pin It on Pinterest