Kaybetmek Diktatörlüğün Kaderinde Vardır

1
İnsanlık tarih boyunca sürekli bir arayış içinde olmuştur ve yüzyıllar içinde farklı yönetim şekilleri uygulamışlardır. Önce şehir devletleri, sonra feodal beylikler  büyük imparatorluklar 1789 Fransız ihtilalinden sonra milliyetçilik akımıyla başlayan ulus devletler.. Bu dönüşüm içinde bugün en iyi kabul edilen yönetim şekli demokrasi ve Cumhuriyettir. İkisini ayrı ayrı kullandım çünkü her demokrasi cumhuriyet olmadığı gibi her cumhuriyette demokratik değildir. Demokratik rejimlerin olmazsa olmaz şartı halkın hür iradesini kullanarak yaptığı bağımsız seçimlerdir fakat sandık demokrasinin teminatı değildir. Tarih, sandık ile iktidara gelen diktatörlerle doludur. Hepsi iktidarda olduğu zamanda geniş halk kitleleri tarafından desteklenmiştir. Günü geldiğinde ise kimi intihar etmiş kimi ise desteklendiği halk tarafından idam edilmiştir. Şimdi bir zamanlar büyük güç sahibi olan, halkın bir kesiminin taparcasına sevdiği ama sonunda feci şekilde can veren diktatörleri görelim.
Benito Amilcare Andrea Mussolini (29 Temmuz 1883  – 28 Nisan 1945)

