Osmanlı zamanında da ezan Türkçe okunmuştu

 
44
Din istismarcılarının, siyasal islamcı ve Atatürk düşmanlarının her zaman ileri sürdüğü tez ”Atatürk devrimlerinin islam karşıtı olduğu” ve Cumhuriyetin ”dinsizlik rejimi” olduğudur. Hatta bu konuda o kadar iler gidiyorlar ki İngilizlerin bizi dinden uzaklaştırmak için Cumhuriyeti kurdurduğu, aslında kurtuluş savaşının hiç olmadığını tek amaçlarının islamı yok etmek olduğu iddiasını bile söylüyorlar. Bunun tek nedeni şeriat megalomanlığıdır. Bu hastalıklı ruh hali tüm Atatürk düşmanı şeriatçı kesimde vardır. Onlara göre islam o kadar mükemmel bir dindir ki müslüman olmayan herkes islamı kıskanır tehlikeli görür yok etmek ister. Sanırsın ki dünyanın en güçlü ülkeleri müslüman ülkeler ve bu gücün temelinde islam  var bu yüzden tüm dünya islamı elimizden alıp bizi güçsüz bırakmak istiyor.  Ne kadar mantıklı bilimsel bir tarih tezi değil mi?
Atatürk düşmanı tayfanın istismar ettiği konulardan birisi de Türkçe ezan konusudur. Yobaz tezine göre Atatürk din düşmanı olduğu için ezanı Türkçeye çevirmiştir.  Bazen daha da abartıp şöyle bir iddia ortaya atıyorlar. Atatürk ezanı Türkçeye çevirirken ”felah” kelimesine dokunmamış. Bilin bakalım neden? Efendim felahın anlamı kurtuluş demekmiş eğer ”haydi kurtuluşa” diye okunursa insanlar kurtuluşu namazda görüp camiye gidermiş. Atatürk bunu istemediği için ”felah” kelimesine dokunmamış. Şaka sanıyorsunuz değil mi? Şaka gibi ama gerçek. İnanmıyor musunuz? Buyrun izleyin o zaman
http://www.youtube.com/watch?v=X58DP2YpGi4
Ne kadar güzel bir video değil mi? Gizemli bir hava katmak için gerilimli bir müzik.  Neden çevrilmemiş biliyor musunuz? diye bir soru ve müthiş final. Bunu izleyince hemen aydınlandınız değil mi? Meğer bizi nasıl uyutmuşlar 🙂
Bu saçmalıkları bir kenara bırakıp konuya dönelim. Öncelikle ezan ne demektir sorusundan başlayalım. Ezan duyuru demektir. Hz. Muhammed zamanında müslümanları namaza çağırmak için nasıl bir çağrı yapılması konusu düşünülmüştür. Önce boruyla çağırmayı teklif edenler olmuş reddedilmiş sonra hristiyanlar gibi çan sesiyle çağrılmasını teklif edenler olmuş reddedilmiş ve sonunda Hz Muhammed,  Hz. Ömer ve Abdullah bin Zeyd’in görüşünü kabul edip  insan sesi üzerinde karar kılmıştır. İlk ezanı ise Etiyopyalı Bilal Habeşi okumuştur. İlk ezanı Bilal’in okuması manidardır. Yıllardır köle olarak satılan bir siyahi  müslümanları namaza çağırmıştır.
Görüldüğü gibi Ezanın ortaya çıkışı tamamen ”ihtiyaç”tır. Herhangi bir ayet ya da ibadet değildir. Müslümanları namaza çağırmak için Hz. Muhammed’in çevresiyle görüşüp karar verdiği bir meseledir. O günün koşullarında bulunan bir çözümdür. Ezan konusuna bu açıdan bakmazsak hiçbir zaman doğru bir tartışma yapamayız. Ezanın bir ibadet olmadığını, bir çağrı olduğunu ve tamamen dünyevi bir metin olduğunu unutmamak gerekir.
Ezanın tarihçesini ve dini değerini kısaca anlattıktan sonra şu soruyu sormak istiyorum. Ezan ilk kez Cumhuriyet zamanında mı Türkçe okunmuştur?  Cumhuriyetten önce Ezanın türkçeleştirilmesi düşünülmemiş midir? Türkçe Ezanı ilk kez Atatürk mü düşünmüştür?  Şunu bilmeliyiz ki Cumhuriyet zamanında yapılan devrimlerin kökleri Osmanlıya dayanır. Hiçbir devrim bir kaç yılda bir anda ya da bir günde yapılmamıştır. Tüm devrimler 100 yıllık meselelerin bir sonucudur. Cumhuriyetin başarısı Osmanlı zamanında düşünülen tartışılan devrimleri hayata geçirme cesareti ve başarısı göstermesidir. Atatürk bu devrimleri gökten vahiy inmiş gibi gerçekleştirmedi. Kendisi de Osmanlı’nın son dönem kuşağının bir bireyiydi ve döneminin tartışmalarına herkes gibi kafa yordu düşündü. Cumhuriyet zamanında da bunları gerçekleştirdi. Atatürk devrimlerini konuşurken bunu unutmamalıyız. Yok efendim bir gecede cahil bırakıldık gibi palavralar artık çok güdük kalıyor. İnsanlar yavaş yavaş gerçekleri öğreniyor.
İlk Türkçe ezan tartışmaları 19. yüzyılda tanzimat sonrası yapılmıştır. Tanzimat döneminin Osmanlı aydını her konuda olduğu gibi ezan konusunda da kafa yormuş ve ezanın Türkçeleştirilmesi konusunu tartışmıştır. Bu tartışmanın önemli isimlerinden biri batılılaşma öncülerinden Ali Suavidir.
II. Abdülhamit tarafından Galatasaray Mektebi Sutanisi Müdür­lüğüne getirilen Ali Suavi bu dönemde Beyazıt ve Ayasofya camilerinin kürsülerinden halka halkın diliyle onların anlayacağı şekilde hutbeler okumuştur. Ali Suavi her zaman Türkçenin özgürleştirilmesini savunmuştur.yayımlamakta olduğu “Ulûm” gazetesinde (2 ve 3 ncü sayılarında) “Lisan ve hatt-ı Turkî” adlı etüdünde, Müslümanlara göre en mükemmel dil sayılan Arapçayı eleştirmiştir .Ali Suavi’ye göre:
Hutbede Türkçe zaruret, Namazda Türkçe cevazdır (uygundur) (Lisan-ı Hattı Türki, Ulum sayı:3 22 Cemaziyelevvel 1286   s.129)