Benito Mussolini. İtalya’nın faşist diktatörü. 29 Temmuz 1883’te Forli’de dünyaya geldi. Siyasete ilk olarak 1904 yılında sosyalist partiye katılarak başladı ve partinin yayın organı olan Avanti gazetesinde bir süre yazarlık yaptı. 1. Dünya savaşının başlamasından sonra orduya yazıldı. Savaş sırasında tarafsızlık politikası yüzünden Sosyalist partiyle ters düştü ve gazeteden ayrıldı. İki yıl boyunca piyade olarak askerlik yapan Mussolini savaşta yaralandıktan sonra Milano’ya döndü Burada sağ görüşlü Il Popolo d’Italia Gazetesi’nin editörü oldu. Il Popolo d’Italia Gazetesini çıkarmaya başladıktan birkaç ay sonra da Sosyalist Parti’den atıldı.   Bu tarihten sonra sosyalizmden soğuyan Mussolini dünyayı kana bulayan faşizm ideolojinin kurucusu oldu.
1921 yılında ekonomik olarak çökmüş İtalyada  Ulusal faşist partiyi kurdu. Kaos ortamından yararlanan Mussolini rüzgarını arkasına alarak ülkenin problemlerini çözeceğini vaat ediyor ve eski Roma İmparatorluğu’nun ihtişamlı günlerine geri dönüleceğine söz veriyordu. Partinin yarı askeri milis kuvveti olarak kurulan Kara Gömlekliler örgütü ise ekonomik durumun kargaşasında faydalanarak büyük bir sıçrama yapan komünist gruplarla, grevci işçilerle çatışıyordu.1922’nin Ekim ayında Mussolini önderliğindeki faşistler toplam 26.000 kişi ile beraber Napoli’den Romaya yürüme kararı aldılar. Savaş sonunda istediğini elde edemediği için hayal kırıklığına uğramış olan İtalyan halkının durumunu Mussolini’nin düzeltebileceğini anlayan Kral III. Vittorio Emanuele, toplumsal krizi şiddetsiz bir yolla çözmek için 31 Ekim 1922 tarihinde Mussolini’yi başbakan olarak atadı. Mussolini İktidara geldikten kısa süre sonra diktatörlüğünü ilan etti. Kendisine muhalif olan gazeteleri kapattı. gazetecileri hapiste çürüttü. Sendikaları kanun dışı kabul etti sendika hareketlerini yasakladı. Muhalefete nefes aldırmayan Mussolini diğer yandan İtalya’da büyük ekonomik yatırımlar gerçekleştirdi. Ülkenin dört bir yanını tren raylarıyla döşedi tarımda büyük atılımlar yaptı. Çökmüş İtalya ekonomisini kısa sürede canlandırarak yandaşlarının gözünde tanrı olarak görülmeye başlandı.
1930 lu yıllar Mussolini gücünün zirvesinde olduğu bir dönemdi. O artık Duceydi. İtalya’nın tek sahibiydi. 1936 yılında Habeşistan’ı işgal etti. Aynı yıl Hitler ile Berlin- Roma mihverini kurdu. Nazizm ve faşizm iş birliği dünyanın hakimi olma amacıyla ikinci dünya savaşına kol kola girdi. 2. Dünya savaşında milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu fakat o hala yandaşlarının gözünde mükemmel bir liderdi.
Benito_Mussolini_and_Adolf_Hitler
Mussolini, Adolf Hitler ile birlikte Münih’te, 1937.
Ve Mussoli’nin yıkılışı.. 1940 yılında İtalya’yı 2. dünya savaşına sokan Mussolini başlangıçta başarılı olsa da Balkanlarda mütteffiklere mağlup oldu. Savaştaki başarısızlık yüzünden ülkedeki Komunistlerin isyanı ve müttefiklerin 1943 yılında Sicilya’ya asker çıkarmasından sonra kral Emanuelle tarafından görevden alındı. Müttefikler tarafından esir alınan Mussolini’nin yardımına Hitler koştu. Gran Sasso’da bulunduğu otelden gizli bir operasyonla kaçırıldı. Bir süre Viyana’da yaşadıktan sonra tekrar ülkesine döndü. Cumhuriyetçi faşist partiyle beraber İtalyan sosyal Cumhuriyetini kursa da eski gücünden çok şey kaybetmişti. O artık halkın taptığı adam Duce değildi.
Savaşın sonunda her şeyini kaybettiğini anlayınca önce İspanya’ya sonra İsviçre’ye kaçmak için harekete geçti fakat yolda partizanlarla çatışmaya girdi. Çatışma sonunda partizanlara yenik düşen Mussolini hakkında ulusal kurtuluş komitesi ölüm emri verdi. 28 Nisan 1945 te esir tutulduğu çiftlik evinde sevgilisi Petacci ile vurularak idam edildi. Cesedi sevgilisiyle beraber Milano’nun Lorento meydanında bir benzin istasyonunun çatısına ayaklarından baş aşağı asılarak teşhir edildi. Bir zamanlar yandaşlarının taptığı  Mussolini kendi ülkesinde öldürülerek hem de ibret olsun diye ayaklarından asılarak can verdi. O  bir zamanlar İtalya’nın en güçlü adamıydı. Bir DİKTATÖRDÜ
Mussolini_e_Petacci_a_Piazzale_Loreto,_1945
Mussolini’nin ve sevgilisinin Lorento meydanında teşhir edilen cesedi
Adolf Hitler (20 Nisan 1889, –  30 Nisan 1945)
 diktatorler
 
Adolf Hitler… Almanya’nın faşist diktatörü. 20. yüzyılda Josef Stalin’den sonra en fazla katliam gerçekleştiren ikinci lider… 20 Nisan 1889 da yukarı Avusturya’nın Braunau am Inn kasabasında dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu kasabada Orta okulu ise Linz şehrinde okudu. Lise ilk sınıfta derslerdeki başarısızlığından dolayı sınıfta kaldı. Ressamlıkla ilgili ilk düşünceleri bu dönemde başladı.  1907 yılında ressam olma amacıyla Viyana’ya geldi. Güzel sanatlar akademesinde girdiği sınavlarda başarısız oldu ve kendisine mimar olması önerildi. Lise mezunu olmadığı için mimarlık fakültesine de giremeyen Hitler parasız, aç, sefil bir halde sokakta kaldı.
Bir süre sokaklarda kendi yaptığı tabloları satarak para kazanmaya çalıştı. 1909’da evsizler yurduna yerleşti. Posta kartlarından kopyaladığı manzara resimlerini, dükkanlara ve turistlere satarak geçinmeye çalışan Hitler, 1910 yılında çalışan fakir adamların kaldığı bir eve yerleşti. Yahudiler hakkındaki nefret duyguları ilk kez bu dönemde başladı. Lanz von Liebenfels’in ırk ideolojileri ve antisemitizm hakkındaki yazılarından ve Viyana Belediye Başkanı, aynı zamanda Hıristiyan Sosyal Partisi’nin kurucusu ve tarihin en şiddetli demagoglarından Karl Lueger ve pan-Cermenist Georg Ritter von Schönerer gibi politikacıların yarattığı polemiklerden etkilendi.
HitlerMaryWithJesus
Hitler’in 1913 senesinde çizdiği, yağlıboya bir Meryem ile İsa tablosu.
1. Dünya savaşı sokaklarda sefil halde yaşayan ve Yahudiler hakkında yavaş yavaş nefret duyguları besleyen Hitler için hem kurtuluş hem de macera oldu. Orduya katılarak1. Ypres muharebesi, Somme muharebesi,Arras muharebesi ve Passchendaele muharebelerinde topçu onbaşı rütbesiyle savaştı.Kasım 1918’de Almanya’nın teslim olmasıyla şoka uğradı. Birçok Alman milliyetçisi gibi o da savaş alanında değil masada yenilmelerini tasvir eden ‘sırtından bıçaklandığına’ inandı
 