Dil konusunda  hutbelerin, namaz surelerinin Türkçeleştirilmesi gerektiğini hatta Türkçe namaz bile kılınabileceğini savunmuştur.  Bu konuda İmamı Azam Ebu Hanife’nin her milletin kuranı kendi diline tercüme ederek ibadet edebileceği fetvasını delil olarak göstermiştir.
Bir şeriat devleti olduğu söylenen Osmanlı zamanında ezanın, hutbenin hatta namazın bile Türkçeleştirilmesi gerektiğini savunulmuş, tartışılmış, düşünülmüştür.  Ezanın Türkçeleştirilmesi sadece düşüncede kalmamış uygulamaya da konulmuştur. Yanlış duymadınız. İlk Türkçe ezan Osmanlı zamanında okunmuştur. 1885 yılında İstanbul’u ziyaret eden Macar edebiyatçı  İgnaz Kunoş 1926 yılında İstanbul Üniversitesinde verdiği konferansta ilk Türkçe ezanın Osmanlı zamanında okunduğunu şu şekilde ifade etmiştir:
“Gel Şehzadebaşı’ndakı sakin kahveler. Direklerarasındaki kıraathaneler… Biri söylerse öbürü dinler. Akşam da oldu ikindi, mumlar şamdanlara dikildi. Şerefeye çıkmış müezzinler, Kıble tarafına dönüp ellerini yüzlerine örtüp ince ince ezan okumaya başladılar: Yoktur tapacak, Çalabdır ancak.” ( Başgöz, İlhan (1998). “Türkçe ezan”, Türkiye’de Laikliğin Sosyal ve Kültürel Kökleri (Türkçe dilinde), s. 45, Bilanço Yayıncılık. ISBN 9789751028143)
Ali Suavi’den sonra Türkçe ezan tartışmaları II nci Meşrutiyetle ortaya çıkan “Türk­çülük” akımıyla da desteklendi. Devrin yazarları Türkçe’nin özleş­tirilmesinin gerekliliği ve önemini ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı.  Bu yazarlardan birisi de Ziya Gökalptir. Halkın ezanı ve kuranı anlayamadığını ve dinin Türkçeleştirilmesini savunuyordu. Bu görüşüne ”dini Türkçülük” adı verdi. Vatan şiirinde ezanın Türkçeleşmesi gerektiğini  şöyle dile getirmiştir:
“Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.
Köylü anlar manasını namazdaki duanın
Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda’nın
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın.”(Yeni Hayat – Ziya Gökalp İstanbul 1941 s. 9)
Türkçe ezan tartışmaları II. Meşrutiyetten sonra da devam etmiştir. İttihatçıların mollalığını yapan Mehmed Ubeydullah Efendi, Talat Paşa’dan  Türkçe namaz kıldırmak için izin istemiş fakat Talat paşa halkın henüz buna hazır olmadığını söyleyip reddetmiştir. Yine de bu dönemde boş durulmamış kuran önce dergilerde daha sonra da kitap olarak Türkçe basılmıştır.
Ezanın ve dinin Türkçeleşmesini ve kuranın anlayarak okunmasını, önemli olanın kuranın manasını anlamak olduğunu savunanlardan biri de İstiklal marşının şairi Mehmet Akiftir. Yobaz kesimin zaman zaman istismar ettiği ve sözde Atatürk düşmanı gibi göstermeye çalıştığı Mehmet Akif gerçekte bir aydın Müslüman ve vatanseverdir. Mehmet Akif kuranın manasını anlamanın önemli olduğunu bir şiirinde şu şekilde ifade etmiştir
Çünkü biz bilmiyoruz dini.Evet, bilseydik,
Çare yok, gösteremezdik bu kadar sersemlik.  
“Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlali  
Boylayan bir sürü milletlerin olsun hali,  
İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!   
Yoksa, bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?
 Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kuran’ın:  
Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın  
Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına;  
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.  
İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,  
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için. ( Mehmet Akif Ersoy Safahat,s. 153) 
Sonuç olarak kısaca söylemek gerekirse Ezan Hz. Muhammed zamanında Müslümanlara çağırmak için ihtiyaçtan ortaya çıkan bir metindir. Hiçbir ruhani ve ilahi özelliği yoktur. Bir ibadet değil sadece çağrıdır. Osmanlı zamanında da ezanın ve dinin Türkçeleşmesi tartışılmış, Ali Suavi gibi aydınlar camilerde Türkçe hutbe okumuş, 1885 yılında Şehzadebaşında Türkçe ezan okunmuş, Ziya Gökalp ve Mehmet Akif gibi aydınlar kuranın manasının önemine vurgu yapmış, Meşrutiyet sonrası Türkçe namaza bile teşebbüs edilmiş fakat halkın hazır olmdığı düşünülerek vazgeçilmiş fakat kuranın Türkçesi yayınlanmıştır.
Ezanın Türkçeleşmesi de diğer devrimler gibi Osmanlı zamanında tartışılmış, deneme yapılmış fakat başarılamamıştır. Cumhuriyetin farkı Osmanlı zamanında gerçekleştirilemeyen devrimleri gerçekleştirmiş olmasıdır. Atatürk düşmanları size söylüyorum. Cumhuriyet devrimleri için ‘’dinsizlik’’ Atatürk’e ‘’din düşmanı’’ demeden önce geçmişe, torunu olmakla övündüğünüz Osmanlıya bakın. Eğer sövecekseniz önce Osmanlıya sövün. Bu devrimler dinsizlik ise 600 yıl şeriatla yönetildiğini iddia ettiğiniz Osmanlı da mı dinsizdi yoksa evliya dediğiniz halife ünvanı taşıyan padişahlar mı din düşmanıydı?
TIBBIYELİ HİKMET
 