Hitler_WWI
I. Dünya Savaşı’nda Hitler (sol) ve Foxl (köpek), 1915.
1919 yılında yeni kurulmuş olan Alman işçi partisine (Deutsche Arbeiterpartei, DAP) katıldı. Hitabet yeteneği ile partide kısa süre içinde yükselerek 29 Temmuz 1921 de partinin lideri oldu Alman işçi partisinin ismini Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei, NSDAP) olarak değiştirdi. Hitler’in siyasi hayatında ilk ses getiren hareketi 9 Kasım 1923 deki birahane baskını olarak bilinen darbe girişimi oldu. Münihteki Bavyera hükümetini devirmek isteyen Hitler başarısız oldu. 1924 yılında 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldı. Hapisteyken daha sonra çok ünlenecek olan Kavgam ( Mein Kampf) kitabını yazdı. Hitler’in hapiste geçen bu 5 yıllık dönem gelecekteki diktatörün ayak sesleriydi.
Hitler's_DAP_membership_card
Hitler’in Deutsche Arbeiterpartei (DAP) yani Alman İşçi Partisi’ne kayıtlı olduğunu gösteren kart.
Hitler 1929 yılında hapisten çıktığında dünyada büyük bir ekonomik kriz vardı. Almanya ekonomisi de bu krizden etkilenmiş, devlet büyük bir kriz içine girmişti. Bu kaos ortamında yapılan 1930 seçimlerinde NSDAP %18 oy alarak SPD den sonra ikinci parti oldu. Ekonomik krizden kaynaklanan kaostan faydalanan Hitler 31 Temmuz 1932 yılında %37 oy alarak parlamentoda 1. parti oldu. Her geçen gün oyunu ve popülaritesini arttıran Hitler için 27 Şubat 1933 teki Reichstag yangını bir dönüm noktası oldu. Yangını Hitler’e bağlı Gestapoların çıkardığı bilinmesine rağmen Komunistler suçlu olarak gösterildi ve bu bahaneyle NSDAP ve Alman Ulusal Halk Partisi dışındaki tüm partilerin yayınları ve seçim çalışmaları durduruldu.5 Mart 1933 günü yapılan seçimlerde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi %44 oy olarak üst üste girdiği üç seçimde de oylarını arttırarak ülkenin mutlak iktidarı oldu.
Hitler’in iktidara geldikten sonra yaptığı ilk icraat çıkardığı yetki kanunuyla meclisi feshetmek oldu. Artık o Almanya’nın tek hakimiydi. Bir zamanlar Münih sokaklarında kart postal satan, aç kalan fakir Avusturyalı şimdi ise ülkenin tek hakimi durumundaydı. Meclisi fesheden Hitler’in daha sonraki icraatları muhalif gazeteleri kapatmak, gazetecileri öldürmek, işçi sendikalarını yasaklamak gibi icraatlar oldu. Muhalefetin korkulu rüyası olan Hitler yandaşlarının gözünde büyük bir kahramandı. Kısa sürede çöken Alman ekonomisini canlandırdı. Almanya’nın dört bir tarafında büyük yollar yaptı, sanayi atılımları gerçekleştirdi. Özellikle  teknolojik ve askeri alanda büyük başarılara imza attı.
Adolf Hitler auf dem Balkon der Reichskanzlei
Berlin’deki Reichskanzle’nin (Başbakanlık Binası) balkonundan kendisini selamlayan coşkulu kalabalığı izlerken, 30 Ocak 1938.
Almanya’yı dünyanın hakimi yapma parolasıyla yola çıkan Hitler 1 Eylül 1939 ‘da Polonya’ya saldırdı ve sırasıyla Polonya, Danimarka-Norveç, Fransa cephelerinde galip geldikten sonra Çelik Paktı’ndan askeri bir darbe ile ayrılan Yugoslavya’ya bir cezalandırma saldırısı uyguladı, ardından işgal etti. Daha sonra müttefiki İtalya Krallığı ile savaşta olan Yunanistan’ı Bulgaristan ile birlikte işgal etti. Kısa sürede büyük bir ilerleme gösteren Hitler Almanyası Amerika’nın savaşa katılmasıyla durakladı. Normandiya çıkarmasında müttefik kuvvetlerine mağlup olan Almanya geri çekilmeye başladı ve bu yenilgi Almanya için sonun başlangıcı oldu. Değişen dengeler sonucunda Sovyetler hızlı bir ilerlemeye başladı. Stalingrad’da esir düşen asker sayısınında fazla olması nedeniyle Alman Ordusu güçsüz bir konuma geldi. Sırasıyla Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Finlandiya taraf değiştirdi. Yugoslavya topraklarında ise partizan gruplar belli başlı bölgelerde yönetimi ele geçirdiler. 1945 baharında ise Sovyet birlikleri Polonya’yı ele geçirdi ve Pomeranya’da ilerlemeye başladı. 16 Nisan’da başlayan Berlin Muharebesi 2 Mayıs’ta sonuçlandı. Reichstag’da Sovyet bayrağı dalgalanıyordu.
Büyük umutlarla ülkesini savaşa sokan Hitler için artık yolun sonu gelmişti. Sovyetlerin Berlin’e girmesine rağmen ülkesini terketmedi. Askerleri ve sevgilisi Eva Braun ile sığınağında kalmayı tercih etti. Ölümünden 1 gün önce Eva Braun ile evlendi ve nikah hediyeleri birbirlerine verdikleri siyanür oldu. Eşiyle beraber 30 Nisan 1945 te siyanür içerek intihar etti. İşini şansa bırakmamak için siyanürle beraber kafasına bir kurşun sıktı.  Cesedinin Mussolini gibi teşhir edilmesinden korkan Hitler’in emriyle askerleri cesedini yakarak  Führerbunker bahçesine gömüldü. Rus güçleri içeri girip cesetleri bulduğunda ise diş kayıtlarıyla yapılan otopside Hitler’in ve Eva Braun’un cesetleri teşhis edildi.   Mezarının kutsal bir tapınak haline gelmesini istemeyen Sovyetler yanmış cesedi 25 yılda 8 kez farklı yerlere gömerek taşıdı. 4 Nisan 1970’de bir Sovyet KGB ekibi tarafından, Magdeburg’da bulunan SMERSH’in tesisinde bulunan mezardan Hitler ve Braun’un kalıntılarını çıkarılarak tamamen yakıldı ve külleri Elbe Nehri’nin bir kolu olan Biederitz nehrine döküldü.
Stars_&_Stripes_&_Hitler_Dead2
Birleşik Devletler’de bir gazetede Hitler’in ölüm haberi.
Adsız
Hitler’in Führerbunker’in bahçesinden çıkarılan yanmış cesedi