Osmanlı zamanında da ezan Türkçe okunmuştu” için 6 yorum

    • Temmuz 18, 2015 tarihinde, saat 11:57 am
      Permalink

      değerli çok zeki arkadaşım, insanların Osmanlıca demekten hoşnut kaldığı fakat aslen Osmanlı Türkçesi dilinde okumuş olamazlar mı?

    • Şubat 23, 2016 tarihinde, saat 12:33 pm
      Permalink

      Hahahah. Sen ne ictin…Sadece Osmanli zamaninda degil Turkce 7000 yildir var. Osmanli sadece harfleri araplardan aldi. Dil turkceydi yazim arap harfleriyle. Cahil seniii.

  • Ağustos 25, 2015 tarihinde, saat 7:28 pm
    Permalink

    Kendime soruyorumda hep: Osmanli diye bir irk var mi idi? Osmanlilar yani Osman ve Orhan beyin asli nedir acaba? Türk boylarindan degiler mi? Neden sasarlar ki asli TÜRK olan bir ailenin Türkce konusmasina? Sonradan Arap kültürüne o kadar hasret ile tutusup yanan ve kendi soylarini unutmus olanlar sadece “Osmanlica” diye bir dilin olduguna inaniyorlar! Acaba………

  • Şubat 13, 2016 tarihinde, saat 7:36 am
    Permalink

    HELAL OLSUN.super yazı.cok güzel bi yazı.allah razı olsun.bu milet atatürkü her zaman sevecek.bu yobazlar bu sevgiyi bitiremez.

  • Şubat 13, 2016 tarihinde, saat 9:56 am
    Permalink

    Ey cahil ilmin ve ibadetin en hayırlısını kendi anadilinle yaptığındır şayet öyle olmasaydı duayı neden arapça olarak yapıyorsun…

Bir cevap yazın