Hitler’in yanmış cesedi
öhhhyöhyöyh
Hitler’in cesedi otopside

Adsız
Hitler’in cesedi ve cesedi teşhis eden doktorlar
Hitler ve Mussolini… İkisi de yaşadığı dönemde kendi devletlerinin mutlak hakimiydi. İkisi de siyasete tecrübesiz ve bir anda girdi. İkisi de iktidara gelirken ülkedeki kaos ortamından faydalandı. İkisi de kendisini milletlerine kurtarıcı olarak gösterdi. İkisi de iktidara geldikten sonra muhaliflerini yok etmek için her şeyi yaptı. İkisi de ekonomide büyük başarılara imza attı. İkisi de ülkesini geniş yollarla demir yollarıyla döşedi İkisi de yandaşları tarafından çok seviliyordu. İkisi de iktidara seçimle geldi ve ikisi de feci şekilde can verdi. Biri kendi ülkesinde öldürülerek cesedi meydanda teşhir edildi diğeri ise intihar edip cesedini yaktırdı şimdi ise mezarı bile yok. Tarih boyunca ülkelerinde iktidara gelen diktatörler iktidarları boyunca hem büyük başarılara imza atmıştır hem de ülkelerine büyük felaketler yaşatmışlardır. Hızlı bir yükselişin devamında hızlı bir çöküş… Yıkılmak ise diktatörlüğün kaderinde vardır
TIBBIYELİ HİKMET
 

Kaybetmek Diktatörlüğün Kaderinde Vardır” için bir yorum

  • Ocak 22, 2015 tarihinde, saat 10:28 pm
    Permalink

    Hitler’in 1930’da söylemiş olduğu bir söz var: “İnsanlar benim gerçek kimliğimi hiçbir zaman öğrenmemelidirler. Nereden geldiğimi ve aile geçmişimi hiçbir zaman bilmemelidirler.”diye. Bu sebeple olacak ki nazilerin haritadan sildiği ilk yerleşim alanı Döllersheim adındaki köydür. Hitler, Döllersheim’da tankların atış talimi yapacağını, bu araziyi o amaçla kullanacağını söylemiş ve bu köyü talan ettirmiştir. Fakat daha sonra Döllersheim’da tek bir tank bile atış yapmamıştır.
    Neden?
    Döllersheim, Hitler’in babası Aloys Hitler’in doğum kayıtlarının bulunduğu kasabaydı. Adolf Hitler’in babaannesinin mezarı ve belki de Hitler’le bağı bulunan birçok kişinin mezarı işte bu Döllersheim denen yerdeydi. Hitler bu mezarlığın yok edilmesi emrini vererek aynı zamanda tüm geçmişini ve tüm anılarını da kasıtlı olarak ortadan kaldırmıştır. Adolf Hitler’in babası Aloys Hitler’in babasının kim olduğu ise halen bilinmemektedir. Sadece ortada dönen “iddia”lar var o kadar.
    Hayat tuhaf di mi?
    Hitler ailesinin esas soyadı Schicklgruber’dir. Baba Aloys Schicklgruber 39 yaşındayken, hiçbir mahkeme kararı veya bürokratik işleme gerek kalmadan, soyadını durduk yerde Hitler olarak değiştirmiştir. Ve bu sayede Adolf Schicklgruber olarak doğacak çocuk, Adolf Hitler olarak doğmuştur.
    1930’lu yıllara kadar Hitler’in geçmişini araştırmayı bırak, fotoğrafını çekmek bile yasaktı.
    Şimdi bu bilgiler doğrultusunda Hitler’in dedesi aha şudur diyemeyiz, fakat Hitler’in çok ilginç kişilerle akrabalığı olduğu ortaya çıkarsa şaşırmayın. “William Patrick Hitler” bizim Adolf Hitler’in yeğenidir, ve vakti zamanında Hitler’i şantaj edecek bilgisi vardı bu şahsın. Onun iddialarına göre Hitler’in dedesi bir yahudiydi. Ardından Adolf Hitler, bu şantajcı yeğenini yanına çağırır, cebine biraz para sıkıştırır ve sesi fazla çıkarsa başına bir şeyler gelebileceği uyarısında bulunur.
    Sonuç ise şu: Hitler asla hasbelkader dünya tarihinde sivrilmedi. Hitler rastgele bir adam değildi. Özenle seçildi, yetiştirildi ve yükseltildi.

Bir cevap yazın